Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2024/6863 E., 2025/5988 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6863 E., 2025/5988 K. (25.09.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6863
Karar No
2025/5988
Karar Tarihi
25.09.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2024/6863 E. , 2025/5988 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/65 E., 2019/82 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, birleşen davanın davacısı Orman İdaresi vekili, davacı ... ve arkadaşları vekili ile bir kısım fer'i müdahiller tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve duruşmalı inceleme talebi reddedildikten sonra, Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 1970 yılında yapılan kadastro sırasında, 179 parsel sayılı taşınmaz 366 metrekare olarak çayır vasfı ve beyanlar hanesinde işgalcisinin ... olduğu şerhi ile, 236 parsel sayılı taşınmaz 7.340 metrekare olarak tarla vasfı ve beyanlar hanesinde işgalcisinin ... olduğu şerhi ile, 249 parsel sayılı taşınmaz 2.250 metrekare olarak tarla vasfı ve işgalcisinin ... olduğu şerhi ile, 378 parsel sayılı taşınmaz 1.470 metrekare olarak çayır vasfı ve işgalcisinin ... olduğu şerhi ile, 674 parsel sayılı taşınmaz 8.124 metrekare olarak tarla vasfı ve işgalcisinin ... olduğu şerhi ile, 739 parsel sayılı taşınmaz 569 metrekare olarak çayır vasfı ve işgalcisinin ... olduğu şerhi ile, 758 parsel sayılı taşınmaz 518 metrekare olarak tarla vasfı ve işgalcisinin ... olduğu şerhi ile, 824 parsel sayılı taşınmaz 1.132 metrekare olarak tarla vasfı ve işgalcisinin ... olduğu şerhi ile, 1098 parsel sayılı taşınmaz 1.140 metrekare olarak tarla vasfı ve işgalcisinin ... olduğu şerhi ile, 1101 parsel sayılı taşınmaz 1.040 metrekare olarak tarla vasfı ve işgalcisinin ... olduğu şerhi ile, 852 parsel sayılı taşınmaz 2.238 metrekare olarak tarla vasfı ve işgalcisinin ... olduğu şerhi ile, 702 parsel sayılı taşınmaz 3.060 metrekare olarak tarla vasfı ve işgalcisinin ... olduğu şerhi ile, 465 parsel sayılı taşınmaz 8.990 metrekare olarak tarla vasfı ve işgalcisinin ... olduğu şerhi ile, 973 parsel sayılı taşınmaz ise 948 metrekare olarak tarla vasfı ve işgalcisinin ... olduğu şerhi ile 16.09.1949 tarihli ve 18 sıra numaralı tapu kaydına istinaden Hazine adına tespit edilmiştir. ..., tespite karşı komisyona yaptıkları itiraz ise reddedilmiştir. Davacı ... vekili ... Tapulama Mahkemesinin 1974/23 Esasında açtığı davasında; 179, 739, 378, 758, 824, 236, 1101, 674, 10 98... parsellerin tespitine itiraz ederek davalı İdare ile parsellerin ilgisinin bulunmadığını, taşınmazların 1932 yılında ..., ... ve ... isimli şahıslardan tapulu olarak satın alındığını, satın alındığı günden beri köylüler arasında taksim yapılarak herkesin kendi yerini kullandığını, taşınmazların tahdit dışında da kaldığını belirterek, tespitin iptali ile müvekkili adına tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ... vekili ... Tapulama Mahkemesinin 1974/68 Esasında açtığı davasında; 973 parselin tespitine itiraz ederek davalı İdare ile parsellerin ilgisinin bulunmadığını, taşınmazların 1932 yılında ..., ... ve ... isimli şahıslardan tapulu olarak satın alındığını, satın alındığı günden beri köylüler arasında taksim yapılarak herkesin kendi yerini kullandığını, taşınmazın tahdit dışında da kaldığını belirterek, tespitin iptali ile müvekkili adına tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ... vekili ... Tapulama Mahkemesinin 1974/67 Esasında açtığı davasında; 465, 7 02... parsellerin tespitine itiraz ederek davalı İdare ile parsellerin ilgisinin bulunmadığını, taşınmazların 1932 yılında ..., ... ve ... isimli şahıslardan tapulu olarak satın alındığını, satın alındığı günden beri köylüler arasında taksim yapılarak herkesin kendi yerini kullandığını, taşınmazların tahdit dışında da kaldığını belirterek, tespitin iptali ile müvekkili adına tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ... İdaresi vekili ... Tapulama Mahkemesinin 1974/158 Esasında açtığı davasında; 852 parselin kesinleşen orman tahdidi sınırları içinde kaldığını belirterek, tespitin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dosya, 1976/29 Karar sayısıyla aynı Mahkemenin 1974/67 Esasıyla birleşmiştir. ... Tapulama Mahkemesince 1974/23 Esas sayılı dosyasından yapılan yargılama sonucunda 1976/206 Karar sayısıyla; "Dava konusu taşınmazların ... 1318 tarih ve 8 numaralı tapu kaydı ile tapuda kayıtlı ve ormana havi bir çiftlik iken bu çiftliğin ... köylüleri tarafından hisseli olarak satın alınıp aralarında bölüşüldüğü ve böylece Ağustos 1932 tarih ve ... numaralı kaydın doğduğu, 1948 yılında yapılan uygulamaya göre dava konusu taşınmazların tapu sınırları içinde ve fakat orman tahdidi sınırının dışında kalan orman ile ilişkisi bulunmayan yerlerden olduğu ve 1932 yılından beri de davacı tarafından kullanıldığının saptandığı, davaya konu yerin içinde kaldığı Ağustos 1932 tarih ve ... numaralı kayıt 4785 sayılı Kanun evrak üzerinde uygulanarak, tümüyle ve orman kabul edilerek, Hazine üzerine tescil edildiğini, kesinleşen orman tahdidinin tapu idaresine bildirilmemesi ve haritasının yoklanmaması sonucu bu yanlışlığın doğduğu ve itiraza rağmen tapulama komisyonunun Bakanlık cevabını beklemeksizin itirazı reddettiğinin anlaşıldığı, orman tahdit sınırları dışında kalan davalı yerlerin bu tapu kaydında ayrılması ve tapulama komisyonu kararının iptali gerektiği" gerekçesiyle, 09.11.1973 tarihli komisyon kararının iptaliyle ... köyü 179, 739, 378, 758, 824, 236, 1011, 674, 10 98... sayılı parsellerin ... adına tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili ile Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 28.02.1978 tarihli ve 1977/1272 Esas, 1978/2420 Karar sayılı ilâmıyla; "Davacı ve davalılardan Hazinenin, tapu kaydına dayandığı, geldisi Aralık 1318 tarih ve 8 sıra sayılı tapuda, taşınmazın türünün orman olarak gösterildiğini, sonradan tapu kaydının ayrı ayrı sicillere gittiği, ve el değiştirdiği, sonucunda Eylül 19 49... sayılı kanun hükümleri gereğince devletleştirme nedeniyle Hazine adına 18 sayı ile oluşturulduğu, nizalı taşınmazların bu tapu kaydı kapsamında kaldığı yönünde taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, ayrıca mahkeme tarafından getirtilen orman tahdit harita ve mazbatasının yerinde yapılan uygulaması sonucunda bu yönün saptandığı, orman tahdidinin 1943 yılında yapıldığı ve 3116 sayılı Kanun'un özel ormanlar kadastrosunu öngörmediği ve sadece devlet ormanları ile olan sınırların belli edilmesiyle yetinileceği hükmünü getirdiği, bu nedenle sözü edilen kanun zamanında yapılmış olan orman tahdidi dışında taşınmazın bulunması o yerin orman sayılmayan bir yer olduğu sonucunu doğurmayacağı, o halde Mahkemece sonradan yürürlüğe giren 1744 sayılı Kanunla değiştirilen Orman Kanunu'nun geçici 1.maddesi hükmü gereğince nizalı taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve tapulama günündeki durumunun Orman Bakanlığından sorulması, alınacak mütalaa ve taşınmazın fiziksel durumu göz önünde tutularak ya da incelemeye değer bir itiraz ileri sürüldüğü takdirde yerinde keşif yapılıp nizalı taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının uzman bilirkişi düşüncesiyle saptanması, orman sayılan yerlerden olduğu sonucuna varıldığı takdirde Tapulama Kanunu'nun 2.maddesi hükmü uygulanmak suretiyle taşınmazın tapulama dışı bırakılmasına karar verilmesi, orman sayılmayan yer olduğu sonucuna varıldığı takdirde bu yerin daha önce 4785 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde devletleştirildiği göz önünde tutularak nizalı taşınmazın sonradan 5658 sayılı Kanun'un 1.maddesi hükmü gereğince kamulaştırma bedeli ödenmemiş olması nedeniyle herhangi bir işleme bağlı olmadan tapu kayıt sahibine geçen yerlerden ise taşınmazların kayıt sahibi adına karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuş, bozma sonrası dosya 1978/75 Esasına kaydedilmiştir. ... Tapulama Mahkemesinin 1974/68 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda; yukarıda belirtilen, aynı Mahkemenin 1974/23 Esasındaki aynı gerekçeyle kabul kararı verilerek, 973 parselin komisyon kararının iptali ile ... adına tesciline karar verilmiş, Hazine ve Orman İdaresinin temyizi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1976/4353 Esas ve 1977/4494 Karar sayılı ilâmıyla; yine yukarıda belirtilen Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 28.02.1978 tarihli ve 1977/1272 Esas, 1978/2420 Karar sayılı ilâmındaki aynı saiklerle karar bozulmuştur. Bozma sonrası 1977/60 Esasını alan dosya, aynı Mahkemenin 1978/75 Esasıyla birleştirilmiştir. ... Tapulama Mahkemesinin 1974/67 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda ise; yukarıda belirtilen aynı Mahkemenin 1974/23 Esasındaki aynı gerekçeye ek olarak 852 parselin 180 metrekarelik bölümünün tahdit sınırları içinde olduğu da saptanarak, komisyon kararlarının iptali ile, 7 02... parsellerin davacı ... adına, 852 parselin 180 metrekare sinin ifraz ile orman olarak tapu kütüğüne aktarılmasına, geri kalan 2058 metrekarelik kısmın 852 parsel numarası altında ... adına tesciline karar verilmiş hükmün, Hazine ve Orman İdaresinin temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1977/4693 Esas ve 1977/4531 Karar sayılı ilâmıyla; yukarıda belirtilen Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 28.02.1978 tarihli ve 1977/1272 Esas, 1978/2420 Karar sayılı ilâmındaki aynı saiklerle karar bozulmuştur. Bozma sonrası 1978/53 Esasını alan dosya, aynı Mahkemenin 1978/75 Esasıyla birleştirilmiştir. ... Tapulama Mahkemesinin 1978/75 Esas sayılı dosyasında, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Eylül 1949 tarih ve ... sıra numaralı devletleştirme sonucu Hazine adına oluşan tapunun dava konusu taşınmazları kapsadığı, çekişmeli yerlerin 1943 yılında 3116 sayılı Kanuna göre yapılan tahditte, tahdit dışında bırakıldığı, ancak bu durumun taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun kanıtı olmadığı, zira 3116 sayılı Kanun özel ormanları tahdide tabi tutmadığı, nizalı taşınmazın tapu kaydında özel orman olarak kayıtlı olduğu, bu nedenle 4785 sayılı Kanun ile kamulaştırıldığı, ancak dava sırasında 1744 sayılı Kanunun uygulaması nedeni ile yeniden orman kadastrosu sonucu tüm taşınmazın orman sınırları dışına çıkartıldığı ve orman kadastrosunun 10.09.1980 tarihinde kesinleştiği, 6831 sayılı Kanunun 2.maddesi uyarınca sınırlama dışına çıkarılan yerlerin mülkiyetinin tapu sahiplerine intikal edeceği hükmü bulunduğundan nizalı taşınmazların tapu sahibine iade edilmesi gerektiği, her ne kadar tapu kaydının 4785 sayılı Kanun nedeniyle Hazine adına tescil edilmiş ise de, taşınmazın orman sınırları dışına çıkarıldığı ve böylece orman sayılmayan yerlerden olduğunun sabit olduğu, bu nedenle Hazine adına tesis edilen tapu kaydına değer verilemeyeceğinden kamulaştırma öncesindeki tapu sahiplerine iade edilmesi gerektiği, 5658 sayılı Kanunun 1.maddesindeki iade şartlarının da araştırıldığı, buna göre dava konusu taşınmazların tamamen ormandan ayrık olduğu, kamulaştırma bedellerinin ödenip ödenmediğinin Bakanlıktan sorulduğu ancak buna ilişkin belge sunulamadığı, dolayısıyla ödendiğine ilişkin ispat gerçekleşmediğinden taşınmazların herhangi bir işleme tabi olmaksızın sahibine iadesinin gerektiği, müdahil davacılardan ... Sırakayanın tapu maliki mirasçısından intikal eden payı olduğundan bahisle 824, 973, 465, 378, 852, 249 parsellerdeki miras payının tespitini istediği, murisi payını kardeşi ... devrettiği anlaşıldığından talebinin reddinin gerektiği, müdahil davacılar ... ve ..., ...'den intikal eden payları için kendilerine 249 parselin ayrıldığını, bu parselin kendilerine verilmesi halinde diğer parsellerin ... mirasçıları adına tesciline muvafakatları olduğunu beyan ettikleri, ... mirasçıları ... ve Halil Duygunun 249 parselin ... mirasçılarına ayrıldığını beyan etmeleri karşısında 249 parselin ... ve ... adına tescilinin gerektiği, yine 852 parselin 180 metrekarelik bölümüne ilişkin önceki hüküm kesinleştiğinden bu bölümün orman yapılması gerektiği" belirtilerek, 852 parselin bilirkişi raporunda gösterilen 180 metrekarelik kısmının birliğin tapu kütüğüne olduğu gibi aktarılmasına, aynı parselin kalan kalan kısmının ..., ..., ..., ..., ... ve ... adlarına, 179, 236, 378, 465, 674, 702, 739, 758, 824, 973, 10 98... parsellerin tapulama tespitinin iptaline, komisyon kararının kaldırılmasına, taşınmazların ..., ..., ..., ..., ... ve ... adlarına, 249 parselin tapulama tespitinin iptaline, komisyon kararının kaldırılmasına, taşınmazın ... ve ... adına tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 13.07.1993 tarihli ve 1992/17586 Esas, 1993/6232 Karar sayılı ilâmıyla; "Yapılan araştırmanın hüküm kurmak için yeterli olmadığı gibi, hükmüne uyulan bozma gereklerinin de tam olarak yerine getirilmediği, dayanak kaydın K.Evvel 1318 tarih ve 8 numaradan gelme 919 hektar 3024 metrekare cinsi orman olan tapu olduğu, Ağustos 1932 tarih ve ... numara ile davacıların murisinin de aralarında bulunduğu kişilere satış yoluyla gittiği ve Eylül 1949 tarih ve 18 numarada 4785 sayılı Kanun devletleştirilmesi nedeniyle Hazine adına tescil kılındığı, intifaının da Orman İdaresine ait olduğu yazılı bu kaydın daha sonra aralarında dava konusu taşınmazların da bulunduğu binden fazla parsele revizyon gördüğü, 1943 yılında yapılan orman tahdidinde kayıt kapsamının 762 hektar 3000 metrekarelik kısmının orman tahdit sınırları içine alındığı, 157 hektarlık kısmının ise orman tahdit sınırlan dışında bırakıldığı, kayıt kapsamının tamamının 1943 orman tahdidinde orman tahdit sınırları içine alınmamış olmakla birlikte, kayıt kapsamının tamamının Hâzineye ait orman olduğu, kaydın çekişmeli yerleri içine aldığı çekişme konusu olmadığı gibi, yerinde yapılan keşiflerde de bu hususun saptandığı, 1971 yılında tapulama çalışmalarının yapıldığı, 1943 orman tahdidi uygulanarak orman tahdit sınırlan içinde olan kesimin tapulama dışı bırakıldığı, orman tahdit sınırları dışında fakat Hazine tapusunun 157 dönümlük kesimi içinde bulunan kısımların yukarıda da belirtildiği gibi 1000'den fazla parsele ayrılarak şagilleri de gösterilerek Hazine adına tespit edildiği, dava konusu parsellerin Hazine tapusu kapsamında kaldığı sabit olmakla birlikte uyuşmazlığın, çekişmeli yerlerin kaydın hangi kesiminde kaldığına; 3116, 47 85... sayılı kanunun ile 6831 sayılı kanunun ve 6831 sayılı kanun değişiklik yapan yasalar karşısındaki durumunun belirlenmesine ilişkin olduğu, taşınmazların 1943 yılı orman tahdidinde orman tahdit sınırları dışında kalmış olmaları halinde dahi bu yerlerin orman sayılmayan yer olduğu sonucuna varılamayacağı, taşınmazların 1943 orman tahdidinde orman tahdit sınırları içinde ise, öncesinin araştırılmasına gerek olmadığı, aksi halde, taşınmazların öncesi itibariyle niteliğinin Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda araştırılması gerektiği, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin hükmüne uyulan önceki tarihli bozma ilamında da taşınmazların niteliğinin belirlenmesi, orman sayılan yer olduğunun anlaşılması halinde orman olarak bırakılması; orman olmadığının anlaşılması halinde tapu kaydı tüm kapsamı ile devletleştirilip Hâzineye geçtiğinden, bu kapsam içinde sadece orman olmadığı saptanan kesimlerin 5658 sayılı kanun uyarınca önceki tapu malikine iadesinin mümkün olabileceğinin belirtildiği, Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen bu hususların gereği gibi araştırılmadığı, 5658 sayılı kanunun hangi halde uygulanması gerektiği hususundaki açıklamaların ise yanlış değerlendirildiği, bozmada esasen taşınmazın orman olmadığının saptanması halinde bu kanun hükmünün uygulanması gerektiği hususuna işaret edildiğinin düşünülmediği, dava aşamasında çeşitli tarihlerde yapılan keşiflerde bilirkişiler; taşınmazların 3116 sayılı kanuna göre yapılan orman tahdidinde orman tahdit sınırlan dışında olduğu, nitelik itibarıyla da orman sayılmayan yerlerden olduklarını açıklarken diğer yandan da 1744 sayılı kanun ile değişik 2. madde uygulamasında orman sınırları dışına çıkarıldıklarını, 5658 sayılı kanun uyarınca iadeye tabi yerlerden olmadıklarını belirttiği, fakat raporlardaki bu çelişki giderilmediği gibi, taşınmazların konumunun, orman tahdidine göre yerlerini gösterir krokinin de çizilmediği, bunu belirleyen deliller olmadığı halde iade koşullanmn varlığının kabulünün de doğru olmadığı, yine bilirkişilerin yerlerin iadeye tabi olmadığını belirtmesine rağmen, Mahkemece iade koşullarının varlığından söz edilmesinin çelişki oluşturduğu, ayrıca Yasanın tanımladığı koşulları taşımayan, orman sayılan yerler için idari nitelikli yazılarla iade koşullarının gerçekleştiği ve iadesi gerektiğinden de söz edilemeyeceği, öte yandan dava aşamasında yörede 6831 sayılı kanunun 1744 sayılı kanun ile değişik 2. maddesi uygulaması yapıldığı, tutanaklarda çekişmeli parsellerin numaraları da belirtilerek 15.10.1961 tarihinden önce nitelik yitirdiklerinden sözedilerek orman sınırlan dışına çıkarılmalarına karar verildiği, buna göre, taşınmazların 3116 sayılı kanun uygulamalarında orman tahdit sınırları içinde olmasının gerektiği, bunun aksini bildiren bilirkişi açıklamaları doğru ise, davanın açılmasından önce yapılıp kesinleşen bir orman tahdidinin daha varlığı ya da 1980 yılında yapılan çalışmaların ilk tahdit ile birlikte yapılan 2. madde uygulaması olmasının gerekli bulunduğu, bu takdirde davanın orman kadastrosuna itiraza da döneceği ve 1744 sayılı kanun uyarınca araştırma yapılması gerekeceği, bu doğrultuda, yörede yapılan tüm orman tahdidi çalışmalarına ilişkin belgeler ile memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafları getirtildikten sonra, öncelikle tapulama sırasında tapulama harici bırakılan 762 hektar alan ile Hazine adına saptanan 157 hektar alanın orman tahditlerine göre durumu ve bu kapsam içerisinde çekişmeli parsellerin konumunun belirlenmesi; taşınmazlar orman tahdit sınırları içinde ise, özel mülke konu olamayacaklarının düşünülmesi, 1980 yılında yapılan uygulama yalnızca 2. madde uygulaması ise nitelik kaybının gerçekleşip gerçekleşmediği, ancak 3116 sayılı kanun çalışmaları sırasında orman tahdit sınırları dışında bırakılmış, daha sonra kesinleşen bir başka çalışma ile orman sınırları içine alınmamışsa ve bu itibarla çalışma aynı zamanda ilk tahdit niteliğinde ise öncesinin araştırılması" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Davacılar Halil ve ...'nun karar düzeltme istemi de aynı Dairece reddedilmiştir. ... Kadastro Mahkemesinin 1994/13 Esas sayılı dosyasında, bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 179, 236, 249, 378, 465, 674, 702, 739, 11 01... sayılı parseller hakkındaki davanın reddi ile Hazine adına; 758, 824, 8 52... sayılı parseller hakkındaki davanın kabulü ile hisseleri oranında davacılar, katılanlar ve dahili davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, Hazine ve bir kısım davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 2003/227 Esas ve 2003/3311 Karar sayılı ilâmıyla; "Mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, Dairenin 13.07.1993 tarihli, 1992/17586 Esas ve 1993/6232 Karar sayılı bozma kararında izlenecek yolun açık seçik tüm ve ayrıntılarıyla belirtildiği, Mahkemece taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak bozma gereklerinin aynen ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi, sonucuna göre hüküm kurulmasının gerekli olduğu" belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma ilâmı sonrası ... Kadastro Mahkemesinin 2005/1 Esasına kaydedilen dosya, bilahare Mahkemenin kapanması nedeniyle ... Kadastro Mahkemesinin 2013/65 Esasına kaydedilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Dosyadaki uyuşmazlığın, dava konusu taşınmazların 3116, 4785, 5658 yasalar ile cari orman mevzuatı kapsamındaki hukuki konumunun belirlenmesi noktasında toplandığı, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 2003/227 - 3311 Esas - Karar sayılı ilamında ve önceki bozma ilamlarında da belirtildiği gibi; taşınmazların Maliye Hazinesine ait orman nitelikli tapu kaydı içerisinde kaldığı noktasında bir çekişme de bulunmadığı, bu kapsamda, ayrıca irdelenmesi gereken hususun, kadastro mahkemelerinin zaman bakımından görevi olduğu, 3402 sayılı kanun ve yerleşik yüksek mahkeme uygulamalarına göre, kadastro mahkemeleri, kadastro tespitinden önceki uyuşmazlıklara bakmakla görevli olup, kadastro tarihi esas alınarak, o günkü hukuki durum çerçevesinde karar vermekle mükellef bulunduğu, kadastro tarihinden sonraki uyuşmazlıkları irdelemek ya da kadastro tarihinden sonraki kadastro çalışmalarını incelemek ve buna göre hüküm tesis etmek Mahkemenin görev alanı dışında bulunduğu, aksinin kabulü halinde, yasal tanıma aykırı şekilde kadastro mahkemelerinin görev alanının genişlemesine, geçici mahiyetteki kadastro mahkemelerinin kalıcılığa dönüştürülmesine sebep olunacağı, dava konusu taşınmazların 3116 sayılı yasa uyarınca, orman tahdit sınırlarının dışında kaldığının sabit olduğu, ne var ki, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2003/227 - 3311 Esas - Karar sayılı ilamı ile önceki tarihli bozma ilamlarında da ifade edildiği üzere, 3116 sayılı kanun gereği yapılan kadastro çalışmalarında devlet ormanlarının kadastrosu yapılmış olup, özel ormanların bu yasa gereğince yapılan çalışmaların dışında bırakıldığı, başka bir deyişle 3116 sayılı kanun kadastrosu uyarınca, taşınmazın orman sınırları dışında bırakılması, taşınmazın orman niteliğine sahip olmadığını göstermediği, dava konusu taşınmazların, 3116 sayılı kanun uyarınca yapılan kadastro çalışmalarında, devlet ormanı sınırları dışında kaldığı, 4785 sayılı kanun kapsamına girerek, 16.09.19 49... numaralı tapu kaydı uyarınca orman vasfı ile Hazine adına tescil edildiği, 5658 sayılı kanun uyarınca, iadeye tabi yerlerden olmadığının bilirkişi raporu ile de tespit edildiği, bu kapsamda, 4785 sayılı kanun kapsamında orman sınırları içerisine alınan ve 16.09.19 49... numaralı tapu kaydı kapsamında kalan, lakin 5658 sayılı kanun uyarınca iadeye tabi yerlerden olmayan dava konusu taşınmazların, dava tarihi olan 1974 senesi itibariyle orman niteliği ile Hazineye ait olduğunun anlaşıldığı, dava konusu taşınmazlar, dava tarihinden sonra icra edilen, 6831 sayılı kanun 1744 sayılı kanunun ile değişik 2.maddesi kadastro çalışmaları ile orman sınırı dışına çıkarılmış ise de; bu çalışma ile taşınmazların ... adına orman sınırları dışına çıkarılmasına karar verildiği, bu kadastro çalışmasının sadece vasıf değişikliğine yönelik bir kadastro çalışması olduğu, mülkiyetin yine Hazineye ait olduğu; mülkiyete yönelik hiçbir değişim bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenlerle, 4785 sayılı kanun kapsamında orman sınırları içerisine alınan ve 16.09.19 49... numaralı tapu kaydı kapsamında kalan, lakin 5658 sayılı yasa uyarınca iadeye tabi yerlerden olmayan; dava tarihinden sonraki 6831 sayılı 1744 sayılı kanun ile değişik 2.maddesi uyarınca kadastro çalışmaları ile de Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan dava konusu taşınmazların, gerek kadastro tarihi, gerek dava tarihi, gerekse dava tarihinden sonraki kadastro çalışmalarının yapıldığı tarih itibariyle, ...'ne ait olduğu, davacı ve müdahil tarafların davalarını ispatlayamadıkları, her ne kadar, ... Kadastro Mahkemesinin 1978/75 Esas, 1987/5 Karar sayılı ilamında, 852 parselin 180 metrekarelik kısmı hakkında, aynı mahkemenin 1974/67 Esas, 1976/134 Karar sayılı ilamı ile verilen hükmün kesinleştiğinden bahsedilmekte ise de; anılan hükümde kısmi kesinleşme şerhinin bulunmaması, anılan hükmün Hazine tarafından da "taşınmazın bir kısmının orman sayılmasının orman mevzuatına aykırı" olduğu gerekçesi ile temyiz edilmesi ve kararın temyiz üzerine bozulması da dikkate alınarak, 852 parsel açısından hükmün kesinleşmediğinin tespit edildiği, 852 parsel hakkında, birleşen ... Kadastro Mahkemesinin 1974/158 Esas sayılı dosyada davacısı Orman İdaresi olan dosya açısından da karar verilmesi gerektiğinin değerlendirildiği, bu doğrultuda, dava konusu taşınmazların 3116 sayılı kanuna yapılan kadastro çalışmasında orman sınırları dışarısında bulunması, 4785 sayılı kanun kapsamında orman sınırları içerisine alınmış ve 16.09.19 49... numaralı, maliki Hazine olan orman vasıflı tapu kaydı kapsamında kalmış ise de 1744 sayılı kanun ile yapılan kadastro çalışmasında taşınmazın orman sınırı dışına çıkarılması, eski tarihli hava fotoğrafları, memleket haritaları ile taşınmazın yapısı ile niteliği de dikkate alındığında, orman idaresinin dava açtığı 852 parsel sayılı taşınmazın, orman vasfının bulunmadığı, taşınmaz hakkındaki itiraza konu kadastro çalışmasında hata bulunmadığı, ..., ..., ...'in 25.03.2013 tarihli; ... ve Elfida Şen'in 01.04.2013 tarihli; ... ve ...'nin 03.04.2013 tarihli dilekçeleri ile 758, 824, 973 parsellerin, kadastro sonrasındaki harici devirleri nedeniyle, adı geçenler isimlerine tescilinin talep edildiği, kadastro sonrası sebebe dayanması; kadastro mahkemelerinde dava tarihindeki hukuki durum itibariyle karar verilmesinin gerekliliği, kadastro tarihinden sonraki uyuşmazlıkların çözümünün Mahkememizin görev alanına girmemesi de dikkate alınarak, bu istemler açısından Mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle, davacı ve müdahil tarafların davasının reddine, "758 parselin ... ve ... adına tescili", "973 parselin ... ve ... adına tescili", "824 parselin ... ve ... adına tescili" talepleri açısından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-c ve 115. maddeleri uyarınca görev yönünden usulden reddi ile Mahkemenin görevsizliğine; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 179, 236, 249, 378, 465, 674, 702, 739, 758, 824, 852, 973, 10 98... parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve arkadaşları vekili, birleşen davanın davacısı Orman İdaresi vekili ile bir kısım fer'i müdahiller tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 1943 yılında 3116 sayılı Kanuna göre yapılan orman tahdidi, 1980 yılında 1744 sayılı Kanuna göre yapılan aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 2. madde uygulaması ve evvelce sınırlaması yapılmış ormanlarda 2. madde uygulaması, 2896 sayılı Kanuna göre 1984 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B uygulaması, 1987 yılında 3302 sayılı Kanun uyarınca daha önce sınırlaması yapılmış ormanların aplikasyonu ve sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2/B çalışmaları vardır. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların 3116 sayılı Kanun çalışmasında orman sınırları dışında bırakıldığı, 4785 sayılı Kanun uyarınca devletleştirilen tapu kapsamında kaldıkları ve 5658 sayılı Kanun uyarınca iade şartlarını taşımadıkları ve her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gereğiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de; uyulan bozma ilâmı gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Ayrıca, geri çevirme ilâmıyla 236 (yeni 1 72... parsel) parsel sayılı taşınmazın tapuda davadışı ... adına kayıtlı olduğu, bu doğrultuda, anılan kişinin de davada taraf olması gerekirken, davada yer almadığı anlaşılmakla, bu aşamada taraf teşkilinin de sağlandığından söz edilemez. Uyulan bozma ilâmında; dava konusu taşınmazların 3116 sayılı Kanun uygulaması ile oluşan tahdit sınırları kapsamında kalmaması halinde taşınmazların öncesi itibarıyla niteliğinin saptanması ve yapılan incelemede niteliğinin orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde orman olarak bırakılması; orman olmadığının anlaşılması halinde ise o zaman tapu kaydının tümüyle devletleştirilerek kapsamı Hazineye geçtiğinden 5658 sayılı Kanun uyarınca önceki tapu malikine iadesi şartlarının araştırılması, ayrıca yargılama aşamasında dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 1744 sayılı 6831 sayılı Kanun'un değişik 2. madde çalışması yapıldığı bildirildiğinden ve dosyada bulunan 1980 yılında düzenlenmiş ekip tutanaklarında dava konusu parsellerin numaraları da belirtilmek suretiyle 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kaybettiklerinden söz edilerek orman sınırı dışına çıkarılmalarına karar verildiği, bu durumda, dava konusu parsellerin 3116 sayılı Kanun uygulaması sırasında orman sınırı içine alınmış olması gerektiği veya dava konusu yörede yapılmış ve dava açılmadan önce kesinleşmiş bir orman tahdidinin daha varlığının gerektiği veyahut 1980 yılında yapılan çalışmaların ilk tahdit ile birlikte yapılmış 2. madde uygulaması olmasının icap ettiği, bu takdirde ise Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.02.1988 tarihli ve 987/7-564 Esas, 1988/110 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi eldeki davanın varlığının tahdit işlemlerini kesinleştirmediği, davanın aynı zamanda orman sınırlamasına itiraz davasına dönüştüğü ve 1744 sayılı Kanun çerçevesinde araştırma yapılması gereğine işaret edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan araştırma kapsamında dava konusu taşınmazlara ilişkin alınan raporlarda; dava konusu taşınmazların 3116 sayılı Kanuna göre yapılan çalışmada orman sınırları içine alınmadığı, sonrasında 4785 sayılı Kanuna göre devletleştirilen tapu kapsamında kaldıkları, 5658 sayılı Kanun uyarınca iadeye tabi yerlerden olmadıkları, yapılan kadastro çalışmasında çayır ve tarla vasfı ile Hazine adına tespit edildikleri, yargılama sırasında 19 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından 3116 sayılı Kanuna göre yapılan ilk orman tahdidinde Devlet ormanı sınırları dışında bırakılan ve 4785 sayılı Kanunla devletleştirilen ... Ormanı tapusu içindeki yerlerin, 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre 1980 yılında orman kadastrosu yapılıp, orman sınırları içine alındıkları ve aynı Kanun'un 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldıkları, bilahare yapılan 28 96... sayılı Kanun ile değişik 2/B çalışmalarında durumlarında değişiklik olmadığı belirtilmiştir. Uyulan bozma ilâmında dava konusu taşınmazların 3116 sayılı Kanuna göre yapılan tahditte orman sınırları dışında bırakıldığının anlaşılması halinde taşınmazların öncesinin araştırılması gereği belirtildiği halde, alınan raporda uyuşmazlığın çözümü noktasında önemli yeri olan 1942 yılı hava fotoğraflarında taşınmazların hukuki durumunun ne olduğunun tereddütsüz olarak belirlenmesi gerekirken, bu fotoğrafta bazı dava konusu taşınmazların yer almadığı belirtilmekle yetinilmiş, hava fotoğrafında görüntüsü olan taşınmazlarla ilgili ise herhangi bir değerlendirme yapılmamış, gösterimle iktifa edilmiş, böylelikle taşınmazların usulünce evveliyatı incelenmemiş, yine bilirkişilerce taşınmazların 5658 şartlarını taşımadığı belirtilmiş ise de bu husus gerekçelendirilmemiş, şartları neden taşımadığı açıklanmamış, İlk Derece Mahkemesince de hüküm yerinde buna değinilmemiş, ayrıca yargılama aşamasında 1744 sayılı Kanun çerçevesinde yapılan işlemle taşınmazların orman sınırları içerisine alınıp sonra 2. madde ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının bildirildiği ve bozma ilamında bu halde davanın orman sınırlamasına itiraz niteliğine dönüştüğü ve aynı zamanda nitelik araştırması yapılması gereğine de değinildiği halde bu yönlerden de inceleme yapılmamış, öte yandan dava konusu taşınmazların komşu parsellerine ilişkin araştırma yapılmamış, aynı kök tapudan gelen bu parsellere ilişkin açılmış davalar olduğunun belirtildiği ve dosyaya mahkeme kararları uygulama tutanağı adı altında tutanaklar gönderildiği halde bunlar yeteri kadar incelenmemiş, çevre parsellerde benzer davalar olup olmadığı araştırılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için; 236 parsel yönünden tapuda malik olarak gözüken davadışı ...'ın davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra, yöreye ait 1942 tarihli hava fotoğrafının dava konusu taşınmazları da kapsayan hali Harita Genel Komutanlığından sorulup dosya arasına alınmalı, yine dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdit çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazların bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen birlirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazların orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise dava konusu parseller yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı, yine keşifte getirtilen belgeler dava konusu taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğraflarının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmazlar, çevre parsellerle birlikte hava fotoğrafı üzerinde gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazların niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranını da belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Bu çerçevede bozma ilamı doğrultusunda yapılacak araştırma sonucu taşınmazların öncesinin 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan orman tahdidinde tahdit dışında olduğu ve eski tarihli hava fotoğrafında da orman olmadığı belirlenirse 5658 sayılı Kanun uyarınca iade şartları irdelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Ayrıca yargılama sırasında 1744 sayılı Kanun kapsamında çalışma yapıldığı ve alınan bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazların önce orman olarak tahdit edilip sonra Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı bildirildiğinden ve bozma ilamında da yapılan çalışmanın eldeki dava sebebiyle kesinleşmeyeceği belirtildiğinden hem taşınmazların evveliyatı bu açıdan da belirlenmeli, hem de Orman İdaresinin davası yönünden 852 parsel sayılı taşınmazın orman niteliğini 15.10.1961 tarihinden önce kaybedip kaybetmediği incelenmelidir. İlk Derece Mahkemesince açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı ... ve arkadaşları vekili, birleşen davanın davacısı Orman İdaresi vekili ve bir kısım fer'i müdahiller vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 8b7086bd8acccec7 c424fe34bf8defa6

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı