11. Hukuk Dairesi 2024/5261 E. , 2025/3619 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2068 Esas, 2024/1150 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/62 E., 2022/39 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ilk olarak 1990 yılında “...” ibaresini adına tescil ettirdiğini ve aynı ibarenin ticaret unvanının unsuru da olduğunu, davalı şirketin "..." ibaresini hem ticaret unvanında hem de markasal olarak kullandığını, müvekkili tarafından gönderilen ihtarname ile tecavüz ve haksız rekabet mahiyetindeki eylemlere son verilmesinin talep edildiğini, davalının bir kısım eylemlerini ikrar etmesine rağmen kullanımlarına devam ettiğini, aynı sicil çevresinde kayıtlı olan tarafların ticaret unvanlarında yer alan "..." ibaresinin birebir aynı olup faaliyet amaç ve konularının da aynılık veya benzerlik taşıdığını, müşteri çevreleri ve tedarikçi firmaların iki şirketi karıştırdıklarını, hatta birinin iş evrakını diğerine gönderdiklerini ileri sürerek haksız rekabetin, markaya ve ticaret unvanına tecavüzün tespiti ile men'ine, davalının ticaret unvanının sicilden terkinine, davalının elde ettiği kazanç üzerinden hesaplanacak şimdilik 1.000,00 TL maddi 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin tüm resmi yazışmalarında ve ticari ilişkilerinde tescilli ticaret unvanını tam olarak kullandığı, "..." ibaresinin markasal olarak kullanılmadığını, bugüne kadar "..." markası ile üretilmiş ve satışa sunulmuş tek bir ürününün dahi bulunmadığını, tarafların iş alanlarının farklı olduğunu, davalının tescilli ticaret unvanı kullanımının yasal olduğunu, marka hakkına tecavüz veya haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, terkin talebinin yasal dayanağının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacıya ait marka sınıfları arasında perde ve ev tekstili ürünleri, davalının sicil kayıtlarına göre faaliyet alanının halı ve yer kaplaması ürünleri olduğu görülse dahi her ikisinin de aynı tüketicilere hitap ettiği, malların benzer kategoride bulunması sonucu çakışan alıcı (tüketici) kitlesi ve çakışan alıcı kitlesinin malları birbiri ile benzer bulmaları sonucunda mallardan birinin diğerini tamamlama imkânının olduğu, davalının internet sitesinin ana sayfasında ticaret unvanının altında “HALI VE EV TEKSTİLİNE DAİR HERŞEY” yazılı olmakla faaliyet alanını sadece halı ile sınırlandırmadığı, tarafların belirtilen markalarında yer alan nice sınıflarında yer alan mal/hizmetlerin birbiri ile benzer olduğu, davalı tarafça ticaret unvanında kullanılan "..." ibaresinin davacıya ait marka hakkına tecavüz oluşturduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, davalıya ait ticaret unvanında yer alan ... ibareli ticaret unvanının sicilden terkinine, maddi tazminat talebi bakımından takdiren 70.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, manevi tazminat talebi bakımından 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı tarafın "www.....com" şeklindeki alan adını kullandığı, site içeriğinde "HALI VE TEKSTİLE DAİR HERŞEY BURADA!" açıklamasının yer aldığı, sayfaların en üstünde ise ... HALI VE EV TEKSTİLİ SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. ibaresi ve logosunun kullanıldığı, alan adında "..." ibaresi yer aldığı gibi içeriğindeki kullanımın halı ve tekstile ilişkin olup davacının "... ŞEKİL" ibareli 24, 27, 35. sınıfta tescilli markası ile aynı/benzer emtia sınıfında ve davalının alan adının davacının marka ve alan adından sonraki tarihli olduğu, Mahkemece bu gerekçe ile markaya tecavüz isteminin kabulü gerekirken farklı gerekçe ile karar verilmiş olmasının doğru bulunmadığı, kararın gerekçesinin düzeltilmesi gerektiği, tarafların diğer istinaf sebeplerinin ise yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, davalıya ait ticaret unvanında yer alan ... ibareli ticaret unvanının sicilden terkinine, maddi tazminat talebi bakımından takdiren 70.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, manevi tazminat talebi bakımından 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalının ticaret unvanı ve diğer kullanımlarının, davacının tescilli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği iddiasına dayanan markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi, ticaret unvanı terkini, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Davalının temyiz itirazlarına gelince; Somut olayda uyuşmazlık, davalının tescilli ticaret unvanında da yer alan "..." ibaresi kullanımının, markasal kullanım olup olmadığı noktasında toplanmıştır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 29. maddesinde markaya tecavüz sayılan fiiller düzenlenmiş olup bu hükümde marka sahibinin izni olmaksızın, markayı aynı Kanun'un 7. maddesinde belirtilen biçimlerde kullanmanın da marka hakkına tecavüz oluşturacağı belirtilmiştir. Bu maddenin ikinci fıkrası uyarınca marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek marka hakkına tecavüz oluşturacaktır. Aynı Kanun'un 7/3-e hükmü uyarınca işaretin ticaret alanında ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullanılması da anılan maddenin ikinci fıkrası uyarınca yasaklanabilir. Anılan hükümler uyarınca davalının tescilli ticaret unvanı kullanımı ancak markasal kullanım teşkil ettiği takdirde davacı markasına tecavüz söz konusu olacaktır. Davalının markasal kullanımına ilişkin dosyaya sunulan ve bilirkişi raporunda da incelenen, davalı şirketin web sayfa görüntüsündeki kullanımlarının "..." ibaresi ön plana çıkarılmadan yalnızca ticaret unvanının ticaret sicilindeki tescilli şekli ile olduğu anlaşılmıştır. O halde Mahkemece davalı kullanımlarının tescilli ticaret unvanı kapsamında kaldığı, davalının markasal bir kullanımının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.