8. Hukuk Dairesi 2024/2630 E. , 2025/5893 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1323 E., 2024/75 K. Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda verilen karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacıların ... ili ... ilçesi ... köyü 1783 parsel (yenileme kadastrosu ile ... Mahallesi 281 39... parsel) sayılı taşınmazın zilyedi olduklarını, önceki kullanıcı olan ...'dan kullanım / zilyetlik hakkını devralmak suretiyle kullanımlarını sürdürdüklerini, taşınmaz hakkında yapılan kadastro çalışmalarına karşı açılan Hazinenin de taraf olduğu davada, ... Kadastro Mahkemesi' nin 1991/181 Esas, 1994/2414 Karar sayılı kararıyla taşınmazın 1942 yılında yapılan orman tahdidi sırasında Devlet ormanı kapsamına alındığı, 1976 yılında yapılan 2/B madde uygulaması ve aplikasyon çalışmaları sonucunda orman dışına çıkarıldığı gerekçesiyle Hazine adına tesciline karar verildiğini, kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini ve tapuya tescil edildiğini, davacıların taşınmazı 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun hükümlerine göre satın almak istediğini, ancak tapu kaydında 2/B belirtmesi olmadığı için Kadastro Müdürlüğünün bu yerde kullanım tespiti, Defterdarlığın ise satış işlemi yapamadığını ileri sürerek, taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğunun tespiti ile bu hususun tapuya şerh verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğunun tespitine ve bu tespitin taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine şerhine karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili tarafından ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, davacılar vekilinin vekalet ücretine ve diğer yargılama giderlerine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde ise davalı Hazinenin yargılama süreci boyunca davanın reddine karar verilmesini isteyerek davaya açıkça karşı çıktığından yasal hasım kabul edilemeyeceği, davanın kabulü kararı nedeniyle aleyhine vekalet ücretine ve harç dışında diğer yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği halde, hatalı değerlendirmeyle davalı Hazinenin yasal hasım olduğundan bahisle "işin niteliği gereği muhakeme masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına" karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve vekalet ücreti ile yargılama giderlerine ilişkin kısmın düzeltilmek suretiyle davanın yeniden esasına ilişkin olarak davanın kabulüne, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 281 39... parsel (eski ... ili ... ilçesi ... köyü 1783 parsel) sayılı taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğunun tespitine ve bu tespitin taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine şerhine karar verilmiş ve iş bu kararın, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 02.05.2023 tarihli ve 2023/1833 Esas, 2023/2657 Karar sayılı ilamıyla; "... tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporları ve aynı bölgeye ait Dairemizin temyiz incelemesinden geçen diğer dosyalardaki tahdit evraklarından çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre ilk kez 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içinde bulunduğu, ... İdaresinin ... ait tapu kaydına dayanarak 1942 tahdidine itiraz etmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı iptal kararının sadece vakfın tapulu taşınmazlarına ilişkin olduğu, bu itibarla Vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden tahdidin kesinleştiği ve geçerliliğini sürdürdüğü, 1952 yılında makiye tefrik çalışmalarına konu edildiği, makiye tefrik işleminin bir tespit niteliğinde olup orman sınırları dışına çıkarma işlemi olmadığı, bu hususa 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında “3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp orman tahdidi içinde kaldığı kesinleşen, ancak, tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 sayılı Kanun ile değişik 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığına, teknik ve hukuki anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığına” şeklinde de işaret edildiği, 1976 yılında orman kadastro komisyonunca “Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının 19.12.1947 tarihli ve 208 nolu hakem kararı gereğince eski tahdit hattı iptal edilen devlet ormanının tekrar kadastrosu yapılmak üzere” nitelendirilmesiyle 03.06.1976 tarihli işe başlama tutanağı ile orman kadastrosuna başlanıldığı, bu çalışma kapsamında 1942 yılında yapılan orman tahdidinin tamamen iptal edildiği kabul edildiğinden, önce çekişmeli taşınmazın orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonra 14.07.1976 tarihinde II nolu parsel sahası olarak 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, tahdit ve 2. madde uygulamasının 15.07.1976 tarihinde ilan edildiği, süresi içinde itiraz edilmesi üzerine itirazları inceleme komisyonunca 09.11.1976 tarihli itirazları inceleme tutanağında belirtildiği üzere “2 nolu parselin 6831 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinin istisna fıkraları hükmüne giren yerlerden olduğu tespit edildiğinden, 2 nolu parsel ile içerisinde mevcut itirazlı sahanın 6831 sayılı Kanun'un orman saymadığı yerlerden olarak orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemin bu şekilde düzeltilmesine” karar verilmek suretiyle orman sınırları dışında orman sayılmayan yerde bırakıldığı, söz konusu komisyon tutanağının 09.12.1976 tarihinde ilan edildiği, daha sonra 1989 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışmalarına konu edilmediğinin anlaşılmakta olduğu, tüm bu açıklamalar ışığında 1942 yılında yapılan orman tahdidinin, sadece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı kararla ... İdaresinin dayandığı ... ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar bakımından orman tahdidinin halen geçerliliğini sürdürdüğü, taşınmazların orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun, ...orman kadastro komisyonunca yok sayılıp, 1976 yılında yeniden yapılan orman kadastrosunda çekişmeli parselin önce orman sınırları içinde kabul edilip 2 nci madde gereği Hazine adına orman sınırı dışına çıkartılması, daha sonra itirazları inceleme komisyonunca orman sınırları dışında (ziraat alanında) bırakılması işleminin hiçbir yasal dayanağı olmayıp, 1942 yılından beri orman sınırları içinde olan bir taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2 nci veya 2/B maddesi gereği orman sınırları dışına çıkarılmasının ancak idarece usulüne uygun şekilde yapılacak işlemle mümkün olduğu, idarenin yaptığı bir tasarruf olmadan mahkemelerin orman sınırı içinde kalan bir taşınmazı orman sınırı dışına çıkarmasının mümkün olmadığı, somut olayda her ne kadar 1976 yılında ...orman kadastro komisyonu taşınmazları Hazine adına orman sınırı dışına çıkarmışsa da işleme itiraz olması üzerine aynı komisyonun (...orman kadastro komisyonu) bu işlemi iptal ederek taşınmazları orman sınırı dışında (ziraat alanında) bıraktığı, dolayısı ile çekişmeli taşınmazlar bakımından ayakta olan 2 nci madde çalışmasından sözedilemeyeceği, kesinleşen orman tahdidi içinde kalan bir taşınmazın orman sınırı dışında yani ziraat alanında bırakılmasının ise kanuni bir dayanağının olmadığı, çekişmeli taşınmazın halen 1942 yılında kesinleşen orman sınırları içinde olduğu anlaşılmakta olup, çekişmeli taşınmazın hükmen tesciline ilişkin mahkeme kararının hüküm fıkrasında belirtilmeyen, ancak gerekçe kısmında yer verilen taşınmazın 2. madde ya da 2/B alanında olduğu yönündeki belirlemenin kesin hüküm olarak değerlendirilmesinin de hukuken mümkün bulunmadığı, zira, kesin hükmün varlığı için, her iki davanın taraflarının dava sebeplerinin ve ilk davadaki hüküm fıkrası ile diğer davadaki talep sonucunun aynı olması gerektiği gibi; kesin hükümle bağlılık, kural olarak hüküm fıkrasına münhasır olduğu ve gerekçeye sirayet etmeyeceği açıklanarak, dava, tapu kaydının beyanlar hanesine 2/B şerhi verilmesine yönelik olduğuna ve taşınmazın 2 nci madde kapsamında veya 2/B alanında kalmadığı anlaşıldığına göre Bölge Adliye Mahkemesince bu hususlar dikkate alınarak taşınmazın 2/B ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğuna ilişkin şerh verilmesi yönündeki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsizliğine ..." değinilerek bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, hükmüne uyulan bozma ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e65c37cf3c3bc691 81f45f8d62f35370 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 8. Hukuk Dairesi 2024/2630 E. , 2025/5893 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1323 E., 2024/75 K. Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda verilen karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacıların ... ili ... ilçesi ... köyü 1783 parsel (yenileme kadastrosu ile ... Mahallesi 281 39... parsel) sayılı taşınmazın zilyedi olduklarını, önceki kullanıcı olan ...'dan kullanım / zilyetlik hakkını devralmak suretiyle kullanımlarını sürdürdüklerini, taşınmaz hakkında yapılan kadastro çalışmalarına karşı açılan Hazinenin de taraf olduğu davada, ... Kadastro Mahkemesi' nin 1991/181 Esas, 1994/2414 Karar sayılı kararıyla taşınmazın 1942 yılında yapılan orman tahdidi sırasında Devlet ormanı kapsamına alındığı, 1976 yılında yapılan 2/B madde uygulaması ve aplikasyon çalışmaları sonucunda orman dışına çıkarıldığı gerekçesiyle Hazine adına tesciline karar verildiğini, kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini ve tapuya tescil edildiğini, davacıların taşınmazı 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun hükümlerine göre satın almak istediğini, ancak tapu kaydında 2/B belirtmesi olmadığı için Kadastro Müdürlüğünün bu yerde kullanım tespiti, Defterdarlığın ise satış işlemi yapamadığını ileri sürerek, taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğunun tespiti ile bu hususun tapuya şerh verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğunun tespitine ve bu tespitin taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine şerhine karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili tarafından ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, davacılar vekilinin vekalet ücretine ve diğer yargılama giderlerine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde ise davalı Hazinenin yargılama süreci boyunca davanın reddine karar verilmesini isteyerek davaya açıkça karşı çıktığından yasal hasım kabul edilemeyeceği, davanın kabulü kararı nedeniyle aleyhine vekalet ücretine ve harç dışında diğer yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği halde, hatalı değerlendirmeyle davalı Hazinenin yasal hasım olduğundan bahisle "işin niteliği gereği muhakeme masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına" karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve vekalet ücreti ile yargılama giderlerine ilişkin kısmın düzeltilmek suretiyle davanın yeniden esasına ilişkin olarak davanın kabulüne, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 281 39... parsel (eski ... ili ... ilçesi ... köyü 1783 parsel) sayılı taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğunun tespitine ve bu tespitin taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine şerhine karar verilmiş ve iş bu kararın, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 02.05.2023 tarihli ve 2023/1833 Esas, 2023/2657 Karar sayılı ilamıyla; "... tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporları ve aynı bölgeye ait Dairemizin temyiz incelemesinden geçen diğer dosyalardaki tahdit evraklarından çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre ilk kez 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içinde bulunduğu, ... İdaresinin ... ait tapu kaydına dayanarak 1942 tahdidine itiraz etmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı iptal kararının sadece vakfın tapulu taşınmazlarına ilişkin olduğu, bu itibarla Vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden tahdidin kesinleştiği ve geçerliliğini sürdürdüğü, 1952 yılında makiye tefrik çalışmalarına konu edildiği, makiye tefrik işleminin bir tespit niteliğinde olup orman sınırları dışına çıkarma işlemi olmadığı, bu hususa 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında “3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp orman tahdidi içinde kaldığı kesinleşen, ancak, tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 sayılı Kanun ile değişik 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığına, teknik ve hukuki anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığına” şeklinde de işaret edildiği, 1976 yılında orman kadastro komisyonunca “Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının 19.12.1947 tarihli ve 208 nolu hakem kararı gereğince eski tahdit hattı iptal edilen devlet ormanının tekrar kadastrosu yapılmak üzere” nitelendirilmesiyle 03.06.1976 tarihli işe başlama tutanağı ile orman kadastrosuna başlanıldığı, bu çalışma kapsamında 1942 yılında yapılan orman tahdidinin tamamen iptal edildiği kabul edildiğinden, önce çekişmeli taşınmazın orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonra 14.07.1976 tarihinde II nolu parsel sahası olarak 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, tahdit ve 2. madde uygulamasının 15.07.1976 tarihinde ilan edildiği, süresi içinde itiraz edilmesi üzerine itirazları inceleme komisyonunca 09.11.1976 tarihli itirazları inceleme tutanağında belirtildiği üzere “2 nolu parselin 6831 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinin istisna fıkraları hükmüne giren yerlerden olduğu tespit edildiğinden, 2 nolu parsel ile içerisinde mevcut itirazlı sahanın 6831 sayılı Kanun'un orman saymadığı yerlerden olarak orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemin bu şekilde düzeltilmesine” karar verilmek suretiyle orman sınırları dışında orman sayılmayan yerde bırakıldığı, söz konusu komisyon tutanağının 09.12.1976 tarihinde ilan edildiği, daha sonra 1989 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışmalarına konu edilmediğinin anlaşılmakta olduğu, tüm bu açıklamalar ışığında 1942 yılında yapılan orman tahdidinin, sadece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı kararla ... İdaresinin dayandığı ... ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar bakımından orman tahdidinin halen geçerliliğini sürdürdüğü, taşınmazların orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun, ...orman kadastro komisyonunca yok sayılıp, 1976 yılında yeniden yapılan orman kadastrosunda çekişmeli parselin önce orman sınırları içinde kabul edilip 2 nci madde gereği Hazine adına orman sınırı dışına çıkartılması, daha sonra itirazları inceleme komisyonunca orman sınırları dışında (ziraat alanında) bırakılması işleminin hiçbir yasal dayanağı olmayıp, 1942 yılından beri orman sınırları içinde olan bir taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2 nci veya 2/B maddesi gereği orman sınırları dışına çıkarılmasının ancak idarece usulüne uygun şekilde yapılacak işlemle mümkün olduğu, idarenin yaptığı bir tasarruf olmadan mahkemelerin orman sınırı içinde kalan bir taşınmazı orman sınırı dışına çıkarmasının mümkün olmadığı, somut olayda her ne kadar 1976 yılında ...orman kadastro komisyonu taşınmazları Hazine adına orman sınırı dışına çıkarmışsa da işleme itiraz olması üzerine aynı komisyonun (...orman kadastro komisyonu) bu işlemi iptal ederek taşınmazları orman sınırı dışında (ziraat alanında) bıraktığı, dolayısı ile çekişmeli taşınmazlar bakımından ayakta olan 2 nci madde çalışmasından sözedilemeyeceği, kesinleşen orman tahdidi içinde kalan bir taşınmazın orman sınırı dışında yani ziraat alanında bırakılmasının ise kanuni bir dayanağının olmadığı, çekişmeli taşınmazın halen 1942 yılında kesinleşen orman sınırları içinde olduğu anlaşılmakta olup, çekişmeli taşınmazın hükmen tesciline ilişkin mahkeme kararının hüküm fıkrasında belirtilmeyen, ancak gerekçe kısmında yer verilen taşınmazın 2. madde ya da 2/B alanında olduğu yönündeki belirlemenin kesin hüküm olarak değerlendirilmesinin de hukuken mümkün bulunmadığı, zira, kesin hükmün varlığı için, her iki davanın taraflarının dava sebeplerinin ve ilk davadaki hüküm fıkrası ile diğer davadaki talep sonucunun aynı olması gerektiği gibi; kesin hükümle bağlılık, kural olarak hüküm fıkrasına münhasır olduğu ve gerekçeye sirayet etmeyeceği açıklanarak, dava, tapu kaydının beyanlar hanesine 2/B şerhi verilmesine yönelik olduğuna ve taşınmazın 2 nci madde kapsamında veya 2/B alanında kalmadığı anlaşıldığına göre Bölge Adliye Mahkemesince bu hususlar dikkate alınarak taşınmazın 2/B ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğuna ilişkin şerh verilmesi yönündeki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsizliğine ..." değinilerek bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, hükmüne uyulan bozma ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e65c37cf3c3bc691 81f45f8d62f35370 ... ...
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2630 E., 2025/5893 K. (22.09.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2630
- Karar No
- 2025/5893
- Karar Tarihi
- 22.09.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5105 E., 2025/5887 K. 22.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1096 E., 2025/5888 K. 22.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3819 E., 2025/5890 K. 22.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5363 E., 2025/5895 K. 22.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1977 E., 2025/5901 K. 22.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1971 E., 2025/5902 K. 22.09.2025