Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/2889 E., 2025/1774 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2889 E., 2025/1774 K. (20.03.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2889
Karar No
2025/1774
Karar Tarihi
20.03.2025
Konu
Tapu

3. Hukuk Dairesi 2024/2889 E. , 2025/1774 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/579 E., 2024/1008 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Akyazı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/837 E., 2022/717 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma talepli olarak temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu belirlenmiştir. Temyize konu edilen kararda dava değeri, duruşma sınırının altında olduğundan, duruşma isteğinin miktar yönünden reddiyle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz isteğinin incelemesinin evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin, Sakarya İli, .... İlçesi, ... Mah., ...mevkii, 107 Ada, 139 Parselde kayıtlı 31.642,95 m2 taşınmazın malikiyken, işbu taşınmazın satışı için davalıya 26.12.2019 tarihli vekaletname verdiğini, müvekkilinin bir süre sonra davalının davranışlarından şüphelenerek davalıyı 14.01.2020 tarihinde vekillikten azlettiğini, davalının işbu vekaletnameyi kullanarak 30.12.2019 tarihinde dava konusu taşınmazı dava dışı ....'ya sattığını ancak satış bedelini müvekkiline vermediğini belirterek, 450.000,00 TL tutarındaki satış bedelinin 30.12.2019 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; belediyeden ihale ile satışa çıkarılan taşınmazın 02.01.2019 tarihinde davacı adına alındığını, müvekkilinin ödemeyi dava dışı Belediyeye davacı adına yaptığını, bilahare davacıdan vekaletname alınarak satıldığını, davacının gerçek malik olmadığını, her ne kadar resmi kayıtlarda dava konusu yerin sahibi olarak davacı gözüküyor olsa da esasen bu taşınmazın sahibinin müvekkili olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu tarla vasıflı taşınmazın tamamı ... Belediyesi adına tescilli iken, 02.01.2019 tarih ve 27 yevmiye numaralı satış işlemi ile davacı adına tescil edildiği, tamamı davacı adına kayıtlı taşınmazın, 26.12.2019 tarihli vekaletnameye dayanılarak davacıya vekaleten davalı tarafından 450.000,00 TL bedel mukabili dava dışı ...'ya satıldığı ve taşınmazın tamamının 30.12.2019 tarihli satış işlemi ile .... adına tescil edildiği, vekalet ilişkisinde, ispat yükü vekilde olup, davalının davanın hiçbir aşamasında inanç sözleşmesine dayalı savunmasını, yazılı delil ya da yazılı delil başlangıcı mahiyetinde bir belge ile delillendiremediği, iddianın tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalı tarafça cevap dilekçesinde yemin deliline dayanıldığından yemin delilinin hatırlatıldığı ancak, davalı tarafın yemin deliline dayanmaktan vazgeçtiği, vekalet işlemine konu taşınmaz tapuda düzenlenen resmi senet ile vekil tarafından üçüncü şahsa satılmış olup, davacı vekil eden, vekilden resmi senette yazılı satış bedelini talep ettiği, davalının satış bedelinin yahut taşınmazın değerinin daha az olduğuna ilişkin bir iddia ve ispatının olmadığı, bu halde, davalı vekilin, vekilin hesap verme borcu kapsamında aldığı satış bedelini resmi senette yazılı satış tutarınca vekil edene faiziyle iadeyle yükümlü olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 450.000,00 TL alacağın 30.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda, davalı tarafın iddia ettiği inançlı işlem yönünden herhangi bir yazılı belgenin sunulmadığı, davalı, taşınmazın kendisine ait olduğu konusunda tanık ifadelerine delil olarak dayanmış ise de, davacı tarafın tanık dinletilmesine açık muvafakatinin bulunmadığı, davalı delil başlangıcı niteliğinde bir belge sunamadığından tanık dinlenmesi veya dinlenen tanıkların beyanlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığı, davalının inançlı işlem savunmasını ispat edemediği sonucuna varıldığı, taşınmazın resmi senede göre 450.000,00 TL bedelle satıldığı, davalının davacıya ödeme yaptığı yönünde savunmasının olmadığı, böylelikle hesap verme borcunu yerine getirmediği anlaşılmakla, davalı vekilin hesap verme borcu kapsamında aldığı satış bedelini vekil edene iadeye yükümlü olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; tanık beyanlarının hükme esas alınmamasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacının azilnamedeki ''gördüğüm luzüm üzerine'' ifadesinin somut olay açısından delil başlangıcı sayılması gerektiğini, davacının değerli bir taşınmazının satışı için müvekkiline yazılı belge olmadan vekalet vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin kayıtsız şartsız verilen vekaletname kapsamında satış işlemi yapmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı gibi, aksine bu işlemin gerçekte malik olan kişinin müvekkili olduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu, müvekkili emlakçı ya da yatırım danışmanı olmadığından kendisine bir iş için vekalet verilebilecek kimse de olmadığını, vekalet verenin ne sebeple vekalet verdiğini ispatla yükümlü olup, bu ispat yükünün davacı tarafça yerine getirilmediğini, derece mahkemelerince bu hususun irdelenmediğini, davacının taşınmazı satın alacak ekonomik gücünün olmadığını, azil tarihi ile dava tarihi arasında uzunca bir zaman olduğunu, davacının şikayet hakkını kullanmaktan imtina ettiğini ve müvekkiline taşınmazı devretmeyerek güveni kötüye kullandığını ifade ederek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekilin hesap verme yükümlülüğü kapsamında alacak istemine ilişkindir. Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır. Vekil, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekâlet verene vermekle yükümlüdür. Vekil, vekâlet verene tesliminde geciktiği paranın faizini de ödemekle yükümlüdür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davalı vekilin davacıya ait taşınmazı 30.12.2019 tarihinde dava dışı ...'ya sattığının dosya kapsamı ile sabit olduğu, davalının iddiasının inançlı işleme dayalı olduğu, ispat yükü üstüne düşen davalının vekalet ilişkisi resmi belge niteliğinde olan vekaletnameye dayalı olduğundan, bu iddianın 05.02.1947 tarih, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı belge ya da yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge ile kanıtlanması gerektiği, banka dekontları, makbuzların tek başına ispata yeterli olmadığı, taraflar arasındaki inançlı işlem sözleşmesine ilişkin yazılı delil niteliğinde dosya kapsamında herhangi bir bilgi ya da belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, davalının inançlı işlemi ispatlayamadığı, davalının taraflar arasında gerçek bir vekalet ilişkisi bulunmadığı yönündeki savunmasını ispatlayamadığı ve hesap verme yükümlülüğüne aykırı davrandığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 51be784bc31b996a acd139b1e2dba61c

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı