6. Hukuk Dairesi 2024/3455 E. , 2025/3657 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf.) SAYISI : 2021/87 E., 2024/48 K. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, taraflarca temyiz edilmiş ve incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 19.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat .....'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında beton briket ve parke taşı imalatı yapan makina ve ekipmanın alımı konusunda sözleşme yapıldığını, davalı yüklenicinin sözleşmede kararlaştırılan süreden sonra sistemin teslimini ve montajını gerçekleştirdiğini, teslim edilen sistemin sözleşmede kararlaştırılan beton parke üretimi kapasitesine ulaşamadığını ve briket üretimini hiç yapamadığını, üretilen ürünlerin de standartları karşılamadığını, görünümlerinin bozuk ve mukavemetlerinin yetersiz olduğunu, sistemin çalışmasında çeşitli aksaklıklar bulunduğunu, bu sistemin çalışabilmesi için müvekkilinin beton santrali, forklift ve üretim paleti yatırımı yapmak zorunda kaldığını, bu nedenlerle müvekkili şirketin büyük zarara uğradığını ileri sürerek, söz konusu sistemin tümüyle davalı şirkete iadesine, davalıya ödenen 390.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline, iş bedeli karşılığı olarak verilen bir takım çek ve bonolardan (toplam 657.500,00 TL) dolayı davalıya borçlu olunmadığının tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının talebi doğrultusuna yapılan ve başka işte kullanılması mümkün olmayan üretim paleti masrafı, makinanın montajı sırasında personelin otel masrafları ve delil tespit raporunda belirlenen geç teslim, palet devrilmesi, kararsız rejim ve ayıplı imalatlardan dolayı davacı şirketin uğramış olduğu zarar ve kazanç kaybı nedeniyle 100.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline, sözleşmeden dönme talebinin kabul edilmemesi halinde makina ve ekipmanın bedelinden, izah edilen zarar kalemleri nedeniyle indirim yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah yoluyla ayıplı imalat iddiasına dayalı tazminat talebini 2.019.431,65 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında sözleşme bulunmadığını, sadece davacıya müvekkilince sunulmuş bir teklif mektubu olduğunu, dava konusu makina ve ekipmanların tam ve sağlam olarak teslim edildiğini, buna karşılık 390.000,00 TL ödeme yapıldığını, kalan 657.500,00 TL için de bono ve çekler verildiğini, davacının kalan bakiye bedeli ödememek amacıyla işbu davayı açtığını, süresinde ayıp ihbarı yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 03.03.2015 tarihli ve 2007/288 Esas, 2015/70 Karar sayılı kararı ile teklif mektubunda teslim tarihinin kesin vadeye bağlanmadığı, temerrüt ihtarı bulunmadığı, davacının makinayı teslim alırken geç teslime ilişkin ihtirazi kayıt da ileri sürmediği, bu nedenle davacının gecikme tazminatı talebinin yerinde olmadığı, davanın açıldığı tarihten sonra davacının makine ile üretime devam ettiği, üretilen ürünlerin büyük oranda belediyelere satıldığı, üretim kapasitesinin yeterli olduğu, belediyelerin ihale komisyonlarınca ürünlerin kabul edildiği, herhangi bir ayıp bildirimi yapılmadığı, sonuç olarak makinanın ayıplı olmadığı gerekçesiyle, makinanın ayıplı olduğundan bahisle sözleşmenin feshi ve feshe bağlı tazminat taleplerinin reddine, davacının terditli semenin tenzili talebinin de reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin (Kapatılan 15. Hukuk Dairesi) 24.03.2016 tarih ve 2015/3019 E., 2016/1852 K. sayılı kararıyla, kısmen hükme dayanak olan son bilirkişi raporunda makinadaki ayıp oranının %10 olduğu ve geç teslim nedeniyle de 178.688,25 TL kazanç kaybı bulunduğu hesaplandığı, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 360. maddesinde ayıp halinde iş sahibinin kullanabileceği hakların sayıldığı, anılan maddeye göre ayıbın derecesi itibariyle eserin iş bedelinden indirimle kabulü mümkün ise davacı iş sahibinin belirlenecek miktar oranında indirim talep etmekte haklı olduğu, ayrıca ayıp nedeniyle uğradığı zararı da isteyebileceği, o halde mahkemece, iş bedelinden indirilmesi gereken tutarın nispi metod uygulanarak davacının ödediği bedelden indirilmek suretiyle belirlenecek miktar ile davacının ayıp nedeniyle uğradığı zararları bilirkişiden ek rapor alınarak hesaplattırılıp hüküm altına alınması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek, karar davacı yararına bozulmuş, bozma nedenine göre davalı tarafın temyiz itirazları incelenmemiştir. 2. Mahkemenin 18.10.2017 tarihli, 2017/184 E., 2017/483 K. sayılı kararıyla, önceki kararda açıklanan gerekçelerle, Dairemiz bozma kararına direnilerek, davacının makinanın ayıplı olduğundan bahisle sözleşmenin feshi ve feshe bağlı tazminat isteminin ayrı ayrı reddine, davacının terditli olarak ileri sürdüğü semenin tenziline dair talebinin reddine karar verilmiş, Direnme kararı taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.06.2020 tarih ve 2018/5-573 E., 2020/393 K. sayılı kararıyla, yerel mahkemece hükme esas alınan 17.12.2014 tarihli bilirkişi raporunda üretilen taşlardaki yüzey pürüzlülüğünün davalı yüklenici tarafından giderilememiş olması durumunda söz konusu makine bedelinin %10’u oranında bir tenzilat yapılmasının uygun olacağı sonucuna varıldığı, mülga 818 sayılı BK’nın 360. maddesi uyarınca, ayıbın derecesi itibariyle eserin iş bedelinden indirimle kabulü mümkün ise iş sahibinin belirlenecek miktar oranında indirim talep etmekte haklı olduğu ve ayıp nedeniyle uğranılan zararı da isteyebileceği, yanlar arasındaki sözleşmeye konu makinenin hükme esas alınan bilirkişi raporu ile başlangıçta ayıplı olduğu ve davalı yüklenici tarafından söz konusu ayıbın giderildiğinin iddia ve ispat edilmediği anlaşılmakla, ayıp oranında bedelden indirim konusunda inceleme yapılması ve Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatlarına göre bedel indiriminde nispi metod uygulanarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına, bozma neden ve kapsamına göre davalı vekilinin vekâlet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 3. Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında açıklanan nedenlerle, dava konusu makinadaki %10'luk ayıp oranına göre indirilmesi gereken bedelin 103.800,00 TL olduğu, ayrıca davacının geç teslim nedeniyle 178.688,25 TL kazanç kaybına uğradığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile sözleşmenin feshi talebinin reddine, toplam 282.488,25 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Hükme esas alınan bilirkişi raporlarının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu makina üzerinde inceleme yapılmadığını, ayıpların tespit edilmediğini, mevcut ayıplar ile sözleşmeye uygun bir üretim yapılmasının mümkün olmadığını, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, mahallinde keşif yapılmadan rapor alındığını, müvekkili firmanın almış olduğu ihalelerin tamamı sanki parke taşı bedeline ilişkinmiş gibi rapor hazırlandığını, makinaların üretim miktarlarının hatalı hesaplandığını, makinanın briket üretmesinin mümkün olmadığının önceki raporlarda tespit edildiğini, müvekkilinin sözleşmeden dönme ve tazminat talebinde haklı olduğunu beyan etmektedir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Kısar karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, kısa kararda tazminat miktarları hakkında hüküm tesis edilmediğini, kısa kararda yer almayan tespitlerin gerekçeli kararda yer almasının HMK'nın 298. maddesine aykırı olduğunu, b . Islah ile dava değerinin (1.038.000,00 TL + 2.119.431,65 TL) 3.157.431,65 TL'ye çıkmış olmasına rağmen, sadece ıslah edilen 2.019.431,65 TL üzerinden müvekkili lehine vekalet ücreti verildiğini, davanın reddedilen kısmının 1.736.943,40 TL değil, 2.874.943,40 TL olduğunu, c. Bozma kararında makinadaki ayıbın %10 oranında olduğu ve bu oranda indirim yapılması gerektiği belirtildiği halde, bozma dışına çıkılarak hem kazanç kaybı, hem de bedelde indirim yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, geç teslim nedeniyle tazminata hükmedilemeyeceğini, zira temerrüt ihtarı bulunmadığını, sözleşmede bir vade belirlenmediğini, davacının ihtirazi kayıt koymadan makinayı teslim aldığını, 818 sayılı BK'nın 360. maddesi uyarınca ayıp nedeniyle tazminatın kapsamına, geç teslimden kaynaklı tazminatın girmeyeceğini, d. Sözleşmeden dönülemeyeceği önceki kararlar kesinleştiğinden, davacının müspet zarar kapsamında kalan tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, davacının zarar etmediğinin, bilakis kâr ettiğinin dosyada alınan raporlarla ile tespit edildiğini, zararın somut delilerle ispatlanmadığını, e. Dava konusu makinanın ayıplı olmadığını, yargılama sırasında toplanan deliller ile bu hususun ortaya konulduğunu, makinada ayıp olmadığı sabit olduğundan, semenin tenzili talebinin de reddi gerektiğini, ayrıca zamanında ayıp ihbarı yapılmadığını, ayıp iddiasına dayalı taleplerin zamanaşımına uğradığını, f. Taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi değil satım sözleşmesi olduğunu, satım sözleşmesine ilişkin ilkelerin uygulanması gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bu hususta hataya düştüğünü beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık eser sözleşmesine dayalı ayıp nedeniyle bedelden indirim ve tazminat istemlerine ilişkindir. 1.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerine görülmemiştir. 2. Davalı vekilinin yargılama giderlerine ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince; Davacı taraf 20.06.2007 tarihli dava dilekçesinde, davalıya ödenen 390.000,00 TL'nin tahsiline, iş bedeli karşılığı olarak verilen bir takım çek ve bonolardan dolayı davalıya toplam 648.000,00 TL borçlu olmadığının tespiti ile ve zarar ve kazanç kaybı nedeniyle 100.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, dava değeri olarak bildirdiği toplam değer olan 1.138.000,00 TL üzerinden peşin harcı (15.363,00 TL) yatırmıştır. 10.03.2008 tarihli ıslah dilekçesinde ise dava dilekçesinde zarar ve kazanç kaybı olarak talep ettiği 100.000,00 TL'yi 2.019.431,65 TL'ye arttırdığını beyan ederek, bu tutar üzerinden ayrıca 27.262,40 TL tamamlama harcı yatırmıştır. Sonuç olarak ıslah ile birlikte dava değeri 1.138.000,00 TL + 2.019.431,65 TL = 3.157.431,65 'ye çıkmıştır. Bu durumda, mahkemece davanın kabul edilen kısmı 282.488,25 TL, reddedilen kısmı 2.874.943,40 TL olup, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümleri uyarınca, davalı lehine 281.747,17 TL vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, davanın ıslah ile arttırılan kısmı hatalı değerlendirilerek, 210.955,47 TL vekalet ücretine hükmedilmesi ve yine tarafların yargılama harç ve giderlerinden sorumluluğunun hatalı takdir edilmesi doğru olmamış ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yargılama giderlerine ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının, hüküm fıkrasının 3. bendindeki ibarelerin çıkarılmasına, yerine “Alınması gereken karar ve ilam harcı 19.296,78 TL olup, davacı tarafça ıslah ile birlikte toplam 42.625,40 TL yatırıldığından, talep halinde fazla yatırılan 23.328,62 TL’nin davacıya iadesine” ibaresinin yazılmasına, 4. bendin hükümden çıkarılmasına, 5. bendinde yer alan “5.714,80 TL” ibaresinin “3.655,07 TL”, 6. bendinde yer alan “3.913,53 TL” ibaresinin “4.142,92” TL, 8. bendinde yer alan “210.955,47 TL” ibaresinin “281.747,17 TL” olarak değiştirilmesine, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalı yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, Peşin alınan harçların istek hâlinde taraflara iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3bbdcf8941db2ec6 b18734ca6711a01f