Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/2735 E., 2025/1833 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2735 E., 2025/1833 K. (24.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2735
Karar No
2025/1833
Karar Tarihi
24.03.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/2735 E. , 2025/1833 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/362 E., 2024/30 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, kendi adına asaleten, diğer davacılar adına vekaleten davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili; doktor olan davalının avukat olan müvekkillerine 29.01.2007 tarihinde vekâletname verdiğini, bu kapsamda taraflar arasında davalı adına dava dışı hastane aleyhine gündüz mesai ücretleri ile gece-gündüz nöbet ücretleri konusunda iş mahkemesinde dava açılması ve icra takibi yapılması hususunda yazılı ücret sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmede mahkemede hükmolunacak miktarın %20'sinin avukatlık ücreti olarak ödeneceği ve yasal vekâlet ücretinin de müvekkillerine ait olacağının kararlaştırıldığını, alacağın tahsili için kısmî dava açıldığını ve bilirkişi raporu ile davalının yazılı talebi doğrultusunda davanın ıslah edilmesiyle davanın kabul edildiğini, ayrıca dava dışı hastane tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibinde de vekil sıfatıyla davalının temsil edildiğini, buna rağmen müvekkillerinin 19.07.2010 tarihinde davalı tarafından haksız şekilde azledildiğini, toplam 24.702,00TL avukatlık ücretinin tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibine ise haksız itiraz edildiğini ileri sürerek vâki itirazın iptali ile %40 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; icra müdürlüğünün yetkisiz olduğunu, davacıların talimatların dışına çıkarak ve görevlerini ihmal ederek kısmî dava açtıklarını, bu şekilde faiz kaybına sebebiyet verdiklerini ve haklı nedenle azledildiklerini, davacıların talep edilen vekâlet ücretine hak kazanmadıklarını, bir kısım vekâlet ücretinin ödendiğini, davacıların daha en başında müvekkiline eksik bilgi vererek görevlerini kötüye kullandıklarını ve hile ile iradesini fesada uğrattıklarını, vekâlet ücretinin talep edilebilir hâlde olmadığını, iki ayrı davacı olması nedeniyle dava dilekçesinin talep kısmında her bir davacı için ne kadar ücret istenildiğinin açık olmadığını belirterek davanın reddini savunmuş; davacıların kötü niyet tazminatına mahkûm edilmelerini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 18.04.2013 tarihli kararıyla;davalının vekâlet ücret sözleşmesi imzalanırken iradesinin fesada uğratıldığı ve anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının, sözleşmenin azil tarihine kadar yürürlükte kalması ve yazılı belge bulunmaması nedeniyle ispatlanamadığı, kısmî dava açılmasının azil için haklı bir neden sayılamayacağı, azlin haklı olmadığı, bilirkişi raporu ve davalının yaptığı ödeme dikkate alındığında davacıların alacağının 24.702,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş mahkemenin 18.04.2013 tarihli kararı süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 02.04.2014 tarihli ve 2013/23659 E., 2014/9968 K. sayılı kararı ile; davalının sair itirazlarının reddine karar verildikten sonra, davacıların vekil olarak yazdıkları dava ve ıslah dilekçesinde faizin niteliği belirtilmeksizin sadece faiz isteminde bulunmaları ve mahkemece yapılan yargılama sonucunda yüzlerine karşı mahkemece yasal faize hükmedilmesine karşın bu kararın temyiz edilmemesi nedeniyle davacı vekillerin davalı müvekkilini faiz alacağı yönünden zarara uğrattıkları ve bu hususta davalının vekili olan davacıları 19.07.2010 tarihinde yaptığı azilde haklı olduğu, haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebileceği, somut olayda mahkemece, sonuçlanıp kesinleşen iş bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2.Mahkemenin 16.03.2017 tarihli kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında, davacı tarafça dosyaya sunulan ve daha önce Yargıtayca hükme bağlanan dosyaların bir kısmında iş davalarındaki yasal faizin 4857 sayılı İş Kanunu’ndan (4857 sayılı Kanun/ İş Kanunu) kaynaklanan yasal faiz olarak anlaşılması gerektiği, yasal faizden kastın adi kanunî faiz olmadığı, yasaların ve davaların türüne göre değişik yasal faiz düzenlemelerinin bulunduğu, işçi alacaklarında uygulanacak yasal faizin İş Kanunu uyarınca en yüksek mevduat faiz oranı olduğu, bunun böyle anlaşılması gerektiği, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2008/5489 E. - 8277 K. sayılı kararında da bu şekilde hüküm kurulduğu, davacı avukatın takip ettiği iş mahkemesi dosyasında faiz çeşidi yasal faiz olarak belirtilmiş ise de bundan en yüksek mevduat faiz çeşidinin anlaşılması gerektiği, hüküm infaz edilirken de bu şekilde uygulama kabiliyetinin bulunduğu, bu nedenle azlin haksız olduğu ve avukatın ücretin tamamına hak kazandığı gerekçesiyle direnme kararı vermiş mahkemenin 16.03.2017 tarihli direnme kararı süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.12.2021 tarihli ve 2018(13)3-50 Esas, 2021/1588 Karar sayılı kararı ile; davacıların, davalının vekili sıfatıyla iş mahkemesine yazmış oldukları dava dilekçesinde niteliği belirtilmeksizin faiz talebinde bulunmakla yetinmeleri, bununla birlikte yasal faiz verilmesine ilişkin mahkeme kararını İş Kanunu’nun 34. maddesi gereğince en yüksek mevduat faizi uygulanması gerektiğinden bahisle temyiz etmeyerek davalının faiz alacağı yönünden zarara uğratılması, en hafif tabiri ile vekâlet görevinin özensiz ifası niteliğinde olup haklı azil nedeni sayılması gerektiği gerekçesi ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 4.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların, davalının vekili sıfatıyla iş mahkemesine yazmış oldukları dava dilekçesinde niteliği belirtilmeksizin faiz talebinde bulunmakla yetinmeleri, bununla birlikte yasal faiz verilmesine ilişkin mahkeme kararını İş Kanunu'nun 34. maddesi gereğince en yüksek mevduat faizi uygulanması gerektiğinden bahisle temyiz etmeyerek davalının faiz alacağı yönünden zarara uğratılması, vekalet görevinin özensiz ifası niteliğinde olup haklı azil nedeni sayılması gerektiği, sonuçlanıp kesinleşen iş bulunmadığı da sabit olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde kendi adına asaleten, diğer davacılar adına vekaleten davacı ... temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Kendi adına asaleten, diğer davacılar adına vekaleten davacı ...; azlin haksız olduğunu, iş mahkemesi kararında hükmedilen yasal faizin İş Kanuna göre en yüksek mevduat faizi olduğu düşünülerek temyiz edilmediğini, davalı tarafından azıl yapılmasaydı davacılar tarafından icra takibinde en yüksük mevduat faizinin talep edileceğini, zarardan davacıların sorumlu olmadığını, iş mahkemesi kararının davalı tarafından temyiz edilmediğini, azil tarihinin değerlendirilmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, azlin haksız olduğu iddiasıyla vekalet ücretinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece uyulan Hukuk Genel Kurulu bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme yapılarak karar verildiği, davacıların vekil olarak yazdıkları dava ve ıslah dilekçesinde faizin niteliği belirtilmeksizin sadece faiz isteminde bulunmaları ve mahkemece yapılan yargılama sonucunda yüzlerine karşı mahkemece yasal faize hükmedilmesine karşın bu kararın temyiz edilmemesi nedeniyle davacı vekillerin davalı müvekkilini faiz alacağı yönünden zarara uğrattıkları ve bu hususta davalının vekili olan davacıları azilde haklı olduğu, haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebileceği, somut olayda mahkemece, sonuçlanıp kesinleşen iş bulunmadığı, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşen kısımlar hakkında yeniden inceleme yapılamayacağı anlaşılmakla, davacıların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesi atfıyla, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 439. maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,24.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 83f2e594dff26012 6de99179a64de13e

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı