Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/907 E., 2025/3674 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/907 E., 2025/3674 K. (30.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/907
Karar No
2025/3674
Karar Tarihi
30.10.2025
Konu
Tazminat, Tapu

6. Hukuk Dairesi 2025/907 E. , 2025/3674 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3421 E., 2024/3330 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Erbaa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/422 E., 2024/169 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı vekili Avukat ....geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... ilçesinde mobilya ustası olarak faaliyet gösteren dükkanın işletmecisi olduğunu, davalı şirketin .... ilçesinde yapmış olduğu inşaatların mutfak dolaplarının imalatı noktasında tarafların anlaştıklarını, anlaşma gereği iş bedelinin bir kısmının karşılığı olarak Tokat ili, .... ilçesi, .... Mahallesi, .... Caddesi ...., 38 Ada, 21 Parselde bulunan 2. kat 6 no'lu dairenin davacıya devri esnasında tapu kaydında ipotek bulunduğunun anlaşıldığını, davalı şirket yetkilisinin herhangi bir sıkıntı olmadığını, taşınmazı bu şekilde devralmasını, ipoteği bir hafta gibi bir sürede kaldıracaklarını beyan etmesi üzerine davacının, davalıya güvendiğini, ancak ipotek kaldırılmadığı gibi taşınmazın cebri icra kanalıyla satıldığını, açılan ihalenin feshi davasının ise derdest olduğunu ileri sürerek, ipoteğin fekkini mümkün olmaz ise belirlenecek tazminat tutarının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı; usulüne uygun tebliğe rağmen davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu ipotekli olan taşınmazı ipoteğin kaldırılacağı inancıyla devraldığı, ancak buna ilişkin olarak yazılı bir delil sunmadığı, ipoteğin terkinine dair talebinin reddine karar verilse de, söz konusu taşınmazın davalının borcundan dolayı cebri icra yolu ile satıldığından davalının sebepsiz zenginleştiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 395.227,25 TL'nin dava tarihinden (11.08.2020) itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; öncelikli talepleri olan ipoteğin kaldırılması isteminin kabulü gerektiğini, hüküm altına alınan değerin ise son derece düşük olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesine dayalı ipoteğin fekki mümkün olmaz ise tazminat istemine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamın dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Davacı; davalı iş sahibi ile yaptığı eser sözleşmesi niteliğindeki mutfak dolabı imalatı işine ilişkin anlaşma nedeniyle ve iş karşılığı olarak davalının yaptığı binadan daire almış olup, bahsi geçen bağımsız bölümün davalı iş sahibinin borcu nedeniyle konulan ipoteğe bağlı olarak satıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu bağımsız bölüm, yargılama devam ederken, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takip nedeniyle satılmıştır. Davanın konusunu satılan taşınmaz oluşturmaktadır. Taşınmazın yargılama sırasında elden çıkması nedeniyle tazmini gereken bedel de daire bedeli olacaktır. Diğer bir deyişle, kişinin bu nedenle oluşan zararının tazmini ancak dairenin gerçek bedelinin ödenmesi ile mümkündür. Her ne kadar her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmekte ise de, yargılamanın bir an önce bitirilmesi ve hak sahibinin varsa hakkının gecikmeye mahal vermeksizin teslimi gerekir. Yargılamanın uzaması halinde ise özellikle yüksek enflasyon dikkate alınarak hak kaybına yol açmayacak bir çözümün bulunması gerekir. Hak ve nesafet kuralları da bunu gerektirmektedir. Zira uzun süren yargılama sırasında enflasyona bağlı olarak taşınmazın dava tarihindeki değeri ile karar tarihindeki değeri arasında ciddi fark ortaya çıkmaktadır. Bu durumda dairenin karar tarihine en yakın tarihteki değerinin belirlenerek hüküm altına alınması gerekir. Ancak bu şekilde belirlenecek değer dairenin gerçek değerini yansıtacak ve alacaklı ve borçlu arasındaki adalet dengesi sağlamış olacaktır. Bu durumda mahkemece; ipotekli bağımsız bölüm dava tarihinde davacının mülkiyetinde iken, yargılama esnasında satışının gerçekleşmiş olduğu dikkate alınarak, talep edilebilecek tazminat miktarının tespitinde karar tarihine en yakın tarihteki değerinin esas alınması gerekmektedir. Dosyanın yapılan incelemesinde; 05.04.2023 tarihli 2. ek bilirkişi raporu ile, taşınmazın değerleme tarihindeki kıymeti 1.691.172,56 TL olarak tespit edilmiş olup, davacı tarafça bu raporun ardından ibraz edilen ıslah dilekçesi ile tazminat talebi 1.691.172,56 TL'ye çıkarılmıştır. Islah miktarı da dikkate alınarak, davacının terditli tazminat isteminin tam kabulü gerekirken, bağımsız bölümün dava tarihindeki değeri üzerinden kısmen kabulü doğru olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca kararın gerekçesi ve hüküm fıkrası değiştirilerek düzeltilerek onanması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının ilk paragrafındaki "KISMEN KABUL KISMEN REDDİ" ibareleri hükümden çıkarılarak yerine "KABULÜ" ibaresinin eklenmesi, 1 numaralı bendinde yer alan "395.227,25 TL'nin dava tarihinden (11/08/2020)" ibarelerinin çıkarılarak yerine "1.691.172,56 TL'nin karar tarihinden (12/03/2024)" ibarelerinin yazılması ve aynı bendin sonundaki "fazlaya ilişkin istemin reddine" ibarelerinin çıkarılması, 4 numaralı bendindeki "1.699,35 TL" ibaresinden sonraki ibarelerin çıkarılarak yerine "nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," ibarelerinin yazılması, 6 numaralı bendinde yer alan "61.284,08 TL" ibaresi çıkarılarak yerine "207.293,80 TL" ibaresinin yazılması suretiyle kararın gerekçesi değiştirilerek ve hüküm fıkrası DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan davacı yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı