5. Hukuk Dairesi 2025/504 E. , 2025/14502 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/330 Esas, 2024/436 Karar KARAR : Ret Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin maliki olduğu İstanbul ili, ..., ... Mahallesi 110 88... (eski 1232) parsel sayılı taşınmazı 1998 yılı ve sonrası üzerindeki bina ile birlikte tapuda hisseli olarak edindiğini, bu taşınmazı edinirken tapu kütüğünde hiçbir tapulamaya itiraz, dava ya da tedbir şerhinin mevcut olmadığını, müvekkillerinin de tapu kayıtlarına ... ilkesi çerçevesinde dava konusu taşınmazın o andaki maliklerine bedellerini ödemek suretiyle hisse edindiğini; ancak aradan yıllar geçtikten sonra dahil edildikleri Pendik Kadastro Mahkemesinin 2010/1 Esas, 2011/44 Karar sayılı davasında verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek 29.01.2015 tarihinde kesinleşmesi ile tapudaki hisselerini kaybettiklerini, müvekkillerine hiçbir bedel ödenmeksizin tapularının iptal edilmesi nedeniyle müvekkillerin zarara uğradığını, bu zararlardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Hazinenin sorumlu olduğunu belirterek taşınmaz bedelinden paylarına düşen bedelin tapu iptal ve tescil davasının kesinleştiği tarih itibarıyla işleyecek yasal en yüksek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; güncel tapu kaydının tetkikinde dava konusu taşınmazın Hazine adına kayıtlı olmayıp tamamının satış suretiyle hisseli olarak şahıslar adına tescilli bulunduğunu, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, tazminat isteminin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı süresinin de geçtiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.03.2022 tarihli ve 2021/229 Esas, 2022/85 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve tespit edilen bedelin yasal faizi ile birlikte davalı Maliye Hazinesinden tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 17.10.2022 tarihli ve 2022/1935 Esas, 2022/2415 Karar sayılı kararı ile davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 17.10.2022 tarihli ve 2022/1935 Esas, 2022/2415 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; davacı taraf dayanağı kök tapu kaydı 9190 m² iken Kartal Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.03.1956 tarihli ve 1956/49 Esas, 1856/57 Karar sayılı kararı ile kök tapu kaydı maliki ... tarafından hasımsız olarak açılan dava sonucu yüzölçümünün 43.460 m² olarak düzeltildiği, eldeki dosya davacılarının 11.11.1998, 15.06.1999, 30.06.1999, 17.04.2000, 06.11.2001, 10.11.2003, 18.05.2004, 02.11.2007 tarihlerinde yapılan satışlar sonucu kayden malik olduğu, yaklaşık 9 dönümlük tapu kaydının 43 dönüme çıktığı, yüzölçümü artışının hasımsız açılan dava sonucu ve sahih esasa dayalı olmadığı anlaşılmakla, Kadastro Mahkemesinin 2010/1 Esas sayılı dosyasında müdahil (dahili davalı) olan iş bu davanın davacılarının, tapu kaydının ait olduğu taşınmazın Kadastro Mahkemesinde davalı olduğunu bilerek ve hasıl olacak sonucu kabul ederek kayden taşınmazı satın aldıklarının kabulü ile taşınmazın ... mirasçıları adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 29.01.2015 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 20.02.2019 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmakla, sahih esasa dayanmadan yüzölçümü arttırılan ve Kadastro Mahkemesince hukuki değer ifade etmediği gerekçesi ile itibar edilmeyen tapu kaydı, davacılara ayni hak vermediğinden bu tapu kaydının iptali nedeniyle 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat da istenemeyeceğinden davanın reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma öncesi İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yasal süresi içerisinde temyiz başvurusunda bulunulmadığından karar kesinleşmiş olup kesinleşme şerhinin hazırlanması gerektiğini, müvekkillerinin 19 98... yılları arasında ... Mahallesi 1232 parselde kain dava konusu taşınmazı üzerindeki bina ile birlikte tapu kütüğünde hiçbir şerh ya da itiraz bulunmadığından bedelini ödemek suretiyle satın aldıklarını, ancak ... Kadastro Mahkemesinin 2010/1 Esas sayılı dosyasına dahil edilmeleri ve bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek 29.01.2015 tarihinde kesinleşmesi ile tapudaki hisseleri iptal edilmek suretiyle taşınmazlarını kaybederek zarara uğradıklarını, müvekkillerinin tümünün dava konusu taşınmazı satın alma tarihlerinin 11.11.19 98... .11.2007 tarihleri arasında olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde 17.03.2011 tarihinden önce hiçbir şerh bulunmadığını, gerek şekli anlamda kesinleşen bozmadan önceki Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı usulsüz temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararında, gerekse yerel mahkemece bu bozma kararına uyularak verilen kararda Pendik Kadastro Mahkemesinin 2010/1 Esas sayılı dosyasından bahsedilmiş olup müvekkillerinin bu dosyada dahili davalı oldukları ileri sürülmüşse de müvekkillerinin söz konusu davaya dava konusu taşınmazı iktisap tarihlerinden yıllar sonra dahili davalı olarak dahil edildiklerini, müvekkillerinin taşınmaza iktisap tarihlerinin 19 98... tarihleri arasında olduğu sabit olup 2010 yılında görülmeye başlayan davaya en erken ihtimalle 2010 yılından itibaren dahil olmuş olacakları ve tapu kayıtlarında herhangi bir kayıt veya şart olmadığından bu tarihe kadar da tapu kaydının ait olduğu taşınmazın kadastro mahkemesinde davalı olduğunu bildiklerinden bahsedilemeyeceğini ileri sürerek kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.