Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2023/5105 E., 2025/5887 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5105 E., 2025/5887 K. (22.09.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5105
Karar No
2025/5887
Karar Tarihi
22.09.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2023/5105 E. , 2025/5887 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/346 E., 2023/63 K. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.Kadastro sonucunda, ... ili ... ilçesi ... Beldesi ... köyü çalışma alanında bulunan 2 82... parsel sayılı 7.016,25 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tarla vasfıyla, aynı yer 2 82... parsel sayılı 68.044,45 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 2.Davacı ... dava dilekçesinde; tapu kaydı ve ırsen intikal nedenine dayanarak, 2 82... parsel sayılı taşınmaz ile 2 82... parsel sayılı taşınmazın 22.000 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptali ve taşınmazın adına tescilini talep etmiştir. Dava devam ederken ..., davacının murisi ...’ın terekesine temsilci olarak atanmıştır.

II. CEVAP 1.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın gerçeği yansıtmadığını, söz konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu öncesinde verilmiş bir tapusunun bulunmadığını, vergi kaydının da bulunmadığını, davacının murisinin 25.03.1988 tarihinde vefat ettiğini, tapusuz taşınmaz üzerinde fiili zilyetliğin hiç kurulmadığını ve 25 yıldır araziye uğranmadığını, bu durumda olan bir taşınmazın zilyetlikle kazanılmasından da bahsedilemesinin mümkün olmadığını, arazide yapılan idari tahkikat sırasında taşınmazın yüksek eğime sahip olduğunu, çevresinin ve içinin çam ve meşe ağaçlarıyla (orman ağaçları) kaplı olduğunu, tarımsal amaçla kullanılmadığını, 3 tarafının ormanla kaplı olduğunun tespit edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 2.Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, ormanların mülkiyetinin Hazineye, korunmasının ise Orman Genel Müdürlüğüne ait olduğunu, idare adına tescilinin olmasının mümkün olmadığını, taşınmazın bulunduğu ... köyünde orman kadastrosunun 1971 yılında kesinleştiğini, 2 82... parsel sayılı taşınmazın 7.016,25 m² yüzölçümlü olarak Hazine adına tescil edildiğini, taşınmazın kuzeyi, batısı ve güneyinin orman vasfında olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 27.04.2016 tarihli ve 2013/32 Esas, 2016/101 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, ... ili ... ilçesi ... köyü 2 82... parselde kayıtlı taşınmazın 12.02.2016 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (5/A) ile gösterilen 5.071,85 m²lik kısmının tapusunun iptali ile davacılar ... ve ... adına tapuya kayıt ve tesciline, 2 82... numaralı parselde kayıtlı orman vasfındaki taşınmazın aynı raporda (A1) ile gösterilen 3.624,91 m²lik kısmının tapusunun iptali ile davacılar ... ve ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili, davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 31.05.2022 tarihli ve 2021/8497 Esas, 2022/5073 Karar sayılı ilamıyla "Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 1969 yılında yapılan orman tahdidine ait tutanaklarda, taşınmazın fiili durumun tespiti ile iktifa edilmesine karar verilmiş ve 54 parsel sayısı ile gösterilmiştir. Çekişmeli taşınmazlar, fiilî durumu tespit edilerek orman sınırı dışında bırakılmış ise de, bu şekildeki bir tespitte bulunulmasındaki amacın, hak sahiplerinin geçerli bir tapusu varsa o tapuya dayanarak orman kadastrosuna itiraz davası açmalarına imkan vermek olduğu ve fakat aslında taşınmazın orman kadastrosu içinde bırakıldığı kabul edilmekte olup, hak sahipleri tarafından orman kadastrosunun iptali için hak düşürücü süre içinde herhangi bir dava da açılmadığı gözönüne alındığında, taşınmazın esasında halen orman sınırları içerisinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; Mahkemece, değinilen yönler gözetilerek davacıların davasının tamamen reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazların özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın kısmen kabulü yolunda karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. 2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay bozma ilamı ve yerleşik Yargıtay içtihatları gereği aynı şekilde hak sahipleri tarafından orman kadastrosunun iptali için de hak düşürücü süre içinde dava açılmamış olduğu, dava konusu taşınmazların halen orman sınırları içerisinde bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma sonrası herhangi bir araştırma yapılmaksızın karar verildiğini, bozma öncesi yapılan inceleme ve araştırmanın eksik ve yetersiz olduğunu, alınan bilirkişi raporlarının hükme esas alınabilir nitelikte olmadığını, Mahkemece kararın eksik inceleme ile tesis edildiğini, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve mülkiyet hakkı bağlamında kabul edilebilir olmadığını beyan ederek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b8903501840ce4cd 312e2133dc6de537

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı