8. Hukuk Dairesi 2023/5907 E. , 2025/2841 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/38 E., 2023/24 K. Taraflar arasındaki orman kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... İdaresi, ...köyü 476 parsel sayılı taşınmazın davalı gerçek kişi adına tapuda kayıtlı olduğunu, yörede ilk kez yapılan ve 11.06.2008 - 11.12.2009 tarihleri arasında ilân edilen orman kadastrosu sırasında, öncesi orman olan taşınmazın orman kadastro komisyonu tarafından orman sayılmayarak orman alanı dışında bırakıldığını ileri sürerek, işlemin iptali ile taşınmazın orman alanı içine alınmasını istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, yörede arazi kadastrosunun kesinleştiği 31.12.1974 tarihinden davanın açıldığı 13.10.2009 tarihe kadar, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği ve 5841 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi gereğince bu hükmün Devlet ve kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın herkese uygulanacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 29.03.2010 tarihli ve 2010/772 Esas, 2010/4008 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 29.03.2010 tarihli ve 2010/772 Esas, 2010/4008 Karar sayılı bozma kararında özetle; "incelenen dosya kapsamından, davanın, orman kadastrosuna itiraza ilişkin olup, bu aşamada mülkiyet aktarımını gerektirir tapu iptali ve tescili istemine ilişkin olmadığı, somut olayda 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 7. maddesindeki “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit (bu kavram içine daha önce arazi kadastrosu yapılan ve yapılmayan tüm taşınmazların girdiğinin kabulü gerekir) taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tespiti, orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılan orman kadastrosuna, davacı ... İdaresi tarafından aynı Kanunun 11/1. maddesi hükmüne göre 6 aylık süre içinde orman kadastrosuna itiraz davası açıldığı açıklanarak, mahkemece işin esasına girilerek, uzman orman bilirkişileri aracılığı ile yöntemine uygun biçimde orman araştırması yapılarak taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı belirlenip sonucuna göre karar verilmesi ve orman kadastrosuna itiraz davalarına bakan kadastro mahkemelerinin orman sınırı içinde kalan taşınmazların tapu kaydını iptal etme yetkisinin bulunmadığının düşünülmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.11.2012 tarihli ve 2012/12693 Esas, 2012/12697 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.11.2012 tarihli ve 2012/12693 Esas, 2012/12697 Karar sayılı bozma kararında özetle; "Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olmadığı açıklanarak öncelikle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneğinin dosyaya getirtilmesi, itiraza konu yerin neresi olduğunun kesin bir biçimde belirlenmesi ve bu yerde önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ile orman kadastro haritası ölçeğine çevrildikten sonra, bu haritalar komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunun çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli kroki düzenlettirilmesi, yapılan bu uygulama sonucunda çekişmeli taşınmazın kesinleşmeyen orman kadastrosunda orman sınırları içinde bırakıldığı saptandığı takdirde davanın hukukî yarar bulunmadığından reddine karar verilmesi, gerçekten orman kadastro sınırları dışında bırakıldığı saptanır ise, bu kez taşınmazın memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafındaki konumu gereğince uyuşmazlığın çözümlenmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne 476 parsel sayılı taşınmazın, 13.11.2014 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 24.494,44 m² bölümü yönünden davanın esastan reddine, 476 parsel sayılı taşınmazın, 13.11.2014 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (C) harfi ile gösterilen 10.684,04 m² ve (D) harfi ile gösterilen 275,62 m² bölümü yönünden davanın kabulüne, bu taşınmazlar hakkındaki orman kadastro komisyonu işleminin iptali ile bu yerlerin orman sınırları içine alınmasına karar verilmiş; hüküm davacı ... İdaresi vekili ve davalı ... ve Su İşleri Bakanlığı vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle Dairenin 11.05.2022 tarihli ve 2021/9398 Esas, 2012/4388 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir. Dairenin 11.05.2022 tarihli ve 2021/9398 Esas, 2012/4388 Karar sayılı bozma kararında özetle; "Davacı ... İdaresi vekilinin 476 parsel sayılı taşınmazın, 13.11.2014 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide "A" harfi ile gösterilen 24.494,44 m² lik bölümüne ilişkin temyiz itirazları yönünden, dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerektiği, davalı ... ve Su İşleri Bakanlığı vekilinin temyiz itirazları yönünden ise, Mahkemece, her ne kadar 13.11.2014 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide "C" harfi ile gösterilen 10.684,04 m² ve “D” harfi ile gösterilen 275,62 m² lik taşınmaz bölümlerinin 1955 tarihli hava fotoğrafında orman bitki örtüsü taşıyan yer olduğu, 3116 sayılı Kanuna göre orman sayılan yerlerden olduğu, 4785 sayılı Kanunla devletleşen yerlerden olduğu, doğal arazi meylinin %12'den fazla olduğu, yapılan keşifte üzerinde halen orman bitkisi olan kızılçam, meşe ağaçları, çalı formları bulunduğu, orman toprağına sahip olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, verilen bu karar usul ve kanuna uygun bulunmadığı, eldeki davanın, Orman İdaresi tarafından gerçek kişiler ile Orman ve Su İşleri Bakanlığına husumet yöneltilmek suretiyle açılan orman kadastrosuna itiraz davası olduğu, hükme esas alınan fen bilirkişisi raporu uyarınca, bilirkişi raporlarında 476/C ve 476/D olarak gösterilen taşınmaz kısımlarının davalı gerçek kişiler adına, 1974 yılında yapılan kadastro çalışmalarında 28.900,00 m2 yüz ölçümü ve tarla niteliği ile tespit ve tescil edilen 476 parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde kalmadığının, tapulama dışı çalılık niteliğinde olduğunun tespit edildiği, o halde, Mahkemece yasal hasım konumunda olan Hazine ve 6360 sayılı Kanun uyarınca Büyükşehir Belediyesi ile İlçe Belediyesi de davaya dahil edilip, husumet yaygınlaştırılarak taraf teşkili sağlanıp, tarafların gösterecekleri deliller ile mahkemece re'sen lüzum görülen diğer deliller de toplanıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken açıklanan hususlar gözetilmeksizin, taraf teşkili sağlanmadan davanın esası hakkında karar verilmiş olmasının doğru olmadığı, bunun yanı sıra 6831 sayılı Kanun'un 11. maddesinin 3. fıkrasında 6527 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile Orman Yönetimince açılacak orman kadastrosuna itiraz davalarında hasmın hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler olacağı hükme bağlandığı, maddenin önceki halinde Orman İdaresince açılacak davalarda hasım olacağı belirtilen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ibaresinin madde metninden çıkarıldığı, hal böyle olunca, dava tarihinde yasal hasım olan ancak karar tarihi itibariyle yapılan kanun değişikliği ile yasal hasım olmaktan çıkarılan Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı" açıklanarak davacı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davalı ... ve Su İşleri Bakanlığı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, dosyanın temyiz incelemesi sırasında dava konusu taşınmazda 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca güncelleme kadastrosu yapıldığı, uygulama (güncelleme) kadastrosu çalışma sonuçlarının 08.03.2021 ila 07.04.2021 tarihleri arasında askı ilanına çıkartıldığı ve 476 parsel sayılı taşınmaza ilişkin askı ilan süresi içerisinde dava açılmadığı, tutanağın bu şekilde kesinleştiği, güncelleme kadastrosu sonucu kesinleşen sınır ve yüzölçümüne göre 476 parsel (yeni 109 ada 1 parsel) sayılı taşınmazın 13.11.2014 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide "476/A"+ "476/C"+ "476/D" ile gösterilen bölümler olarak toplamda 35.505,48 m² olarak tespit edildiği, bu durumda Yargıtay kararında belirtilen 476/C ve 476/D ile gösterilen ve 476 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalmayıp öncesi tescil harici çalılık niteliğinde bulunan taşınmaz bölümlerinin 476 parsel sayılı taşınmaz içerisinde tespit edilerek kesinleştiği, önceki hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda bu kısımların orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabul kısmen reddine, ..., ... ve Hazine yönünden davanın reddine, davalı Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ... ili ... ilçesi ...köyü 476 parsel (yeni 109 ada 1 parsel) sayılı taşınmazın, 24.07.2023 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (1a) ile gösterilen 24.545,72 m² bölümü yönünden davanın esastan reddine, "1/c" ile gösterilen 10.684,28 m² ve “1/d” ile gösterilen 275,48 m² bölümü yönünden davanın kabulüne, bu taşınmazlar hakkındaki orman kadastro komisyonu işleminin iptali ile bu yerlerin orman sınırları içine alınmasına, davacı ... İdaresinin tescil talebi yönünden Mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın yetkili ve görevli ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiş, hüküm davacı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 6831 sayılı Kanun'un 11/1 maddesi gereğince 6 aylık askı ilân süresi içinde açılan orman kadastrosuna itiraza ilişkindir. Yörede 01.01.1987 tarihinde yapılıp kesinleşen genel arazi kadastro çalışması bulunmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 539,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 75,70 TL'nin temyiz eden davalı ...'ndan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 969d55f408713b99 e5838e168ea3566f
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5907 E., 2025/2841 K. (10.04.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5907
- Karar No
- 2025/2841
- Karar Tarihi
- 10.04.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1482 E., 2025/2829 K. 10.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5848 E., 2025/2831 K. 10.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4538 E., 2025/2835 K. 10.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/4010 E., 2025/2843 K. 10.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2658 E., 2025/2845 K. 10.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/4996 E., 2025/2847 K. 10.04.2025