8. Hukuk Dairesi 2023/5832 E. , 2025/5066 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/253 E., 2023/190 K. BİRLEŞEN DAVA (2021/388 Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde özetle; Muğla ili ... ilçesi ... köyü ... mevkinde bulunan 32.062,43 metrekare yüzölçümlü zeytinliğin tapuda kayıtlı olmadığını ve kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğunu ileri sürerek, taşınmazın davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir. ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, 03.12.2015 tarihli ve 2013/552 Esas, 2015/1812 Karar sayılı kararla; davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 26.04.2022 tarihli ve 2022/1488 Esas, 2022/4054 Karar sayılı ilamıyla; "... Mahkemece, karar tarihinden sonra hakkında kadastro tutanağı düzenlenen çekişmeli taşınmaz hakkında görevli mahkemenin Kadastro Mahkemesi olduğu gözetilmek suretiyle, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 27. maddesi uyarınca görevsizlik kararı verilerek dava dosyasının Kadastro Mahkemesine devredilmesi ..." gereğine değinilerek, bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin; 18.10.2022 tarihli ve 2022/280 Esas, 2022/332 Karar sayılı kararıyla, görevsizlik kararı verilerek dosyası Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. Görevsizlik kararı uyarınca dava dosyasının devredildiği İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...3573 sayılı Kanunun 2. ve devamı maddeleri gereğince tahsis edilip imar ve ıslah işlemleri tamamlanarak yetkili makamlarca yapılan temlik işlemine ya da tapuya dayanmadığından taşınmazlar üzerinde bulunan ve orman ağacı niteliğindeki delice ağaçlarının aşılanması halinde orman sayılan yerlerde 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesinin uygulanmayacağı, %12’den fazla eğimli delicelerin muhafaza (koruma) makisi olduğunun kabulü gerekmekte olup bu yerlerin 3402 sayılı Kadastro Kanun'u 14 ve 17. maddeleri kapsamında zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı..." gerekçesiyle, davanın reddine ve taşınmazın orman vasfı ile tesciline karar verilmiş ve hüküm, davacı vekili tarafından, "... Mahkemenin taşınmazın eğimli olması nedeniyle orman vasfında olduğuna yönelik değerlendirme yaptığı, meyilli arazilerin tarım arazisi olarak kullanılabileceği, komşularının da aynı eğimde olduğu, etrafı tarım arazileriyle çevrili alanlardaki zeytinliklerin orman sayılmayacağı, zilyetlik şartlarının oluştuğu, imar-ihyanın tamamlandığı, taşınmazın zeytinlik arazisi olduğu, zeytin ağaçlarının davacı tarafından imar ihya edildiği .." iddiasıyla temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; 6831 sayılı Kanun'un orman sayılan yerleri düzenleyen 1. maddesinin (j) bendinin karşıt anlamından (mefhum-u muhalifinden), orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda veya makilerle örtülü yerlerin orman sayılacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 14/o maddesinde, orman ve toprak muhafaza karakteri; üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınları, şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, toprak erozyonunu, toprağın strüktür ve tekstürünün bozulmasını önleyici, su verimini artırıcı etkisi bulunan ve eğimi %12 den fazla olan yerler olarak tanımlanmıştır. Orman Kanunu’nun 23. maddesinde de, ziraat vekaletince, arazi kayması ve yağmurlarla yıkanması tehlikesine maruz olan yerlerdeki ormanlarla, meskün mahallerin havasını, şose ve demiryollarını, toz ve kum fırtınalarına karşı muhafaza eden ve nehir yataklarının dolmasının önüne geçen veya memleket müdafası için muhafazası zaruri görülen Devlet ormanları veya maki veya fundalarla örtülü yerlerin daimi olarak muhafaza ormanı olarak ayrılabileceği düzenlenmiştir. Tüm bu düzenlemelere göre makilik, fundalık, çalılık, pırnallık, meşelik v.b türünden bitki örtüsü ile kaplı yerlerin, eğiminin % 12'den fazla olmasının tek başına o yerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı anlamına gelmeyeceği ve dolayısıyla orman sayılan yerlerden sayılması için yeterli bulunmayacağı anlaşılmaktadır. Bu tür yerlerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıması için eğime ilave olarak yukarıda belirtilen diğer unsurlarında bir ya da birkaçının birlikte bulunması gerekmektedir. Uzman bilirkişilerce yukarıda belirtilen bitki örtüleri ile kaplı %12'den fazla eğime sahip yerlerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyıp taşımadığına ilişkin rapor hazırlarken; bölgenin ve arazinin genel yapısı, iklim ve mevsim özelliği, toprağın cinsi, su ve rüzgar erozyonuna göre durumu, eğimin şiddeti, bitki örtüsünün türü, kök ve gövdesinin niteliği, toprağa tutunma özelliği, gerekirse laboratuarda yapılacak toprak analizi ile elde edilecek bilimsel veriler ve maddi bulgulara aykırı düşmeyen hüküm kurmaya yeterli, Yargıtayın, İlk Derece Mahkemesinin ve tarafların denetime elverişli olmasına özen gösterilmelidir. Dava dosyasının somut özelliği ile irtibatlandırılmamış, kanun ve yönetmelikteki tabirlerin tekrarı şeklindeki genel ve soyut açıklamalarla yüksek eğimli yerlerin orman ve toprak muhafaza karakterini doğrudan taşıdığı yönündeki raporlar hüküm kurmaya yeterli görülmemelidir. Bu açıklamalar ışığından somut olayın değerlendirilmesine gelince; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 14.06.2023 tarihinde yapılan keşif sonrasında alınan bilirkişi kurul raporunda, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında orman sayılmayan yerlerden olduğu, dava konusu taşınmazın en eski tarihli 1959 memleket haritasında "çalılık" simgeli yeşile boyalı alan olarak gösterildiği, 1977, 1996 ve 2012 memleket haritalarında zeytinlik rumuzu bulunan yeşil renkli alanda kaldığı, 1955 ve 1964 yılı hava fotoğraflarında Çevre taşınmazlarla arasında ayırıcı nitelikte bir sınır yapısı, belirgin bir tasarruf şekli ve tarımsal faaliyet yapıldığına dair herhangi bir emare bulunmayan ve koyu renkli görünümde olan dava konusu taşınmaz üzerinde sık ağaç/bitki formu bulunduğu, 1972 tarihli hava fotoğrafında üzerinde küçük görünümde olmak üzere üzerlerinde ağaç formları bulunduğu (ağaçların keşif sırasındaki zeytin ağaçları olduğu), 2009 ve 2015 tarihli hava fotoğraflarında sınırlarının belirgin olduğu, 2011-2013-2018-2020-2022 ve 2024 tarihli fotoğraflarda zeytin ağaçlarının bulunduğu, geçmiş yıllar boyunca düzenli örtü temizliği yapılageldiği, temizlik ve aşılama faaliyetlerine 1964 ile 1972 yılları arasında başlandığı ve 1990 yılı itibarıyla nihayete erdirildiği, aşı yaşları 60-65, 50-60 arasında değişen zeytinlerin olduğu, zeytinlik vasfının 1990 yılında kazandığı, başkaca orman ağacı ve bitki örtüsünün bulunmadığı, taşlık ve kayalık yapıya sahip olduğu, taşınmazın eğiminin %34 olduğu, toprak muhafaza karakteri taşıdığı, delicenin Akdeniz maki bitki örtüsünün ferdi olduğu, taşınmazın imar ihyası tamamlanmış zeytinlik vasfında tarım arazisi olduğu belirtilmiştir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmaz kesinleşen orman kadastro sınırları dışında olup, taşınmazın salt eğiminin %34 olmasının taşınmazın orman olduğu anlamına gelmeyeceği, aynı zamanda 6831 sayılı Kanun'un ve Dairemizin de aradığı anlamda az yukarıda açıklandığı üzere toprak muhafaza karakteri taşıması da gerektiği, ancak orman bilirkişi raporunda eğimin %12'den fazla olduğu gerekçesiyle toprak muhafaza karakteri taşıdığının belirtildiği, %12'nin üzerinde eğim olan yerlerde taşınmazın toprak muhafaza karakteri taşıyacağının kabulü ile taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesinin doğru görülmediği, zira %12'den fazla eğime sahip yerlerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyıp taşımadığına ilişkin rapor hazırlarken; bölgenin ve arazinin genel yapısı, iklim ve mevsim özelliği, toprağın cinsi, su ve rüzgar erozyonuna göre durumu, eğimin şiddeti, bitki örtüsünün türü, kök ve gövdesinin niteliği, toprağa tutunma özelliği, gerekirse laboratuarda yapılacak toprak analizi ile elde edilecek bilimsel veriler ve maddi bulgulara aykırı düşmeyen hüküm kurmaya yeterli, Yargıtayın, yerel mahkemenin ve tarafların denetimine elverişli olmasına özen gösterilmesi ve taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığı hususunun tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği, yine taşınmazın yüzölçümü 32.062,43 metrekare olup üzerindeki zeytin ağacı sayısının belirtilmediği gözetilerek, bu yönden gerekli araştırma ve inceleme yapılarak bu hususları ihtiva eden bilirkişi raporu alınması; taşınmazın orman niteliğinde olmadığının belirlenmesi halinde, davacının ekonomik amaca uygun kullanımının söz konusu olup olmadığının dolayısıyla davacı lehine, dava konusu taşınmazlar üzerinde kanunun aradığı anlamda imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarını sağlanıp sağlanmadığı hususunun tereddütsüz olarak belirlenmesi gerekirken, taşınmazların salt eğimleri gözetilerek, %12'nin üzerinde eğim olan yerlerde taşınmazın toprak muhafaza karakteri taşıyacağının kabulü ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 85e908301d318b1f 87043f9b2af6b0f5 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 8. Hukuk Dairesi 2023/5832 E. , 2025/5066 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/253 E., 2023/190 K. BİRLEŞEN DAVA (2021/388 Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde özetle; Muğla ili ... ilçesi ... köyü ... mevkinde bulunan 32.062,43 metrekare yüzölçümlü zeytinliğin tapuda kayıtlı olmadığını ve kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğunu ileri sürerek, taşınmazın davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir. ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, 03.12.2015 tarihli ve 2013/552 Esas, 2015/1812 Karar sayılı kararla; davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 26.04.2022 tarihli ve 2022/1488 Esas, 2022/4054 Karar sayılı ilamıyla; "... Mahkemece, karar tarihinden sonra hakkında kadastro tutanağı düzenlenen çekişmeli taşınmaz hakkında görevli mahkemenin Kadastro Mahkemesi olduğu gözetilmek suretiyle, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 27. maddesi uyarınca görevsizlik kararı verilerek dava dosyasının Kadastro Mahkemesine devredilmesi ..." gereğine değinilerek, bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin; 18.10.2022 tarihli ve 2022/280 Esas, 2022/332 Karar sayılı kararıyla, görevsizlik kararı verilerek dosyası Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. Görevsizlik kararı uyarınca dava dosyasının devredildiği İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...3573 sayılı Kanunun 2. ve devamı maddeleri gereğince tahsis edilip imar ve ıslah işlemleri tamamlanarak yetkili makamlarca yapılan temlik işlemine ya da tapuya dayanmadığından taşınmazlar üzerinde bulunan ve orman ağacı niteliğindeki delice ağaçlarının aşılanması halinde orman sayılan yerlerde 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesinin uygulanmayacağı, %12’den fazla eğimli delicelerin muhafaza (koruma) makisi olduğunun kabulü gerekmekte olup bu yerlerin 3402 sayılı Kadastro Kanun'u 14 ve 17. maddeleri kapsamında zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı..." gerekçesiyle, davanın reddine ve taşınmazın orman vasfı ile tesciline karar verilmiş ve hüküm, davacı vekili tarafından, "... Mahkemenin taşınmazın eğimli olması nedeniyle orman vasfında olduğuna yönelik değerlendirme yaptığı, meyilli arazilerin tarım arazisi olarak kullanılabileceği, komşularının da aynı eğimde olduğu, etrafı tarım arazileriyle çevrili alanlardaki zeytinliklerin orman sayılmayacağı, zilyetlik şartlarının oluştuğu, imar-ihyanın tamamlandığı, taşınmazın zeytinlik arazisi olduğu, zeytin ağaçlarının davacı tarafından imar ihya edildiği .." iddiasıyla temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; 6831 sayılı Kanun'un orman sayılan yerleri düzenleyen 1. maddesinin (j) bendinin karşıt anlamından (mefhum-u muhalifinden), orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda veya makilerle örtülü yerlerin orman sayılacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 14/o maddesinde, orman ve toprak muhafaza karakteri; üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınları, şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, toprak erozyonunu, toprağın strüktür ve tekstürünün bozulmasını önleyici, su verimini artırıcı etkisi bulunan ve eğimi %12 den fazla olan yerler olarak tanımlanmıştır. Orman Kanunu’nun 23. maddesinde de, ziraat vekaletince, arazi kayması ve yağmurlarla yıkanması tehlikesine maruz olan yerlerdeki ormanlarla, meskün mahallerin havasını, şose ve demiryollarını, toz ve kum fırtınalarına karşı muhafaza eden ve nehir yataklarının dolmasının önüne geçen veya memleket müdafası için muhafazası zaruri görülen Devlet ormanları veya maki veya fundalarla örtülü yerlerin daimi olarak muhafaza ormanı olarak ayrılabileceği düzenlenmiştir. Tüm bu düzenlemelere göre makilik, fundalık, çalılık, pırnallık, meşelik v.b türünden bitki örtüsü ile kaplı yerlerin, eğiminin % 12'den fazla olmasının tek başına o yerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı anlamına gelmeyeceği ve dolayısıyla orman sayılan yerlerden sayılması için yeterli bulunmayacağı anlaşılmaktadır. Bu tür yerlerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıması için eğime ilave olarak yukarıda belirtilen diğer unsurlarında bir ya da birkaçının birlikte bulunması gerekmektedir. Uzman bilirkişilerce yukarıda belirtilen bitki örtüleri ile kaplı %12'den fazla eğime sahip yerlerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyıp taşımadığına ilişkin rapor hazırlarken; bölgenin ve arazinin genel yapısı, iklim ve mevsim özelliği, toprağın cinsi, su ve rüzgar erozyonuna göre durumu, eğimin şiddeti, bitki örtüsünün türü, kök ve gövdesinin niteliği, toprağa tutunma özelliği, gerekirse laboratuarda yapılacak toprak analizi ile elde edilecek bilimsel veriler ve maddi bulgulara aykırı düşmeyen hüküm kurmaya yeterli, Yargıtayın, İlk Derece Mahkemesinin ve tarafların denetime elverişli olmasına özen gösterilmelidir. Dava dosyasının somut özelliği ile irtibatlandırılmamış, kanun ve yönetmelikteki tabirlerin tekrarı şeklindeki genel ve soyut açıklamalarla yüksek eğimli yerlerin orman ve toprak muhafaza karakterini doğrudan taşıdığı yönündeki raporlar hüküm kurmaya yeterli görülmemelidir. Bu açıklamalar ışığından somut olayın değerlendirilmesine gelince; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 14.06.2023 tarihinde yapılan keşif sonrasında alınan bilirkişi kurul raporunda, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında orman sayılmayan yerlerden olduğu, dava konusu taşınmazın en eski tarihli 1959 memleket haritasında "çalılık" simgeli yeşile boyalı alan olarak gösterildiği, 1977, 1996 ve 2012 memleket haritalarında zeytinlik rumuzu bulunan yeşil renkli alanda kaldığı, 1955 ve 1964 yılı hava fotoğraflarında Çevre taşınmazlarla arasında ayırıcı nitelikte bir sınır yapısı, belirgin bir tasarruf şekli ve tarımsal faaliyet yapıldığına dair herhangi bir emare bulunmayan ve koyu renkli görünümde olan dava konusu taşınmaz üzerinde sık ağaç/bitki formu bulunduğu, 1972 tarihli hava fotoğrafında üzerinde küçük görünümde olmak üzere üzerlerinde ağaç formları bulunduğu (ağaçların keşif sırasındaki zeytin ağaçları olduğu), 2009 ve 2015 tarihli hava fotoğraflarında sınırlarının belirgin olduğu, 2011-2013-2018-2020-2022 ve 2024 tarihli fotoğraflarda zeytin ağaçlarının bulunduğu, geçmiş yıllar boyunca düzenli örtü temizliği yapılageldiği, temizlik ve aşılama faaliyetlerine 1964 ile 1972 yılları arasında başlandığı ve 1990 yılı itibarıyla nihayete erdirildiği, aşı yaşları 60-65, 50-60 arasında değişen zeytinlerin olduğu, zeytinlik vasfının 1990 yılında kazandığı, başkaca orman ağacı ve bitki örtüsünün bulunmadığı, taşlık ve kayalık yapıya sahip olduğu, taşınmazın eğiminin %34 olduğu, toprak muhafaza karakteri taşıdığı, delicenin Akdeniz maki bitki örtüsünün ferdi olduğu, taşınmazın imar ihyası tamamlanmış zeytinlik vasfında tarım arazisi olduğu belirtilmiştir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmaz kesinleşen orman kadastro sınırları dışında olup, taşınmazın salt eğiminin %34 olmasının taşınmazın orman olduğu anlamına gelmeyeceği, aynı zamanda 6831 sayılı Kanun'un ve Dairemizin de aradığı anlamda az yukarıda açıklandığı üzere toprak muhafaza karakteri taşıması da gerektiği, ancak orman bilirkişi raporunda eğimin %12'den fazla olduğu gerekçesiyle toprak muhafaza karakteri taşıdığının belirtildiği, %12'nin üzerinde eğim olan yerlerde taşınmazın toprak muhafaza karakteri taşıyacağının kabulü ile taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesinin doğru görülmediği, zira %12'den fazla eğime sahip yerlerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyıp taşımadığına ilişkin rapor hazırlarken; bölgenin ve arazinin genel yapısı, iklim ve mevsim özelliği, toprağın cinsi, su ve rüzgar erozyonuna göre durumu, eğimin şiddeti, bitki örtüsünün türü, kök ve gövdesinin niteliği, toprağa tutunma özelliği, gerekirse laboratuarda yapılacak toprak analizi ile elde edilecek bilimsel veriler ve maddi bulgulara aykırı düşmeyen hüküm kurmaya yeterli, Yargıtayın, yerel mahkemenin ve tarafların denetimine elverişli olmasına özen gösterilmesi ve taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığı hususunun tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği, yine taşınmazın yüzölçümü 32.062,43 metrekare olup üzerindeki zeytin ağacı sayısının belirtilmediği gözetilerek, bu yönden gerekli araştırma ve inceleme yapılarak bu hususları ihtiva eden bilirkişi raporu alınması; taşınmazın orman niteliğinde olmadığının belirlenmesi halinde, davacının ekonomik amaca uygun kullanımının söz konusu olup olmadığının dolayısıyla davacı lehine, dava konusu taşınmazlar üzerinde kanunun aradığı anlamda imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarını sağlanıp sağlanmadığı hususunun tereddütsüz olarak belirlenmesi gerekirken, taşınmazların salt eğimleri gözetilerek, %12'nin üzerinde eğim olan yerlerde taşınmazın toprak muhafaza karakteri taşıyacağının kabulü ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 85e908301d318b1f 87043f9b2af6b0f5 ... ...
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5832 E., 2025/5066 K. (30.06.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5832
- Karar No
- 2025/5066
- Karar Tarihi
- 30.06.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5324 E., 2025/5063 K. 30.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3734 E., 2025/5064 K. 30.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6156 E., 2025/5065 K. 30.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4332 E., 2025/5067 K. 30.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1369 E., 2025/5068 K. 30.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2364 E., 2025/5072 K. 30.06.2025
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı