8. Hukuk Dairesi 2023/5244 E. , 2025/5948 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/4 E., 2023/2 K. HÜKÜM : Davanın kabulüne Taraflar arasında genel Mahkemede görülen tapu iptal ve tescil davasının Kadastro Mahkemesine aktarılması neticesinde verilen davanın reddine dair karar hakkında davacı tarafça yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairecesince Mahkeme kararının bozulmasına dair ilama karşı direnme kararı verilmiş, bu karar hakkında davacı tarafça yapılan temyiz itirazı üzerine Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılan inceleme neticesinde direnme kararının özel daire kararında belirtilen nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 2010 yılında yapılan kadastroda 1 37... parsel sayılı taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olduğundan yüzölçüm ve malik hanesi boş bırakılarak tespiti yapılmıştır. Davacılar vekili, çekişmeli taşınmazın davacıların murisi ...'dan intikal ettiğini, ...'nın mirasçılarından biri olan ... ...'nın taşınmazı adi senetle davalıların murisi ...'a 1990 yılında sattığını, ... vefat ettikten sonra mirasçıları tarafından 2001 yılında senet ayanak gösterilerek Hazineye karşı tescil davası açıldığı ve yapılan yargılama neticesinde taşınmazın hükmen adlarına tescilinin sağlandığını, ...'nın mirası yönünden mirasçılar arasında geçerli bir taksim olmadığından 1990 yılındaki davalıların murisine yapılan satışın geçersiz olduğunu belirterek davalılar adına oluşan tapu kaydının iptali ile taşınmazın ... mirasçıları adına tescilini talep etmiş, taşınmazın bulunduğu yerde kadastro geçmesi nedeniyle dosya Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, "...Yapılan keşif, alınan bilirkişi raporunu dosyamız arasında bulunan ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/ 98... /38 karar sayılı tescil dosyası yine dosyamız arasında bulunan ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/1 01... /119 Karar sayılı ilamları birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın öncesinde davacıların murisi ...'nın vefatı ile onun mirasçılarına kaldığı, onun mirasçıları da ... ...'nın bu yeri davalıların Murisi ...'a taşınmazın tapusuz olması nedeniyle harici senet ile sattığı ve taşınmazı ...'ın kullanmaya başladığı, ...'ın kullanmaya başlamasına ... mirasçılarından ..., ... ve ... ...'nın müdahale etmesi üzerine ... tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/101 Esas sayılı dosyada el atmanın önlenmesi davası açıldığı, davanın yapılan yargılaması neticesinde Mahkemece ...'nın terekesinde olan taşınmazın paylaşım neticesinde ...'a satış yapan ... ...'ya isabet ettiğinin ve onun satışı ile yerin ...'a geçtiğinin kabulü ile davalılar ..., ... ve ... ...'nın müdahalelerin önlenmesine karar verildiği, kararın ... ve ... tarafından temyiz edildiği ancak hükmün Yargıtay 14. Hukuk dairesi tarafından onanıp kesinleştiği bu bakımdan ...'nın mirasçısı durumunda olan ..., ... ... ve ... ...'nın ... dışındaki mirasçıları bakımından taraflar arasında kesin hüküm teşkil edecek şekilde kararın kesinleşmiş olduğu ve bu kararın akabinde 2001 yılında ... mirasçılarından ... tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/98 Esas sayılı dosyasında açılan aynı yere ilişkin tescil davasının lehine sonuçlandığı ve taşınmazın 2003 tarihinde ... mirasçıları adına tapuya tescil edildiği, tescil tarihinden bir yıl kadar sonra tapu iptali ve tescil davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu taşınmazın ...'a satılmadan evvel ...'nın terekesine ait mal olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır ancak bu taşınmazın ... mirasçılarından ... ... tarafından satışının geçerli olup olmadığı ya da bu taşınmazın harici taksim neticisinde satışı yapan ... ...'ya isabet edip etmediği ve ... ...'nın bu nedenle yapmış olduğu tasarrufun geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin gerekçeli kararında da belirttiği gibi ... mirasçılarından ... ve tanık olarak gösterdiği ... alınan beyanlarında yerlerin bölündüğünü ve dava konusu yerin ... ...'ya kaldığını kendisinin böyle bildiğini ... ...'nın da yeri bir yıl ektikten sonra ...'a icara verdiğini daha sonra ...'a yeri sattığını söylediğini belirtmiş olup bu beyanlar üzerine ...'nın mirasçıları ..., ... ve ... ...'nın yapmış oldukları el atmanın önlenmesine karar verildiği o davada davalı olarak bulunan ... ...'nın ... mirasçılarından ... ... dolayısı ile ... ...'nın eşi ... dolayısı ile ve yine ...'nın mirasçıları bakımından kararın taraflar arasında kesin hüküm teşkil ettiği, ...'nın bir kısım mirasçıları acısından kesin hüküm teşkil eden ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/1 01... /119 Karar sayılı ilamının Mahkememiz acısından baglayıcı olduğu, ayrıca diğer ...'nın mirasçıları bakımından ise kuvvetli delil teşkil ettiği, kuvvetli delile karşı mahallinde yapılan keşifte alınan beyanlar birlikte değerlendirildiğinde ...'nın mirasının paylaşılıp paylaşılmadığı hususunun bilinmediği zaten dava dosya kapsamında anlaşıldığı üzere paylaşımın aile içinde yapıldığının ...'nın beyanlarından anlaşıldığı, paylaşım yapıldıktan sonra mirasçılarının bir çoğunun köy dışında olması nedeniyle paylaşım doğrultusunda bir kullanımı bulunmadığı, taşınmazların kullanımının ... mirasçılarından ... ...'nın mirasçıları tarafından yapıldığı buna göre davaya konu taşınmazın paylaşım neticesinde ... mirasçılarından ... ...'ya isabet ettiği onunda taşınmazının ...'a sattığı ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/1 01... /119 Karar sayılı ilamından ve o dosyadaki davalı ... ile Davalılar tanığı ...ın beyanından anlaşıldığı..." gerekçesiyle davanın reddine; dava konusu 1 37... parsel sayılı taşınmazın davalı ... mirasçıları adına tespit ve tesciline karar verilmiş; hüküm, ... tereke temsilcisi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi 2014/7840 esas ve 2014/8430 karar sayılı ilamla; "...Mahkemece, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/101-119 sayılı kararı ile davacılar miras bırakanı ... terekesinin taksim edildiğinin hükmen kabul edildiği, onama ile kararın kesinleştiği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/101-119 sayılı dosyası ile eldeki dosyada davalı durumunda olan ... ve müştereklerinin murisi ... tarafından ..., ... ve Ayşa ... aleyhine, eldeki dosyanın davacıları ve aynı zamanda tereke sahibi olan ...'nın bir diğer mirasçısı olan ...'ten taşınmazı 27.05.1990 tarihli senet ile satın aldığı iddiası ile meni müdahale davası açılmış, ... terekesinin taksim edilerek taşınmazın ...'e kaldığı ve ... tarafından da ...'a satıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Daha sonra ... mirasçısı tarafından Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde 2001/98-2002/38 sayılı tescil davası açılmış ve benzer gerekçe ile kabul edilerek ... mirasçıları adına tapu kaydı oluşturulmuştur. Akabinde, ..., ... ve daha sonradan muris ... terekesine temsilci olarak tayin edilen ... tarafından oluşan bu tapu kaydının iptali ve muris ... mirasçıları adlarına tescili talebi ile Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali ve tescil davası açılmış, taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmesi üzerine dava Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Taşınmazın evvelinde muris ...'ya ait olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, taşınmazın taksim ile ... mirasçısı ...'e kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır. Dava şartları arasında sayılan "kesin hüküm" davanın taraf, sebep ve konusunun aynı olması halinde mümkündür. Gerek meni müdahale gerekse tescil dosyalarında muris ...'ın tüm mirasçıları dava da taraf olmadıklarından tescil ve meni müdahale ilamları ... terekesi aleyhine kesin hüküm oluşturmayacaktır. Öte yandan iş bu dava dosyasında da ... mirasçıları tarafından ... terekesinin taksim edildiğini kanıtladıkları hususunda yeterli delil bulunmamaktadır. Hem asliye hukuk mahkemesi dosyalarında hem de eldeki dosyada dinlenilen yerel bilirkişilerin bir kısmı ... terekesinin taksim olmadığını beyan ettikleri gibi davacı tarafça muris ... adına tescil edilmiş 17 adet tapu kaydı sunulmuş, ancak mahkemece bu taşınmazların tespit tutanakları getirtilmemiş, ne sebeple bu şekilde tespit yapıldığı üzerinde durulmamıştır. Hal böyle olunca; malik hanesi açık bulunan taşınmaz yönünden, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 30. maddesi uyarınca mahkemece gerçek hak sahibinin re'sen belirlenmesi zorunlu göz önüne alınarak, davacı tarafça sunulan 17 adet tapu kaydının tespit tutanakları getirtilerek tespit kişileri belirlenmeli, tarafların tanık listelerinde yer almayan üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki keşifte, meni müdahale ve tescil dosyalarında dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıklar, davalı tarafın dayanağı 27.5.1990 tarihli senet tanıkları ile bahsi geçen 17 adet taşınmazın tespitinde görev yapan tespit bilirkişilerinin katılımıyla yeniden yapılacak keşifte ... terekesinin usulüne uygun olarak taksim edilmiş olup olmadığı tereddüte yer bırakmayacak şekilde kesin olarak belirlenmeli, tereke taksim olmuş ise 17 adet taşınmazın neden muris ... terekesinde bırakıldığı hususundaki çelişki giderilmeli, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri de tanık olarak dinlenilmek suretiyle aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi..." gereğine işaret edilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...Yargıtay (Kapatılan) 16.HD nin yukarıdaki bozma ilamında belirtmiş olduğu gerekçeler ile Mahkememiz önceki kararındaki gerekçeler ile dosya kapsamında bulunan mahkeme ilamları ve mahkeme ilamlarına konu dosyalardaki kişilerin beyanlarının delil değeri ve delilin ... terekesine ait dava konusu taşınmazın paylaşılıp paylaşılmadığı hususundaki hukuki değerlendirme farklılığına dayanmaktadır. Dava konusu taşınmazın öncesinde davacıların murisi ...'ya ait olduğu konusunda itilaf bulunmamakta olup ...'nın mirasçılarından ...'in bu yeri satışını geçerli olup olmadığı ve ...'in satıştan önce taksime dayalı olarak bu yerde müstakilen hak sahibi olup olmadığı konusu davanın temelini oluşturmaktadır. Terekeye ait taşınmazlar kural olarak paylaşılmamış kabul edilir ve paylaşıldığını iddia eden taraf paylaşmayı ispat etmekle yükümlüdür. Bu karinenin istisnasını ise uzun süreli zilyetliğe dayalı fiili taksim karinesi teşkil etmektedir. Terekeye ait bir taşınmazı uzun süreli olan kullanan mirasçı taşınmazın yıllar önce paylaşıldığını ve kullanımının buna dayalı olduğunu iddia etmesi halinde bu halde diğer mirasçılar paylaşımın yapılmadığını ispat etmek zorundadırlar. Yargıtay bozma ilamında dava şartları arasında sayılan kesin hükmün davanın taraf, s sebep ve konusunun aynı olması halinde mümkün olduğunu, bu nedenle ... terekesi bakımından kesin hüküm oluşturulmayacağı belirtilmiştir. Terekeye ait taşınmazlar bakımından el birliği ile hareket kuralı gereği ... Asliye Hukuk Mahkemesinin el atmanın önlenmesine ilişkin 1991/101-119 Esas ve Karar sayılı kararı tüm tereke bakımından kesin hüküm teşkil etmeyecektir. Ancak tereke mirasçılarından ..., ... ... ve ...'nın ... haricindeki diğer mirasçıları bakımından ise kesin hüküm teşkil ettiğinin kabulü gerekmektedir. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin bahsi geçen kararının taraf olmayan diğer mirasçılar bakımından ise delil değeri Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin ve diğer dairelerin uygulamalarında "kuvvetli taktiri delil niteliği" (Yargıtay 16. Hukuk Dairesi Esas No: 2014/2775 Karar No: 2014/2237) verildiği görülmektedir. Yargıtay Bozma ilamında davacılar vekilinin 17 adet tapu kaydının ... adına tespit edilerek tapuya kayıt edilmesi sebebiyle 17 adet taşınmazın tespitinde görevli tespit bilirkişileri dinlenmesi talep edilmiş olduğu bozma ilamında anlaşılmıştır. Dava konusu taşınmazın ... terekesine ait iken mirasçıları tarafından usulünce paylaşılıp paylaşılmadığı konusu Mahkememiz önceki kararında irdelendiği gibi Mahkememizce yapılan keşifte toplanan delillere göre paylaşımın bilinmediği ve duyulmadığı ortaya çıkmıştır. Bu yönü ile paylaşımın yapıldığı yada yapılmadığı konusunda dinlenen Mahalli bilirkişiler tespit bilirkişisi ... bilgi sahibi değillerdir. Davacı ... ... ise ... Asliye Hukuk Mahkemesindeki beyanını kafasının karışık olması sebebiyle sehven verdiğini kabul etmiştir. Buna göre dava konusu yeri paylaşıldığı yada paylaşılmadığı konusunda Mahkememizce yapılan keşifte her hangi bir bilgi ve delil elde edilememiştir. Elde edilmesi de ... Asliye Hukuk Mahkemesinin bahsi geçen dosyasından da anlaşılacağı üzere aile içerisinde yapılan paylaşımdan köylünün haberinin olmaması ve paylaşımın fiili ve görüntü olarak da mirasçıların ... hariç tamamının başka yerlerde yaşıyor olması sebebiyle ortaya çıkması da mümkün olmamıştır. Bu nedenle yapılan taksimi görünür kılmak mirasçılar bakımından mümkün olmamıştır. Ayrıca ... Asliye Hukuk Mahkemesinin bahsi geçen dosyasında ... eşi ve bu nedenle ... Terekesi mirasçılarından ... ve o dosyasının tanıklarının belirttiği üzere paylaşım yapıldıktan sonra mirasçıların kendilerine düşen yerlerine sahip çıkmadıkları yani paylaşıma uygun şekilde kullanmadıkları dava konusu yer ile diğer yerleri köyde yaşayan ... ve ailesinin kullanmaya devam ettiği anlaşılmıştır. Mirasçılar arasında yapılan paylaşımın neticesinde mirasçıların kendilerine isabet eden yerlere sahip çıkıp ayrıca ekmeleri paylaşım acısından gerekli değildir. Mirasçıların taşınmazlardaki haklarından karşılıklı olarak feragat etmeleri halinde zaten mirasçı olmaları dolayısıyla zilyetliği ayrıca teslim almaları gerekmeyeceğinden paylaşımın yapıldığı ve uzlaştıkları anda paylaşım sonuçlarını doğurmaktadır. Bu nedenle paylaşımın aile içinde yapıldığı anda dava konusu taşınmaz bakımdan yerin mirasçılardan ...'in mülkiyetinde kaldığı ve bu nedenle de davalıların murisi ...'ye yapmış olduğu satışın geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/101- 1992/119 Esas ve Karar sayılı dosyasında yapılan keşifte dinlenen davacılar tanığı ... ..., ...'nın terekesinin paylaşıldığını ve dava konusu edilen parselin bulunduğu yerin ... ...'ya düştüğünü belirtmiş yine davacı tanıklarından ...paylaşımın yapıldığını ve ... ...'ya da düşen arazilerin dava konusu yer haricindeki yerler ile birlikte belirtmiş, davalılardan ... yine keşifte dinlenmiş ve alınan beyanında mirasçıların sözlü olarak babadan kalan yerleri böldüklerini dava konusu yerinde ... ...'ya kaldığını diğer mirasçılara düşen yerlerin boş durduğunu aynı keşifte dinlenen mahalli bilirkişinin başka köyden olduğunu bu nedenle yeterli bilgi sahibi olamayacağını belirtmiştir. Bu beyanlardan anlaşılacağı üzere davalı ... aile içerisinden bir kişi olup dava konusu taşınmaz ile birlikte terekenin paylaşıldığını ve dava konusu yeri mirasçılardan ... ...'ya düştüğünü belirtmiştir. Paylaşım aile içerisinde olup diğer bazı kimseleri bu paylaşımı bilmemeleri duymamaları paylaşımın aile içerisinde yapılmış olması ve paylaşım sonrasında fiili olarak mirasçıların kendilerine düşen yerleri kullanmamış olmaları dolasıyla bilmemelerinin olağan olduğunu kabul etmek gerekmiştir. Bu durumda dava konusu edilen yerin paylaşılıp paylaşılmadığı konusunda ... Asliye Hukuk Mahkemesinin bahsi geçen kararı tüm tereke bakımından kesin hüküm teşkil etmese de ve bir kısım mirasçılar bakımından o dosyada taraf olmamaları sebebiyle onlar bakımından kesin hükmün sonuçlarını doğurmasa da Mahkememiz acısından ... ..., ... ve ...'nın diğer mirasçıları bakımından kesin hüküm niteliğini korumakta olup diğer mirasçılar bakımından ise önemli derecede takdiri bir delil özelliği taşımaktadır. Buna göre Mahkememizce yapılan keşif ve toplanan delillere göre dava konusu yeri paylaşılıp paylaşılmadığı konusunda yeterli delil bulunmamaktadır. Ancak bahsi geçen dosyada dava konusu taşınmazın paylaşıldığı kabul edilmiş olması ve Yargıtay ilamında geçerek kesinleşmiş olması şeklindeki takdiri deliller Mahkememizce Hukuk Devleti ilkesi, Hukuki güvenlik hakkı gibi Anayasal ilkelerde gözetilerek itibar edilerek dava konusu yeri paylaşıldığı ve paylaşım neticesinde davalıların murisi ...'ye yeri satan ...'e düştüğü kabul edilerek hüküm kurmak gerekmiştir. Dava konusu edilen taşınmaz dışında diğer 17 adet taşınmazın neden paylaşıma göre değilde ... adına tespit edildiği hususu ise ...'nın mirasçılarından ... mirasçıları ve ...'nın annesi ... ... haricinde bulunanların köyde yaşamadıkları başka illerde bulundukları bu nedenle aile içinde yapılan taksimin tespit bilirkişilerince bilinmeme olasılığı ve bu hususun ... Asliye Hukuk Mahkemesinin bahsi geçen dosyasında paylaşımın aile içinde yapıldığının belirtilmesi karşısında tespitlerin muris ... adına yapılmış olmasını ortaya çıkarmaktadır. Dava konusu taşınmaz dışında kalan yerlerin ... adına yazılmış olması bu sebep ve dava konusu yerin ve diğer taşınmazların paylaşılmadığı sonucunun ortaya çıkarmayacaktır. Kadastro çalışmalarında yapılan tespitlerin çoğunun hak sahibi olan kişilerin beyanlarına göre onlar bulunmadığı takdirde ise tespit bilirkişilerinin beyanlarına göre yapıldığı kadastro tespitlerinin önemli bir gerçeğidir. Bu nedenle paylaşımdan haberdar olmayan tespit bilirkişilerinin ... terekesine ait taşınmazları ...'nın ölü olduğu belirtilmek suretiyle tespitinin yapılması olağandır. Bu nedenle dava konusu taşınmaz dışındaki yerlerin muris ... adına tespit edilmiş olması paylaşımın yapılmadığı anlamı taşımayacaktır..." gerekçesiyle direnme kararı verilmiş, direnme kararı, ... tereke temsilcisi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/16-643 esas ve 2019/888 karar numaralı ilamıyla "...Yapılan açıklamalar ışığı altında somut olay incelendiğinde; eldeki davada, davacılar ..., ... tereke temsilcisi ... ve ..., çekişme konusu taşınmazın mirasbırakanları ...’dan intikal ettiği ve ... terekesinin taksim edilmediği, mirasçılardan ... ... tarafından 27.05.1990 tarihinde davalılar murisine yapılan satışın geçersiz olduğu iddiasıyla tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuşlardır. Yerel mahkemece kesin hüküm olarak kabul edilen ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/101 E., 1992/119 K. sayılı dosyasında, eldeki dosyada davalı durumunda olan ... ve müştereklerinin murisi ... tarafından, eldeki davanın davacılarından ..., ... ... ve ... mirasçısı ...’ya husumet yöneltmek suretiyle dava konusu taşınmazı ...'nın bir diğer mirasçısı olan ...'ten 27.05.1990 tarihli senet ile satın aldığı iddiasıyla el atmalarının önlenmesi talebinde bulunmuş, Mahkemece; taraf tanık beyanlarına göre çekişmeli taşınmazın ...’dan kaldığı, ...’ın ölümü ile mirasçılar arasında yapılan taksim sonucunda ... ...’ya kaldığı, onun da 1990 yılında taşınmazı davacıya satarak zilyetliği devrettiği, davalıların taşınmazda hakkı bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiş, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 05.10.1993 tarihli ve 1992/11318 E., 1993/7320 K. sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Daha sonra, ... mirasçısı ... tarafından Hazine ve köy tüzel kişiliği aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde 2001/98 E., 2002/38 K. sayılı tescil davası açılmış ve benzer gerekçe ile kabul edilerek ... mirasçıları adına tapu kaydı oluşturulmuştur. Eldeki dosya davacıları ... terekesi adına davayı açmış, mahkemece kesin hüküm olarak kabul edilen ilk dosyada ...’nın diğer bir kısım mirasçıları taraf olarak gösterilmemiştir. Bir başka anlatımla, kesin hüküm olarak kabul edilen ilk dosyanın terekeye karşı açılan bir dava olmadığı, böyle bir davada diğer mirasçılar taraf olmadığı için verilecek hüküm o kişiler aleyhlerine kesin hüküm teşkil etmeyecektir. Yine tescil davasında, ... mirasçılarının taraf olarak yer almadığı dikkate alındığında, eldeki bu dava bakımından maddi anlamda kesin hükmün varlığından söz etme imkânı da bulunmamaktadır. Öte yandan, eldeki davada Mahkemece, ... terekesinin taksim edilip edilmediği konusunda hüküm vermeye yeterli inceleme ve araştırma yapıldığından bahsedilmesi de mümkün değildir. Kadastro Kanunu’nun 15. maddesinin 3. fıkrası hükmüne göre, iştirak hâlinde mülkiyet hükümlerinin söz konusu olduğu hâllerde, iştirakçilerden biri veya birkaçının belirli bir taşınmaz maldaki hissesinin diğer iştirakçilere devir ve temliki; tapulu taşınmaz mallarda yazılı, tapusuzlarda ise her türlü delille ispat edilebilir. Bu hüküm uyarınca yazılılık kuralı, geçerlilik ve ispat açısından yalnızca tapulu taşınmazlarla sınırlı tutulmuş, tapusuz taşınmazların iştirakçilerden bir diğerine devir ve temliki söz konusu olduğunda bu devir ve temlik işleminin yazılı yapılması zorunluluğu bulunmadığı, böylece hisse devir ve temlikinin her türlü (yazılı belge, tanık, bilirkişi vb.) delil ile ispatının mümkün olduğu bildirilmiştir (Özmen, İ./Çorbalı, H.: 3402 sayılı Kadastro Kanunu Şerhi, ... 1995, s. 611; Çağlar N./Yılmaz, N.F./Arıbaş, A.: 3402 Sayılı Kadastro Yasası Açıklaması ve Uygulaması, 1988, s.387). Mahkemece, dosya arasına alınan asliye hukuk mahkemesi dosyasında dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanıklar ile eldeki davada yapılan keşifte dinlenilen mahalli bilirkişilerin beyanları gereğince ... terekesinin taksim edildiğinin anlaşıldığı belirtilmiş ise de, dinlenilen bir kısım mahalli bilirkişilerin terekenin taksim edilmediği yönünde beyanda bulunması, yine eldeki davada yapılan keşifte taraf tanıkları dinlenmeden ve keşifte davacı tarafça sunulan muris ... adına tescil edilmiş 17 adet tapu kayıtlarına ilişkin tespit tutanakları getirtilmeden, neden bu şekilde tespit yapıldığı üzerinde durulmadan karar verilmesi karşısında terekenin taksim edildiği hususu tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmemiştir. O hâlde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, Özel Daire kararında da belirtildiği üzere, Mahkemece malik hanesi açık bulunan taşınmaz yönünden, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca mahkemece gerçek hak sahibinin resen belirlenmesi zorunluluğu göz önüne alınarak, davacı tarafça sunulan 17 adet tapu kaydının tespit tutanakları getirtilerek tespit bilirkişileri belirlenmeli, tarafların tanık listelerinde yer almayan üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki keşifte, meni müdahale ve tescil dosyalarında dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıklar, davalı tarafın dayanağı 27.05.1990 tarihli senet tanıkları ile bahsi geçen 17 adet taşınmazın tespitinde görev yapan tespit bilirkişilerinin katılımıyla yeniden yapılacak keşifte ... terekesinin usulüne uygun olarak taksim edilmiş olup olmadığı tereddüte yer bırakmayacak şekilde kesin olarak belirlenmeli, tereke taksim olmuş ise 17 adet taşınmazın neden muris ... terekesinde bırakıldığı hususundaki duraksama giderilmeli, tespite aykırı sonuca ulaşılması hâlinde tespit bilirkişileri de tanık olarak dinlenilmek suretiyle uyuşmazlığın çözümüne çalışılmalı, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar sonucuna göre bir karar verilmelidir. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, dava konusu taşınmaza ilişkin davalı yanca açılan gerek el atmanın önlenmesi davası gerekse tescil davalarında dava konusu taşınmazın davalılar murisi ... ve mirasçıları olan davalılar zilyetliğinde bulunduğunun anlaşıldığı, her iki davada ... mirasçısı ... ... tarafından 1990 yılında davalılar murisi ...'a yapılan satışa değer verildiği ve her iki davanın da Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştikleri, tescil davalarının niteliği gereği taşınmazın bulunduğu yerde ilan yapılmadan tescil kararı verilemeyeceği, mahkemece yapılan ilan üzerine davacılar tarafından bir itirazda bulunulmadığı, yine bir kısım ... mirasçılarının da taraf olduğu el atmanın önlenmesi davasında dava konusu taşınmazın taksim edildiği hususunun kabul edilerek kesinleşmesi karşısında Mahkemece davacıların dava konusu taşınmazın taksim edilmediği iddiasının araştırılmasına gerek bulunmadığı, kesinleşen mahkeme kararları ve taşınmazın kullanım durumu göz önünde bulundurularak verilen direnme kararının yerinde olduğu belirtilerek yerel mahkeme hükmünün onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. Hâl böyle olunca; yerel mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır..." gerekçesiyle temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamı sonrası yapılan yargılama neticesinde; "...tüm dosya kapsamı incelendiğinde: taraflar arasında taşınmazın ...'dan intikal ettiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır, uyuşmazlık ... terekesinin usulüne uygun olarak taksim edilip edilmediği, edilmiş ise bu yerin mirasçı ... ...'ya isabet edip etmediği ve buna bağlı olarak da davalı tarafa yapılan satışın geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. davalı taraf ise satınalma ve zilyetliğe dayanmaktadır. mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımı işlemeyeceğinden taşınmazın uzun süre miracılardan birinin veya bir kısmının elinde bulundurması taksim yapıldığını göstermeye yeterli sayılmaz. dava konusu taşınmazın murisin ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşımdan söz edilebilmesi için, kural olarak murisin ölümünden sonra tüm mirasçıların bir araya gelerek, terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi gerekir. somut olayda, önceki keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar ile kök murise ait diğer taşınmazlarda görev almış kadastro tespit bilirkişileri ile dosya arasında bulunan 27.05.1990 tarihli senette yer alan şahitlerin, hayatta olup olmadıkları, icra edilecek keşifte dinlenme imkanlarının olup olmadı araştırılmış ve icra edilen keşifte dinlenen yerel bilirkişi, tanık ve tespit bilirkişileri, dava konusu taşınmazın ...'dan kaldığını, 1990 yılına kadar oğlu ... tarafında kullanıldığını, satışa ilişkin ise bilgi ve görgüden çok duyumlarının olduğunu beyan etmişlerdir. 3402 sayılı kadastro kanunu 15. maddesine göre; tapuda kayıtlı taşınmaz malların malikleri veya bunların mirasçıları arasında, tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların ise ondördüncü madde gereğince belirlenen zilyetleri arasında taksim edildikleri belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanları ile sabit olduğu takdirde bu mallar taksim gereğince zilyetleri adına tespit olunur. iştirak halinde mülkiyet hükümlerinin söz konusu olduğu hallerde, iştirakçilerinden biri veya birkaçının belirli bir taşınmaz maldaki hissesinin diğer iştirakçilere devir ve temliki; tapulu taşınmaz mallarda yazılı, tapusuzlarda ise her türlü delille ispat edilebilir. taksim birlikte hak sahipliğine son veren ve tek başına hak sahipliğine geçişi sağlayan hukuki bir tasarruftur. taksim sırasında paydaşlardan biri temsil edilmese bile, bilahare o paydaşın taksime itiraz etmeyip, kendisine düşen yerleri kullanması ve karşı tarafın yerine müdahale etmemesi, taksime fiilen uymak suretiyle kabul etmiş bulunduğu gösterir. somut olayda paylaşımın yapıldığı tarihe ilişkin, gerek icra edilen keşifler yerel bilirkişiler ve tespit bilirkişileri gerek ise taraf tanıkları tarafından bu husus bilinememiş, kök muris ...'nın vefatıyla taşınmazın evlatlarına intikal ettiği, dava konusu taşınmazı evlatlarından ...'nın kullanıldığı ve durumun 1990 yılına kadar devam ettiği, 1990 yılında yapılan harici senetle ...'nın diğer evladı ... ... tarafından davalı ...'a satıldığı beyan edilmiştir. ... mirasçılarının 1990 yılında kendi aralarında taksim edilmiş olması halinde bile kadastro tespit tarihi olan 2010 yılına kadar taksimin bozulmamış olması gerekir ve bu sebeple birlikte malik olanlardan biri, daha önceki paylaştırma ile bağdaşması mümkün olmayan bir tasarrufta bulunmaması gerekmektedir, örneğin mahkemeye başvurarak dava açılırsa taksim artık bozulmuş olur ki, somut olayımızda 2004 yılı itibariyle ... mirasçılarının ... asliye hukuk mahkemesinde 2004/14 esaslı dava dosyası ile davalı tespit malikleri ... mirasçılarına yönelik tapu iptal dava açtıkları ve akabinde 2010 yılı itibariyle kadastro çalışmaları neticesinde tutanak tutulmasını müteakip dava dosyasının kadastro mahkemesine aktarılarak yargılamaya devam edildiği sabittir. 3402 sayılı kanunun 15. maddesinde sözü edilen belli bir payın taksimi veya kullanılması durumunun iştirak halinde mülkiyette söz konusu olamayacağından, 15. maddenin iştirak halinde mülkiyette uygulanmasına olanak bulunmamaktadır. bunun dışında bir an için bunun mümkün olduğunu kabul etsek bile, harici satış, iştirak halinde paya ilişkin olup devir yapılan kişi mirasçılarından herhangi birisi olmadığından, medeni kanunu'nun 677. maddesi hükmüne göre bu satışa değer verilemeyeceği .." gerekçesiyle davanın kabulüne, ... ili ... ilçesi ... köyünde yer alan 1 37... nolu parselin tarla vasfıyla ve 2.410.15 metrekarelik yüzölçümlü olarak, parselin tamamı toplam 362,880 pay kabul edilerek ... mirasçıları adına tespit ve tesciline karar verilmiş, hüküm, davalı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanun'a uygun olup davalı ... mirasçıları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı ... mirasçıları vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davalılardan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! c25040f70c1daf81 0a9ac52fd4c60941
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5244 E., 2025/5948 K. (24.09.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5244
- Karar No
- 2025/5948
- Karar Tarihi
- 24.09.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6010 E., 2025/5944 K. 24.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6348 E., 2025/5945 K. 24.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5898 E., 2025/5947 K. 24.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6376 E., 2025/5949 K. 24.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/7212 E., 2025/5951 K. 24.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6548 E., 2025/5952 K. 24.09.2025