8. Hukuk Dairesi 2023/6122 E. , 2025/3134 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1703 E., 2023/1166 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2014/172 E., 2018/16 K. Taraflar arasında ... Kadastro Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kullanım kadastrosuna itiraz davasında Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ..., ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan tespit harici bırakılan temyize konu taşınmaz hakkında, ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adına tescili istemiyle dava açmış ve yargılama sırasında taşınmazın bulunduğu bölgede 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesine göre yapılan kadastro sırasında dava konusu taşınmaz hakkında (249 ada 283 parsel) tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle dava Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde, çekişmeli parsel ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davanın kabulü ile ... Mahallesi 249 ada 283 parsel sayılı taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükmün davalı Hazine vekili ve ... tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 28.02.2019 tarihli ve 2018/649 Esas, 2019/40 Karar sayılı kararıyla, taşınmazın öncesinin çalılık vasfında olup eğiminin %12'den fazla olduğu, bu tür yerlerin öncesinin orman sayılan yer niteliğinde bulunup zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine, taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline kesin olarak karar verilmiş, davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmakla aynı Dairenin ek kararıyla davacı vekilinin temyiz dilekçesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2, 346/2. ve 352/1. maddeleri uyarınca reddedilmiş ve iş bu ek karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin 12.04.2022 tarihli ve 2021/10540 Esas, 2022/3597 Karar sayılı kararıyla; "Somut olayda; Mahkemece, dava konusu taşınmaz yönünden, eğim dışında aranan diğer koşullar araştırılmadığı gibi, taşınmaz üzerinde imar ve ihya çalışmalarının ne zaman başlayıp tamamlandığı ve taşınmazın imar planı kapsamına alınıp alınmadığı konusunda da yeterli inceleme yapılmadan karar verildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan tüm orman kadastrosu çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ve yine en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ile 1985 - 1990 - 1995 yıllarına ait hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip dosya arasına konulduktan sonra mahallinde, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek 3 orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle yeniden yapılacak keşifte, Orman kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 14. maddesinin (m) ve (o) bentleri gereğince araştırma yapılıp, yukarıda belirtilen eski tarihli belgeler bilirkişiler aracılığıyla çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanarak taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesi'nin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 Esas - Karar sayılı, 14.03.1989 tarihli ve 35/13 Esas - Karar sayılı, 13.06.1989 tarihli ve 7/25 Esas - Karar sayılı kararlarıyla iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; çekişmeli taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; taşınmazın gerçek eğimi, krizimetre aleti ölçülerek, memleket haritasındaki münhanilerden da yararlanılarak kesin olarak tespit edilmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; memleket haritası ve hava fotoğrafları ölçekleri kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ve hava fotoğrafları ölçeğine bilgisayar ortamında (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra, bu haritalar komşu ve yakın komşu parselleri de gösterecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aleti vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği, ağaçların taşınmaz üzerindeki dağılımları ile aşılı olup olmadıkları ve aşı yaşları ile taşınmazın hangi tarihte zeytinlik vasfını kazandığı belirlenmeli; yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; ayrıca; taşınmazda davacı yararına zilyetlik yoluyla kazanma koşulları oluşup oluşmadığı araştırılmalı, bu kapsamda ziraat mühendisi bilirkişisine inceleme yaptırılıp, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmazlar başında dinlenerek, zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl süreyle ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınmalı; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, davacı adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı; yine çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde imar planı yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ne zaman yapıldığı ve hangi tarihte kesinleştiği, dava konusu taşınmazın imar planında ne şekilde tespit gördüğü araştırılmalı, bu hususlara ait belge ve tutanaklar ile haritalar temin edilerek dosya içerisine alınmalı ve böylelikle taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığı net olarak belirlenmeli; tüm bu araştırmalardan sonra, taşınmazın zilyetlikle kazanılacak yerlerden olup olmadığı tespit edilerek, öncesi itibariyle orman sayılmayan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde, imar ihyanın tamamlandığı tarihten imar planı kapsamına alınma tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı saptanmalı; çekişmeli taşınmazın öncesinin orman veya 6831 sayılı Kanun'un 1/J maddesi kapsamında eğimi % 12'yi aşan ve (toprak muhafaza karakteri taşıyan) çalılık niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde, çalışma alanında seri bazda yapılmayan orman kadastrosu uyarınca orman sınırları dışında bırakıldığı tarihten, imar planı kapsamına alınma tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolup dolmadığı belirlenip dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmelidir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bozma ilamına uyulduktan sonra Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Dairemizce talimatla yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarına göre, çekişmeli taşınmazın en eski hava fotoğrafı olan 1943 tarihli hava fotoğrafında çalılık, ham toprak vasfında, 1984 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın A harfi ile gösterilen kısmının çalılık işlenmemiş toprak vaziyetinde olduğu, B harfi ile gösterilen kısmının ise önceden mevcut çalılığın temizlenerek imar ve ihya edildiği ve tarım arazisi olarak kullanıldığı, 1994 ve 1997 yılı fotoğraflarında ise A harfli kısmın temizlendiği ancak tarımsal bir kullanımının bulunmadığı, güncel uydu görüntülerinde ise çekişmeli taşınmazda 4-5 yaş, 15-18 yaş ve 20-25 yaşlarında zeytin ağaçlarının bulunduğu, taşınmazda su ve toprak rejimini olumsuz etkileyecek bir durum bulunmadığı, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1/J maddesi kapsamında toprak muhafaza karakteri taşınmayan yerlerden olduğu belirtilmiştir. Dinlenen tanık beyanları, alınan teknik bilirkişi raporları sonucunda, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu dışında kaldığı, üzerinde orman bitki örtüsüne rastlanmadığı, bitişiğinde kalan taşınmazlarda da orman bitki örtüsüne rastlanmadığı, öncesinin de orman olmadığı, toprak muhafaza karakteri taşımadığı, taşınmazın B harfi ile gösterilen kısmında, taşınmazın imar planı kapsamına alındığı 2008 yılına kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, taşınmazın B harfi ile gösterilen kısmının davalı adına tespit ve tesciline karar vermek gerekmiştir. İncelenen hava fotoğrafları, ziraat bilirkişi raporu ve tanık beyanlarına göre çekişmeli taşınmazın A harfli bölümünde 1997 yılından itibaren imar ve ihyaya ba��landığı nitekim bu bölümler üzerinde ağaç yaşlarının da bu olguyu doğru doğruladığı bu tarihler itibariyle de taşınmazın imar planı kapsamına alındığı 2008 yılına kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı anlaşılmakla davacının, taşınmazın bu kısmına ilişkin davalarının da reddine karar vermek gerekmiştir. " gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevki, 249 ada 283 parsel sayılı taşınmazın 23.07.2023 tarihli bilirkişi raporunun Ek-2 sayılı ekindeki koordinatlı ölçü krokisinde (B) harfi ile gösterilen 1.791,83 m²’lik kısmının aynı ada aynı parsel numarasıyla ve tarla vasfı davacı ... adına tespit ve tesciline, (A) harfi ile gösterilen 550,80 m²’lik kısmının aynı adanın son parsel zeytinlik vasfı ile davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, bu karar davalı Hazine vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; eldeki dava, Genel Mahkemeden aktarılan dava niteliğindedir. Bu tür davalar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 30/2. maddesi uyarınca re'sen araştırma ilkesine tabi olup, anılan Kanun maddesi uyarınca Kadastro Hakimi, hüküm kurarken davanın tarafları ile bağlı kalmaksızın gerçek hak sahibini belirlemekle yükümlü olduğu gibi, tespit tarihinden önce taşınmazın mülkiyetine yönelik olarak dava açılmakla taraflar arasında zilyetlik hususunda niza oluştuğundan, zilyetlikle kazanım koşullarının ve niteliğinin de aktarılan dava tarihi itibarıyla belirlenmesi gerekmektedir. Dava konusu 249 ada 283 parsel sayılı taşınmazın hükme esas alınan 23.07.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda, 2004, 2011, 2014 ve 2017 tarihli uydu görüntülerinde (B) harfi ile gösterilen 1.791,83 m²'lik kısmından (G) harfi ile gösterilen 1.697,08 m²'sinin tamamının zeytinlik olarak kullanıldığı, (E) harfi ile gösterilen 54,03 m²'sinin yol olarak ve (F) harfi ile gösterilen 40,72 m²'lik kısmının ise komşu 249 ada 282 parselin devamı şeklinde bahçe olarak kullanıldığı belirtilmiştir. Yerleşik yargısal içtihatlara göre, bir arazinin niteliğinin, imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise imar-ihyanın tamamlandığı tarihin, üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresinin ve sürdürülüş biçiminin belirlenmesinde en önemli delil hava fotoğraflarının incelenmesi olup, hava fotoğraflarının incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna göre, Ek-2 sayılı krokide (E) ve (F) harfleri ile gösterilen kısımlarda, davacının zilyetliği ile ekonomik amaca uygun kullanımın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesince, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddeleri uyarınca, aktarılan dava tarihi itibarıyla, çekişmeli taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi raporunda (E) ve (F) harfleri ile gösterilen kısımlarda, zilyetlikle kazanım koşullarının davacı yararına oluştuğunun ispat edilemediği ve davanın aktarılan dava niteliğinde olması nedeniyle 3402 sayılı Kanun'un 30. maddesi gereğince malikin re'sen belirlenmesi ve 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorunda olduğu gözetilerek, davacının kullanımında olmayan kısımlara ilişkin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,İstek halinde peşin harcın temyiz eden ... Büyükşehir Belediye Başkanlığına iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1595f9632cace51f ad4daa26e8902428
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6122 E., 2025/3134 K. (21.04.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6122
- Karar No
- 2025/3134
- Karar Tarihi
- 21.04.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/900 E., 2025/3131 K. 21.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/236 E., 2025/3132 K. 21.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/919 E., 2025/3133 K. 21.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/7337 E., 2025/3137 K. 21.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2530 E., 2025/3138 K. 21.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2971 E., 2025/3139 K. 21.04.2025