11. Hukuk Dairesi 2024/5354 E. , 2025/3627 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/731 E., 2024/1127 K. HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/290 E., 2020/933 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ... (... oğlu) ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. ASIL ve BİRLEŞEN DAVALAR Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili dava dilekçelerinde; davalının dava dışı ... İç ve Dış Ticaret A.Ş.(...) nezdindeki hisselerini müvekkillerine devrettiğini, devrin 31.03.2011 tarih ve 108 numaralı yönetim kurulu kararıyla kabul edilerek Şirket pay defterine işlendiğini, hisse devir bedellerinin ödendiğini ancak devir tarihlerinden sonra henüz devir gerçekleşmeden önceki bir sebepten dolayı dava dışı şirkete uygulan vergi cezasının Şirkete 03.12.2013 tarihinde tebliğ olduğunu ve bu cezanın ödendiğini, ödeme sebebiyle şirket öz varlığında ve davacıların devraldığı hisse değerlerinde de azalma olduğunu, davacıların bu sebeple hisselerinin değerine nazaran fazla ödeme yaptıklarını, davalıyla yapılan görüşmelerde davalının ödenen vergi tutarı toplamının şirkette hisseleri devretmeden önce mevcut bulunan %7 hissesi oranından kendisinin de sorumlu olduğunu, hisse devir bedeli olarak kendisine bu nispette fazladan bir ödeme yapıldığını ve bu bedeli ödeyeceğini tanıklar huzurunda kabul ettiğini, bu hususta davalı ve avukatları ile defalarca toplantı ve yazışmalar yapıldığını, toplantılardan sonra bizzat davalının avukatından ve davalıdan gelen e-posta ve eklerinin sunulduğunu, ancak davalı ile yapılan bu görüşmeler devam ederken davalının hisse devir bedelinin bir kısmının geç ödendiği iddiasıyla davacılar ve hisseleri devralan diğer kişiler hakkında icra takibi başlatmak suretiyle görüşmeleri sonlandırdığını, hisse satımlarında menkul satımındaki ayıp hükümlerinin uygulanacağını, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun (BK) 194 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 202/1 hükmü kapsamında davalının sattığı hisselerin ayıplı olduğunu, kararlaştırılan hisse devir bedelinde ayıp çerçevesinde indirim yapılması gerektiğini, bu hususta davalıya 02.01.2015 tarihinde noter kanalıyla ihtar da gönderildiğini ancak buna rağmen davalının herhangi bir ödemede bulunmadığını ileri sürerek devir ve temlik edilen davaya konu hisselerin ayıplı olması nedeniyle, şirket özvarlığında yaşanan düşüşün müvekkillerine yapılan devir ve temlike konu hisselere tekabül eden her bir davada dilekçelerinde belirttikleri miktarın davaya konu vergi borcunun Vergi Saymanlığına ödendiği tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. ASIL ve BİRLEŞEN DAVALARA CEVAP Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili cevap dilekçelerinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacıların söz konusu şirkette daha önceden beri zaten hissedar olduklarını, söz konusu vergi cezasına ilişkin soruşturmadan haberdar olarak hisseleri devraldıklarını, ayıp söz konusu olmadığı gibi ayıp kabul edilse dahi davacıların bundan haberdar olduğunu ve süresinde yapılan bir ihbarının da bulunmadığını, 7 ayrı şirketteki hisselerin devredildiğini ancak sadece ... için bu yönde iddia ileri sürüldüğünü, buna rağmen tüm şirketlerdeki hisselerin devir bedelinden indirim istenemeyeceğini, sulh görüşmelerindeki sözlü ikrarın zamanaşımını kesmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Taahhütname”, “ödeme tablosu” ve 31.03.2011 tarihli ve 108 sayılı yönetim kurulu kararı ile sabit olduğu üzere ... şirketler grubunda yer alan 7 şirketteki davalıya ait hisselerin davacılara devir ve temlik edildiği, pay defterine işlendiği ve hisse devir işlemlerinin tamamlandığı hususunda taraflar arasında da uyuşmazlık olmadığı, hisse devir işleminin en geç 31.03.2011 tarih itibariyle gerçekleştiği, bu nedenle somut davada 818 sayılı mülga BK hükümlerinin uygulanması gerektiği, davaların 818 sayılı BK’nın 194 ve 202. maddelerine göre ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayandığı, aynı Kanun'un 207/1 hükmünde “Bayi daha uzun müddet için kefalet etmemiş ise mebii ayıba karşı tekeffülden mütevellit her türlü dava, mebideki ayıp daha sonra meydana çıksa bile müşteriye teslim vukuundan itibaren bir sene geçmekte sakıt olur” düzenlemesine yer verildiği, taahhütnamede ve ödeme tablosunda bir tarih olmamakla birlikte tüm tarafların kabulünde olan 31.03.2011 tarihli yönetim kurulu kararı dikkate alındığında hisse devrinin 31.03.2011 tarihinde gerçekleştiği, buna göre ayıba karşı tekeffül hükümlerinin zamanaşımı süresinin de 31.03.2012 tarihinde dolduğu, zamanaşımı süresi dolduktan sonra zamanaşımını kesen nedenlerin dikkate alınamayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerek BK ve gerekse TBK'da taşınır satışının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) uyarınca taşınmaz sayılanlar dışında kalan ve diğer kanunlarda taşınır olarak belirtilen şeylerin satışı olarak tanımlandığı ve bu bağlamda kıymetli evrakların, hisse senetlerinin de taşınır nitelikte sayılıp taşınır satımının konusu olabilecekleri, hisse devir tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın taşınır satımına ilişkin hükümlerinin somut olayda uygulanması gerektiği, 818 sayılı BK'nın 207/1 hükmü uyarınca ayıp dolayısıyla açılacak davaların satılandaki ayıp daha sonra meydana çıkmış olsa bile, alıcıya teslim tarihinden itibaren bir yıl içinde açılması gerektiği, bu sürenin zamanaşımı süresi olduğu, somut olayda yönetim kurulu karar tarihi olan 31.03.2011’in hisse devirlerinin yapıldığı tarih olarak kabul edilmesi gerektiği, eldeki davaların 18.03.2015 tarihinde yani belirtilen bir yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı, gerek BK'nın 137. maddesinde ve gerekse TBK'nın 154. maddesinde borçlunun borcu ikrarının zamanaşımının kesilmesi sebebi olarak belirtildiği, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilince 07.08.2014 tarihli protokol ve bu tarihli e-mailler ile borçlunun borcu ikrar ettiği, böylece zamanaşımının kesildiği ileri sürülmüş ise de, borcun ikrarının zamanaşımı süresi içinde gerçekleşmesi halinde zamanaşımının kesilmesinin söz konusu olacağı, ancak davacılarca dayanılan protokol ve e-maillerin 2014 tarihli olduğu anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, davacılar vekili davanın büyük kısmının, devre konu hisselerin bulunduğu ...’ın 6736 sayılı Kanun çerçevesinde yaptığı başvuru neticesinde idarece yapılan vergi yapılandırması ile konusuz kaldığını ve davalının dava açılmasına sebebiyet verdiğini ileri sürmüşse de somut olayda davacıların ayıplı hisse satışı yapıldığını, şirkete vergi cezası kesilmesi sebebiyle hisselerin değerlerinde düşme yaşandığını, bu durumda fazla ödeme yaptıklarını ileri sürerek satış bedelinden indirim yapılmasını talep ettiğinden bu durumda eldeki davanın konusunun dava dışı şirkete kesilen vergi cezası olmadığı, bu vergi borcunun yapılandırılması veya ödenmiş olmasının da eldeki davayı konusuz bırakmayacağı, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin kararda dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, birleşen davalarda davacı ... ve ... (... oğlu) vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen davalar, ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca ayıplı hisse satıldığı iddiasıyla, ayıp olarak nitelendirilen ve şirketçe ödenen vergi oranında değer kaybettiği ileri sürülen dava dışı şirket hisselerinin devir bedelinde indirim yapılması ve bu oranda ödenen vergi bedelinin istirdatı istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, birleşen dava davacıları ... (... oğlu) ve ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 22.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3dab9c3288c0d196 ba92db092554b31a