11. Hukuk Dairesi 2025/1019 E. , 2025/3608 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2016/475 Esas, 2023/224 Karar HÜKÜM : Asıl davada kabul - birleşen davalar ret Mahkeme kararı, asıl davada davalı/birleşen davalarda davacı ve katılma yoluyla asıl davada davacı/birleşen davalarda davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. ASIL DAVA VE BİRLEŞEN DAVALAR 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına ... numara ile tescilli ... & ... ibareli markası ile ayırt edilemeyecek kadar aynı ... ibareli taklit ürün ambalajları imal edip piyasaya süren, yine müvekkilinin ... & ... ... Ambalaj tasarımının ayırt edilemeyecek kadar aynısı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan ....—"... ... Ambalaj' ını müvekkili şirketçe verilmiş herhangi bir izin veya icazet olmaksızın ambalajlarında kullanan, imaleden ve/veya ithal eden ve/veya her türlü ticaretini yapan davalının eylemlerinin marka ve tasarım hakkına tecavüz oluşturduğunun ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, önlenmesini, ürünlere el konulup imha edilmesini, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davalarda davacı vekili dava dilekçesinde; davalı adına ... numara ile tescilli ... & ... ibareli markanın halkı yanıltacak nitelikte olduğunu beyanla hükümsüzlüğünü talep etmiş; davacıya ait ... tescil numaralı tasarımının uygulandığı kutunun anonim olduğunu, bilgilenmiş kullanıcı üzerinde ayırtedicilik kazandırmadığını, seçenek özgürlüğü bırakmadığını beyanla ... tescil numaralı tasarımının hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
II. CEVAPLAR 1.Asıl davada davalı vekili; davanın reddini talep etmiştir. 2.Birleşen davalarda davalı vekili; davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI 1.Gebze Asliye Hukuk Mahkemesi'nin(Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi Sıfatıyla) 06.10.2015 tarihli ve 2010/109 E., 2015/827 K. Sayılı kararı ile; davacı tarafından davalı aleyhine açılan tazminat, endüstriyel tasarım, marka hükümsüzlüğü taleplerini içeren davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 4 ncü maddesi hükmü gereğince ticari nitelikte olduğu, davaya bakma görevinin anılan Kanun'un 5. maddesi gereğince asliye ticaret mahkemesine ait olduğu, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun(HSK) 23.07.2015 gün ve 1157 sayılı kararı ile Gebze'de Asliye Ticaret Mahkemesi kurulup, 07.09.2015 tarihinde faaliyete geçmiş olduğu gerekçesiyle göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm asıl davada davacı/birleşen davalarda davalı vekilince temyiz edilmekle Dairemizin 17.10.2016 2016/7552 E., 2016/8186 K. Sayılı ilamı ile 556 ve 554 sayılı KHK'lardan kaynaklanan uyuşmazlık yönünden görevli olan ihtisas mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, davaya bakma hususunda mahkemenin görevli bulunduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2.Mahkemece, asıl dava yönünden; taraf markalarının 12.sınıf kapsamında kalan ve davaya konu “araç yedek parça,debriyaj” ürünlerinde kullanıldığı, asıl davada davalı- birleşen davada davacının marka kullanımının asıl davada davacı-birleşen davada davalının ... tescil numaralı “...&...” markası ile benzerlik ve karışıklığa sebep olacağı, diğer taraftan asıl davada davacı/ birleşen davada davalı tarafa ait ... tescil numaralı tasarım ile asıl davada davalı/ birleşen davada davacı tarafa ait 2010/03697 numaralı tasarım ve fiili uygulaması arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunduğu, birbirlerinden farklı olarak algılandıkları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının dava konusu davacı adına tescilli ... tescil sayılı markasını kullanması eylemlerinin marka hakkını ihlal ettiğinin ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, bu haksız rekabetin önlenmesine, marka hakkına tecavüzün neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, bu amaçla davalı şirkete ait üzerinde "..." adı yazılı ürünlere ve ... ambalajları ile bunların üretiminde kullanılan araç, cihaz, makine, kalıp ve araçlara gümrükler dahil bulundukları yerlerde el koyularak toplanmasına ve imhasına, 2.000,00 TL maddi ve 2.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının ... tescil sayılı tasarımına yönelik açtığı davasının reddine; birleşen davalar yönünden ise; ... numaralı endüstriyel tasarım tescilinin yeni ve ayırt edici olduğu, hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, yine davalı adına tescilli ... numaralı “...&...” markasının 6, 7, 12 ve 22.sınıflarda kayıtlı olup 12.sınıf kapsamında kalan ve davaya konu “araç yedek parça, debriyaj” ürünlerinde kullanıldığı, tescilli markanın 7. ve 12.sınıfta yer alan araç yedek parçaları ile ilgili olan alt maddeleri de benzerlik ve iltibas açısından kullanımın olduğu, markanın bu sınıflarda başkasına ait olmasının markanın karıştırılmasına sebep olacağı için hükümsüzlük kapsamı dışında tutabileceği gerekçesiyle birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm, asıl davada davalı/birleşen davalarda davacı ve katılma yoluyla asıl davada davacı/birleşen davalarda davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Birleşen davalar ise, marka ve tasarımların hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı/birleşen davalarda davacı vekilinin tüm, asıl davada davacı/birleşen davalarda davalı vekilinin aşağıda (2) numaralı bend kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde değildir. 2.Diğer yandan, marka ve tasarımların hükümsüzlüğü istemlerine ilişkin olarak birleşen davalar reddedilmiş olduğuna göre davalı lehine karar tarihi itibariyle A.A.Ü.T.'e göre Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde takip edilen davalar için uygulanan maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, aksi yönde davacı lehine hükmedilmiş olması da bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile değiştirilmeden önceki 438/7 hükmü gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; asıl davada davalı/birleşen davalarda davacı vekilinin tüm, asıl davada davacı/birleşen davalarda davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle; asıl davada davacı/birleşen davalarda davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının (B) bendinin (3) numaralı alt bendi ile (C) bendinin (3) numaralı alt bendinde "davalıdan" yerine “davacıdan", "davacıya" yerine "davalıya" ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, asıl davada davalı-birleşen davalarda davacıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde asıl davada davacı-birleşen davalarda davalıya iadesine, 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.