Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2023/6171 E., 2025/3160 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6171 E., 2025/3160 K. (21.04.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6171
Karar No
2025/3160
Karar Tarihi
21.04.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2023/6171 E. , 2025/3160 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/80 E., 2023/158 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş olup, kararın davacı vekili ve davalılar Hazine ve Orman İdaresi tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 174 ada 477 sayılı 12.582.206,78 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın 22.02.2001 tarihinde senetsizden orman olarak Hazine adına tescili edildiği, kadastro tespitinin 20.06.2001 ila 19.07.2001 tarihleri arasında ilan edilerek 20.07.2001 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı vekili (... Sulh Hukuk Mahkemesine sunduğu) dava dilekçesinde, ... ilçesi ... beldesinde (...) mevkinde bulunup atadan, dededen kalma ekip biçtikleri taşınmazlarının kadastro çalışmaları sırasında haksız ve dayanaksız olarak Orman İdaresi adına 174 ada 477 parsel no ile tespit gördüğünü, taşınmazın hiçbir şekil ve şartta orman arazisiyle bir irtibatı olmayıp tarım veya kültür arazisi vasfında olduğunu, taşınmazın ormanla fiili bir bağlantısı olmadığı gibi sınırlarında da şahıslara ait tarım arazileri mevcut olmadığını, hudutlarının .. Çalışkan, dere, kıran ile çevrili olduğunu, yine ... beldesi, Çakmaklı (yoldan altı anerda mevkinde bulunup) hudutları:, yol, batısı, bayır, K. bayır, G, .. ile çevrili yine, D: yol, B: bayır, K: .., G: ... ile çevrili bu yerdeki 2 parça özel İdare kayıtlarına göre 1. 1658, 2. ise 1659 kayıt nolu taşınmazın babaları .. tarafından satın alınarak kendilerine intikal ettiğini ancak anerde mevkindeki iki parça taşınmaz kadastro tespiti çalışmaları sırasında 174 ada 477 parsel no ile orman sınırları içine dahil edildiğini, oysa bu yerle ormanın en ufak bir ilgi ve alakası olmadığını, burasının sınırlarından da anlaşılacağı üzere tarım alanı içinde bir yer olup tarım ve kültür arazisi olduğunu, kadimden beri buranın tarım arazisi olarak kullanıp ekip biçmekte olduğunu, taşınmazın içinden geçen kamyon yolunun müvekkil ...'a tapulu olan 242 ada 152 parsel nolu taşınmazı ayırmakta olduğunu, aslında yolun diğer tarafında kalıp orman adına tespit gören taşınmazın .. adına tespit gören taşınmazın devamı olduğunu her iki parseli aradan geçen yolun ayırdığını, bu taşınmazların orman vasfında olmadıklarını, bu taşınmazları müvekkillerin babasının .. adlı komşularından satın aldığını, bunun gibi ... beldesi, Fındıklı mevkinde 2 parça taşınmazdan birinin baba .. .. intikal ettiğini, müvekkile ait dava konusu taşınmazların haksız ve mesnetsiz olarak Orman İdaresi adına 174 ada 477 parsel no ile yapılan tespitin iptaliyle taşınmazların davacı adına tescilini istemiş, davalı ... İdaresi davanın reddini savunmuştur. Dava, orman olmadığı iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. ... Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 28.10.2014 tarihli ve 2011/144 Esas, 2014/148 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 1 nolu alan olan ... ilçesi ... beldesi, .. mevkinde tapuya 174 ada 474 parsel içerisinde kayıtlı 5.510,61 metrekarelik taşınmazın orman alanı sınırları dışında kaldığından, bu taşınmazın davacının talebi gibi tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline, davacının diğer taleplerinde belirttiği taşınmazların ise orman sayılan yerlerden olması nedeniyle davacının bu taleplerinin reddine karar verilmiş, kararın davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince, husumetin Hazineye de yaygınlaştırılarak davada yer almasının sağlanması, delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi için kararın bozulmasına karar verilmiştir. ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 30.03.2017 tarihli ve 2016/73 Esas, 2017/39 Karar sayılı kararıyla usul ve kanuna uygun görülen bozma ilamına uyulmasına karar verilmesi sonrasında, dava tarihi itibarıyla dava konusu taşınmazların değerinin görev sınırının üzerinde olduğu gerekçesiyle, Mahkemelerinin görevsizliğine dosyanın görevli ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmekle, yargılamaya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/80 Esas sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacının 174 ada 477 parsel sayılı taşınmazın keşifte gösterdiği kısımlarına ilişkin olarak dinlenen mahalli bilirkişilerin dava konusu taşınmazları davacının uzun yıllardır kullanıldığını beyan ettikleri, ziraat bilirkişi raporunda tarımsal faaliyet yapıldığının, orman bilirkişisi raporunda dava konusu kısımların orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiğinin anlaşıldığından fen bilirkişi raporu ekindeki krokide (C) harfi ile gösterilen 3.731,67 metrekare ve (D) harfi ile gösterilen 2.466,80 metrekarelik kısımlarına ilişkin davanın kabulü gerektiği, fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A), (B), (E) harfleri ile gösterilen kısımlar yönünden harçlandırılarak usulüne uygun açılmış dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, ... ili ... ilçesi ... köyü, 174 ada 477 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi raporunda ve ekindeki krokide (C) harfi ile gösterilen 3.731,67 metrekare ve (D) harfi ile gösterilen 2.466,80 metrekarelik kısımlarının tapu kaydının iptali ile iptal edilen kısımların aynı ada yeni parsel verilmek suretiyle tarla vasfı ile davacı adına tesciline, fen bilirkişisi raporuna ekli krokide (A), (B), (E) harfleri ile gösterilen kısımlar yönünden davacı tarafından harçlandırılarak usulüne uygun açılmış dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar davacı vekili, davalı ... İdaresi ve dahili davalı Hazine vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyiz istemlerinin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri de tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla; davanın tarafları yararına usuli kazanılmış hak oluşacağı gibi, Mahkemeye de bozma ilamı doğrultusunda işlem yapma zorunluluğu doğar. Hemen belirtmek gerekir ki; usuli kazanılmış hak kavramı, anlam itibarıyla bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Usuli müktesep hak müessesesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (6100 sayılı Kanun) düzenlenmiş olmamakla beraber davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar; 04.02.1959 tarihli ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararları) usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli ve 2006/4-519 Esas, 2006/527 Karar sayılı, 03.12.2008 tarihli ve 2008/10-730 Esas, 2008/732 Karar sayılı kararları) Bazı konuların bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmesi durumunda da usuli kazanılmış hak doğmuş olur. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Yani kesinleşmiş bu kısımlar o kısımlar lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak teşkil eder. Somut olayda; ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 28.10.2014 tarihli ve 2011/144 Esas, 2014/148 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 1 nolu alan olan ... ilçesi ... beldesi, Uzunçayır mevkinde tapuya 174 ada 474 parsel içerisinde kayıtlı 5.510,61 metrekarelik taşınmazın orman alanı sınırları dışında kaldığından, bu taşınmazın davacının talebi gibi tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline, davacının diğer taleplerinde belirttiği taşınmazların ise orman sayılan yerlerden olması nedeniyle davacının bu taleplerinin reddine karar verilmiş, bu karar davalı ... İdaresi tarafından temyiz edilmişse de, davacı ... tarafından temyiz edilmemiştir. Davalı ... İdaresi vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesince, husumetin Hazineye de yaygınlaştırılarak davada yer almasının sağlanması, delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi için kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, ... ili ... ilçesi ... köyü, 174 ada 477 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi raporunda ve ekindeki krokide (C) harfi ile gösterilen 3.731,67 metrekare ve (D) harfi ile gösterilen 2.466,80 metrekarelik kısımlarının tapu kaydının iptali ile iptal edilen kısımların aynı ada yeni parsel verilmek suretiyle tarla vasfı ile davacı adına tesciline, fen bilirkişisi raporuna ekli krokide (A), (B), (E) harfleri ile gösterilen kısımlar yönünden davacı tarafından harçlandırılarak usulüne uygun açılmış dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, bu karar bu defa davacı vekili ve davalılar Hazine ile Orman İdaresi vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Yukarıda da açıkladığı üzere davacı ..., 28.10.2014 tarihli kararı temyiz etmemiş olup, davalı ... İdaresi lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan, davacıya verilecek yer ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ilk kararına esas aldığı ve davacıya verdiği 26.07.2014 tarihli raporda (A) harfi ile gösterilen 5.510,61 metrekareyi geçemez. Mahkeceme, Orman İdaresi lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek, temyiz incelemesi yapılan ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.05.2023 tarihli kararında davacıya verilen ... ili ... ilçesi ... köyü, 174 ada 477 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin 13.09.2019 tarihli raporunda ve ekindeki krokide (C) harfi ile gösterilen 3.731,67 metrekare ve (D) harfi ile gösterilen 2.466,80 metrekarelik kısımlarının ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 28.10.2014 tarihli kararında verilen 26.07.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 5510,61 metrekarelik kısımlar ile çakıştırılması için fen bilirkişisinden yeniden rapor alınarak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddelerindeki şartlar oluşmuş ise, tespit edilecek duruma göre karar verilmesi için İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı