10. Hukuk Dairesi 2025/7133 E. , 2025/12222 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/283 E., 2025/509 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Artvin 1. Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi SAYISI : 2021/434 E., 2023/772 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı SGK vekili ve asıl dosya davalısı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili 20.10.2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; Samsun Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde işlem gören ... San. ve Tic. A.Ş.'de sigortalı olarak çalışan ... (T.C:...) 10.11.2020 tarihinde kaza geçirmiş bu kaza sonucu hayatını kaybettiğini, müvekkili Kurum müfettişi ... tarafından düzenlenen 13.04.2021 tarihli inceleme raporunda; sigortalının maruz kaldığı kazanın iş kazası olduğunun tespit edildiğini, sigortalının ölümü nedeniyle müvekkili Kurum tarafından hak sahiplerine 1.189.586,53 TL peşin sermaye değerli sürekli gelir bağlanmış ve 12.076,05 TL hastane masrafı ve 801,00 TL cenaze masrafı olmak üzere toplam 1.202.463,58 TL harcama yapıldığını, ilgili mevzuat neticesinde kusur oranı, hak ve alacak yönünden fazlaya ilişkin talep ve sair dava hakları saklı kalmak kaydıyla; müvekkili Kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan 1.189.586,53 TL ilk peşin sermaye değerli sürekli gelirin yarısı tutarındaki 594.793,265 TL'nin gelir bağlama onay tarihi olan 22/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte şimdilik 5.000,00 TL'lik kısmının; yine hak sahiplerine ödenen 12.076,05 TL hastane masrafı ve 801,00 TL cenaze masrafının her birinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte şimdilik 5.000,00 TL’lik kısmının davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... vekili; dava yanlış mahkemede açılmış olup, hizmet kusuru sebebiyle görevli yargı yerinin idare mahkemeleri olduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/6870 E. 2018/1015 K. 15.02.2018 tarihli ilamında “somut olay değerlendirildiğinde, meydana gelen kazada davalı ... Müdürlüğünün kazanın gerçekleşmesinde yol yapım işaret ve İevhalarının o mahalde yetleştirilmediği ve gerekli önlemlerin alınmadığı, seyir halindeki araçların tehlikeye düşmesine neden olduğu gerekçesi ile kusurlu olduğu tespit edilmiş olması bakımından KTK'nın 85 ve devamı maddelerinde düzenlenen işletenin hukuki sorumluluğuna değil, davalı idare tarafından görevlerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmediği yani yürütülen kamu hizmetinin kusurlu işletildiği, meydana gelen kazada hizmet kusuru bulunduğu iddiasından kaynaklandığından uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görevinde bulunduğu anlaşılmaktadır.” diye ifade ettiğini, bu sebeple görevsizlik kararı verilerek dosyanın idare mahkemesine gönderilmesinin gerektiğini, bahse konu taş düşmesi olayının olduğu Deriner -4 tüneli mevkiindeki çelik ağ germe çalışmaları, ... ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü arasında yapılan 17.10.2000 tarihli protokol kapsamında DSİ 26. Bölge müdürlüğü tarafından yapıldığını, Protokolün 7.7 ve 7.8 maddeleri gereği sorumluluk DSİ'ye ait olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; davacının, ... ...'ın 10.11.2020 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sebebiyle müvekkili Şirketin sorumluluğunun bulunduğu iddiası ile işbu rücuan tazminat davasını ikame ettiğini, ... ...'ın, 01.06.2010- 10.10.2020 tarihleri arasında müvekkili şirkette "Tıbbi Mümessil" iş pozisyonunda görev yaptığını, 10.11.2020 tarihinde ...'ın, . ... plakalı araç ile Artvin yönünden Erzurum yönüne seyir halindeyken Deriner-4 tünel girişinde gevşek dağ yamacından kopan 20 cm çapındaki taş parçasının aracın sol ön camına düşüp buradan içeriye girmesi ve kendisinin göğüs kısmına çarpması sonucunda vefat ettiğini, dava dilekçesine göre davacı kurum tarafından söz konusu kazaya ilişkin rapor düzenlendiğini ve raporda dava konusu kazanın meydana gelmesinde Karayolları Genel Müdürlüğünün kusurlu olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle davacı şirket KGM'ye karşı Artvin Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/434 E. sayılı dosyasıyla peşin sermaye değerli sürekli gelir ve masrafların tahsili için rücuen tazminat davasını açtığını, açılan davada alınan 15.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda (iddiaya göre) dava dışı ... San. Ve Tic A.Ş.'ye kusur isnat edildiğini, bilirkişi raporunun bu şekilde düzenlenmesi üzerine 5510 sayılı Kanun'un 21/1 ve 76/4 hükümlerine dayanarak bu kez ...'a karşı işbu rücuan tazminat davasının ikame edildiğini ve mahkemeden her iki davanın da birleştirilmesini talep ettiğini, davacı işbu dava ile hak sahiplerine bağlanan 1.189.586,53 TL ilk peşin sermaye değerli sürekli gelirin gelir bağlama onay tarihi olan 22.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte şimdilik 5.000,00 TL'lik kısmını, yine hak sahiplerine ödenen 12.076,05 TL hastane masrafı ve 801,00 TL cenaze masrafının her birinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte şimdilik 5.000,00 TL’lik kısmını talep ettiğini, dava konusu trafik kazasında müvekkili şirkete atfedilecek hiçbir kusur bulunmamakta olup davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddi gerektiğini, dava konusu kaza 10.11.2020 tarihinde gerçekleşmiş olup davacının talepleri zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin adresinin "... Mahallesi.... Caddesi no:14 .../İstanbul" ve yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu mahkemeleri olduğunu, bu nedenle davanın yetkili yer mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, davacının davasını dayandırdığı hiçbir delili dava açarken mahkemeye sunmadığını ve taraflarına da hiçbir belge tebliğ edilmediğini, buna göre, davacının davasını dayandırdığı olguları destekleyecek delilleri dava açarken mahkemeye sunmasının gerektiğini, ancak dosya incelendiğinde sunulan hiçbir delile rastlanmdığını, bu aşamadan sonra davacının mahkemeye sunacağı hiçbir delile de muvafakat göstermediklerini, mahkeme aksi kanaatte ise bahsedilen bilgi ve belgelere karşı beyan ve itirazda bulunma hakkını saklı tuttuklarını, müvekkil şirketin, iş yerinde veya yaptırdıkları işlerinde, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemleri aldığını, çalışanlarını iş sağlığı ve güvenliği hususlarında eğittiğini, davacının da 06.01.2014 tarihinde eğitime tabi tutulduğunu, 27.12.2018 tarihinde 8 saat temel iş sağlığı ve güvenliği eğitimi almış olup eğitim sertifikalarının bulunduğunu, ortaya çıkan sonuçla veya olayın nedeni ile ... ...'ın eğitilmiş olması ya da olmaması arasında illiyet bağının bulunmadığını, ancak müvekkili şirketin her türlü iş güvenliği hükümlerini yerine getirdiğini göstermek adına müteveffanın eğitim sertifikalarının sunulduğunu, ... ...'ın olay öncesi araç kullanma sürelerine bakıldığında çok uzun süreli araç kullanmadığının görüldüğünü, bunun yanı sıra yine olay mahalindeki müteveffanın hız limitinin azami 50 Km olduğu ve olay yerinin tünele giriş noktası olduğu göz önüne alındığında ...'ın olay sırasında yüksek hızla seyrinin de söz konusu olmadığının anlaşıldığını, bu durumda ...'ın araç kullanım şekli ve şartlarında da ihlal olmadığının anlaşıldığını, ...'ın kaza yapmış olduğu Deriner-4 tüneli incelendiğinde; tünelin dik şevli kaya kısmına sıfır noktasında başladığının görüldüğünü, olayın oluş biçiminden de anlaşılacağı üzere, olayın tek nedeninin tünel girişinde, tünel üst tarafındaki dik kayalık yamaçtan kopan taşın araca isabet etmesi olduğunu, müvekkili şirketin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, çalışanını eğittiğini, gerekli tüm şartların sağlandığını, ...'ın da hiçbir ihlal yapmadığını, kazaya sebebiyet verecek kusurlu bir davranışının olmadığını, tüm bunlara rağmen meydana gelen kazada müvekkili şirkete kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu kaza ile ilgili sorumluluk ...'ne ait olup müvekkili şirketin kusurunun olmadığı birçok bilirkişi raporu ile sabit hale geldiğini, davacının davasını dayandırdığı hiçbir delili davayı açarken mahkemeye sunmadığını ve taraflarına da hiçbir belge tebliğ edilmediğini, davacının, davasını dayandırdığı bilirkişi raporunu dahi mahkemeye sunmadığını, bu rapora karşı beyanda bulunma hakkı saklı tuttuklarını, huzurdaki davanın hatalı bir şekilde müvekkili şirkete yöneltildiğini, davacının davasını dayandırdığı ve içeriğini görememiş olduğumuz bilirkişi raporunda tespit edilenin aksine dava konusu kaza ile ilgili sorumluluk ...'ne ait olduğunu, müvekkili Şirketin dava konusu olayda hiçbir kusurunun bulunmadığını, bu husus birçok bilirkişi raporu ile sabit hale geldiğini, ..., yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenleme ve işaretlemeri yaparak önlemleri almak ve aldırmakla yükümlü olduğunu, müvekkili şirket tarafından kusur durumuna ilişkin İş Güvenliği Uzmanı ....'den rapor alındığını, işbu bilirkişi raporunda kusurun ...'ne ait olduğunun belirtildiğini savunarak davanın Müvekkili Şirket yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1- Davacı ... tarafından davalı Kara Yolları Genel Müdürlüğü aleyhine karşı açılan davanın kabulü ile Peşin sermaye gelirli sürekli değere ilişkin 594.793.,27 TL rücuan tazminatın gelir bağlama ve onay tarihi olan 22.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, 12.076,05 TL tedavi, sağlık ve hastane giderinin sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, 801,00 TL cenaze masrafının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Kara Yolları Genel Müdürlüğü'nden alınarak davacıya verilmesine, 2- Davacı ... tarafından davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. aleyhine karşı açılan birleşen davanın ise reddine," karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı SGK vekili ve davalı ...... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davacı SGK ve davalı ... istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı SGK vekili temyiz dilekçesinde; birleşen dosya davalısı ... Firmasına isnat edilen %10 kusur oranından hangi sebeple dönüldüğüne ilişkin ayrıntılı bir değerlendirme yapılmadığını, bilirkişi raporlarının bu yönüyle eksik ve çelişkili olup bu çelişkinin giderilmesi için farklı bir bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, birleşen dava yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmektedir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın yanlış mahkemede açıldığını, hizmet kusuru sebebiyle görevli yargı yerinin idare mahkemeleri olduğunu, bahse konu taş düşmesi olayının olduğu Deriner-4 tüneli mevkiindeki çelik ağ germe çalışmalarının, ... ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü arasında yapılan 17.10.2000 tarihli protokol kapsamında DSİ 26. Bölge Müdürlüğü tarafından yapıldığını, protokolün 7.7 ve 7.8 maddeleri gereği sorumluluğun DSİ'ye ait olduğunu, bu husus hiç araştırılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, beyan ederek istinaf kararının temyizen incelenerek bozulmasını talep etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl ve birleşen davada uyuşmazlık, ... San. ve Tic. A.Ş. çalışanı sigortalı ... 'ın iş kazası neticesinde vefat etmesi nedeniyle sigortalının hak sahiplerine davacı Kurumca ödenen gelir, hastane yardımı ve cenaze yardımının asıl ve birleşen dosya davalılarından rücuan tazmini istemine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı SGK ve asıl dosya davalısı ... vekili tarafın temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b5f98969610cbfce 2b79fa6731267694