Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2023/3710 E., 2025/3674 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3710 E., 2025/3674 K. (12.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3710
Karar No
2025/3674
Karar Tarihi
12.05.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2023/3710 E. , 2025/3674 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/16 E., 2023/34 K. KARAR : Davanın kısmen kabul kısmen reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacılar vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8. maddesi uyarınca 2021 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında.................... Beldesi çalışma alanında bulunan 361 ada 7 parsel ve 361 ada 9 parsel sayılı taşınmazlar, edinme sebebinde Gölhisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/46 Esas sayılı dosyasında davalı olduğu açıklanarak yüzölçümü, niteliği ve malik hanesi boş bırakılarak tespit edilmiştir. Davacılar vekili dava dilekçesinde; .................Mahallesi, ............. mevkinde bulunan 2930 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfı ile davacıların murisi ... adına kayıtlı olduğunu, bu taşınmazın etrafında davacıların ve murisin malik sıfatıyla zilyet ettikleri tarla vasfında taşınmaz bulunduğunu, ancak kadastro çalışmaları sırasında kadastro kapsamına alınmadığını, tahmini 20 dönüm miktarında olan taşınmazın doğusunda ........................tarlası, kuzeyinde .................... tarlası, güneyinde ise 2931 parsel sayılı taşınmazın bulunduğunu, nizasız ve fasılasız 20 yıldan fazla bir zamandır kullanıldığını, murise ait 2930 parsel sayılı taşınmaz ile aralarında sınır bulunmadığını, zeminde bir bütün halinde kullanıldığını belirterek, dava konusu taşınmazın tarla vasfı ile davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, keşifte dinlenilen bilirkişi ve tanık beyanlarından dava konusu yerin tespit harici bırakıldığı tarihten itibaren davacıların murisi tarafından kullanıldığı, sonrasında davacıların kullanmaya devam ettiği ve toplamda 20 yıldan fazla süredir taşınmaz üzerinde zilyetliklerini sürdürdükleri, bilirkişi raporlarından da taşınmazın özel mülkiyete elverişli tarım arazisi niteliğinde olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 10.12.2015 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 23.590,45 m² ile (B) harfi ile gösterilen 4.536,42 m² alanların ...'ın veraset ilamındaki miras payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Davalı Hazine temsilcisinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince, taşınmazın fen bilirkişi raporuna ekli kadastro paftasında çalılık olarak belirtilen alanda gösterildiği, öncesi çalılık olan taşınmazın imar-ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun kabulü ile davacı taraf lehine 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmiş olup olmadığının araştırılmasının zorunlu olduğu, Mahkemece, hava fotoğraflarının getirtilerek bilirkişi marifetiyle yorumlatılmadığı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının doğruluğunun, hava fotoğrafları ile denetlenmediği, davaya konu (A) ve (B) bölümleri arasında dosyada mevcut kadastro paftasına göre dere bulunduğu anlaşıldığı halde jeolog bilirkişi görüşüne başvurulmadığı, davacıların çekişmeli taşınmazın murisleri ...den intikal ettiğini belirtmelerine rağmen aynı çalışma alanı içerisinde muris ...ye ait belgesiz zilyetlik yolu ile tespit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığının araştırılmadığı, komşu 2943, 2937, 2936, 2932, 2931 parsel sayılı taşınmaz tutanakları ve varsa dayanağı olan kayıtların dosya arasına alınarak çekişmeli taşınmaz yönünü ne okuduğunun belirlenmediği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/4 ve 5. fıkraları uyarınca yapılması zorunlu olan yasal ilanların yaptırılmadığı gerekçeleriyle, eksik inceleme ve araştırma nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuş, yargılama esnasında dava konusu taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosya Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesince aktarılan dava dosyası ile çekişmeli taşınmaza ait kadastro tutanakları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, davacıların dava tarihinden önce 20 yıldan fazla süre boyunca taşınmaza çekişmesiz aralıksız zilyet oldukları, 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesinde ve bu maddenin atfıyla aynı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen imar ve ihya yoluyla taşınmaz mal kazanma koşullarını gerçekleştirdikleri, keşifte alınan beyanların bilimsel ve hükme esas alınabilecek nitelikteki bilirkişi raporları ve hava fotoğrafları ile uyumlu olduğu, mahallinde yapılan keşifte dinlenilen bilirkişi ve tanık beyanlarından dava konusu yerin tespit harici bırakıldığı tarihten itibaren davacıların murisleri tarafından kullanıldığı, evvelden beri de muris ... ve Eşi ...'ın ekim dikim yaptığı, daha sonra davacılara kaldığı ve toplamda 20 yıldan fazla süredir zilyetliklerini devam ettirdikleri, sunulan bilirkişi raporlarında da taşınmazın orman olmadığı, özel mülkiyete elverişli olup bir kısmının tarım arazisi niteliğinde olduğu, keşif sonucu alınan kök ve ek raporlardan krokide (B2) harfi ile gösterilen kısmın ise çalılık vasfında olduğunun anlaşıldığı gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüne, 13.02.2023 ve 20.04.2023 havale tarihli bilirkişi raporlarına ekli krokide ................Kasabası sınırları içerisinde bulunan (A) harfi ve kırmızı renk ile gösterilen 24.085,85 m² yerin 361 ada 7 parsel numarasıyla, (B1) harfi ve mavi renk ile gösterilen 2.193,22 m² yerin 361 ada 9 parsel numarasıyla muris ... mirasçıları adına veraset ilamındaki hisseleri oranında tarla vasfıyla tapu siciline kayıt ve tesciline, (B2) harfi ve yeşil renk ile gösterilen 2.372,89 m² yerin aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle çalılık vasfıyla Hazine adına kayıt ve tesciline, davalı ... ve Gölhisar Belediye Başkanlığına yönelik davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacılar vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, davacılar vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan esasa yönelik sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. İlk Derece Mahkemesi kararında atıf yapılan bilirkişi raporlarında taşınmazlardan .............. boru hattı geçtiği belirtilmiş ve bu hat krokide gösterilmiş olmasına rağmen, Mahkemece ilgili kurumun da davada taraf olması gerektiği dikkate alınmamıştır. O halde, Mahkemece, çekişmeli taşınmazlardan geçen boru hattından sorumlu olduğu tespit edilen kamu kurumunu davaya dahil etmek üzere davacı tarafa süre ve imkan tanınmalı, dahil edildiği takdirde savunma ve delilleri sorulmalı, bildirmesi halinde delilleri toplanmalıdır. 3. Yargıtay bozma ilamından önce Asliye Hukuk Mahkemesince verilen kararda hükme esas alınan 10.12.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda dava konusu edilen (A) harfi ile gösterilen kısmın yüzölçümünün 23.590,448 m² olarak hesaplandığı, temyize konu kararda ise (A) harfi ile gösterilen ve 361 ada 7 parsel içinde kalan çekişmeli bölümün 24.085,85 m² olarak belirlendiği anlaşıldığından Mahkemece yüzölçümündeki bu farklılığın neden kaynaklandığı üzerinde durulmayarak bu hususta ek rapor alınmaması, ayrıca hükümde atıf yapılan bilirkişi raporlarına ekli krokilerde 361 ada 7 parsel içinde, parselin kuzey batı sınırında gösterilen boyasız (beyaz renkte) alanla ilgili hüküm kurulmayarak, taşınmazın bu bölümü yönünden sicil oluşturulmaması da doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davacılar vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin esasa ilişkin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davacılar vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 2950aaa2a7bb65bb 94dca57cc952be0c

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı