6. Hukuk Dairesi 2024/1724 E. , 2025/1940 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/682 E., 2024/286 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/636 E., 2023/290 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalı .... tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararda dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma isteğinin miktardan reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket yükleniminde yapımı devam eden ... ve ... Konut Yapı projesinin izolasyonunda kullanılacak taş yünü malzemesinin temini ve teslimini üstlendiğini, malzemelerin kısım kısım teslim edilmesine karşın davalının teslim aldığı fatura bedellerini proforma faturada yazılı tarihlerde ödemediğini, alacaklarının tahsili için Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 20187/8441 sayılı dosyasında takip yapıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek, davalının yapmış olduğu haksız itirazın iptali ile takibin devamına ve davacı yararına %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket ile davalı şirket arasında taşeron sözleşmesi imzalandığını, davacının sözleşme gereği tüm edimlerini yerine getirdiğini ancak davalı şirket tarafından sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, imalata dair 365.075,77 TL'lik alacağına mahsuben 20.000,00 TL, 29.05.2018 tarihli tutanağa konu 266.692,15 TL'lik malzemesine mahsuben 20.000,00 TL ve "fiili zarar" iddiasına konu kısıma mahsuben şimdilik 10.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL tazminat talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı tarafça taş yünü malzemesinin sabit fiyatla temini için yanlar arasında sözleşmeler yapıldığını, sözleşme kapsamında malzeme temini sonrasında 60 gün içinde ödeme yapılacağının kararlaştırıldığını, ancak davacı tarafça mal teslim edilmeden bedelinin talep edildiğini, davacı yanın şantiyeyi terk ettiğini, bu sebeple işi başka firmaya verdiklerini, davacı şirketin şantiyeyi terk ettiği sırada herhangi bir hakedişi olmadığını, davacı şirketin sözleşme gereği başlangıçta teslim etmesi gereken 184.654,00 TL tutarında kesin teminatı vermediğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sözleşme gereği üzerine düşen edimini yerine getirmediğini, işin davacının nam ve hesabına başkasına yaptırıldı��ını, bu durumun yarattığı farkın ve işin zamanında yapılmaması sebebi ile oluşan gecikme cezalarının davacı tarafından karşılanması gerektiğini, davacının yatırması gereken teminatı yatırmadığından bu bedelin de davacı tarafından karşılanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, asıl dava yönünden, icra takibine konu olan faturaların davacı ve davalı şirket kayıtlarında yer aldığı, davalının bu faturaları ticari defterlerine kayıt etmesinin malzemeleri teslim aldığına karine oluşturduğu, faturaların iadesi olmadığı ve dosya kapsamında alınan tüm bilirkişi raporlarına göre taş yünü malzemelerin satışından kaynaklı olarak davacının icra takip tarihi itibari ile davalıdan 172.361,60 TL alacaklı olduğu, Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2018/841 Esas sayılı dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın haksız olduğu anlaşılmakla, asıl fatura alacağı yönünden davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline, dosyada takip öncesi yapılan ihtar olmadığından işlemiş faize yönelik talebin reddine, takibe konu alacak fatura alacağı olduğundan likit ve belirlenebilir olduğu gerekçesi ile, itirazın iptaline ve davalı aleyhine icra inkâr tazminatına, birleşen dava yönünden, davacı tarafın şantiyede kalan malzeme tutarı alacağının, 266.692 TL, davacının imalat hakediş alacağından raporda belirtilen İSG Cezası kamp gideri, şantiye içi yatay ve dikey taşıma giderleri toplamı 27.599,40 TL ve davacı işçilerine davalı şirket tarafından ödenen 52.307,00 TL düşüldüğünde davacının imalat bedelinden alacaklı olduğu miktar 180.723,94 TL olduğu, akdin feshi yönünde iradesi olan davacının sonradan feshin haksızlığı nedeni ile uğradığı zararı talep edemeyeceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı işçilerine ödenen 52.307,00 TL'nin nama ifa, sair ceza, kesin teminat miktarı gibi müvekkilinin hak ve alacaklarını davacının takibe konu hak ve alacaklarından mahsup edemeyeceğini, davacı ticari defter ve kayıtlarında 18.05.2018 tarihi itibari ile, davacı alacağının 120.054,60 TL olduğunun rapor edilmesine rağmen, mahkemece 172.361,60 TL'ye hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı alacağının likit olmadığını, icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini, davacının eser sözleşmesi kapsamında 184.654,00 TL tutarında teminat ödemekle yükümlü olduğunu beyan etmektedir. Birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde, taraflar arasında aktedilen sözleşmenin 26., 37. ve 38. maddeleri gereğince, hakedişin davacı tarafından hazırlandığını, mahkemece davanın kabulüne dayanak gösterilen birlikte fesih ve hakedişin YİGŞ gereğince işveren tarafından düzenlenmesi gerektiği yönündeki kanaatin taraflar arasındaki sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu, davacının şantiyeyi terk ettiği anda müvekkilinden vadesi geçmiş ve temerrüt oluşmuş bir alacağının bulunmadığını, davacının işe devam etmemesinin hakedişlerin yapılmaması ile bir ilgisinin bulunmadığını, zira hakedişlerin davacının işi bıraktığı tarihten sonra yapıldığını, davacının hakedişe konu edilecek alacaklarını talep edebilmesi için gerekli düşümlerden sonra hakedişin imzalanarak, kesinleşmesi ve buna bağlı olarak fatura tebliğ etmesi, bu tarihten itibaren de 15 gün geçmesi gerektiğini, yerel mahkemenin taraflar arasında aktedilen sözleşmenin 38. maddesini yok sayarak, 447.416,09 TL hakediş alacağına 02.06.2018 tarihinden itibaren faiz tahakkuk ettirerek hükmetmesinin hatalı olduğunu, mahkemece davacının sözleşmeyi feshi ve taahhüdünden dönme durumunun incelenmemesinin doğru olmadığını, eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali, birleşen davada eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. 1-Asıl dava yönünden yapılan incelemede, Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362'nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde HMK'nın 366'ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352'nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz isteminin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre kabul edilen ve temyize konu edilen toplam miktar 172.361,60 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesi'nin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır. 2- Birleşen dava yönünden yapılan incelemede, Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup birleşen davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl dava yönünden, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kararın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle REDDİNE, Birleşen dava yönünden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı harcın birleşen dava yönünden temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 47e0870199669a7c 2a1e41c69c817273