11. Hukuk Dairesi 2024/6269 E. , 2025/4348 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1084 Esas, 2024/1372 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/360 E., 2021/325 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından 2018/... sayılı ve "..." ibareli marka tescil başvurusunun, davalının "..." ibareli markalarını mesnet göstererek yaptığı itiraz üzerine davalı ... Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 29, 30 ve 31. sınıf mallar yönünden kısmen reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2019-M-... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiğini, müvekkilinin T/02525 numaralı tanınmış “...” markalarının sahibi olduğunu, başvurunun asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, ayırt edicilik niteliğini haiz müvekkili markasının, davalının markaları ile karıştırılma ihtimaline sebep olmayacağını, davalı tarafından tek başına tescil ettirilen "..." markasının ayırt edici niteliği bulunmadığını, "..." ibaresinin genel kullanıma açık ve tek başına tescil edildiğinde ayırt edici niteliği bulunmayan bir ibare olduğunu, davalı şirketin “...” ibareli itiraza mesnet markalarının Türkiye'de ciddi bir şekilde kullanıldığının ispatlanması gerektiğini, Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/80 talimat numaralı dosyasından alınan bilirkişi raporunda davalı tarafın bahse konu markaları kullanmadığının tespit edildiğini, Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/91 E. sayılı dosyası ile davalı markalarının iptali istemiyle dava açıldığını, davalının 2000/ 21708 numaralı “...”, 2001/... numaralı “...” ve 2005/... numaralı “... ...” markalarının tescilli oldukları tüm sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne karar verildiğini, YİDK tarafından kullanım ispatı bakımından dikkate alınmadığı belirtilen 2010/.., 2011/.., 2015/.. sayılı üç markadan 2010/.. ve 2011/.. numaralı markalar hakkında kullanmama sebebiyle iptal talepli dava açıldığını, bu davanın derdest olduğunu, 2015/.. numaralı markanın başvuru tarihinin müvekkili adına tescilli 2014/.. numaralı “... ...” ve 2009/.. numaralı “... ...” ibareli markaların başvuru tarihinden sonraki tarihli olduğunu, davalının 2018/.. ve 2017/.. numaralı marka başvurularına ise taraflarınca itiraz edildiğini, bu markaların dikkate alınmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirkete ait 2014/.. numaralı "... ...", 2009/.. numaralı "... ..." ve 2015/... numaralı "..." markalarının tescilli olduğunu ileri sürerek 2019-M-. sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, davacı aleyhine hükümsüzlük davası açarak davacı markalarının hükümsüzlüğünü talep ettiğini, müvekkilinin “...” markası üzerinde üstün ve gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin bu markaları 2015 yılında ... Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. firmasından devraldığını, markanın eski sahiplerinin 1999 yılında “...” markasını oluşturduklarını ve bu marka altında başta reçel olmak üzere marmelat, jöle, preparat vb. ürünlerin üretimini yaptıklarını, ilk defa 2000/... numara ile markayı tescil ettirdiklerini, davacının ilk markasının başvuru tarihinin 23.06.2009 olduğunu, davacının 2009/.. numaralı “... ... + şekil” markasına, müvekkili markalarının o dönemki sahibi tarafından itiraz edildiğini ve bu itirazın davalı Kurum tarafından kısmen kabul edilerek anılan başvurunun 29, 30, 35 ve 40. sınıf mal ve hizmetler bakımından kısmen reddedildiğini, müvekkilinin taze/dondurulmuş meyve alım satımı ile iştigal ettiğini, bu faaliyetlerinde de “...” markasını kullandığını, müvekkili markalarının “reçel” dışında kullanılmadığı iddiasının gerçekle bağdaşmadığını, davacı markalarının aynı zamanda müvekkili markaları ile haksız rekabet teşkil ettiğini, markaların kapsamındaki emtiaların benzediğini, dava konusu marka kapsamındaki kuruyemişlerin, müvekkili markalarındaki ürünler ile bağlantılı olduğunu, davacının dava dilekçesinde bahsi geçen mahkeme kararlarının kesinleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile emtia benzerliği şartının sağlandığı, dava konusu marka başvurusunda aynı zamanda davacı başvuru sahibinin ticaret unvanının da kılavuz unsuru olan ve yine davacının lider/çatı markası konumunda olduğu görülen “...” ibaresinin bütüne nazaran oldukça küçük bir şekilde konumlandırıldığı, bu ibarenin hemen altında kalacak şekilde markanın orta kısmında ve daha büyük karakterlerle “...” sözcük unsuruna yer verildikten sonra en altta ise bu ibareden biraz daha küçük karakterlere sahip olmakla birlikte tamamen geri planda kaldığından bahsedilmesi mümkün olmayan bir şekilde “...” ibaresine yer verildiği, davalı markalarının esas unsurunun da doğrudan "..." kelimesi olduğu, taraf markaları arasında ret gerekçesi emtiaların tamamı bakımından aynı, aynı tür ya da yüksek düzeyli bir benzerlik ilişkisinin mevcut olduğu, keza yine dava konusu markadaki ön planda yer alan ayırt edici unsurun “...” ibaresi olduğu ve bu ibarenin davalı markalarının kendisi olmasından kaynaklı olarak işaretler arasında yüksek düzeyli işitsel, kavramsal ve görsel benzerliklerin mevcut olduğu, emtia benzerliği ve işaret benzerliği bir bütün olarak ele alındığında markaların aynı iktisadİ, idari kaynağa ait markalar olarak algılanabilecekleri, ortalama tüketicinin taraf markaları ile her koşulda yan yana karşılaşma imkanı olmadığından farklı zamanlarda farklı yerlerde anılan markalar ile aynı ya da benzer mal ve hizmetlerde karşılaştığında, önceden tanıdığı davalı markaları ile dava konusu markayı doğrudan ilişkilendirme eğiliminin kuvvetli olacağı, karıştırılma ihtimalinin temelinde makul miktarda ortalama tüketicilerin, bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bir bağlantı kurmasının yeterli olduğu, sonuç olarak reddedilen emtiaların tamamında taraf markaları arasında benzerlik ve iltibas ihtimalinin mevcut olduğu, dosyaya davacı tarafından sunulan kullanmama itirazına ilişkin delillerin incelenmesinde, tescil tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin dolmadığı markaların nazara alınmadığı, 5 yıllık süresi dolan 2005/... numaralı marka bakımından zaten YİDK kararında da kullanım ispatı yükümlülüğünün yerine getirilmediğinin vurgulandığı, bu markanın karşılaştırmada nazara alınmadığı, her ne kadar davalı şirketin "... + şekil" ve "... + şekil" markaları, dava konusu marka ile benzer görülmüş ise de anılan markaların kullanımlarının ispatlanamadığı, karıştırılma ihtimali bakımından değerlendirmede dikkate alınmalarının mümkün olmadığı, bununla birlikte taraf markalarının, davalıya ait sair markalar bakımından benzer görülmüş olmaları nedeniyle nihai anlamda varılan kanaati değiştirmeyi gerektirecek bir hususun mevcut olmadığı, davacı taraf her ne kadar 2009/.... numaralı ''... ... + şekil'' markası nedeni ile kazanılmış hakkı olduğunu ileri sürmüş ise de, 2009/... numaralı markanın taraflar arasında daha evvel Ankara 3. FSHHM’nin 2012/81 E., 2013/262 K. sayılı ilamına konu olduğu, anılan davanın davacı aleyhine sonuçlandığı, bununla birlikte bir kısım emtia bakımından markanın tescili tamamlanmış ise de bu emtialar yönünden de hükümsüzlüğü talebiyle Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/52 E. sayılı dosyasında dava açıldığı ve taraflar arasında derdest olduğu dosya kapsamından anlaşılmakta olup anılan markanın taraflar arasında çekişme konusu olduğu, davacının 2014/... numaralı "... ... + şekil" ve 2015/... numaralı "... + şekil" markalarının ise dava konusu markanın başvuru tarihi itibariyle henüz tescilleri üzerinden 5 yıllık hak düşürücü sürelerin dahi geçmediği, bahsi geçen markaların hiçbirinin müktesep hakka dayanak olamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin başvuru konusu yaptığı markanın "..." ibareli olduğu, dava konusu bu markanın kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, davacının başvurusuna konu marka ile davalı şirketin itirazına mesnet markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında, başvuru konusu "... + şekil" ibareli markadaki "..." ibaresinin çatı marka olduğu, başvuru konusu olan markadaki "..." ibaresinin diğer ibarelere göre farklı ve büyük yazılarak ön plana çıkarılması nedeniyle "..." ibaresinin markada asıl unsur olarak bulunduğu, redde mesnet markaların da esas unsurunun "..." ibaresinden oluşması nedeniyle karşılaştırılan markalar arasında "..." ibaresinin müşterek varlığından kaynaklı görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik olduğu, "..." kelimesinin davaya konu mal ve hizmetleri doğrudan tanımlamadığı, somut ayırt edici niteliğinin bulunduğu, her ne kadar davacı tarafça, davalının redde mesnet bir kısım markalarının kullanılmama nedeniyle iptal edildiği ve davalının markalarını kullanmadığı ileri sürülmüş ise de tescil tarihleri ile dava konusu başvuru tarihi arasında beş yıllık süre geçmediğinden kullanım ispatına tabi olmayan markalar yönünden de emtia ve işaret benzerliğinin gerçekleştiği, bu hususun İlk Derece Mahkemesi kararında da vurgulandığı, davacı şirketin önceki tarihli 2009/... sayılı markası haricindeki diğer markalarının tescil tarihleri ile dava konusu marka başvurusu arasında beş yıldan daha az süre bulunduğundan söz konusu markaların hali hazırda hükümsüzlük tehdidi altında bulundukları, bu nedenle müktesep hak iddiasına mesnet olamayacakları, davacının önceki tarihli 2009/... sayılı "... ...+Şekil" ibareli markasının da taraflar arasında çekişmeli bulunduğu ve müktesep hak koşullarının bu marka yönünden de oluşmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 29.05.2024 tarih, 2023/1343 E., 2024/4488 K. sayılı kararının da aynı yönde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 19.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 090c04822b02bbba 4b1b1cc724b178cb