8. Hukuk Dairesi 2023/3840 E. , 2025/5884 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/37 E., 2023/22 K. KARAR : Davanın reddine, asli müdahillerin davasının kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekili ve davacı ... mirasçılarından ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Kadastro sırasında, ... köyü 2 69... parsel sayılı 38814,08 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Haziran 1948 tarihli ve 207 nolu tapu kaydı ve gittileri ile tarla niteliğiyle davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı dava dilekçesinde; tapu kaydı, satın alma ve zilyetliğe dayanarak taşınmazın yarı hissesinin kendisine ait olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Asli müdahil Orman İdaresi vekili ve Hazine vekili müdahale dilekçelerinde; dava konusu taşınmazın tamamının orman vasfıyla tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.
II. CEVAP Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.07.2010 tarihli ve 2009/143 Esas, 2010/524 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesi gereği orman içi açıklık konumunda bulunması nedeniyle davacının davasının reddine, dava konusu parselin kadastro tespitinin iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacının temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 06.10.2011 tarihli ve 2011/11682 Esas, 2011/11116 Karar sayılı ilamıyla "Mahkemece, taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesi gereği orman içi açıklık konumunda bulunması nedeniyle orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine ve saptanan delillere uygun düşmemektedir. Kadastro sırasında taşınmaz tapu kaydına dayalı olarak davalı gerçek kişiler adına tespit edilmiş, davacı tapu kaydı, satın alma ve zilyetliğe dayanarak dava açmıştır. Dava ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesinde üç ayrık halin mevcudiyeti halinde gerçek hak sahibi adına tescile karar verilebileceği öngörülmüştür. Somut olayda; bu üç ayrık halden hiç birisi mevcut bulunmamaktadır. Gerek Hazine, gerekse Orman Yönetimi tesbite itiraz etmedikleri gibi açılan davaya yöntemine uygun katılımları da yoktur. Mahkemenin ara kararı ile davaya dahil edilmesi Orman Yönetimine taraf sıfatını kazandırmaz. Hazine ve Orman Yönetiminin yargılama sırasında Kadastro Yasasının 26/D maddesi hükmü uyarınca davaya asli müdahil sıfatıyla katılmaları halinde uzman orman ve fen bilirkişi aracılığı ile resmi belgeler uygulanmak suretiyle taşınmazın orman toprağı olup olmadığı yönünde uygulama ve araştırma yapılmalıdır. Hal böyle olunca, uyuşmazlığın davanın tarafları ile iddia ve savunmaları ve gösterdikleri delillerle sınırlı olarak çözümlenmesi gerekirken değerlendirmede yanılgıya düşülerek dava reddedildiği halde, taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş olması doğru değildir." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. 2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dayandığı tapu kayıtlarının dava konusu parsele uymadığı, orman bilirkişi raporlarından dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davacının davasının reddine, asli müdahiller Orman İdaresi ve Hazinenin davasının kabulüne, ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde kain 2 69... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... mirasçılarından ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde özetle; hatalı bilirkişi raporlarına dayalı olarak karar verildiğini, tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarından davacının davasının ispatlandığını, bilirkişilerce hava fotoğrafı ile memleket haritalarının uyumlu olmadığının tespit edildiği ve 07.06.2010 tarihli raporda pafta ile çakıştırıma çalışmasında kaydırma olduğunu, davacının taşınmazı satın aldığını ve 30 yılı aşkın süredir kullanıldığını, tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunduğunu ve söz konusu soyut gerekçenin tapu kayıtlarına güven ilkesini zedeleyeceğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacı ... mirasçılarından ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının tapu kaydına güvenerek taşınmazı satın aldığını, tanıkların beyanlarından davacının kullanımının ispatlandığını, eski tarihli tapu kayıtlarının tahmini olarak uygulandığı ve davanın sübuta ermeden somut göstergelere dayanmayan bilirkişi raporlarına göre hatalı hüküm verildiğini, dava konusu taşınmazın ormanlık bir alan olmadığını, etrafının ormanlarla çevrili olduğunu, bilirkişilerce hava fotoğrafı ile memleket haritalarının uyumlu olmadığının tespit edildiğini, birden fazla şahıs soy kütüğündeki kişilerin yaşam ve barınma alanı olan, resmi nitelikle şahıs mülkiyetine tabi olan taşınmazın sırf üzerinde bazı orman bitki örnekleri var diye orman vasfına haiz kabul edilerek idarenin mülkiyetine geçirilmesine hükmedilmesinin hatalı bir değerlendirmeye dayandığını, taşınmazın yarısına yakını ekilebilir toprak yapısında ve bir kısmının fındıklık olduğunu, müdahale talebi yönünden hak düşürücü sürenin geçtiğini, kazanılmış hak olarak elde bulunan mülkiyet hakkının sonradan aleyhe bir uygulama yapılarak elden geri alınamayacağından anılan müdahale ve kararla mülkiyet hakkının ihlal edildiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekili ve davacı ... mirasçılarından ... ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı mirasçıları vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile, İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 12ea8b23f3467e4f 7ced67b4b6fcaff4 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 8. Hukuk Dairesi 2023/3840 E. , 2025/5884 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/37 E., 2023/22 K. KARAR : Davanın reddine, asli müdahillerin davasının kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekili ve davacı ... mirasçılarından ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Kadastro sırasında, ... köyü 2 69... parsel sayılı 38814,08 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Haziran 1948 tarihli ve 207 nolu tapu kaydı ve gittileri ile tarla niteliğiyle davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı dava dilekçesinde; tapu kaydı, satın alma ve zilyetliğe dayanarak taşınmazın yarı hissesinin kendisine ait olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Asli müdahil Orman İdaresi vekili ve Hazine vekili müdahale dilekçelerinde; dava konusu taşınmazın tamamının orman vasfıyla tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.
II. CEVAP Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.07.2010 tarihli ve 2009/143 Esas, 2010/524 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesi gereği orman içi açıklık konumunda bulunması nedeniyle davacının davasının reddine, dava konusu parselin kadastro tespitinin iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacının temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 06.10.2011 tarihli ve 2011/11682 Esas, 2011/11116 Karar sayılı ilamıyla "Mahkemece, taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesi gereği orman içi açıklık konumunda bulunması nedeniyle orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine ve saptanan delillere uygun düşmemektedir. Kadastro sırasında taşınmaz tapu kaydına dayalı olarak davalı gerçek kişiler adına tespit edilmiş, davacı tapu kaydı, satın alma ve zilyetliğe dayanarak dava açmıştır. Dava ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesinde üç ayrık halin mevcudiyeti halinde gerçek hak sahibi adına tescile karar verilebileceği öngörülmüştür. Somut olayda; bu üç ayrık halden hiç birisi mevcut bulunmamaktadır. Gerek Hazine, gerekse Orman Yönetimi tesbite itiraz etmedikleri gibi açılan davaya yöntemine uygun katılımları da yoktur. Mahkemenin ara kararı ile davaya dahil edilmesi Orman Yönetimine taraf sıfatını kazandırmaz. Hazine ve Orman Yönetiminin yargılama sırasında Kadastro Yasasının 26/D maddesi hükmü uyarınca davaya asli müdahil sıfatıyla katılmaları halinde uzman orman ve fen bilirkişi aracılığı ile resmi belgeler uygulanmak suretiyle taşınmazın orman toprağı olup olmadığı yönünde uygulama ve araştırma yapılmalıdır. Hal böyle olunca, uyuşmazlığın davanın tarafları ile iddia ve savunmaları ve gösterdikleri delillerle sınırlı olarak çözümlenmesi gerekirken değerlendirmede yanılgıya düşülerek dava reddedildiği halde, taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş olması doğru değildir." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. 2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dayandığı tapu kayıtlarının dava konusu parsele uymadığı, orman bilirkişi raporlarından dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davacının davasının reddine, asli müdahiller Orman İdaresi ve Hazinenin davasının kabulüne, ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde kain 2 69... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... mirasçılarından ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde özetle; hatalı bilirkişi raporlarına dayalı olarak karar verildiğini, tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarından davacının davasının ispatlandığını, bilirkişilerce hava fotoğrafı ile memleket haritalarının uyumlu olmadığının tespit edildiği ve 07.06.2010 tarihli raporda pafta ile çakıştırıma çalışmasında kaydırma olduğunu, davacının taşınmazı satın aldığını ve 30 yılı aşkın süredir kullanıldığını, tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunduğunu ve söz konusu soyut gerekçenin tapu kayıtlarına güven ilkesini zedeleyeceğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacı ... mirasçılarından ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının tapu kaydına güvenerek taşınmazı satın aldığını, tanıkların beyanlarından davacının kullanımının ispatlandığını, eski tarihli tapu kayıtlarının tahmini olarak uygulandığı ve davanın sübuta ermeden somut göstergelere dayanmayan bilirkişi raporlarına göre hatalı hüküm verildiğini, dava konusu taşınmazın ormanlık bir alan olmadığını, etrafının ormanlarla çevrili olduğunu, bilirkişilerce hava fotoğrafı ile memleket haritalarının uyumlu olmadığının tespit edildiğini, birden fazla şahıs soy kütüğündeki kişilerin yaşam ve barınma alanı olan, resmi nitelikle şahıs mülkiyetine tabi olan taşınmazın sırf üzerinde bazı orman bitki örnekleri var diye orman vasfına haiz kabul edilerek idarenin mülkiyetine geçirilmesine hükmedilmesinin hatalı bir değerlendirmeye dayandığını, taşınmazın yarısına yakını ekilebilir toprak yapısında ve bir kısmının fındıklık olduğunu, müdahale talebi yönünden hak düşürücü sürenin geçtiğini, kazanılmış hak olarak elde bulunan mülkiyet hakkının sonradan aleyhe bir uygulama yapılarak elden geri alınamayacağından anılan müdahale ve kararla mülkiyet hakkının ihlal edildiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekili ve davacı ... mirasçılarından ... ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı mirasçıları vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile, İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 12ea8b23f3467e4f 7ced67b4b6fcaff4 ... ...