Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2023/2533 E., 2025/3141 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2533 E., 2025/3141 K. (21.04.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2533
Karar No
2025/3141
Karar Tarihi
21.04.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2023/2533 E. , 2025/3141 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1469 E., 2023/113 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/60 E., 2022/144 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosunun 5304 sayılı Kanun ile Değişik 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 4. maddesi gereğince yapıldığı ve dava konusu taşınmazların orman sınırları içinde bırakıldığı anlaşılmaktadır. Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi sınırları içerisinde bulunan ve tapunun ... Mahalllesi 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz davalı adına tespit gördüğünü, tapuya bu şekilde tescil edildiğini, dava konusu taşınmazın yaklaşık 4.622,95 m²'sinin müvekkili ve diğer mirasçılar tarafından kullanıldığını, bu durumun ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/106 Esas sayılı dava dosyasında yapılan keşif sonucunda da ortaya çıktığını, dava konusu parsel herhangi bir orman arazisi ile komşu olmayıp yine yüzölçümü itibarıyla da orman taşınmazı olmaya da müsait olmadığını, taşınmaz üzerinde müvekkil ve diğer mirasçıların hakları gözetilmeden tespit yapıldığını, bu nedenle yapılan tespit yolsuz ve hatalı olduğunu, açıklanmaya çalışılan tüm bu nedenlerden dolayı davalı adına hatalı olarak yapılan tespitin iptali ile taşınmazın sınırları keşif sırasında gösterileceği üzere 4.622,95 m²'sinin ifzarı ile ayrı bir parsel numarası verilerek müvekkil ve diğer mirasçılar adına tapuya tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçelerinde ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır. Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Tüm dosya kapsamı tanık beyanları bilirkişi raporları tümü ile değerlendirildiğinde gerek kaldırma öncesi, gerek Samsun BAM 2. Hukuk Dairesinin 2020/529 Esas sayılı ilamı ile kaldırılan mahkeme dosyamızda yapılan yargılamadaki tanık beyanları gerekse de daha sonra yapılan keşifte alınan tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarına bakıldığında dava konusu yerin davacının babası ... ait olduğu, yıllardır onlar tarafından ekilip biçildiği daha sonra yerin ... çocuklarına kaldığı beyan edildiği, ziraat bilirkişisi raporunda yerin kuru tarım arazisi olduğu, fındık tarımı yapıldığı, orman ağaç ve ağaçığı bulunmadığı, mera kışlak yaylak özelliğinde olmadığı, fındık tarımının yapıldığının devletin hüküm tasarrufu altında olan yerlerden olmadığı beyan edildiği, harita mühendisinin raporunda dava konusu taşınmazın 1956, 1972, 1984, 2006 tarihli hava fotoğraflarının stereoskopik yöntemle incelendiği ve tüm bu tarihlerde dava konusu yerin tarımsal nitelikte olduğu, imar ve ihya işleminin mevcut olduğu, açık alan niteliğinde olduğu, 1978 tarihli memleket haritası incelendiğinde yine açık alan niteliğinde olduğu ve sonuç olarak dava konusu alanın zilyetlikle kazanımının mümkün olduğu beyanında bulunduğu, orman mühendisinin raporunda dava konusu yerin orman sayılmayan yerlerden olduğu, açık alan olduğu, orman bütünlüğünü bozucu karakterde olmadığı, ziraat alanı içinde kaldığının beyan edildiği, belgesizden kazanılan yer araştırmasında tapu kadastro ve yazı işlerinde gelen müzekkere cevapları doğrultusunda kanunun aradığı dönüm miktarının da aşılmadığı" gerekçesiyle davanın kabulüne, ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 101 ada 1 nolu parselin 24.09.2019 tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 4.622,95 m²'lik kısmının ifrazı ile davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptaline, ifraz edilen bu kısmın aynı ada son parsel numarası, fındık bahçesi ve tarla vasfı ile davacılar ... mirasçıları adına tapu kütüğüne kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, "İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman ve fen bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesine, alınan bilirkişi raporları , özellikle teknik bilirkişi raporlarıyla uyumlu olup bu nedenle itibar edilen ilk keşifteki yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile fen ve orman bilirkişi tarafından sunulan bilirkişi raporlarında tespit tarihinden geriye doğru olacak şekilde yapılan hava fotoğrafları incelemesi sonucunda çekişmeli taşınmazın ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığının ve böylelikle adına tapu kaydı oluşan davalı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin anlaşılmasına göre davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi davalıların tapu maliki olmaları nedeniyle davada taraf olmaları ve dolayısıyla kanuni hasım durumunda olmaması nedeniyle yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davalılar vekillerinin ayrı ayrı sair istinaf nedenleri yerinde değildir. Ne var ki; Davalılar mecburi dava arkadaşı olup aleyhlerine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken aleyhlerine iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi ve yine davalılar Hazine ve Orman İdaresinin harçtan muaf olduğu halde, aleyhlerine keşif ve karar ilam harcına hükmedilmesi isabetsiz ise de 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gözetilerek yargılamada eksiklik bulunmayan ancak kanunun olaya uygulanmasında hata edilen hususlarda yapılan yanlışlıklar yeniden yargılamayı gerektirmediğine ve hükmün düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm verilmesinin öncelikli koşulunun mahkeme hükmünün kaldırılması olmasına göre yerel mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulması" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırılan hükmün yerine geçmek üzere davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı