8. Hukuk Dairesi 2023/5898 E. , 2025/5947 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/831 E., 2022/1654 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/5 E., 2020/1 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 2014 yılında yapılan kadastro sırasında, 1 34... , 12, 14, 16, 18, 20, 1 15... , 12, 15, 30... parsel sayılı taşınmazlar, senetsizden irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenlerine dayalı olarak davalılar adına tespit edilmiştir. Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; taşınmazların kök muris ...'den intikalen geldiğini, tüm mirasçılar arasında yapılmış geçerli bir taksimin bulunmadığını ileri sürerek, taşınmazların miras hisseleri oranında tespitlerinin iptali ile davacılar adına tescillerine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Dava, Kadastro Tespitine İtiraz davasıdır. Somut olayda; dava konusu taşınmazların tespitlerinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesine göre davalılar adına yapıldığı anlaşılmıştır. 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanları ile ispat eden zilyeti adına tespit edilir."hükmünü içermektedir. Dava konusu yerlere ilişkin davalıların sunmuş oldukları kayıtlar keşifte mahalli bilirkişilere sorularak uygulanmaya çalışılmış, mahalli bilirkişilerden ...1938 tarihli 643 nolu kayıtın arpalık mevkiinde, 649 sayılı kayıtta belirtilen yerin ise Kabalar mevkiindeki tarlalar ve çevresindeki arazileri kapsadığını belirtmiş olup, bu kayıtta belirtilen kişilerin davalıların murisi olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca bu kayıtların herhangi bir çalışmada revizyon görmedikleri anlaşılmıştır.Yani dava konusu kaydın itiraza kadar herhangi bir revizyon görmediği anlaşılmıştır. Mahallinde yapılan keşifte alınan mahalli bilirkişi ve tespit tutanağı bilirkişileri bu yerlerin uzunca bir süre davalıların zilyetliklerinde bulunduklarını davacıların ise bu yerlerde herhangi bir zilyetliklerinin bulunmadığını, davacıların kim olduklarını, davalılarla akraba olup olmadıklarını bilmediklerini belirtmişlerdir. Eski kayıtların uygulanması için iki şartın beraber bulunması gerekmekte olup bunlardan birincisi ilgili kaydın intikal görmesi, diğer şart ise bu kayda dayanan kişilerin dava konusu yerde zilyetliklerinin bulunması gerektiğidir. Bu şartlar bakımından davalıların dayandığı kayıtlar her ne kadar intikal görmese de davalıların dava konusu taşınmazlarda zilyetliklerinin bulunduğu anlaşılarak bu hususun davalıların bu yerleri insan ömrünü aşan bir kullanıma karine oluşturmaktadır. Ayrıca davacı vekilinin sunmuş olduğu ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014-332 Esas ve 2014-1140 Karar sayılı veraset ilamında; murisi ...'nın 03.10.1946 yılında vefat ettiği anlaşılmıştır. Keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişi ve tutanak bilirkişilerinin beyanlarına göre, dava konusu yerlerin davalıların murisi ...'e ait olduğu ve uzun zaman boyunca kara saban ile tarım yaptığı, onun ölümünden sonra da çocuklarına kaldığı ve onların da dava konusu yerleri ortakçıya vererek kullandıklarını belirtmişlerdir. Dava konusu yerlerin kadastro tespitleri yapılırken, tapu ve vergi kaydının bulunmadığı belirtilmiş ve tespitler 3402 sayılı Kanun'un madde 14' e göre yapılmıştır.3402 sayılı Kanun'un 14. maddeye göre 20 yıla ulaşması gereken zilyetlik aralıksız gerçekleşmelidir. Kesintiye uğramadan başlangıç tarihinden itibaren en az 20 yıl boyunca sürmelidir. Zilyetlik iradi olarak terk edilmemelidir. Davacıların murisi evlendikten sonra bu taşınmazlara uğramadığı ve öldüğü sene de dikkate alınarak bu sürenin yaklaşık 100 yıllık bir dönemi kapsadığı, ayrıca ...'nin yaşadığı dönemde ve ölümünden sonra da mirasçılarının herhangi bir hak talep etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacıların ve murislerinin bu terkinin iradi bir terk olduğu anlaşılmaktadır. Aşağıda belirtilen Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin kararında da belirtildiği üzere uzun süreli terk iradi terk anlamına gelip davacının mülkiyet hakkı oluşmayacağı belirtilmiştir. 8. Hukuk Dairesi Esas No: 2007/1510, Karar No: 2007/1696 somut olayda; yerel bilirkişi ve tanıkların, taşınmazların öncesinin kök miras bırakan ... …'a ait olup, 1940 yılında ölümü ile mirasçılarına kaldığı, ilçe dışında bulunan mirasçıların ortakçılar aracılığıyla kullandıkları, taşlık ve verimsiz olan taşınmazların 1970’li yılların başından itibaren ekilmediği,…….. ziraatçı bilirkişi ...’ın 04.07.2006 tarihli raporunda taşınmazların 20 yıldan fazla zamandan beri tarla olarak kullanılmadığını belirtmesine göre, davacılar lehine mülkiyet hakkının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.'' Ayrıca toplanan deliller, dinlenen bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, dava konusu yerlerin kök murislerin ölümünden itibaren davalılar tarafından kullanıldığı ve davacıların buna herhangi bir itirazda bulunmadığı ve bu durumun mirasçılar arasında 3402 sayılı Kanun'un madde 15 ile koşulları belirtilen bir rızai taksimin var olduğunu göstermektedir. Bu durumda zilyetler adına yapılan tespitlerde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açılan davada, davalılar tarafından yaklaşık 100 yıllık bir kullanım söz konusu olup insan ömrünü aşan kullanım paylaşıma karine teşkil eder...." gerekçesiyle davanın reddine, taşınmazların tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince; " 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355/1 maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesince toplanan deliller, yapılan keşif, teknik bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların kök muris ...'ün mirasçıları olup, davalıların, kök muris ...'in eşi ...'den olan çocukları ve torunları, davacıların ise kök muris ...'in ölümünden sonra eşi ...'nin ikinci eşi olarak evlendiği ...'nın mirasçıları oldukları, dava konusu taşınmazların zilyetliğinin, tarafların kadastro tutanaklarının edinme sebebi bölümünde yazılı olduğu ve davalılardan ...'ün de cevap dilekçesinde kabul ettiği üzere kök muris ...'den mirasçılarına intikal ettiği; dava konusu taşınmazların içerisinde çeşitli cinslerde ağaçlar ile harman yeri, eski ev ve teraslamalar bulunduğu ve her ne kadar ziraat mühendisi bilirkişi tarafından taşınmazlarda yer yer taşlık alanlar olup bu kısımlarda tarımsal faaliyet yapılabilmesi için iş makinası çalıştırılması gerektiği belirtilmişse de davacılar tarafından dava konusu taşınmazların davalılar tarafından kullanılmadığı iddia olunmayıp, yalnızca kendi miras paylarının da bulunduğu iddiasına dayanıldığından, tespit edilen bu hususun sonuç için etkili bulunmadığı, dava konusu parsellerin ortak miras bırakan ...’den kaldığı anlaşıldığına göre miras yoluyla intikal eden elbirliği mülkiyetine dahil taşınmazlarda mirasçılardan birinin taşınmazlar üzerinde sürdürdüğü zilyetlik tüm mirasçılar adına sürdürülmüş sayılacağından, zilyede herhangi bir hak bahşetmeyecek olup, davacılar tarafından dava konusu taşınmazlarda kök muristen gelen miras paylarının bulunduğu ve dolayısıyla taşınmazların taksime konu edilmediği iddia edildiğinden, taksimin yapılmadığının davacı, yapıldığının ise davalı tarafça kanıtlanması gerektiğinden, keşifte dinlenilenler tarafından ise dava konusu taşınmazların taksime konu edilip edilmediği konusunda bilgi verilememiş olmakla birlikte, yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere uzun süreli kullanma (bir insan ömrü kadar) taksime karine teşkil ettiğinden ve kök muris ...'in 1927 yılında yani kadastro tespitinin yapıldığı 2014 yılından 87 yıl önce yapıldığı, davacılar tarafından bir insan ömrü kadar olan bu süre boyunca taşınmazların kendileri tarafından kullanıldığının ispatlanamadığı ve bir insan ömrü kadar olan bu süre boyunca taşınmazların davalılar ve kendi murisleri tarafından kullanıldığı, bu duruma davacı tarafça itiraz edilmediği, bu nedenle uzun yıllar boyunca devam eden bu kullanım durumunun fiili taksimin gerçekleştiğinin kabulünü gerektirdiği ve dolayısıyla davacıların davalarını ispatlayamadığı sonucuna varıldığından, ilk derece mahkemesince bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı ..." gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5898 E., 2025/5947 K. (24.09.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5898
- Karar No
- 2025/5947
- Karar Tarihi
- 24.09.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/6998 E., 2025/5959 K. 24.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6010 E., 2025/5944 K. 24.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6348 E., 2025/5945 K. 24.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5244 E., 2025/5948 K. 24.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6376 E., 2025/5949 K. 24.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/7212 E., 2025/5951 K. 24.09.2025