11. Hukuk Dairesi 2025/26 E. , 2025/4116 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI :2023/313 Esas, 2024/1717 Karar HÜKÜM :Esastan ret Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin İstanbul'da yıllardır kahve dükkânları işletmeciliği yaptığını, "..." markasını, ...' de bulunan dükkânına da aynı ismi vermek suretiyle 30 ve 43. sınıflarda tescil ettirdiğini, davalının ise kahve dükkanı zinciri şubelerinde haksız, rekabet hükümlerine aykırı eylem ve marka hakkı tecavüzüne neden olduğunu, davalının ticaret unvanını ve adına tescilli markasını, şubelerinde tescilli ticari unvanı ve markasıyla uzaktan yakından alakası bulunmayan bir şekilde "..." ibaresi ile kullandığını, mütecaviz firmanın giriş bölümünde, tabeladan bile daha etkili ve görünür bir şekilde göz hizasında, devasa harfler kullanarak "..." yazdığını, mütecaviz firmanın karıştırılma ihtimalini dahi aşan bir şekilde birebir aynı marka işaretini kullandığını, ortalama halk kitlesinden bir tüketici için çok rahat bir şekilde "..." şeklinde yanılgıya düşüp karıştırma ihtimalinin yüzde yüz oranda doğduğunu ve müvekkilinin haksız bir şekilde aldatılan müşterilerini kaybederek maddi zarara uğradığını, mütecaviz firmanın "..." ibareli tescil edilmiş bir markasının bulunmadığını, dolayısıyla marka koruma hakkına sahip olmadığını, müvekkilinin tescilli markasındaki ayırt edici unsurun "...." ibaresi olduğunu, mütecaviz firmanın ihtarname ile uyarıldığını ve markaya tecavüzünün durdurulması istenmesine rağmen müvekkiline gönderilen cevapta tecavüzün sürdürüleceğinin ısrarla belirtilmiş olduğunu, savcılık şikayetinin de yapıldığını ancak olumlu bir sonucun alınamadığını ileri sürerek davalı kahve dükkanı zincirinin şubelerinde, müvekkiline ait 2019/11619 "australian .... ..." şekil markasına yönelik marka tecavüzünün tedbiren önlenmesini, giderilmesini, ortadan kaldırılmasını ve müvekkilinin uğradığı zararın belirlenerek tazminine, davalının, davacı müvekkiline ait markayı haksız ve kötüniyetli kullanması sebebiyle tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine, her türlü reklam afiş, görsel, fiziki veya internet üzerindeki faaliyetlerinin durdurulmasına, ürün ve hizmetlerin imhasına ve toplatılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 3. nesil kahvecilik anlayışının ülkemizdeki öncülerinden, köklü bir firma olup "..." ve "... ...&..." markalarının sahibi olduğunu, müvekkilin şubelerinde kullanmış olduğu "... ...’..." ibaresinin "...." anlamına gelen genel bir ifade olduğunu, müvekkilinin yaptığı "..." işinin niteliğini belirleyen kavramın kullanımının engellenmesinin mümkün olmadığını, yapılan işin niteliğini tanımlayan kavramların kullanımının yasaklanmasının istenemeyeceği, "... ...’.." ibaresi ile "..." ibaresinin gerek anlam, gerek ise görsel açısından benzerlik barındırmadığını, her iki ifade arasında aynılık veya benzerliğin söz konusu olmadığını, anlamı, kelimeleri, şekli fonetiği kombinasyonun farklı olduğunu, "... ...’.." ibaresi ile ilgili başka bir firmanın başvurusunun bulunduğu görülebilecek iken bu konuda tasarrufta bulunmadan müvekkili firma hakkında huzurdaki davanın ikame edilmiş olmasının haksız bir durum ortaya koyduğunu, kayda bakıldığı zaman davacının "... ...’.." ibaresini kullanıyor olmaları nedeni ile müvekkil firmayı dava edecek hukuki hak ve yarara sahip olmadıklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davalının işyerinde ve tabelalarında, davacı markası ile benzerlik ve karıştırma ihtimali bulunmayan "... ....&..." ibareli markalarını kullandığı, dosyada yer alan ve bilirkişi raporunda yer verilen "... ..." şeklindeki kullanımın ise ... menşeili ve çeşidi olan kahvenin veya oraya özgü kavrulma şekli ile çekilmiş kahvenin sunumunu tarif etme amacı kapsamında kaldığı, temel itibari ile kahve sunumu ve servisi yapılan davalı işyerinde sunulan ürün ve/veya hizmetin (kavrulma şeklinin) tanımı ve menşei kapsamında kalan söz konusu kullanımın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun(SMK) 7/2 fıkrası kapsamında "dürüst ticari kullanım" olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının daha büyük, dikkat çekici ve markasal olarak kendisine ait "... .. &..." ibaresini kullanmasının da bu hususu doğrular mahiyette olduğu, marka tecavüzünün yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının markasını oluşturan İngilizce "... ..." ibarelerinin Türkçe anlamının ".. ..." olduğu, dünyanın kahve üreticisi ülkelerinden biri olan ve kendine özgü kahveleriyle tanınan ....’ya özgü kahve çeşitlerini tanımlayan bu ibarelerden oluşan davacı markasının zayıf marka olduğu, davalı tarafça kendisi adına tescilli markayla birlikte satışını yaptığı ürünlerin cinsini belirtmek amacıyla "..." ibarelerinin kullanılmasının SMK’nın 7/5-b bendi uyarınca dürüst kullanım niteliğinde olduğu, davalının eyleminin markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalının kahve dükkanı şubelerindeki kullanımlarının, davacının, markasından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetin teşkil ettiği iddiasına dayanan markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesi istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 16.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.