Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/1597 E., 2025/4196 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1597 E., 2025/4196 K. (22.09.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1597
Karar No
2025/4196
Karar Tarihi
22.09.2025
Konu
Tapu, Miras

3. Hukuk Dairesi 2025/1597 E. , 2025/4196 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/435 E., 2021/262 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, dahili davalılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; Düzce İlinde 1999 yılında meydana gelen depremlerde konutları yıkılan veya hasar gören kişilere, 7269 sayılı Afet Kanunu uyarınca hak sahibi olduklarını resmi belgeler ile ispatladıkları takdirde, evini yapacak olanlara yardım kredisi, konut satın alacak olanlara ise hazır konut kredisi verildiğini, davalı hak sahibi ...'in satın aldığı ve üzerine ipotek konulan taşınmazın yapı kullanma izni bulunmadığını bildiği halde, başka bir taşınmazın yapı ruhsatını ve eski yapı kullanma izin belgesini vermek suretiyle, idareyi zarara uğrattığını diğer davalıların ise davalı ...'e sahte belgelerle haksız olarak Hazır konut kredisi ödenmesinde sorumluluğu bulunan devlet memurları olduğunu, davalılar hakkında açılan ceza davasının halen derdest olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla, haksız ve kanuna aykırı olarak kullandırılan ve davalı ...'e ödenen 10.000,00 TL tutarındaki hazır konut kredisinin tahakkuk tarihi olan 09.09.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ...; davalı ...'a vekalet verdiğini, ...'ın kendisine krediyi çektiğini ve ... caddesindeki bitmemiş daireyi aldığını söyleyerek evin tapusunu kendisine verdiğini, tapu suretini bankaya verdiğini, kendisine belgelerin eksik olduğuna dair tebligat yapılmadığını, eğer usulsüzlük varsa bundan vekalet verdiği kişilerin sorumlu olduğunu, kredi şartlarını taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 07.05.2015 tarihli kararıyla; birleşen 2013/345 Esas sayılı dava yönünden; memur olan davalılar yönünden davanın reddine, diğer davalıların ise Afet Kanunu uyarınca konut kredisi almak için başvuru yaptıkları dönemde gerek kendilerince gerekse vekalet verdikleri kişiler vasıtasıyla sahte ve tahrif edilmiş belgelerle hakları olmadığı halde 10.000,00 TL miktarlı kredi aldıkları, davalıların işlemlerin vekil eliyle yapıldığı, sahteciliği bilmedikleri savunmalarına itibar edilmediği, davalıların hazır konut kredisine hak kazanamadığı, bu sebeple çekilen kredinin geri ödemesinden sorumlu oldukları gerekçesiyle; davanın kabulüyle 10.000,00 TL'nin 09.09.2002 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsiline karar verilmiş; karar, süresi içinde bir kısım birleşen dosya davalıları tarafından temyiz edilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay 4. Hukuk Dairesince verilen 11.12.2017 tarihli ilamla; birleşen dosyaların tefrik edilerek her bir dosyadaki talep ve iddiaların ayrı ayrı değerlendirilmesi, gerekirse uzman bilirkişi görüşüne başvurularak denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli rapor alınarak sonuca gidilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; memur olan davalılar yönünden davanın reddine, davalı ...'in ise Afet Kanunu uyarınca konut kredisi almak için başvuru yaptığı dönemde gerek kendilerince gerekse vekalet verdikleri kişiler vasıtasıyla sahte ve tahrif edilmiş belgelerle hakkı olmadığı halde 10.000,00 TL miktarlı krediyi aldığı, davalı ...'in hazır konut kredisine hak kazanamadığı, bu sebeple çekilen kredinin geri ödenmesinden sorumlu olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin 09.09.2002 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... mirasçılarından alınmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı ... mirasçıları olan dahili davalılar temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Dahili davalılar; murislerinin ... isimli şahsa kredi işlemleri için vekalet verdiğini, vekalete istinaden murislerine yapılmakta olan daireyi sattıkları halde Kurum personeline bu daireden başka hazır bir daireyi gösterdiklerini, bu șekilde murislerini dolandırdıklarını, kusurlu olan kişilerin haklarındaki ceza davalarının zamanaşımı nedeniyle düşürüldüğünü, hukuken sorumluluğun murislerine kaldığını, dahili davalılardan ...'nin down sendromlu olduğunu, murislerinden kalan emekli maaşından başka gelirlerinin olmadığını, ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kurum zararı nedeniyle alacak istemine ilişkindir. 1.Davaların birleştirilmesi ve ayrılması müesseselerinin temelinde usul ekonomisi ilkesi yatar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi, Anayasal dayanağı olan bir ilke olup 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141. maddesinin dördüncü bendinde davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğuna açıkça işaret edilmiştir. Öte yandan HMK’nın 166. maddesinde, aralarında bağlantı bulunan, daha açık anlatımla aynı veya benzer sebeplerden doğmuş yahut biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek mahiyette olduğu davaların aynı sıfat ve düzeydeki mahkemelerde açılmış olmak kaydıyla davanın her aşamasında birleştirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Birleştirilen davalarda tek bir yargılama yapılır ve ortak deliller tek bir kez toplanır. Bunun sonucunda mahkeme uyuşmazlığın bütün taraflarının menfaatini aynı yargılama içerisinde görme, değerlendirme ve uyuşmazlığı bu çerçevede çözme imkânına sahip olur. Bu da hukuk güvenliğinin korunması ve çelişkili kararların önüne geçilmesine hizmet eder. Birleştirilmiş olsalar dahi her bir dava bağımsızlığını koruduğundan, şekli olarak aynı karar içerisinde yer alsa da her bir dava hakkında ayrı ayrı nihaî karar verilir, birleşen her bir davanın taraflarının birleşen dava yönünden kanun yoluna başvurmaması halinde birleşen dava kesinleşecektir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında uyuşmazlık incelendiğinde; Mahkemenin 07.05.2015 tarihli kararıyla; birleşen 2013/345 Esas sayılı davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin 09.09.2002 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınmasına, memur olan davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş, davanın taraflarının temyiz yoluna başvurmaması nedeniyle birleşen 2013/345 Esas sayılı dava yönünden verilen söz konusu karar kesinleşmiştir. Hal böyle olunca Mahkeme; her ne kadar Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından verilen 11.12.2017 tarihli kararda, kararın birleşen hangi davalar yönünden bozulduğu açıkça belirtilmemiş ise de; bozma ilamından sonra, Mahkemece, birleşen 2013/345 Esas sayılı dava yönünden verdiği 07.05.2015 tarihli kararın, davanın taraflarının kanun yoluna başvurmaması nedeniyle kesinleştiği gözetilerek, bu dosya yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yargılamaya devam edilerek davanın yeniden yönünden kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma sebebine göre, dahili davalılara sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince usulden BOZULMASINA, 2. Bozma sebebine göre, dahili davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden dahili davalı ...'ya iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı