Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/1498 E., 2025/1834 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/1498 E., 2025/1834 K. (24.03.2025)

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1498
Karar No
2025/1834
Karar Tarihi
24.03.2025

3. Hukuk Dairesi 2024/1498 E. , 2025/1834 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/195 E., 2023/277 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında 4734 sayılı Kanuna göre yapılmış ve 4735 sayılı Kanuna göre düzenlenmiş olan 4 adet sözleşmenin akdedildiğini, yapılan sözleşmeler uyarınca hak ediş faturalarının düzenlendiğini ve firmalarına verildiğini, davalı İdarece 25.10.2008 tarih ve 27035 sayı ile Kamu İhale Kurumu’nca Resmi Gazete’de yayınlanan "Kamu İhale Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ"in 4. maddesi gerekçe gösterilerek sözleşmeler kapsamında ödenecek hak edişlerden kesintiler yapıldığını, 5510 sayılı Kanun’un 81. maddesindeki; "Bu fıkra hükümleri Kamu İdareleri iş yerleri hakkında uygulanamaz" hükmü ile kamu kurum ve kuruluşlarının söz konusu hazine yardımından faydalanamayacağının açıkça düzenlendiğini, davalı İdarenin firmanın hak edişlerinden %5’lik hazine desteğini kesme hakkının bulunmadığını, ayrıca imzalanan sözleşmelerde de hak edişlerden hazine desteğinin kesileceğine dair bir hüküm bulunmadığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 141.165,45 TL’nin sözleşmede belirtilen ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; davadaki taleplerini açıklayan beyan dilekçelerinde de, 29.03.2010 tarihinde imzalanan sözleşmeden kaynaklanan 34.060,40 TL, 24.03.2010 tarihli sözleşmeden kaynaklanan 4.465,14 TL, 05.06.2009 tarihli sözleşmeden kaynaklanan 38.792,23 TL ve 14.05.2010 tarihli sözleşmeden kaynaklanan 63.847,68 TL kesintinin iadesini talep ettiklerini belirtmişlerdir.

II. CEVAP Davalı vekili; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, talebin hangi sözleşmeden kaynaklandığı, hangi sözleşme kapsamında ve hangi hak edişe ilişkin ne zaman ödeme yapıldığı konusunda davacı tarafın açıklama yapması gerektiğini, yine taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca Mahkemenin yetkisiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.09.2013 tarihli kararıyla; davalı tarafın hesaplanan prim miktarını hakedişlerden kesmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 124.727,62 TL'nin asıl alacak ve 21.284,16 TL dava tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere 146.011,78 TL alacağın 124.727,62 TL'sine dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi işletilmek sureti ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi'nin 27.04.2017 tarihli ilamıyla; davacı ile davalı arasında hizmet sözleşmesi düzenlendiğinin ihtilafsız olduğu, davacının hak edişten haksız kesilen tutarın iadesini eldeki dava ile talep ettiği, davacı tacir ise de, davalı tacir olmadığı gibi, dava konusu ihtilaf da TTK'da yer alan mutlak ticari davalardan olmadığından, davanın görülmesi gereken Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, bu durumda Mahkemece, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.09.2017 tarihli kararıyla; görevsizlik kararı verilmiş ve görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dosya İstanbul 13.Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gelmiştir. 3. Görevli Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.03.2022 tarihli kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporundaki görüş ve hesaplamalar nazara alındığında 5 puanlık prim bedelinin hazinece karşılanmasının amacının, özel sektör işverenlerine SSK prim ödemelerini teşvik amacıyla yapıldığı, kamu ihale genel tebliğinde değişiklik yapılmasına dair tebliğin, alt normu olarak belirtilen kanuna aykırı olan hükümlerinin yok sayılacağı, davacı şirketin hak edişlerinde kesinti yapılmasının 5763 sayılı Kanunun amacına ve ruhuna aykırı olduğu, prim borcu kesilen işçiyi bizzat davacı şirketin çalıştırdığı ve prim borçlarını davacı şirketin ödediği, bu nedenle davalının hesaplanan prim miktarını hakedişlerden kesmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının 124.725,62 TL asıl alacak üzerinden davasında haklı olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 124.727,62 TL'nin asıl alacak ve 21.284,16 TL dava tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere 146.011,78 TL alacağın 124.727,62 TL'sine dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi işletilmek sureti ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 4. Dairece verilen 26.09.2022 tarihli ilamla; somut olayda davacının dava konusu taleplerini açıkladığı dilekçesinde 29.03.2010 tarihinde imzalanan sözleşmeden kaynaklanan 34.060,40 TL, 24.03.2010 tarihli sözleşmeden kaynaklanan 4.465,14 TL, 05.06.2009 tarihli sözleşmeden kaynaklanan 38.792,23 TL ve 14.05.2010 tarihli sözleşmeden kaynaklana 63.847,68 TL kesintinin iadesini talep ettiklerini beyan ettiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise 29.03.2010 tarihli sözleşmeden kaynaklı yapılan kesintinin 39.031,99 TL, 24.03.2010 tarihli sözleşmeden yapılan kesintinin 4.920,27 TL, 14.05.2010 tarihli sözleşmeden yapılan kesintinin 80.775,36 TL olduğu, 05.06.2009 tarihli sözleşmeye ilişkin kesinti yapılıp yapılmadığı hususunda herhangi bir delil bulunmadığı belirtilerek yapılan kesintiler toplamının 124.727,62 TL olarak hesaplandığı, Mahkemece bu şekilde toplam 124.727,62 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmişse de davacının her bir sözleşmeden talep ettiği miktar ile bilirkişinin her bir sözleşme için hesapladığı miktarlara bakıldığında davacının taleplerinin aşıldığı, raporun düzenlenmesinden sonra da davacının davasını ıslah etmediği. bu itibarla Mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26. maddesine aykırı olarak talepten fazlasına hükmedilmesinin hatalı olduğu, yine Mahkemece, hüküm fıkrasının 1.bendinde; ‘’Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 124.727,62 TL'nin asıl alacak ve 21.284,16 TL dava tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere 146.011,78 TL alacağın 124.727,62 TL'sine dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi işletilmek sureti ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine’’ karar verildiği, gerekçede ise ‘’...Davadaki talep ve harca esas değer toplam 141.165,45 TL olmakla dava tarihine kadarki işlemiş faiz alacak miktarı ise hükümde tespit mahiyetinde bahsedilmiş olup hükmedilen alacak toplam 124.727,62 TL reddedilen alacak ise 16.437,83 TL olmakla bu bedeller üzerinden vekalet ücretine hükmedilmiştir.’’ denildiği, bu şekilde hüküm kurulmasının infazda tereddüt yaratacağı, Mahkemece infazda tereddüt yaratmayacak şekilde yeniden karar verilmesi gerektiği, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmediği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 5. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; son bozma ilamı öncesinde verilen karar gerekçesi yinelenerek, davacının 124.725,62 TL asıl alacak üzerinden davasında haklı olduğundan bu miktar üzerinden davanın kabulü gerektiği, davacı için ticari iş mahiyetindeki olay bakımından asıl alacağa dava tarihinden itibaren ticari avans faizi işletildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 124.727,62 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi işletilmek sureti ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; bozma ilamına uygun karar verilmediğini, bozma ilamının 1. bendinde taleple bağlılık kuralına aykırı hüküm kurulduğu belirtilmesine rağmen bozma sonrası kurulan hükümde tekrar talebin aşıldığını, davacının dayandığı sözleşmeler gereğince yapılan hak ediş ödemelerinin doğdukları tarih itibari ile zamanaşımına uğradığını, dava konusu kesintilerin haklı nedenle yapıldığını, Mahkeme kabul ve değerlendirmesinin hatalı olduğunu, eldeki dava ticari dava olmadığından ticari faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 5510 sayılı yasanın 81. maddesine 5763 sayılı kanunun 24. maddesi ile eklenen işveren hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden tutarın hazinece karşılanacağı yönündeki 5 puanlık prim indirim bedelinin, davalıdan tahsiline yönelik alacak istemine ilişkindir. 1. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir. 2. Dairece verilen 26.09.2022 tarihli ilamla somut olayda davacının dava konusu taleplerini açıkladığı dilekçesinde 29.03.2010 tarihinde imzalanan sözleşmeden kaynaklanan 34.060,40 TL, 24.03.2010 tarihli sözleşmeden kaynaklanan 4.465,14 TL, 05.06.2009 tarihli sözleşmeden kaynaklanan 38.792,23 TL ve 14.05.2010 tarihli sözleşmeden kaynaklanan 63.847,68 TL kesintinin iadesini talep ettiklerini beyan ettiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise 29.03.2010 tarihli sözleşmeden kaynaklı yapılan kesintinin 39.031,99 TL, 24.03.2010 tarihli sözleşmeden yapılan kesintinin 4.920,27 TL, 14.05.2010 tarihli sözleşmeden yapılan kesintinin 80.775,36 TL olduğu, 05.06.2009 tarihli sözleşmeye ilişkin kesinti yapılıp yapılmadığı hususunda herhangi bir delil bulunmadığı belirtilerek yapılan kesintiler toplamının 124.727,62 TL olarak hesaplandığı, Mahkemece bu şekilde toplam 124.727,62 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmişse de davacının her bir sözleşmeden talep ettiği miktar ile bilirkişinin her bir sözleşme için hesapladığı miktarlara bakıldığında davacının taleplerinin aşıldığı, raporun düzenlenmesinden sonra da davacının davasını ıslah etmediği. bu itibarla Mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26. maddesine aykırı olarak talepten fazlasına hükmedilmesinin hatalı olduğu belirtilip karar bozulmuş ise de, Mahkemece bozma ilamı sonrası kurulan hükümde aynı gerekçelerle yine talep aşılarak karar verildiği görülmekle, bu husus doğru görülmemiştir. Bu itibarla Mahkemece; davaya konu 4 adet sözleşmeye ilişkin olarak davacının 24.03.2010 tarihli sözleşmeden dolayı talebinin 4.465,14 TL ile, 29.03.2010 tarihli sözleşmeden dolayı 34.060,40 TL ile, 14.05.2010 tarihli sözleşmeden dolayı 63.847,68 TL ile sınırlı olduğu, 05.06.2009 tarihli sözleşmeye ilişkin olarak ise kesinti yapılıp yapılmadığı hususunda herhangi bir delil bulunmadığı gözetilerek hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile bozma ilamının 1 nolu bendine aykırı şekilde yeniden talep aşılarak hüküm tesisi yoluna gidilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan Mahkeme kararının 1086 sayılı kanunun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 24.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d673a85cbea19b6a c018291b9a260d82

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı