Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2023/6010 E., 2025/5944 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6010 E., 2025/5944 K. (24.09.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6010
Karar No
2025/5944
Karar Tarihi
24.09.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2023/6010 E. , 2025/5944 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/8 E., 2021/2 K. KARAR : Asıl ve karşı davaların kısmen kabulüne kısmen reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı bozma sonrası yapılan yargılama sonunda asıl ve karşı davaların ayrı ayrı kısmen kabulüne kısmen reddine dair karar hakkında davacı Hazine vekili ve davalı-karşı davacılar vekili tarafından yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; asıl davanın ve karşı davaların ayrı ayrı kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili ve davalı-karşı davacıların bir kısım mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 2008 yılında yapılan kadastro sırasında, 1 02... parsel sayılı 13.888,01 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... ve müşterekleri adına; Karadoruk köyü çalışma alanında bulunan 1 18... ve 1 19... parsel sayılı sırasıyla 13.197.86 m² ve 20.818.50 m² yüzölçümündeki taşınmazlar aynı nedenle ... adına; 1 21... , 21, 23... parsel sayılı sırasıyla 26.992.78 m², 27.083.07 m², 17.721.51 m² ve 17.410.01 m² yüzölçümündeki taşınmazlar aynı nedenle ... adına; 1 18... , 19, 20, 21, 23, 29... parsel sayılı sırasıyla 25832,33 m², 26514.42 m², 26.443.57 m², 26326.82 m², 26541.12 m², 24781.01 m² ve 18936.14 m² yüzölçümündeki taşınmazlar aynı nedenle ... adına; ... köyü 1 02... parsel sayılı taşınmaz ile Karadoruk köyü 1 17... , 1 18... , 14, 1 19... ve 1 21... parsel sayılı sırasıyla, 13339.89 m², 19225.58 m², 11225.49 m², 36457.25 m², 16877.11 m² ve 22829.74 m² yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydı nedeniyle ... ve müşterekleri adına; 1 12... , 1 16... , 1 17... , 6, 9, 13, 1 18... , 15, 17, 18, 25, 30, 34, 1 19... , 1 21... ve 25 parsel sayılı sırasıyla 14779.02 m², 63320.43 m², 22172.94 m², 19050.51 m², 23840.77 m², 11178.50 m², 20175.29 m², 26320.85 m², 25611.71 m², 25476.71 m², 20870.74 m², 21074.84 m², 13095.32 m², 16579.82 m², 24307.39 m² ve 13852.20 m² yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olduklarından bahisle malikhaneleri boş olarak tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesinde ayrı ayrı açılan (1994/177 Esas sayılı, 1994/176 Esas sayılı, 1994/175 Esas sayılı dosyalar) dava dilekçelerinde; mevki ve hudutlarını bildirdiği dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla elatmanın önlenmesi ve tescil talebinde bulunmuş, yargılama devam ederken taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle birleştirilen dava dosyaları görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Davacı Hazine vekili tarafından, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde davalılar aleyhine açılan olduğu 2000/60 Esas sayılı dava dosyasında dava dilekçesi ile; ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1996/19 Esas sayılı dava dosyasında (davalıların murisi olan) İsmail Kayapınar tarafından açılan tescil davası yargılaması sonucu tescil talebi reddedilen taşınmazlar bulunduğunu belirterek, reddedilen taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. ..., ..., ... ve ... karşı dava dilekçelerinde mevki ve hudutlarını bildirdikleri taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenine dayanarak, adlarına tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl ve karşı davalar; taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle görevsizlik kararı ile kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. İlk Derece Mahkemesince yukarıda açıklanan dava dosyaları birleştirilmek suretiyle yapılan yargılama sonunda asıl ve karşı davaların kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş; hükmün davacı Hazine vekili ve davacı-karşı davalı ... ve müşterekleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2012/8842 Esas ve 2012/2646 Karar sayılı ilamıyla "...Mahkemece, davaya konu olan bir kısım parsellerin davalıların murisi... tarafından açılan tescil davası sonucu mirasçıları adına oluşan tapu kaydının, bir kısım parsellerin ise bu taşınmazlar hakkındaki tescil davasının reddedilmesi nedeni ile Hazine lehine kesin hüküm oluşturan ilam kapsamında kaldığı, bir kısım taşınmazlar bakımından lehine tescil kararı verilen şahıslar yararına Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde düzenlenen zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği kanaati ile hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma hüküm vermeye elverişli değildir. Davacı..., ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1962/170 Esas sayılı dosyasında 07.09.1962 havale tarihli dilekçesi ile Hazine'yi ve Karadoruk Köyü Tüzel Kişiliğini hasım göstererek tescil davası açmış, yargılama sonunda verilen karar Yargıtay tarafından bozularak dosya 1996/19 Esas numarasını almış, yargılama sırasında davacının ölmesi üzerine mirasçıları tarafından davaya devam edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yer alan miktarla sınırlı olarak dava kabul edilmiş ve çekişmeli taşınmazların kabul edilen kısımlarının davacı... mirasçıları adına iştiraken tesciline dair verilen hüküm temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Temyize konu dosyada ise davacı Hazine vekili çekişmeli taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiası ve ayrıca ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1996/19 Esas sayılı dava dosyasının davacısı ve davalıların murisi olan...'ın davasıyla aynı dosyada reddedilen taşınmazların Hazine adına tescili talebiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde ayrı ayrı açtığı davalar Kadastro Mahkemesi'ne devredilmiştir. İlk Derece Mahkemesince davaların birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan yargılama hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır. Şöyle ki; ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1996/19 Esas sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonucu oluşan tescil ilamında davacı İsmail Karapınar, temyize konu dosyada taraf olan ..., ..., ... ve ...'ın miras bırakanı olup, tescil davasında davacının ölümü nedeni ile mirasçı olmaları sebebiyle ..., ..., ... ve ... ile Lütfıye Moroğlu ve ... adına iştirak halinde tescile karar verilmiş, reddedilen bölümler yönünden de tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ilam ile adı geçen kişiler aleyhlerine kesin hüküm oluşmuştur. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince keşif sırasında, yukarıda sözü edilen tescil ilamına ilişkin tescil haritaları ile tescil talebi reddedilen bölümlere ait haritalar tek tek uygulatılmak suretiyle hangi haritanın hangi parseli kapsadığının fen bilirkişisine tanzim ettirilecek raporda tescil haritaları ile kadastro haritaları çakıştırılmak suretiyle belirlenip, kesin hükme ilişkin değerlendirmenin bu araştırmanın sonucuna göre yapılması gerekirken yetersiz araştırma ve uygulama ile hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de çekişmeli 1 18... parselin, fen bilirkişisi raporunda (14/A) harfi ile gösterilen kısmın ifrazından sonra kalan 22750 metrekarelik kısmı ile 1 18... parsel sayılı taşınmazda fen bilirkişisi raporunda (31/A) harfi ile gösterilen kısmın malikinin ... olduğunun tespiti ile Hazine adına tesciline karar verilmek sureti ile çelişkili hüküm kurulması da isabetsiz..." olduğuna işaret edilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, asıl ve karşı davaların kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili ve davalı-karşı davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerinde Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 2012/8842 Esas ve 2012/2646 Karar sayılı ilamıyla "Bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Ne var ki, İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulduğu halde, önceki bozma ilamına konu kararda verilen "'1 18... parselin, fen bilirkişisi raporunda (14/A) harfi ile gösterilen kısmın ifrazından sonra kalan 22750 m²'lik kısmı ile 1 18... parsel sayılı taşınmazda fen bilirkişisi raporunda (31/A) harfi ile gösterilen kısmın malikinin ... olduğunun tespiti ile Hazine adına tesciline" şeklindeki hüküm, temyiz incelemesine konu (bozma sonrası verilen) bu kararda da aynı şekilde verilmiştir. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince, kararın gerekçe bölümünde, söz konusu çelişki, ''Kısa kararımızda her ne kadar 1 18... parselin fen bilirkişisi raporunda (14/A) ile gösterilen kısmın ifrazından sonra kalan 22750 m²'lik kısmı ile 1 18... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi raporunda (31/A) harfi ile gösterilen kısmın malikinin ... olduğunun tespiti ile Hazine adına tesciline karar verilmişse de bu maddi hatadan gerekçeli kararımızda dönülmüş ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur.'' denilmek suretiyle düzeltilmeye çalışılmış ise de, bu kez de böylelikle kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratıldığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 298/2. maddesi gereğince, kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunlu olup, kararların farklı ve çelişkili olmasının Mahkemelere olan güven ilkesini zedeleyeceği kuşkusuzdur. Bu durum 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi bozma nedenidir..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; asıl ve karşı davaların kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ile davalı-karşı davacı ... mirasçısı ... ve davalı-karşı davacı ... mirasçısı ..., davalı-karşı davacı ... mirasçısı ..., davalı-karşı davacı ... mirasçısı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bir davada taraf teşkilinin sağlanması, dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden işin esasına girilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Kamu düzenine ilişkin bu hususun, yargılamanın her safhasında İlk Derece Mahkemesince re'sen dikkate alınması gerekir. Somut olayda, nüfus kayıtlarından yargılama devam ederken davalı-karşı davacılardan ...'ın 16.05.2021, ...'ın 04.04.2021, ...'ın 18.07.2016 tarihinde vefat ettikleri anlaşılmaktadır. Karşı davacılar kendilerini vekille temsil ettirmiş iseler de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 513/1. maddesi uyarınca ölümle birlikte vekalet ilişkisi kendiliğinden sona erer. İlk Derece Mahkemesince yargılama sırasında vefat eden ..., ... ve ...'ın mirasçılarının davaya dahil edilmediği anlaşılmıştır. Bu haliyle davada taraf teşkilinin tamamlandığından söz edilemez. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, yargılama sırasında vefat ettiği anlaşılan karşı davacılara ait veraset belgesi çıkartılarak, tüm mirasçılarının yöntemine uygun şekilde davada taraf olarak yer almaları sağlanmalıdır. Kabule göre de; somut olayda bozmanın konusunu Hazine ile karşı davacıların murisi... arasında (vefatıyla iş bu davanın karşı davacıları davaya dahil edilerek) görülen ... Asliye Hukuk Mahkemesi 1996/19 Esas sayılı dava dosyası oluşturmaktadır. Mahkemeden tescil dosyasında tescil krokisi dışında kalıp iş bu temyize konu davanın konusunu oluşturan taşınmazları belirlemesi gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, 1996/19 Esas sayılı tescil dosyasında karşı davacılar lehine iştiraken tescile karar verilen taşınmazlar yönünden (tescil krokisi dışında kaldığı tespit edilen kısımlar hariç) işbu temyize konu dava dosyasında Hazine yahut karşı davacılar tarafından açılmış bir dava bulunmazken kesin hükmüde ortadan kaldıracak şekilde farklı kişiler lehine tescile dair hüküm tesis edilmesi usul ve kanuna aykırı olmuştur. 1996/19 Esas sayılı dosyada iştiraken tescile karar verilip kesinleşen taşınmazlar hakkında (tescil krokisi dışında kaldığı tespit edilen kısımlar hariç) ikinci kez hüküm kurulmamalıdır. Ayrıca bozma ilamında belirtilmesine rağmen fen bilirkişisinden tescil haritaları ile kadastro haritaları Yargıtay denetime elverişli şekilde çakıştırılıp bilimsel verilere dayalı rapor aldırılmaksızın 06.06.2016 tarihli fen bilirkişisi tarafından tanzim edilen çelişkili ve infaz kabiliyeti bulunmayan raporun hükme esas alınması da hatalı olmuştur. Bununla birlikte dava ve karşı dava konusunu oluşturan (1996/19 Esas sayılı dosyada tescil krokisi dışında kalan ve diğer) taşınmazlar yönünden ise ilgili ve yeterli bir gerekçe açıklanmaksızın hüküm yerinde "Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde davacı şahıslar adına kabulüne karar verilen yerler yönünden, malik araştırması yapılmış olup bu yerlerin yukarıda da değinildiği üzere evveliyatında muris...'a aitken miras taksim ve zilyetlikle davacılar tarafından kullanıldığı ve dava tarihine kadar zilyetleri yönünden K.K. 14. maddesindeki şartlar gerçekleştiğinden zilyetleri adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Reddedilen yerler ise K.K. maddesindeki 14. şartlarını gerçekleştirmediğinden Hazine adına tesciline" şeklinde karar verilmekle yetinilmiştir. Karar yerinde karşı davacılar lehine koşulların nasıl sağlandığı yahut aleyhlerine hangi koşulların hangi nedenle oluşmadığı hususunda ilgili ve yeterli bir gerekçe bulunmadığı anlaşılmaktadır. Gerekçe, kararın denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür. Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve maddi olaya uygun açıklamasıdır. Gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde; geçerli, yasal ve yeterli olması gerekir. İlk Derece Mahkemesince gerçekleştirilen araştırma ve incelemeler neticesinde tespit edilen hususların hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerini temin edecek ve keyfî uygulamaların önüne geçecek şekilde somut olayın özelliği dikkate alınarak gerekçeli kararda ortaya konulması gerekmektedir. Bu kapsamda sadece şeklî anlamda bir gerekçenin varlığı yeterli olmayıp aynı zamanda kararda yer alan gerekçenin ilgili ve yeterli olması şartı aranmaktadır. İlgili ve yeterli gerekçeden anlaşılması gereken ise Mahkemelerin dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varmada kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini ortaya koymasıdır. İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş, öncelikle yukarıda açıklandığı üzere taraf teşkilini sağlamaktır. Taraf teşkili sağlandıktan, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde deliller toplandıktan sonra niza konusu taşınmazlar başında daha önce işbu dosyada görev almamış üçlü fen ve ziraatçi bilirkişi heyetiyle birlikte keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazlar hakkında 1996/19 Esas sayılı tescil ilamına ilişkin tescil haritaları ile tescil talebi reddedilen bölümlere ait haritalar tek tek uygulatılmak suretiyle hangi haritanın hangi parseli kapsadığının tanzim ettirilecek raporda tescil haritaları ile kadastro haritaları çakıştırılmak suretiyle belirlenip denetime elverişli rapor aldırılmalı ve oluşacak sonuç dairesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297. maddesi düzenlemesine uygun şekilde gerekçe içerir hüküm tesis edilmelidir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! cf737e38f8f989ef 6c0a3a53a6067968

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı