8. Hukuk Dairesi 2023/4367 E. , 2025/1091 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/327 E., 2023/439 K. KARAR : Davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin HMK’nun 353/1-b.3 maddesi gereğince esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/15 E., 2022/61 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı kanun kapsamında 1940 yılında yapılıp 29 Kanunusani 1941 Tarih ve 4720 sayılı Resmî Gazetede ilan edilen orman tahdidi, 1953 yılında 5602 sayılı Kanun gereğince yapılan tesis kadastrosu, 2011 yılında yapılıp 13.04.2011 tarihinde ilan edilen 3402 sayılı Kadastro Kanunu 22/2-a madde çalışması ve 2020 yılında yapılıp 22.01.2020 tarihinde ilan edilen sınırlandırılması yapılmamış ormanların kadastrosu, aplikasyon ve 2/B çalışması bulunmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesine özetle; Ankara ili Ayaş ilçesi ... Mahallesi Kazkayası Mevki, 101 ada 312 parsel (Eski Dastarlı Köyü, Kazkayası Mevkii) sayılı taşınmazın müvekkilin murisi adına tapuya kayıtlı iken davalı tarafından yapılan orman kadastro çalışmaları sonucunda orman vasfı ile hazine adına tespitinin yapıldığını, taşınmaz üzerinde 1930 yılından beri üç nesildir tapu kaydına dayalı olarak müvekkil ve murisleri tarafından zilyet ve tasarruf edildiğini, o tarihten beri tarla vasfında olduğunu, hiçbir zaman orman niteliğinde olmadığını, taşınmaza komşu ve aynı adada bulunan 101 ada 254 parsel numaralı taşınmaza davalı idare tarafından orman iddiası ile dava açıldığını, Ankara Batı Kadastro Mahkemesinin 2014/86 Esas 2016/52 Karar sayılı dosyası ile görülen davada yapılan yargılama sonunda taşınmazın orman niteliğinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddedildiği ve Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2017/6106 Esas, 2019/7196 Karar sayılı ilamı ile onandığını, yine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2016/4151 Esas 2017/9375 Karar sayılı ilamı ile aynı mevkideki ve adadaki taşınmazın malikleri adına tespitine ilişkin kararın da onandığını, müvekkillerinin taşınmazı ile aynı nitelikte ve yörede olan taşınmazlara ilişkin bu emsal karar ile bu mevkideki taşınmazlara ilişkin yerleşik içtihadı oturduğunu ve müvekkillerine ait taşınmazın tarla niteliğinde olduğunu, Ankara ili Ayaş ilçesi ... Mahallesi 101 ada 312 parsel numaralı taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına yapılan tespitinin iptali ile müvekkilin murisi ... oğlu ... Kazkayası'nın tüm mirasçıları adına payları oranında tarla vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 06.04.2021 Tarih, 2020/30 Esas, 2021/23 karar sayılı ilam ile; dava 22.01.2020 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B uygulamasının askı ilan süresi içinde açılmış olsa da, anılan orman kadastrosu sırasında dava konusu taşınmazın orman sınırları içine alınmadığı, 3116 sayılı Kanun Hükümleri uyarınca yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sırasında orman sınırları içinde alındığı, hak düşürücü süre dolduktan sonra kesinleşen orman tahdidi içinde kalan taşınmazların orman sınırları dışına çıkarılması istemi ile açılan davanın dinlenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 19.01.2022 Tarih, 2021/805 Esas, 2022/54 karar sayılı ilamı ile; hükme dayanak yapılan orman ve fen bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda kesinleşmiş 3116 tahdit hattı ile aplikasyon hattının örtüşmediği, çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığı belirtildiği halde eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritalarındaki konumları esas alınarak sonuca gidildiği, ilk orman tahdidi ile aplikasyon arasındaki çelişkinin nedenleri üzerinde durulmadığı, aplikasyonunun doğru olup olmadığı yönünde açıklamada bulunulmadığı, hükme dayanak yapılan orman ve fen bilirkişi raporunun çelişik ve yetersiz olduğu, bu rapora dayanılarak karar verilemeyeceği, taşınmazın ilk orman kadastrosuna, aplikasyon ve 2/B madde uygulamalarına göre konumlarının duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1-a.6 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi Kararının Kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Kaldırma kararı sonrası İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; 3302 sayılı kanunla değişik 6831 sayılı Orman Kanunu’na göre 22.01.2020 tarihinde ilan edilen eldeki dava sebebiyle kesinleşmeyen aplikasyon, Orman Kadastrosu yapılmamış yerlerin kadastrosu ve 2-B madde uygulama çalışması bulunduğu, davanın askı ilan süresi içerisinde açıldığı, eski 4205 parsel sayılı taşınmaza ait mahkeme kararının bulunamadığı, hükmen tescile ilişin evrakların sunulması için verilen sürede taraflarca belge sunulmadığı, 1940 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarına 3116 sayılı Kanunda öngörülen 3 aylık süre içerisinde davacı ve diğer tapu malikleri tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığından orman sınırlandırma işleminin kesinleştiği, dava konusu taşınmazın askı ilan süresi içerisinde açılan aplikasyon çalışmaları sırasında orman sınırları içine alınmadığı, 30.06.2022 tarihli bilirkişi kurulu raporuna göre 128 nolu orman kadastro komisyonunca tahdit tutanaklarından, tahdit krokisinde yer alan semt açısı değerlerinden ve mesafelerden yararlanıldığı, tahdit tutanakları, ölçü değerleri ve tahdit krokisi ile zemindeki durum arasında çelişki olmadığı, orman sınır noktası ve hatlarının yazılı tariflerinin zemin ile uyumlu olduğunun anlaşıldığı, 30.06.2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu ve itibar edildiği, 3116 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sırasında taşınmazın tamamının orman sınırları içinde kaldığı, hak düşürücü süre dolduktan sonra kesinleşen orman tahdidi içinde kalan taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; yapılan araştırmalar sonucunda; Orman İdaresi ve Hazine tarafından çekişmeli taşınmaza yönelik kadastro tespitine itiraz davası açıldığına, yine gerçek kişiler tarafından 3116 sayılı Kanun’un 7 inci maddesinde belirtilen 3 aylık süre içinde çekişmeli taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılması istemiyle dava açıldığına ilişkin bilgi ve belge bulunamadığı, davacı tarafça da bu yönde ilam sunulmadığı, bu durumda çekişmeli yere ilişkin 1940 yılında yapılan orman kadastrosunun dava tarihi itibariyle kesinleştiği, 6831 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılıp 22.01.2020 tarihinde ilan edilen aplikasyon, orman kadastrosu ve 2/B uygulaması sırasında davalı yere ilişkin orman kadastrosu yapılmadığı, ilk orman kadastrosunun aplikasyonu yapılarak çekişmeli taşınmaz orman sınırları içinde bırakıldığı, bu durumda orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü süre dolduktan sonra çekişmeli taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılması isteğiyle açılan davanın dinlenme olanağı bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin HMK’nın 353/1-b.3 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın hükmen tescilinin 1940 yılında geçen orman kadastrosundan sonra 1959 tarihinde yapılmış olduğu ve büyük ihtimalle orman kadastrosuna karşı yapılmış bir hükmen tescil olduğu halde Ayaş Hükümet Konağının yanması nedeniyle kararın bulunmamasının müvekkili aleyhine değerlendirilemeyeceğini, kararın devlet arşivlerinde olmamasının müvekkili aleyhine değerlendirilemeyeceğini, Bölge Adliye Mahkemesi'nin kaldırma kararında belirtilen eksikliklerin ve bilirkişi raporundaki çelişkilerin İlk Derece Mahkemesince giderilmediğini, 2 nci keşfe farklı bir heyetle gidilerek keşif yapılması ve denetime elverişli bir rapor alınması gerekliyken aynı heyet tarafından keşfe gidildiği için raporlardaki farklılık nedenlerinin denetime elverişli bir şekilde ortaya konulamadığını, eksiklikler giderilmeden aynı bilirkişiler ile yapılan keşif ve alınan rapor sonucu, rapora yaptıkları itirazlar da değerlendirilmeden davanın reddine karar verildiğini, 1940 yılındaki orman kadastrosunun kesinleştiğinin sadece bir tahminden ibaret olduğunu, keşifte de taşınmazın orman toprağı olmadığı, orman emvali olmadığı, memleket haritalarına göre de toplu tarım arazisinde olduğunun tespit edildiğini, orman tahdit sınırlarının yanlış uygulandığını, ekte sunulan aynı parselin orman olmadığına ilişkin emsal Yargıtay kararlarına rağmen bu davanın reddinin onanmasının hukuka açıkça aykırı olduğunu, keşifte orman sınır hattının tam olarak tespit edilemediğini, ilk raporda orman olmadığı tespit edilmesine rağmen ikinci raporda orman sınırında olduğunun belirtildiğini, çelişki giderilmeden rapor alındığını ve bu rapora dayanarak karar verildiğini, çekişmeli yere komşu olan 101 ada 254 parsele ilişkin orman idaresi tarafından açılan davanın Ankara Batı Kadastro Mahkemesinin 2014/86Esas-2016/52Karar sayılı ilamıyla reddine ilişkin davanın da Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiğini, anılan dava dosyasının emsal olduğunu, bilirkişi Kurulu'nun 28.12.2020 tarihli raporuna göre de söz konusu taşınmazın en eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritası verilerine göre öncesinin orman olmadığını, 22.03.2021 tarihli ek raporda kesinleşmiş orman tahdit hattı ile aplikasyon hattının örtüşmediği hususunun rapor edildiğini, bu çelişki nedeniyle 1940 yılında yapılan orman tahdit çalışmalarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, ek raporla taşınmazın orman tahdit haritasında orman sınırlarında kaldığının rapor edilmesinin kabul edilemeyeceğini, Ankara Batı Kadastro Mahkemesinin 2014/86 Esas-2016/52 Karar sayılı dava dosyasının mahkeme arşivinden bulunamamış olmasının kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin murisinin iş bu taşınmazı mahkeme kararı ile kazandığını, o tarihte kağıt sınırlı olduğu için müvekkillerinin murisine her hangi bir karar verilmediğini, mahkemece orman kadastrosunun itiraz edilmeksizin kesinleştiği belirtilse de orman kadastrosunun geçtiği ve tapunun hükmen verildiği tarihlere bakıldığında 1940 yılında yapılan orman kadastrosunun kesinleşmediğinin kolaylıkla anlaşılabildiğini, Ayaş ilçesinde 1970 tarihinde çıkan yangın sırasında Ayaş Adliyesine, Tapu Sicil Müdürlüğüne, Nüfus Müdürlüğüne vs. ait tüm kamu kurumlarına ait dosyalar yanmış bulunduğundan 1940 yılında yapılan orman tahdidine itiraz edilip edilmediği hususunu tespit etmenin mümkün olmadığını, Ayaş ilçesinin özel durumu gözetilerek dava konusu taşınmazın niteliğinin 1940 yılında yapılan orman tahdit haritasına göre değil, memleket haritasındaki hukuki duruma göre tespitin yapılması gerektiğini, dava konusu yerin orman olmadığını ve orman toprağı olmadığını, maki tespit komisyonu kurulup kurulmadığının araştırılmadığını ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9dad61580dea8228 cd686d343de99be4
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4367 E., 2025/1091 K. (13.02.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4367
- Karar No
- 2025/1091
- Karar Tarihi
- 13.02.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4178 E., 2025/1087 K. 13.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3928 E., 2025/1089 K. 13.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/6502 E., 2025/1090 K. 13.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4220 E., 2025/1072 K. 13.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4032 E., 2025/1088 K. 13.02.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3985 E., 2025/1106 K. 13.02.2025