Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/4132 E., 2025/3231 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/4132 E., 2025/3231 K. (11.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4132
Karar No
2025/3231
Karar Tarihi
11.06.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/4132 E. , 2025/3231 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2256 E., 2024/1477 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ayvalık 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/179 E., 2022/209 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, miktar itibariyle duruşma sınırının altında kaldığı anlaşılmakla, duruşma isteminin reddine ve incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili; davacı alıcı... ile davalı arasında imzalanan 1540 ada, 198 parsel sayılı taşınmaza ilişkin 06.10.2015 tarihli, 800.000,00 TL bedelli satım sözleşmesinde ödemelerin 06.06.2016 tarihine kadar tamamlanacağının belirlendiğini, satış bedeline karşılık verilen çeklerin teminatı amacıyla sözleşmede imzası bulunmayan ancak garantör olarak adı geçen davacı ... adına kayıtlı 47 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerine 06.10.2015 tarihinde 800.000,00 TL bedelle davalı lehine 06.05.2016 tarihine kadar süreli olarak ipotek tesis edildiğini, davacı ... tarafından satış bedelinin tamamı ödenmesine rağmen davalı tarafından davacı ... aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, takibin haksız olduğunu ileri sürerek davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti ile taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını, takibin iptalini ve davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; ... 42. Noterliğinin 24.08.2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı ile bakiye 500.000,00 TL borcun ödenmesi için ihtar gönderildiğini, borçlu tarafça ödeme iddiasında bulunulmadığı gibi herhangi bir itirazın da yapılmadığını, davacıların borçlarını ödediklerini kanıtlamaları gerektiğini, dava konusu ipoteğin kesin borç ipoteği olduğunu savunarak davanın reddine ve lehine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafça dosyaya sunulan çekler ile davalıya yapılan ödemelerin ispatlandığı, davalı tarafın başka borca istinaden ödeme yapıldığına dair savunmasını ispat edemediği, hükme esas alınan 01.03.2021 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplama kapsamında davacı tarafça davalı tarafa 760.000,00 TL ödeme yapıldığı, yargılama devam ederken taşınmaz satıldığından ipoteğin fekki talebi yönünden davanın konusuz kaldığı, talebi aşar şekilde sehven bilirkişi raporunda belirlenen bedel üzerinden hüküm kurulmuşsa da çelişki yaratmamak adına bu hususa değinilmekle yetinildiği belirtilerek davanın kısmen kabulü ile yapılan ödemeler sebebiyle davacının takip dosyasında davalıya 760.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, ipoteğin fekki talebi yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karar, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; anapara ipoteğinde, temel ilişkiden doğmuş bulunan bir alacağın teminat altına alındığı, temel borç ilişkisinin geçersiz olması nedeniyle alacak doğmamışsa tescilin görünürdeki alacaklı lehine bir rehin hakkı doğurmayacağı, ipoteğin alacaktan bağımsız olarak kendi başına varlığının bulunmadığı, ipoteğin tescilinin alacak doğurmayacağı ve alacağın varlığı için delil olmayacağı, paraya çevirme anında geçerli bir alacağın mevcudiyetinin rehin hakkının kullanılmasının zorunlu şartı olduğu, davaya dayanak ipoteğin tesisine esas teşkil ettiği belirtilerek ibraz edilen, davacı ... ile dava dışı satıcı ...'ü temsilen vekil olan davalı ile imzalanan 06.10.2015 tarihli gayrimenkul satım sözleşmesinde; mülkiyeti ...'e ait taşınmazın, alıcı...'e satımı hususunda anlaşma sağlandığı, ipotek senedinde, sözleşmeden farklı olarak, satıcı ... lehine değilde satım sözleşmesini satıcı ... vekili olarak imzalayan davalı lehine ipotek tesis edildiği, davalı tarafça ipoteğin başkaca bir borç ilişkisinden kaynaklandığına ilişkin bir iddiada bulunulmadığı, davacı ... tarafından yapılan ödemelerin ibraz edilen sözleşmeye değil başka borçlarına ilişkin olduğunun savunulduğu, davacı ... ile başkaca bir hukuki ilişkiden bahsedilmediği, davalı alacaklının, davacı ...'den kişisel alacağını iddia ve ispat etmesi gerektiği, davalının vekil sıfatıyla imzaladığı sözleşme bakımından satıcı sıfatı bulunmadığından, sözleşme kapsamında kendi adına asaleten alacak talep edemeyeceği, ipotek senedi uyarınca davacı ...'in davalıdan aldığı borcun teminatı olarak ipotek tesis edildiği, davacı ... ile davalı arasında davaya konu ipoteğe temel teşkil eden borç ilişkisi mevcut olmadığından, sözleşmeye uygun olmayacak şekilde ipotek tesis edilmesi ve davacı ...'in davalıya kişisel borcu bulunmadığından ipoteğin kaldırılması ve borçlu olmadığının tespitine yönündeki talebinin yerinde olduğu, davacı ...'in borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle ipoteğe konu borcun ödendiği gerekçesiyle karar verilmesinin hatalı olduğu; davacı ... aleyhine davalı tarafından yapılan bir icra takibi bulunmadığı, borçlu olarak takipte taraf olarak da gösterilmediği, davacı ...'in açtığı davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiği, ayrıca dava değeri 500.863,01 TL olmasına rağmen taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak, talebi aşar şekilde hüküm tesisinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derce Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı ... tarafından açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine; davacı ... tarafından açılan davanın kabulü ile, davalı alacaklı tarafından ipoteğe dayalı olarak başlatılan takip dosyaında davacının, davalıya 500.863,01 TL borçlu olmadığının tespitine, ipoteğin fekki talebi yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacıların borçlu olduğunu kabul ederek ödeme iddiasıyla açtığı davada davacının ikrarı karşısında davalı alacaklının ayrıca alacağını ispatlaması gerekmediğini, ispat külfetinin hatalı değerlendirildiğini, anapara ipoteğinin kesin bir borcun varlığına karine olduğunu, ayrıca alacağın ispatı gerekmediğini, davacının dayanak sözleşmesinin hiç kabul edilmediğini, kabul edilse dahi ödemenin ispatlanmadığını, yerel mahkeme kararında sadece 40.000,00 TL borç olduğu belirlendiğinden kısmen kabul bakımından davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe konu borca ilişkin menfi tespit ve ipoteğin fekki istemine ilişkindir. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, ipoteğin amacı alacağı teminat altına almak olduğundan rehinli alacaklının rehin hakkını kullanmak için kişisel alacağını ispat etmesi gerektiği, anapara ipoteğinde temel ilişkiden doğmuş alacağın teminat altına alındığı, temel borç ilişkisinin geçersiz olması dolayısıyla alacağın bulunmadığı hâlde görünürde yapılan tescilin alacaklı lehine bir rehin hakkı doğurmayacağı, bu doğrultuda ipotek resmi senedi incelendiğinde ipoteğin davalının davacı ...'den olan alacağını teminat altına aldığı ancak davalının davacı ...'den alacaklı olduğunu ispata yarar delil sunmadığı bu doğrultuda bir beyanının da bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı