Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/1545 E., 2025/1835 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/1545 E., 2025/1835 K. (24.03.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1545
Karar No
2025/1835
Karar Tarihi
24.03.2025
Konu
Tapu

3. Hukuk Dairesi 2024/1545 E. , 2025/1835 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/68 E., 2024/396 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Erbaa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/271 E., 2023/469 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin, adına kayıtlı 58 ada 21 parsel nolu taşınmazın satışı için noterde düzenlenen 26.05.2017 tarihli vekaletname ile davalıya yetki verdiğini, davalının bu vekaletnameye istinaden vekil sıfatı ile dava konusu taşınmazı 631.000,00 TL bedelle 07.07.2017 tarihinde dava dışı 3. kişiye sattığını, davalının taşınmazı 631.000,00 TL'ye satmasına karşın münferit zamanlarda ve münferit miktarlarda müvekkiline toplam 178.175,00 TL ödeme yaptığını, bakiye 452.825,00 TL'yi ise müvekkiline ödemediğini, satış bedelinden kalan tutarın müvekkiline ödenmesi için davalıya 05.01.2021 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, ancak davalının 19.01.2021 tarihli cevabi ihtarı ile borcu inkar ederek taşınmazın satış bedelini müvekkiline ödediğini, müvekkiline herhangi bir borcu olmadığını ve ödeme yapmayacağını bildirdiğini, satım bedelinin ödendiğini iddia eden davalının iddiasını ispatla yükümlü olduğunu, davalının hesap verme yükümlülüğü dava konusu taşınmazın satış tarihinden itibaren doğduğundan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 508/2 maddesi uyarınca talep edilen alacak için taşınmazın satış tarihi itibari ile işletilecek faizden de sorumlu olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 27.05.2017 tarihli vekalete istinaden davalı tarafından 3. kişiye satılan taşınmazın satım bedelinden müvekkiline ödenmeyen 452.825,00 TL alacağın 07.07.2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; dava ticari dava olup dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğunu, ancak bu şart yerine getirilmeden eldeki davanın açıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını, esas yönünden ise, davacının keşideci, müvekkilinin lehtar olarak yer aldığı 20.08.2016 düzenleme ve 20.08.2018 vade tarihli 227.000,00 TL değerindeki bonoya ilişkin icra takibi bulunup bu takibin derdest olduğunu, davacının davalı müvekkilinin takasa konu senedi davacıya ödemesi için hatırlatması üzerine eldeki davayı açtığını, müvekkilinin bahsi geçen icra dosyasına konu alacağı için kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın kabulü halinde icra dosyasındaki alacağı ile davacının iddiasına konu borcun takas/ mahsup edilmesini talep ettiğini, davacının dönem dönem müvekkilinden para aldığını dava dilekçesinde ikrar ettiğini, müvekkilinin müteahhit olduğunu ve inşaat işleriyle uğraştığını, davacı ile müvekkili arasında olan ilişkinin ise davacının da hissesinin olduğu dava konusu 58 ada, 21 parsel nolu taşınmazla alakalı olduğunu, tarafların anlaşmasına göre bahsi geçen parseldeki hissedarların hisse bedellerinin müvekkili tarafından verilerek davacı adına tescil olması ve müteahhit olan müvekkilinin uhdesinde veya onun belirleyeceği kişiye temlik edileceği konusunda tarafların anlaştıklarını, söz konusu taşınmazın davacıda toplanmasındaki amacın, diğer hissedarların ileri tarihlerde müvekkili aleyhine açabilecekleri önalım hakkı davalarının önüne geçmek olduğunu, davacı ile müvekkili arasında bahse konu hisselerin davacıda toplanması noktasında tarafların anlaştığını, taraflar arasındaki anlaşma gereğince davacının kendi hisse bedeli dahil olmak üzere hisse bedellerinin müvekkili tarafından verileceği ve bu hisseleri davacının kendi adına tescil ettireceği, müvekkili tarafından bizzat paraları ödenmek suretiyle davacı da dahil olmak üzere diğer tüm hisselerin satın alındığını, taşınmazın asıl sahibinin müvekkili olduğunu, buna rağmen davacının haksız kazanç elde etme amaçlı hareket ettiğini, kötü niyetli olarak eldeki davayı açtığını, direkt davacı adına gönderilen paraların dekontları ve tediye makbuzları ile davacının kişisel borçları nedeniyle söz konusu parsel hissesi üzerine konulan hacizlerin kaldırılması amacıyla müvekkilinin icra dosyasına ödeme yaparak söz konusu hacizlerin kaldırıldığını, müvekkilinin davacının hisse payına düşen miktarı fazlasıyla elden veya banka kanalıyla peyderpey ödediğini ve hisse üzerindeki hacizlerin kaldırıldığını, davacının mevcut borçları nedeniyle hissesi üzerine haciz konulduğunu ve konulan hacizleri ödeyemeyeceğinin de açık olduğunu, söz konusu hisse üzerine konulan hacizlerin de yine müvekkili tarafından ödendiğini, dosyaya sunulan dekontlardan da anlaşıldığı üzere hisse satışlarının davacıya müvekkili ile çalışan ve iş ilişkisi içerisinde olan kişilerin vekilliği aracılığıyla devredilmesinin ve bahsi geçen devir günlerinde de hissedarlara verilen hisse bedellerinin müvekkilinin banka hesaplarından çıkmasının iddialarını kanıtladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının iddiasına göre ilgili taşınmazın 631.000,00 TL bedelle davacının davalıya verdiği 26.05.2017 tarihli vekaletnamesi ile satıldığı, nitekim bu hususu tapu satış senedinin doğruladığı, davacının, davalının 178.175,00 TL ödeme yaptığını kabul ettiği, davacının talebinin bakiye 452.825,00 TL'ye ilişkin olduğu, bakiye dava konusu meblağın davacıya ödendiği hususunda ispat yükünün davalıda olduğu, davalının çeşitli tarihlerde banka havalesi, tediye fişleri ve elden ödeme yoluyla ödeme iddiasında bulunduğu, ilgili banka havalelerinde açıklamalar bulunuyorsa da ilgili açıklamaların davacı tarafından iddia edilen bakiye alacağın ödendiğini ispat etmediği, ilgili tediye fişleri incelendiğinde de yapılan ödemelerin hangi borca istinaden yapıldığının anlaşılamadığı, elden yapılan ödemelerin miktarı veya hangi borca dair yapıldığının tanık beyanı ile ispatının mümkün olmadığı, yapıldığı iddia olunan ödemelerin de davacının yapıldığını iddia ettiği 178.175,00 TL'ye yakın bir meblağ olduğu, davalının kıymetli evraka dayanan takas def'i göz önüne alınmakla İcra Müdürlüğünün 04.10.2023 tarihli cevabi yazısına göre 2021/3672 E. sayılı takip dosyasında 07.06.2021 tarihi itibariyle takipte kesinleşen miktarın 330.739,01 TL olduğu, emsal içtihatlar da nazara alındığında takas definde farklı sözleşme ilişkisinden doğan karşılıklı borçlar söz konusu ise takasın ileri sürülebileceği ana kadar işlemiş temerrüt faizleri de dikkate alınarak ve vekalet ücreti alacağı hariç tutularak kesinleşmiş takip miktarının takas define konu olacağı, ayrıca her ne kadar davacı ilgili kıymetli evrakın teminat senedi olduğunu iddia etmişse de İcra Müdürlüğünün 2021/3672 E. sayılı takip dosyasına konu alacaklısı davalı, borçlusu davacı, düzenleme tarihi 20.08.2016, ödeme tarihi 20.08.2018 ve borç miktarı 227.000,00 TL olan bononun teminat senedi vasfında olmadığı hususu da göz önüne alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile Erbaa İcra Müdürlüğünün 2021/3672 E. sayılı takip dosyasında takasın ileri sürülebileceği ana kadar (07.06.2021) işlemiş temerrüt faizleri de dikkate alınarak 330.739,01 TL’nin takas edilerek 122.085,99 TL’nin 07.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, takas edilen 330.739,01 TL bedelince davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kabul ve değerlendirmesinin yerinde bulunduğu gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; davalının cevap dilekçesinde takas ve mahsup def'inde bulunduğunu, ancak takas ve mahsubun birbirinden farklı def'iler olduğunu, davalının hangi def'iyi ileri sürdüğü belirsiz olup Mahkemece bu husus davalıya açıklattırılmadan takas def'inin kabulünün hatalı olduğunu, takas yapılabilmesi için mahsup edilmesi istenen alacağın gerçek olması ve icra takibinin kesinleşmesi gerektiğini, Mahkemece bu hususlar araştırılmadan müvekkilinin davalıya borçlu olduğu varsayımı ile takas mahsup def'inin kabulünün hatalı olduğunu, oysa ki senet ve alacağın ihtilaflı olduğunu, davalının satış tarihi öncesinde müvekkiline bir kısım ödemeler yaptığını, davalının bu ödemelere karşılık müvekkilinden boş senet aldığını, ancak müvekkilinin edimini yerine getirmesine rağmen senedin kendisine iade edilmediğini ve davalı tarafından kötüniyetli olarak İcra Müdürlüğünün 2021/3672 E. sayılı dosyası ile takibe konu edildiğini, ancak takibin kesinleşmediğini, senedin tanzim ve vade tarihlerinden sonraki tarihlerde de davalının müvekkiline yaptığı ödemeler olduğunu, davalının senet nedeniyle müvekkilinden gerçekten alacağı olsa idi senedin tanzim tarihinden sonra müvekkiline ödeme yapmaması gerektiğini, senedin tanzim tarihinin satış tarihinden önce olduğunu, bu hususun dahi müvekkilinin senet nedeniyle borçlu olmadığını, senedin satıştan önce yapılan ödemeleri teminat altına almak amacıyla düzenlendiğini, müvekkilinin edimini yerine getirmesine rağmen davalının senedi müvekkiline iade etmediğini ve senede dayalı haksız icra takibi başlattığını, Mahkemece icra dosyası ve soruşturma dosyasının incelenmediğini, kabul anlamına gelmemek üzere bono tutarı 227.000,00 TL olmasına rağmen bu tutara faiz işletilerek alacaktan mahsup yapılmasının da hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kaldırma kararında takasa konu miktar yönünden herhangi bir kaldırma nedeni olmadığını, yine davalının cevap dilekçesinde alacağının 227.000,00 TL olduğunu bildirdiğini, bu alacağın faizi ile birlikte takası yönünde talebi bulunmadığını, buna rağmen Mahkemece aksi yönde yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, bono tutarına işletilen faiz, faiz tutarı, faiz oranı, faizin başlangıç tarihi gibi verilen de hatalı olduğunu, davalı lehine takasa konu edilen miktar yönünden vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, müvekkili lehine hükmedilen vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin de hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili; dinlettikleri tanıkların beyanlarının dikkate alınmadığını, davacı ve müvekkili fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiği halde Derece Mahkemelerince bu hususta yeterli araştırma yapılmadığını, dosyaya sundukları dekontlar ve tediye fişleri ve diğer belgelerin dikkate alınmadığını, davacı adına toplanan tüm hisselerin bedellerinin müvekkili tarafından ödendiğini, noterde diğer hissedarlar tarafından davacıya yapılacak olan satış için verilen vekâletlerdeki düzenlenme tarihleri ile müvekkili hesabından çekilen paraların aynı gün ve saate yakın denk gelmesinin iddialarını doğruladığını, satış bedeli belirlenmeden müvekkilinin açığa ödeme yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının kötüniyetli olarak eldeki davayı açtığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine dayalı alacak istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, dava konusu taşınmazın satışına ilişkin dava konusu edilen bakiye 452.825,00 TL'nin davacıya ödendiğini ispat yükü üzerinde olan davalının bu ödeme iddiasını dosya kapsamındaki delillere göre ispat edememesine, davalının kıymetli evraka dayanan takas def'i göz önüne alınarak takip dosyasında 07.06.2021 tarihi itibariyle takipte kesinleşen miktarın 330.739,01 TL olmasına, takas def'inde farklı sözleşme ilişkisinden doğan karşılıklı borçlar söz konusu ise takasın ileri sürülebileceği ana kadar işlemiş temerrüt faizleri de dikkate alınarak ve vekalet ücreti alacağı hariç tutularak, kesinleşmiş takip miktarının takas def'ine konu olacağının kuşkusuz olmasına, yine her ne kadar davacı tarafça davalının takibe konu ettiği bononun teminat senedi olduğu iddia edilmişse de bu iddiayı ispat yükü üzerinde olan davacının, takibe konu senedin teminat senedi vasfına sahip olmadığı da nazara alındığında bu iddiasını ispat edememesine, takip dosyasında takasın ileri sürülebileceği 07.06.2021 tarihine kadar işlemiş temerrüt faizleri de dikkate alınarak 330.739,01 TL'nin takas edilip bakiye 122.085,99 TL üzerinden satış tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, takasın def'i olarak ileri sürüldüğü eldeki davada takas ve mahsup sonucu kalan ve hüküm altına alınan miktar üzerinden yargılama harcı alınacağı, takas ve mahsup def'i nedeniyle reddedilen miktar üzerinden ileri süren yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedileceğinin sabit olmasına, bu itibarla taraflar lehine hüküm altına alınan vekalet ücretleri ile yargılama giderleri yönünden de verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f16ef2028c1140ce f5f7c14265e059d0

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı