Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2023/6221 E., 2025/5876 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6221 E., 2025/5876 K. (22.09.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6221
Karar No
2025/5876
Karar Tarihi
22.09.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2023/6221 E. , 2025/5876 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3012 E., 2023/26 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2017/85 E., 2021/17 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; dava değeri itibariyle duruşma isteminin reddine ve kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... ... vekili Kadastro Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 05... parselin kadastro çalışmalarında davalı taraf adına yazıldığını, müvekkili olan davacının söz konusu taşınmazın 1995 yılında zilyetliğini devir aldığını ve halen kullandığını belirterek, davalı adına yapılan tespitin iptali ile taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ... ... vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde özetle; davalılar ile davacı arasında satış olması vaadi ile iki adet karşılıklı sözleşme yapıldığını, bu sözleşmelerde zilyetliğin devredileceğinin ve davacıya bahsi geçen sözleşmeler doğrultusunda 60.000 TL ödeme yapılacağının taahhüt edildiğini, fakat böyle bir ödeme yapılmadığını, davacının hesabına gönderilen bir para olmadığını, arazinin bedeli ödenmediğinden sözleşmenin hükümsüz olduğunu ileri sürerek, sözleşmelerin iptaline karar verilmesini talep etmiş ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.02.2017 tarihli ve 2016/19 Esas, 2017/103 Karar sayılı kararıyla, iptali istenen sözleşmelerin Kadastro Mahkemesine delil olarak sunulduğu ve bu nedenle Kadastro Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dava Kadastro Mahkemesine gönderilmiş ve bu mahkemece de dosyalar arasında fiili ve hukuki bağlantı bulunduğundan bahisle davaların birleştirilmesine karar verilmiştir. İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazın orman kadastrosu sınırları dışında kaldığı ve 766 sayılı Tapulama Kanunu'na göre yapılan arazi kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan sarı alan olarak tabir edilen arazilerden olduğu, davacının 1996 yılında taşınmazı önceki maliklerinden satın aldığı, zilyet ve tasarrufunda bulunduğu, daha sonra davacının 08.07.20 09... .04.2010 tarihli senetlerle taşınmazı davalı ...'e devrettiği ve bu satışın gerçekleştiği, davacının sanık olarak yargılandığı ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/289 Esas sayılı dosyasında dava konusu taşınmazı sattığını ve parasını aldığını ikrar ettiği, mahkeme huzurunda yapılan bu ikrarın kesin delil niteliğinde olduğu ..." gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... dava konusu taşınmazın zilyetlik devir sözleşmeleri ile davalıya devredildiği ve satış bedelinin alındığı, bu durumun tanık beyanları ve davacının mahkemedeki ikrarı ile anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu ..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve işbu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d311d84936197548 e34921bf0e728b89

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı