Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2023/2530 E., 2025/3138 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2530 E., 2025/3138 K. (21.04.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2530
Karar No
2025/3138
Karar Tarihi
21.04.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2023/2530 E. , 2025/3138 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1429 E., 2023/255 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/558 E., 2022/144 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 Sayılı Kanun) 4. maddesine göre yapılmış, çekişmeli taşınmaz orman olarak sınırlandırılmıştır. Davacı dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sonucunda orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, yapılan kadastro tespitinin kısmen hatalı olduğunu, zira çekişmeli taşınmazın sınırları sabit ve üzerinde su değirmeni bulunan çayırlık vasfındaki yaklaşık 3 dönümlük kısmının orman olmadığını, etrafında özel mülkiyet ve üzerinde de 100 yıllık su değirmeni bulunduğunu beyanla, dava konusu 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile sınırları zeminde sabit bulunan yaklaşık üç dönümlük kısmının adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; tescil davalarında Hazine'nin hasımlığının kanundan doğma bir mecburiyet olduğunu, davacının kendi hakkını ispatlamakla mükellef bulunduğunu, ilgili taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile kanunlar uyarınca Devlete kalan yerlerden olup olmadığının, tapuda kayıtlı bulunup bulunmadıklarının, davacının açmış olduğu başka bir tescil davası sonucu tapuya kaydedilmiş tapulu taşınmazı bulunup bulunmadığının, varsa cins ve miktarlarının, davacının açtığı halen derdest tescil davası bulunup bulunmadığının, vergi kaydı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, çekişmeli taşınmazlar miras yoluyla geliyorsa veraset ilamının sunulması, diğer mirasçıların haklarından feragat ettiklerinin davacı tarafça ispatlanması ve ayrıca gazete ilanlarının yapılması gerektiğini, yine davacı tarafın malik sıfatıyla zilyetliğini ve bu zilyetliğin hukuki dayanağını ispatlamakla yükümlü bulunduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki ilk itirazların nazara alınması gerektiğini beyanla, davacı taraf lehine zilyetlikle kazanım ko��ullarının oluştuğunun ispatlanamaması halinde davanın reddine ve taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın müvekkili kurum adına tapuya tescil edilmediğini ve maliklerinin kendileri olmadığını, maliki olmadıkları bir taşınmaz için aleyhlerine dava açılamayacağını, dolayısıyla eldeki davanın esasa dahi girilmeksizin husumet nedeniyle reddi gerektiğini, ormanların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler olduğunu ve tapuda kayıtlı olsun yada olmasın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap edilemeyeceğini, tapu ve zilyetlikle ormanlardan yer kazanma imkanının bulunmadığını, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin ziraat ve iskan alanı olmadığını, söz konusu yerin orman kadastrosu sınırları içerisinde kaldığını ve 2/B çalışmaları sonucunda da orman olduğundan bahisle tespit dışı bırakıldığını, davacının orman vasfındaki çekişmeli taşınmaz hakkında zilyetliğe dayalı olarak herhangi bir hak talebinde bulunamayacağını, yine vergi ve özel idare kayıtlarına dayanılmasının da mümkün olmadığını, zira bu kayıtların bulunmasının çekişmeli taşınmazın tarım arazisi olduğunu göstermeyeceğini, öncesi orman iken sonradan açılan arazilerin ve orman içi açıklıkların da orman sayıldığını, ayrıca eldeki davada on yıllık hak düşürücü sürenin de dolduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "dava konusu yerin, orman içi açıklık vasfında bulunduğu, alanda uzun süredir zilyetliğin bulunmadığı, alanın imar ve ihyasının bulunmadığı, alana ait mülkiyeti ispatlayıcı herhangi bir belgenin ibraz edilemediği, alanın 3 bir yanının orman ağaçları ile kaplı olduğunun anlaşıldığı, eski tarihli memleket haritalarında ve meşçere haritalarında orman ağacı rumuzu ile dava konusu yerin rumuzlandırıldığı, mevzuata göre orman sayılan alanın zilyetlik ile mülkiyetinin kazanılamayacağı, kaldı ki alanda mevcut bir zilyetliğinde bulunmadığının tespit edildiği, dava konusu alana yakın alanlarda açılan benzer davalarda da Yargıtay incelemesinde geçerek kesinleşen kararlarda alanın orman olduğunun tespit ve tescil edildiği, dava konusu alanın da etrafı ile bir bütünlük oluşturduğu ve orman içi açıklık vasfında olduğu" gerekçesiyle davanın reddine şeklinde hüküm kurulmuş, hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu vekalet ücretine yönelik olarak kabul edilmiş ve İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırılan hükmün yerine geçmek üzere davanın reddine şeklinde karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davacı ...'den alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 2bdb1c384a1d369c 37f0f2731bc94f76

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı