Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/2319 E., 2025/1777 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2319 E., 2025/1777 K. (20.03.2025)

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2319
Karar No
2025/1777
Karar Tarihi
20.03.2025

3. Hukuk Dairesi 2024/2319 E. , 2025/1777 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/383 E., 2024/766 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/53 E., 2022/220 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin ... Eczanesinin sahibi ve mesul müdürü olduğunu, davalı Kurumun 02.01.2019 tarihli yazısıyla dava dışı ... isimli hasta adına düzenlenen iki adet reçetede yazılı ilaçların hasta tarafından alınmadığı, manuel reçetenin arkasında yer alan imzanın hastaya ait olmadığı ve Kuruma sahte reçete fatura edildiği gerekçesiyle, müvekkili hakkında 2016 yılı Eczane Protokolü'nün (5.3.2.) maddesi uyarınca 1. kez uyarma, (5.3.10.) ve (6.17.) maddeleri uyarınca 1. kez uyarma ve 136.580,40 TL cezai şartın tahsili, (4.3.6.) maddesi uyarınca da 13.658,04 TL reçete bedelinin tahsili işlemlerinin uygulandığını bildirdiğini, ancak müvekkilinin söz konusu Protokol hükümlerine aykırı hareket etmediğini ileri sürerek; davalı Kurumca tesis edilen 02.01.2019 tarihli cezai işlemlerin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile iptalini, müvekkilinin davalı Kuruma 136.580,40 TL cezai şart bedeli ile 13.658,04 TL iki adet reçete bedeli toplamı 150.238,80 TL borçlu olmadığının tespitini etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; dava dışı ... isimli hastanın Diyarbakır Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezine verdiği 11.10.2016 tarihli dilekçesinde; iki yıldır MS hastası olduğunu, tek bir sefer kullandığı ... adlı ilacı kendisini rahatsız ettiğinden bıraktığını, ancak raporuna istinaden davacıya ait eczanenin bu ilacı adına yazdırmaya devam etmesi sebebiyle yeni bir rapora geçemediğini belirterek eski raporun iptal edilmesini talep ettiğini, adı geçen hak sahibinin başvurusuna istinaden ilacın bitiş tarihinin düzeltildiğini ve 21.04.2016 tarihli e-reçete ile 08.08.2016 tarihli manuel reçeteyle ilgili alınan ifadesinde, söz konusu reçete tarihlerinde muayene olmadığını ve bu reçeteleri yazdırmadığını, reçetelerdeki ilaçları almadığını ve kullanmadığını, herhangi bir ücret ödemediğini, sadece Şubat ayında muayene olup düzenlenen reçetedeki .. isimli ilacı almış ise de Nisan ve Ağustos aylarında almadığını, bu kayıt sebebiyle yeni ilacını alamadığını belirttiğini, davacı eczacı hakkında daha önce Kurum müfettişlerince yapılan inceleme ve soruşturmalar neticesinde, eczacı ya da eczane çalışanlarınca Kurumu zarara uğratmak amacıyla kasıtlı olarak sahte reçete fatura edildiği belirlendiğinden eczacı hakkında cezai işlem uygulandığını, bu dosyada da hasta gıyabında düzenlenmiş ve içeriği hastaya ulaşmamış olduğu belirlenen 2 (iki) adet reçete için eczacı/eczane çalışanının kastının bulunduğuna kanaat getirilerek, cezai işlem uygulanmasına karar verildiğini, uygulanan cezai işlemlerin mevzuata ve Protokol hükümlerine uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu 21.04.2016 tarihli e-reçetede bulunan ilaçların dava dışı ...isimli hasta adına düzenlenen raporla uyumlu olduğu, davacının 2016 yılı Eczane Protokolü çerçevesinde reçeteyi karşılamış olup eczacının e-reçetedeki sorumluluğunun kendisine sunulan elektronik şifreyi ve hastanın T.C. numarasını sisteme girerek ilacı alan kişinin bilgilerini sisteme kaydetmek olduğu, başka bir belge istenmeyeceği, e-reçete oluşturma yetkisinin hekimlerde olduğu, eczacı veya çalışanlarınca Kurumu zarara uğratmak amacıyla kasıtlı olarak sahte reçete fatura düzenlediği hususunda somut bir tespit de bulunmadığı, e-reçete oluşturulmasında eczacının iştirakinin olamayacağı; dava konusu 08.08.2016 tarih reçetenin ise manuel olarak düzenlendiği, içeriğinde bulunan ilaçların dava dışı hastanın raporu ve hastalığı ile uyumlu olduğu tespit edilmiş ise de reçete sahibi hastanın verdiği ifadede; reçeteyi kendisinin yazdırmadığını, içeriğindeki ilaçları almadığını ve arkasındaki imzanın kendisine ait olmadığını, reçete arkasındaki telefon numarasının bir dönem babasına ait olduğunu ifade etmesi karşısında, Protokole göre “reçetelerin arka yüzünde; reçete sahibi ya da ilacı alan kişinin adı, soyadı, imzası ve “.... kalem ....kutu ilacı aldım” ibaresinin yazılması zorunlu olup bu uygulamanın manuel reçetenin gerçek olup olmadığı ve ilacın gerçek sahibine ulaşıp ulaşmadığı konusunda önemli bir kriter olduğu, bu bağlamda davalı Kurumca davacı hakkında Protokol'ün (5.3.10.) maddesi uyarınca uygulanan 66.811,40 TL ve (4.3.6.) maddesi uyarınca uygulanan 6.681,14 TL cezai işlemin yerinde olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davalı Kurumca davacı hakkında tesis edilen 02.01.2019 tarihli ve 150.238,44 TL tutarındaki cezai işlemden dolayı davacının davalıya 69.769,00 TL cezai işlem ve 6.976,70 TL reçete bedeli toplamı 76.745,70 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı eczacı hakkında dava konusu olay nedeniyle yapılan bir soruşturma veya ceza davası bulunmadığı, davaya konu 21.04.2016 tarihli reçetenin e-reçete olduğu gözetildiğinde, eczacı ya da çalışanlarının Kurumu zarara uğratmak amacı ile kasıtlı olarak sahte reçete fatura ettiği ispatlanamadığından davalı Kurumca davacıya e-reçete için Protokol'ün (5.3.10.) maddesi uyarınca verilen uyarı cezasının ve cezai şartın yerinde olmadığı, ne var ki Kurumun sorumluluğunda olmayan sahte reçete bedellerinin Kurumdan tahsil edilmesinin mümkün olmadığı, aksi halde reçete bedellerinden sorumlu olmayan Kuruma mali külfet yüklenmiş olacağı, davacının reçete bedellerini ancak sahteciliği yapan kişilerden isteyebileceği, üçüncü kişilerin suç teşkil eden eylem ve fiillerinden davalı Kurumun sorumlu tutulamayacağı, buna göre davalı Kurumun Protokol'ün (4.3.6.) maddesi uyarınca yersiz ödemelerini davacıdan geri isteme hakkı bulunduğundan İlk Derece Mahkemesince söz konusu e-reçete bedelinin davacıdan tahsiline ilişkin Kurum işleminin yerinde olmadığına ilişkin kararının hatalı olduğu; kabule göre de, davacının davalı Kurumca tesis edilen 02.01.2019 tarihli cezai işlemlerin haksızlığının tespiti ile Kuruma 136.580,40 TL cezai şart bedeli ile 13.658,04 TL iki adet reçete bedeli toplamı 150.238,80 TL borçlu olmadığının tespitini talep ettiği gözetilmeden, dava konusu cezai işlemde yer alan uyarı cezaları konusunda karar verilmeyerek eksik hüküm tesisinin de isabetsiz olduğu gerekçesiyle; davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalı Kurumun 02.01.2019 tarihli yazısı ile 21.04.2016 tarihli e-reçete için Protokol'ün (5.3.10.) maddesi uyarınca davacı hakkında uyguladığı bir kez uyarı ve 69.769,00 TL cezai şartın tahsili işleminin iptaline, belirtilen cezai şart yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; e-reçete oluşturulmasında müvekkilinin ya da çalışanlarının iştirakinin söz konusu olamayacağını, e-reçeteyle ilgili olarak davalı Kurumca uygulanan tüm cezai işlemlerin iptaline karar verilmesi yerinde iken, Bölge Adliye Mahkemesince reçete bedellerinden müvekkilinin sorumlu olduğu gerekçesiyle kararın kaldırılarak yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğunu; manuel reçete yönünden de davalı Kurumca uygulanan uyarı, cezai şart ve reçete bedelinin tahsiline ilişkin işlemlerin iptalinin gerektiğini, zira reçete arkasındaki telefon numarasının dava dışı .... isimli hastanın babasına ait olduğunun dosyada yer alan belgelerle sabit olup imzanın da babasına ait olabileceğini, ancak bu konuda imza incelemesi yaptırılmadığı gibi imzanın hastanın babasına ait olmadığı yönünde bir tespit de bulunmadığını, ayrıca müvekkili hakkında Kuruma sahte reçete fatura edildiği iddiasıyla açılmış bir soruşturma ya da ceza davası da bulunmadığını, davanın tümden kabulünün gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili, müvekkili Kurum tarafından davacı hakkında uygulanan tüm cezai işlemlerin yerinde olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı Kurum tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine ilişkin 2016 yılı Protokolü'nün (5.3.2), (5.3.10), (6.17) ve (4.3.6.) maddeleri uyarınca davacı hakkında uygulanan cezai işlemlerin iptali ile menfi tespit istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, davacı eczacı ya da çalışanlarının sahtecilik eylemini gerçekleştirdiği ve sahte olduğu belirlenen reçeteleri Kurumu zarara uğratmak amacıyla kasıtlı olarak fatura ettiği iddiasının davalı Kurum tarafından ispatlanamadığı gibi davacı hakkında bu konuda açılmış cezai bir soruşturma ya da dava da bulunmadığı, öte yandan davalı Kurumun sorumluluğunda olmayan sahte reçete bedellerinin Kurumdan tahsil edilmesinin de mümkün olmadığı yönünde verilen kararın Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına uygun olduğu anlaşılmakla, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı