Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2023/6376 E., 2025/5949 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6376 E., 2025/5949 K. (24.09.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6376
Karar No
2025/5949
Karar Tarihi
24.09.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2023/6376 E. , 2025/5949 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/20 E., 2022/20 K. HÜKÜM : Davanın reddine Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen davanın reddine dair karar hakkında davacı ... mirasçıları vekilince yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairecesince hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 36... , 2, 3 ve 4 parsel sayılı sırasıyla, 128,73. m² 29,98. m² 72,81 m² ve 110,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle sırasıyla; ..., ..., ... ve ... adlarına tespit edilmiştir. Davacı ... tarafından davalılar ... ve ... aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan müdahalenin men'i davası; davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Davacılar ... ve ...; tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, 1 36... , 2, 3 ve 4 parseller hakkında ayrı bir dava açmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davacılar ... ve ...'nun davalarının reddine, 1 36... , 2, 3. ve 4 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün davacı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2015/10579 Esas ve 2018/3759 Karar sayılı ilamıyla "...davacılar ... ve ...'in dayanakları tapu kaydı tesisinden itibaren getirtilip keşifte usulünce uygulanmamış, dayanak tapu kaydının kapsamı ve hukuki değerini koruyup korumadığı belirlenmemiş, ...'in ve diğer tespit maliklerinin taşınmazlar üzerindeki zilyetliğinin hukuki nedeni tespit edilmemiş, taşınmazların evveliyatında kime ait olduğu, kimden kime ne şekilde intikal ettiği kesin olarak belirlenmemiş, ...'in nizalı taşınmaz üzerine ev yaparken tüm maliklerin rızasını alıp almadığı üzerinde durulmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "...Davacılar dava konusu taşınmazların kadastro tespitine itirazlarını, eski tapu kayıtları kapsamında kaldığı iddiasına dayandırmışlardır. Bu noktada uyuşmazlık, davacı tarafından davaya dayanak yapılan tapu kayıtlarının dava konusu parselleri kapsayıp kapsamadığı ve davacıların bu taşınmazlar üzerinde mülkiyet hakkı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Yargılamanın 28.03.2022 tarihli 21. celsesinde, ana dosya ile birleştirilmesine karar verilen, Mahkememizin 2010/1 Esas sayılı (Pazar Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2008/544 Esas numaralı dosyasından görevsizlik kararı ile gelen) davacısı ... olan davanın iş bu dosyadan tefrik edilerek ayrı esasa kaydolmuştur. Davacıların dayanmakta olduğu Şubat 325 D. 2 56... ve Nisan 326 D. 87... nolu kayıtlar Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'nden istenerek dosya içerisine alınmış, Şubat 325 D. tarihli kaydın geldisine okunan Zilkade 289 Y. tarihli kayda yapılan araştırmada ulaşılamadığı bildirilmiş, arşiv memuru bilirkişi tarafından mahalli kayıtların da okunması 27.06.2012 tarihli bilirkişi raporu tanzim edilmiş, kayıtlarda herhangi bir revizyon olmadığı tespit olunmuştur. Okunan kayıtlara göre eski tapu kayıtlarının harita ve krokisi bulunmayıp, sınırları ... oğlu tarlası, ... ..., ... ... oğulları, cenuben tarıktır. Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 719, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte tapu müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının istenilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya diğer yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur."Tapu yada vergi kaydının bir taşınmazı kapsadığının kabul edilebilmesi için mevkii ve en az üç sınırının uyması gerekir. Dağ ve yol sınırını her yerde bulunabilecek sınırlardan olduğu da dikkate alındığında kayıtların çekişmeli taşınmazları tamamen yada kısmen kapsadığının kabulü mümkün değildir. " (Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 2016/4696 Esas, 2018/2692 Karar) Dosyaya celbedilen kayıtlar, yukarıda atıf yapılan açıklamalar ve mahallinde icra edilen keşifte alınan beyanlar, tanzim edilen bilirkişi raporları dahil tüm delilerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde; davacılar tarafından dayanak yapılan Şubat 325 D. 2 56... ve Nisan 326 D. 87... nolu tapu kayıtlarının, dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyü ... Mahallesi 1 36... ... numaralı parselleri kapsadığı ve kadastro tespitlerinin hatalı yapıldığı iddiası ile açılan davada, dayanılan eski kayıtların harita yahut krokisinin bulunmadığı, bu durumda kaydın kapsamının kayıtlarda belirtilen sınırların mahallinde uygulanması ile belirlenmesi gerektiği, hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında toplanmasına işaret edilen kayıtların celbedilmesi ile alanında uzman bilirkişi heyeti ile mahallinde yapılan keşifte, mahalli bilirkişi ve tutanak tanığı beyanları ile eski tapu kaydında mevki ismi olarak okunan "..." isminin özel olarak dava konusu taşınmazların bulunduğu mevkiyi kapsadığına dair bilgi verilmediği, tutanak tanığı ve taraf tanıkları beyanı ile de genel olarak kuzey kısımlara bu ismin verildiğinin, bahçe adı olarak kullanıldığının beyan edildiği, bu durumda tapu kaydında okunan mevkinin özellikle dava konusu edilen alanı kapsadığına dair açıklamada bulunulmadığı, eski kaydın mevkiinin dava konusu alanı kapsadığına kanaat getirilse dahi, kaydın güneyinde okunan "..." sınırının belirleyici sınır olmadığı, kuzey ve batısında okunan Kotanisoğulları taşınmazlarının ise köyün her yerine dağılmakta olup, dava konusu taşınmazların da tüm cephelerinde bulunduğu, mahalli bilirkişi, tutanak tanığı ve taraf tanıkları beyanlarına göre kapsamı belirleyecek şekilde ayırıcı unsur niteliğinde bulunmadığı, davacı tanığı tarafından sınırda okunan "..."ın yeri olarak gösterilen yerin dava konusu olmayan parsel içerisinde kaldığı ve kayıtta kuzey yönünde okunmasına karşın gösterime göre bu yerin taşınmazların kuzeyinde bulunmadığı, sonuç itibariyle dayanak kayıtların hem mevki ve hem sınırları itibariyle dava konusu edilen taşınmazları kapsamadığı sonucuna varıldığının alanında uzman bilirkişi heyeti raporu ile de açıklandığı, dava konusu 1 parsel numaralı taşınmazın tespit maliki ... tarafından satın alınmakla, 2 parsel numaralı taşınmazın tespit maliki ... tarafından kocasından kalmakla, 3 parsel numaralı taşınmazın tespit maliki ...'na murislerinden intikal etmekle ve 4 parsel numaralı taşınmazın taksimen tespit maliki ... tarafından, kadastro tespitlerine kadar nizasız olarak kullanıldığının, taraflarla husumet ve akrabalığı bulunmayan, yaşı itibariyle elverişli mahalli bilirkişi beyanı ile ortaya koyulduğu, Kadastro Kanunu'nun 20. maddesinin (B) fıkrasında harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıtların yerinde uygulanabilmesi koşulu yanında, hak sahipleri tarafından kullanılması halinde sınırların esas alınması suretiyle mülkiyet hakkı belirlemesinin de şart koşulduğu, bu durumda dayanılan belgenin tasarruf ve zilyetlik durumu ile birleşmesi koşulu arandığı, mahalli bilirkişi beyanları ile davacılar ve mirasçıları tarafından değil, adına tespit yapılan davalı ve davalı murisleri tarafından zilyetlik ve kullanımın devam etmesi halinin bu bağlantıyı kesmekte olduğu, tapu kaydının bir taşınmazı kapsadığının kabul edilebilmesi için mevkii ve en az üç sınırının uyması gerektiği,..." gerekçesiyle davanın reddine dava konusu 1 36... , 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... mirasçıları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2025 tarihinde karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı