Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/6752 E., 2025/4113 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/6752 E., 2025/4113 K. (16.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6752
Karar No
2025/4113
Karar Tarihi
16.06.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2024/6752 E. , 2025/4113 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1332 Esas, 2024/1652 Karar HÜKÜM : Esastan ret Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2021 yılında borçlanma ihtiyacı duyduğunu, davalının toplamda 700.000,00 TL'yi müvekkilinin sahibi olduğu şirketin banka hesabına havale yapmak suretiyle borç para verdiğini ve bu borç karşılığında müvekkilinden 700.000,00 TL miktarlı 22.04.2021 düzenleme tarihli vade kısmı boş olmak üzere 1 adet bono aldığını, taraflar arasındaki anlaşmaya göre söz konusu borcun 2023 yılı içerisinde ödeneceğini ancak davalının vade kısmını anlaşmaya aykırı olarak ve daha fazla faiz alabilmek amacıyla sonradan doldurulduğunu, taraflar arasında herhangi bir ticaret yapılmadığını, borcun ödenme tarihi olarak kararlaştırılan 2023 yılı geldiğinde, davalının talebi üzerine; davacı müvekkilinin icra takibine konu 700.000,00 TL bedelli senede karşılık toplamda davalıya takipten önce 1.310.000,00 TL ödeme yaptığını, icra takibine konu bononun takip tarihinden çok önceki tarihlerde ödenmiş olmasına rağmen davalı tarafından yeterli bulunmadığını ve kötüniyetli olarak tekrar tahsil edilmek üzere takip başlatıldığını, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek Konya 12. İcra Müdürlüğünün 2023/11354 E., sayılı takibinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve usul ve yasaya aykırı takibin iptaline, davalının haksız ve kötüniyetli takip yapmış olması nedeni ile %20'den düşük olmamak kaydı ile müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça birtakım dekontlar delil olarak ikâme edilmişse de bu dekontlarda, icra takibine konu bonodan kaynaklanan borcu ödemeye yönelik olduğuna dair herhangi bir ibare bulunmadığını, bononun bedelsiz kaldığı iddiası ile ilgili ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğunu, bedelsizlik iddiasının da ancak yazılı delille ispatlanması gerektiğini savunarak davanın reddi ile davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, davacı tarafça dava açarken arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin eklenmediği, davacı vekilinin de 04.07.2024 tarihli duruşmada arabuluculuğa başvurulmadığını beyan ettiği, bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 115. maddesi ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 bendi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bonodan kaynaklanan davaların ticari dava niteliğinde olup ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, davacı tarafça da dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmadığı, bu nedenle Mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup uyuşmazlık, bonoya dayanılarak yapılan takip nedeni ile açılan menfi tespit davasının zorunlu arabuluculuğa tabi olup olmadığı noktasında toplanmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 16.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı