Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2023/5199 E., 2025/2827 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5199 E., 2025/2827 K. (10.04.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5199
Karar No
2025/2827
Karar Tarihi
10.04.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2023/5199 E. , 2025/2827 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/95 E., 2023/153 K. Taraflar arasındaki davalı adına olan kullanıcı şerhinin terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili ile davalı ... mirasçıları ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kullanım kadastrosu sırasında, ... ilçesi ... mahallesi çalışma alanında bulunan 286 ada 10 parsel sayılı 274,19 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve kullanıcısı tespit edilemediği belirtilerek bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., 286 ada 10 parsel sayılı taşınmazda kendi lehine kullanıcı şerhi verilmesi için İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açtığını, mahkemece davanın kabulü ile "1989 yılından beri ...’nın kullanımında olduğu" şerhinin beyanlar hanesine yazılmasına karar verildiğini, çekişmeli taşınmazı satın almak için Hazineye müracaat ettiğinde 286 ada 10 parsel sayılı taşınmaz üzerinde İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.12.2013 tarihli ve 2013/751 Esas, 2013/809 Karar sayılı kararı ile davalı ... lehine kullanım şerhi verildiğini öğrendiğini, çekişmeli taşınmazın kendi kullanımında olduğunu belirterek, davalı lehine verilen kullanım şerhinin iptali istemiyle dava açmıştır. Mahkemece verilen önceki tarihli hüküm Yargıtay'ca bozulmuş olup bozma ilamında özetle "... Hazinenin davada taraf gösterilmediği, sadece kullanıcı aleyhine dava açıldığı, davacı tarafından kesinleşen mahkeme kararına karşı yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulmadan kullanıcı şerhinin iptaline yönelik dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, verilen kararın dosya kapsamına uygun düşmediği, İstanbul Anadolu 5.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/1837 Esas, 2014/250 Karar sayılı dosyası ile, çekişmeli 286 ada 10 parsel sayılı taşınmazın eldeki dosya davacısı ...’nın kullanımında olduğuna yönelik şerh verilmesine karar verildiği ve iş bu kararın 09.09.2014 tarihinde kesinleştiği; İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/751 Esas, 2013/809 Karar sayılı kararı dosyasında ise, çekişmeli taşınmazın eldeki dosya davalısı ...’nın kullanımında olduğuna yönelik şerh verilmesine karar verildiği ve bu kararın da 11.02.2014 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, Mahkemenin ret gerekçesinde her ne kadar davacı tarafın yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurmadığı belirtilmiş ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 375. maddesinde yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin sınırlı olarak belirtildiği, her iki dava dosyasında tarafların ve taleplerin farklı olması nedeniyle yargılamanın yenilemesi yoluna başvurulma imkanı bulunmadığı, İki ayrı dava dosyasında davacı ve davalı lehine ayrı ayrı şerh verilerek bu kararlar ayrı ayrı kesinleştiğine ve belirtilen dosyalarda davacı ve davalı taraf birlikte yer almadıklarına göre, taşınmazın kimin kullanımında olduğunun eldeki davada belirlenmesi zorunlu olduğu.." açıklanarak "... davacıya öncelikle Hazineye de husumet yönelterek davaya dahil edilmesini sağlaması için süre ve imkan tanınması, bundan sonra iddia ve savunmalar doğrultusunda taraf delilleri toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi..." gereğine işaret edilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda "... davacının satış senedi ekindeki özel parselasyon krokisinin dava konusu taşınmazı kapsadığı, bu durumun bilirkişi raporuyla tespit edildiği, gelen müzekkere cevaplarına göre taşınmazın emlak vergilerinin davacı tarafından ödendiği, dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanlarına göre taşınmazın davacı kullanımında olduğu, davalı tarafından sunulan satış senedinin tek başına taşınmazın zilyedi olduğunu göstermeyeceği anlaşılmakla taşınmazın fiilen zilyedinin davacı olduğu anlaşıldığı..." gerekçesiyle davanın kabulüne; 286 ada 10 parsel sayılı taşınmazın tapu beyanlar hanesindeki 12.02.2014 tarih 1301 yevmiye no'lu; ''iş bu taşınmaz 22.10.1989 yılından beri ...'nın fiili kullanımındadır'' şerhinin terkine karar verilmiş olup hüküm davalı ... mirasçıları vekili ile dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1.Dahili davalı ... vekili İlk Derece Mahkemesi kararına karşı kanun yoluna başvurduktan sonra; Hazine ve Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğünün 03.04.2023 tarihli oluruna istinaden 06.04.2023 tarihli dilekçe ile kanun yolu (temyiz) başvurusundan feragat etmiş olup dahili davalı ... vekilinin temyiz başvuru dilekçesinin bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davalı ... mirasçıları ... ve müşterekleri vekilinin hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup adı geçenler vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle; Dahili davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE; (2) davalı ... mirasçıları ... ve müşterekleri vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davalılardan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı