Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2024/3158 E., 2025/3660 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/3158 E., 2025/3660 K. (30.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3158
Karar No
2025/3660
Karar Tarihi
30.10.2025
Konu
Tazminat

6. Hukuk Dairesi 2024/3158 E. , 2025/3660 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/314 E., 2024/474 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı-birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü :

I. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı .... Ltd. Şti. ile yaptığı anlaşma ile davalının Spectum marka E-5000 model hem koroner hem de periferik (.... özellikli) anjiografi tetkiklerinin yapılmasına uygun, anjiografi cihazı şartnamesindeki şartlarla birebir aynı mahiyette olacak şekilde bir cihaz imal edilerek hastane binasında uygun görülecek bir yere kurulumunu 200.000,00 Euro bedel karşılığı gerçekleştirmeyi 27.06.2008 tarihi itibariyle yüklendiğini, müvekkilinin toplam 160.320,00 Euro bedel ödediğini, cihazın 30.04.2009 tarihinde hastanede kurulumunun yapıldığını, bu kurulumdan sonra yapılan kontroller sonrasında cihazın çalışmasında bozukluklar ve problemler tespit edildiğini, davalı şirket yetkililerine bu durumun bildirildiğini, davalı şirketin bu problemleri gideremediğini, kullanılamaz haldeki ayıplı cihazın bu halde bırakıldığını, en son 26.03.2010 tarihinde sözleşmeye konu şikayetlerin tekrardan davalıya bildirilmesine, derhal bakım ve onarım yapılmasının istemesine rağmen yerine getirilmediğini, aksine 02.04.2010 tarihinde davalının 163.911,00 TL ödenmesini istediğini, müvekkilinin de 22.04.2010 tarihli ihtarname ile cihazın geri alınmasını ve ödenen 163.911,00 TL’nin iadesini istediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğunu, bu sözleşmeye konu cihazın gerekli vasıfları taşımadığını, ayıplı olduğunu, müvekkili hastanede bu cihazın dışında başka bir cihazın bulunması nedeniyle işin devam ettirildiğini, yüklenici davalının ağır kusur ve kastı neticesinde ifanın yerine getirilemediğini, garanti süresi 2 yıl olmasına ve bu süre içerisinde yükleniciye sayısız ihbar yapılmasına rağmen yüklenicinin kayıtsız kaldığını, İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/157 D. İş sayılı dosyası ile davaya konu cihazın mevcut durumunun tespit ettirildiğini, BK m. 359 uyarınca eserin kabule icbar edilemeyecek derecede ayıplı olduğunu, BK m. 360 gereğince de; kabulden imtina ettiklerini belirterek söz konusu ..... marka anjio cihazının yüklenici davalıya iadesiyle, müvekkilinin ödediği 160.320,00 Euro’nun tahsil tarihindeki TL karşılığının reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalı.... Hizmetleri A.Ş. ile yapmış olduğu sözleşme uyarınca spektum marka....model anjio cihazının üretimini, eğitimini, onayını ve teslimatını gerçekleştirdiğini, davalıdan alacaklarının bir kısmını tahsil ettiğini, 163.911,00 TL alacaklarının kaldığını,.... Noterliğinin 02.04.2011 tarihli ihtarnamesi ile bu bedeli talep ettiklerini, 7 gün süre verilmesine rağmen bu bedelin ödenmediğini, bunun üzerine İzmir 4. İcra Dairesinin 2010/10366 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibine başladıklarını, ancak davalının takibe itirazı ile takibin durdurulduğunu, davalının İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesinde 2010/157 D. iş sayılı dosyası ile tespit yaptırdığını, cihazın yaklaşık 1500 kadar hastada çalıştırıldığını belirterek İzmir 4. İcra Dairesinin 2010/10666 Esas sayılı dosyası ile yapılan takibin devamına, %40 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın spectum marka .... model anjio cihazının üretimini ve kurulumunu gerçekleştirip, gerekli eğitimleri verdiğini, atom enerjisi kurumundan onayını alıp, davacıya teslimini yaptığını, ayıplı teslimin söz konusu olmadığını, cihazın 1 yılı aşkın süre kullanılıp,1500’ü aşkın hastada anjiyo işlemini yerine getirdiğini, davacının, 163.911,61TL alacağın talep edilmesi üzerine cihazın bozuk olduğunu ileri sürdüğünü, cihazı kullandıkları süre boyunca herhangi bir şikayet bildiriminin yapılmadığını, toplam 160.320,00 Euro tutarındaki bedelin ödenmediğini, ödemelerin TL olarak gerçekleştirildiğini, 06.02.2009 tarihinde 17.413,61 TL, 30.04.2009 tarihinde 130.508,00 TL, 30.04.2009 tarihinde 338.040,00 TL, 25.05.2009 tarihinde 21.650,00 TL olmak üzere toplam 507.611,61 TL ödeme yapıldığını, cihazın sorunsuz ve eksiksiz bir şekilde teslim edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının icra takibine konu alacağa hak kazanmadığını, 27.06.2008 tarihli taahhütnameye istinaden müvekkilinin davacıya cihazın yapımı için 110.000,00 Euro ödediğini, bakiye 90.000,00 Euro’nun .... Hastanesi tarafından verilecek onayla ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak cihazın sözleşmenin 9. maddesi gereği tespit edilen uygunsuzluklarının giderilmediğini, 30.04.2009 tarihinde cihaz hastaneye getirilerek kurulmuş ise de, cihazın gerekli vasıfları taşımadığının tespit edildiğini,problemlerin giderilmesinin istendiğini, ancak davacının müvekkilini oyaladığını, en son 26.03.2010 tarihinde cihazın bakım ve onarımının yapılmaması halinde cihazın iade alınmasının istendiğini, 22.04.2010 tarihinde ödenen 160.320,00 Euro’nun iadesinin talep edildiğini, halen kabule icbar edilemeyecek derecede yetersiz ve bozuk durumda olan cihazın hasta bakımında kullanılamadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.11.2018 tarihli kararı ile, "Asıl dava dosyasında, dava konusu spektrum marka anjiyo cihazının kabule icbar edilebilecek nitelikte olması ve davacının indirim talep edebileceği miktardan fazla borcu olduğundan anjiyo cihazının ve iş bedelinin iadesi talebinin reddine, birleşen dava dosyası yönünden ise davacının davasının kısmen kabulü ile; davacının, davalı aleyhinde İzmir 4. İcra Dairesinin 2010/10366 Esas sayılı dosyası ile yapmış olduğu takibe itirazın kısmen iptali ile 4.024,02 TL asıl alacak, 21.04.2010 tarihinde itibaren takip tarihine kadar işlemiş 95,25 TL faiziyle olmak üzere toplam 4.119,27 TL'nin davalıdan tahsiline, bu alacaktan asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, alacak ve talep yargılamayı gerektirdiğinden %40 icra inkâr tazminatının reddine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 28.11.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 14.12.2021 tarihli kararı ile taraf vekillerinin istinaf istemlerinin, esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 14.12.2021 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "... Yüklenici tarafından imal edilen anjiyografi cihazının tıbbi işlem niteliğinde olan anjiyografi işleminde, insan sağlığını doğrudan ilgilendiren bir alanda kullanıldığı açıktır. Bu nedenle cihazın teknik şartnamesine, fen ve sanat kurallarına, iş sahibinin eserden beklediği amaca uygun olarak imali konusunda yüklenicinin özel bir itina (özen) göstermesi gerekir. İş sahibinin eseri imal ettirmesindeki amacın sözleşmeden açıkça anlaşılabildiği durumlarda, yüklenici herhangi bir şekilde kullanmaya elverişli olan değil, somut sözleşmedeki özel kullanım amacına elverişli bir eser imal ederek teslim etmekle yükümlüdür. Eser, daima o çeşit bir eserin mutat olarak tabi olacağı kullanıma elverişli bir şekilde imal edilerek teslim edilmelidir. Yüklenici eseri imal ederken, fennin ve tekniğin gereklerine, işin yapıldığı sırada tekniğin bilinen kurallarına, sözleşme ile eklerine uymak zorundadır. Aksi durumda, sözleşmeye, şartnameye, fen ve sanat kurallarına uygun nitelikte bir eserin imal edildiğinden söz edilemez. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ayıbın niteliği ve derecesinin belirlenebilmesi bakımından somut olayın özellikleri dikkate alınarak düzenlenmemiştir. Bilirkişi raporu mevcut haliyle asıl davada davacı olan iş sahibinin itirazlarını karşılamadığı gibi yeterli ve hüküm tesisine elverişli nitelikte değildir. Bu durumda mahkemece, yeniden seçilecek tıbbi cihazlar konusunda uzman bilirkişi kurulundan teslim tarihindeki teknolojik imkanlar ve tekniğin bilinen kurallarına göre anjiyografi cihazındaki ayıbın niteliği ve derecesine ilişkin yukarıda açıklanan ilke ve kurallar da gözetilerek gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması, davacı ve birleşen dosya davalısı iş sahibinin mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 360. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 475. maddesi) belirtilen seçimlik haklardan hangisini kullanmakta haklı olduğu, (iadesini isteyebileceği bedel veya tenzili gereken bedel ya da onarım bedelinin) belirlenip değerlendirilmek suretiyle asıl ve birleşen davada sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı iş sahibinin davalı yükleniciden spektrum marka anjiyo cihazını eser sözleşmesine konu olarak aldığı, ancak makinenin framelerinde atlamalar meydana geldiği, bu cihazın teslim ve kurulumu anında makinenin kullanıldığı, anjiyo cihazıyla anjiyoların yapıldığı, bir süre sonra bu framenin (görüntü atlaması) cihazın verimliliğini azaltması nedeniyle kullanılmadığı, ancak bu ayıbın BK m. 360/1 hükmüne göre cihazı, kabule icbar edilemeyecek nitelikte kılmadığı, yani cihazın kullanılabilir nitelikte olduğu, hatta bazı yazılım yüklemeleriyle bu kusurun düzeltilebileceğinin hem bozmadan önce alınan bilirkişi raporları ve hem de bozmadan sonra alınan bilirkişi raporları ile belirlendiği, buna rağmen bilirkişiler tarafından mevcut durum itibariyle cihazdaki ayıbın cihaz bedelinde BK m. 360/2 anlamında değer düşüklüğü ve bedelde indirim sebebi teşkil ettiğinden teknik yönden yapılan incelemelerle %25 bir değer düşüklüğü oluştuğunun belirlendiği, bu oranda makinenin bedelinde indirim yapılmasının kabul edildiği, makinenin satış bedeli 200.000,00 Euro + KDV = 236.000,00 Euro olmakla davalı şirketin imzasını taşıyan 27.06.2008 tarihli taahhütnamenin 6. maddesine göre yapılan ödemelerin ödeme tarihindeki kurdan Euroya çevrilerek bu bedelden mahsup edilmesi gerektiği, yapılan ödemelerin karşılığında toplam 175.284,00 Euro ödeme yapıldığının tespit edildiği, makinenin ayıpsız bedelinde kalan borcunun 236.000,00 - 175.284,00 = 60.716,00 Euro olduğu, ancak ayıplı olarak teslim edilen makinenin satış bedelinde %25 indirim yapılması nedeniyle satış bedelinin 177.000,00 Euroya düşürülmesi ve 175.284,00 Euro ödemenin mahsup edilmesiyle kalan borcun 1.716,00 Euro olduğunun tespit edildiği, bu rakamın dava tarihi itibariyle karşılığı olan 4.024,02 TL'nin davacının kalan borcu olduğu, buna göre asıl davada davacının ayıp nedeniyle kalan bir alacağı bulunmadığı ve spektrum marka anjiyo cihazının davalıya iadesinin söz konusu olmadığı, gerekçesiyle asıl davanın reddine; birleşen davada ise, davacının, davalı aleyhinde İzmir 4. İcra Dairesinin 2010/10366 Esas sayılı dosyası ile yapmış olduğu takibe itirazın kısmen iptali ile 4.024,02 TL asıl alacak, 21.04.2010 tarihinden itibaren takip tarihine kadar işlemiş 95,25 TL faiziyle olmak üzere toplam 4.119,27 TL'nin davalıdan tahsiline, bu alacaktan asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, alacak ve talep yargılamayı gerektirdiğinden %40 icra inkâr tazminatının reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ve birleşen dava davalısı vekili temyiz dilekçesinde; a.Yargıtay bozması sonrası alınan 27.03.2024 tarihli bilirkişi raporunun denetime elverişlilikten ve objektiflikten uzak olduğunu, b.Dava konusu cihazdaki ayıpların teslim anında basit bir muayene ile tespitinin yapılmasının mümkün olmadığını, zira, cihazın son derece komplike ve teknik bilgi gerektiren donanımlı bir tıbbi cihaz olduğunu, c.Uyuşmazlığın çözümünde somut olayın özelliklerine uygun hareket edilmediğini, cihazın özel kullanım alanı ve amacının uyuşmazlığa olan etkisinin tartışılmadığını, cihazın alelade bir makina gibi değerlendirilerek mevcut kusurlarının kabule icbara olan etkisinin nazara alınmadığını, salt %25'lik bir tenzilatla yetinilmiş olmasının hatalı olduğunu, d.Dava konusu anjiyo cihazının kabule icbar edilemeyecek nitelikte gizli ayıplı olmasına rağmen birleşen davanın kısmen kabulünün de hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, iş sahibi tarafından açılan asıl dava eser sözleşmesinin ayıplı ifası nedeniyle sözleşme konusu cihazın yükleniciye iadesi ve iş bedeli olarak yükleniciye ödenen bedelin tahsili (iadesi) istemine, yüklenici tarafından açılan birleşen dava ise, bakiye iş bedelinin tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun, bozma ilamına uygun olarak düzenlendiği, içerik itibariyle gerekçeli, yeterli ve inandırıcı olduğu anlaşılmakla; davacı-birleşen davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı ve birleşen dava davalısı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı harcın temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verilmiştir.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı