10. Hukuk Dairesi 2025/5084 E. , 2025/4946 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya karşı direnme kararı verilmiştir. Direnme kararının davacı vekili ile davalı ... Şirketi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca Mahkeme kararının usulden bozulsumasına, bozma nedenine göre davacı ve davalı ... Madencilik... Ürünleri Nakliyat Sanayi ve ... ... Şirketi vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davalı ... Kömürü Kurumu Genel Müdürlüğü yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden davacının maddi tazminat isteminin taleple bağlı kalınmak suretiyle kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı ve davalı ... Madencilik... Ürünleri Nakliyat Sanayi ve ... ... Şirketi vekilleri tarafından temyiz edildikten sonra dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca Mahkemece direnme kararı verilmediği gibi önceki kararda bahsedilmeyen yeni hususlar kapsamında kararın gerekçesi de değiştirilerek farklı bir hüküm kurulduğu, bu itibarla ortada Hukuk Genel Kurulu'nun görev alanına giren bir karar bulunmadığından bu karara yönelik davacı ve davalı ... ... Şirketi vekillerinin temyiz itirazlarının özel dairece incelenmesi gerektiği, Hukuk Genel Kurulu'nun usulden bozma kararı üzerine Mahkemece verilen karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemiz’e gönderildiği anlaşılmakla Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili özetle; müvekkilinin 12.09.2010 tarihli iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığından bahisle 1,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ... ... Şirketi ile müvekkili Kurum arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin işin tamamını ihale ile verdiğini, tüm sorumluluğun da yükleniciye ait olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... Madencilik ... Şirketi temsilcisi duruşmadaki beyanında; kazanın ...'ya ait rödovanslı maden sahasında meydana geldiğini, maden sahasını diğer davalı ... ... Şirketinden devraldıklarını ancak iş kazasının devirden önce meydana geldiğini, kendilerinin de daha sonra Arslantürk Madencilik ... Şirketine devrettiklerini, devir sözleşmesi yapılmadığını belirtmiştir. III.MAHKEME KARARI Mahkemenin 18.09.2015 tarihli ve 2013/503 Esas, 2015/712 Karar sayılı kararı ile tüm dosya kapsamına ve bilirkişi raporlarına göre davalı işveren ... ... Şirketine ait maden ocağı iş yerinde 12.09.2010 tarihinde geçirdiği iş kazasında yaralanan davacının iş kazasının meydana gelmesinde %20, işveren şirketin %80 oranında kusurlu olduğu, kazanın iş yeri devrinden sonra gerçekleşmesi nedeniyle davalı ... Madencilik ... Şirketinin kusurunun bulunmadığı, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 5995 sayılı Kanun'un 17. maddesi ile eklenen ek 7. maddesindeki hüküm ve Kanun'un yürürlük tarihinin kaza tarihinden önce olması dikkate alındığında davalı TKK’nın kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın davalı ... ... Şirketi yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin yukarıda belirtilen 18.09.2015 tarihli kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 16.05.2017 tarihli ve 2017/889 Esas, 2017/4083 Karar sayılı kararı ile; "Somut olayda ... sözleşmenin tetkikinden ruhsat sahibi ... Gn. Müd.’ne, rödövansçı şirket tarafından yapılacak işletme projesinin ...'ya sunulacağı, projenin yeterli bulunmaması halinde istenen şartlara uygun olarak projenin verilen sürede düzeltilmemesi halinde ...'nın sözleşmeyi tek taraflı feshedebileceği, işletme projesinin ...'nın isteği üzerine revize edilebileceği, üretilen kömür ve mevcut kömür artıklarının ... Gn. Müd.’nün göstereceği kantarda tartılacağı ve sevk fişi düzenleneceği, ... işletme ruhsat sahibinin yapacağı yazılı istek ve uyarılara riayet edeceği, sahadaki çalışmaların ... veya yetkili kılınacak Müessese Müd. tarafından işletme projesine uygun yapılıp yapılmadığının kontrol edileceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir. Bu tespitler karşısında davalılar ... Gn. Müd. ile davalı .... Tic. Ltd. Şti. arasındaki ilişkinin 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince alt işveren-üst işveren ilişkisi olarak değerlendirilmek gerektiği açıktır. Hal böyle olunca alt işveren işçisi olan kazalının sürekli iş görmezliğe uğradığı olay nedeniyle üst işveren ... Gn. Müd.’nün sorumluluklarının kanundan kaynaklandığı, hizmet akdinden sonra olmak üzere 24.06.2010 tarihinde 5995 sayılı Kanun ile yürürlüğe giren 3213 sayılı Maden Kanunu'nun üst işverenin sorumluluğunu daraltan ya da ortadan kaldıran ek 7. maddesinin geriye yürütülemeyeceği gözardı edilerek davalı ... Gn. Müd.'nün kusurunun bulunmadığı ve asıl-alt işverenlik ilişkisinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yaya aykırı olup bozma nedenidir. 30.05.2012 tarihli devir sözleşmesi ... sözleşmesini bütün hak ve vecibeleri ile davalı .... Tic. Ltd. Şti.nden devralan davalı ... Mad. Ltd. Şti. tazminattan sorumlu olup olmayacağı konusu devre ilişkin bütün evrakların getirtilerek devir tarihine göre 818 sayılı Borçlar Kanunu 179. maddesinin ("Bir mameleki veya bir taahhüdü borç ve alacaklariyle beraber iktisap eden kimse bunu alacaklılara ihbar veya gazetelerle ilan ettiği tarihten itibaren onlara karşı borçlardan mesul olur ve iki sene nihayetine kadar evvelki borçlu dahi yenisiyle birlikte müteselsilen mesul kalır. Bu müddet, muaccel borçlar için ihbar veya ilan tarihinden ve diğer borçlar için muacceliyet iktisap ettikleri tarihten başlar. Borçların bu veçhile nakline müteallik hükümler, asıl borcun nakli akdi üzerine mürettip hükümlerin aynıdır."), 01.07.2012 tarihinde yürülüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 202. maddesinin ("Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için ... Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur. Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için, bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise, muacceliyet tarihinden işlemeye başlar. Borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçları, dış üstlenme sözleşmesinden doğan sonuçlarla özdeştir. Bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe, ikinci fıkrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye başlamaz.") ve aynı Kanun'un iş yerinin tamamının veya bir bölümünün devrini düzenleyen 428. maddesinin ("İşyerinin tamamı veya bir bölümü hukuki bir işlemle başkasına devredildiğinde, devir tarihinde iş yerinde veya bir bölümünde mevcut olan hizmet sözleşmeleri, bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer. İşçinin hizmet süresine bağlı hakları bakımından, onun devreden işveren yanında işe başladığı tarih esas alınır. Yukarıdaki hükümlere göre devir hâlinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan, devreden ve devralan işveren müteselsilen sorumludurlar. Ancak, devreden işverenin bu yükümlülüklerden doğan sorumluluğu, devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır.") bir arada değerlendirilip tartışılarak sonuca gidilmesi gerekirken ve davalı şirketler arasındaki devir sözleşmesinden önce gerçekleşmesine rağmen devirden sonra gerçekleştiği belirtilerek davalı ... Mad. Ltd. Şti. hakkında yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. 26.10.2017 tarihli ve 2017/701 Esas, 2017/993 Karar sayılı kararı ile; önceki hükümde direnilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme kararının süresi içinde davacı ve davalı ... ... Şirketi vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.12.2021 tarihli ve 2018/(21)10-481 Esas, 2021/1749 Karar sayılı kararı ile "Somut olayda; mahkemenin ilk kararının Özel Dairece davalı ...'nın asıl işveren olarak sorumlu tutulması gerektiği ayrıca davalı şirketler arasındaki devre ilişkin evrak getirtilip 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 179. maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 202. ve 428. maddeleri kapsamında değerlendirme yapılarak davalı ... Madencilik ... Şirketinin sorumluluğunun belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine mahkemece önceki hükümde direnildiği, direnme kararının gerekçesinde ise "Mahkememizce yapılan yargılama, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilerek; Mahkememizin 2013/503 esas 2015/712 karar sayılı 18.09.2015 tarihli önceki kararında direnilmesine karar verilmekle, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur" ifadelerine yer verildiği, bu hâli ile direnme kararının Anayasa'nın ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun aradığı anlamda gerekçe içermediği görülmüştür. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrası ile ona koşut düzenleme içeren HMK’nın 297. maddesindeki hükümler gözetilerek ve özellikle bozma kararında yer verilen bozma nedenlerine karşı, direnmenin gerekçesini de (gerekirse yeni bir hüküm oluşturmayacak şekilde yasal sınırlarda genişleterek) açıkça kaleme alarak kararda göstermek olmalıdır. Hâl böyle olunca yukarıda açıklanan Anayasal ve yasal düzenleme ve ilkeler gözetilerek anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte direnme kararı verilmek üzere karar usulden bozulmalıdır" gerekçesiyle sair temyiz itirazları incelenmeksizin kararın usulden bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 09.06.2022 tarihli ve 2022/141 Esas, 2022/264 Karar sayılı kararı ile 3213 sayılı Maden Kanunu ve bu Kanun'a dayanılarak çıkarılan Maden Yönetmeliğindeki düzenlemeler ile davalı ...’nın ruhsat sahalarının bir kısmını ya da tamamını üçüncü kişilere rödovans sözleşmesi ile işlettirmesinin mümkün kılındığı, işletme hakkının devri nedeniyle asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulmadığı, 5995 sayılı Kanun ile eklenen ve 24.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 3213 sayılı Maden Kanunu'nun ek 7. maddesinde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mali, idari ve hukuki sorumlulukların rödovansçıya ait olduğunun hüküm altına alındığı, bu hükümden yola çıkılarak 24.06.2010 tarihinden önceki dönemde davalı ...'nın sorumlu olduğu sonucuna varılamayacağı, zira geçerli bir rödovans sözleşmesinin varlığı hâlinde ruhsat sahibi ile rödovansçı arasındaki ilişkinin niteliğinin baştan beri aynı olduğu ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde öngörülen asıl işveren-alt işveren ilişkisi tanımlamasına uygun olmadığı, dolayısıyla geçerli bir rödovans sözleşmesinin bulunması durumunda 24.06.2010 tarihi öncesi ve sonrası şeklinde bir ayrım yapılmaksızın ruhsat sahibinin rödovansçı işçilerinin iş kazası nedeniyle talep ettikleri tazminatlardan sorumlu tutulmasının mümkün olmayacağı, toplanan deliller ve dosya kapsamı değerlendirildiğinde davalı ... ile davacının çalıştığı şirketler arasında yapılan rödovans sözleşmesinin geçerli olduğu ve muvazaa bulunmadığı kanaatine varıldığı, davalı ...’nın bilirkişi raporuna göre de iş kazasının meydana gelmesinde doğrudan ya da 3213 sayılı Maden Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülüklerini ihlâl etmesinden ötürü bir kusurunun bulunmadığı, öte yandan davalı ... Madencilik ... Şirketinin maden sahasını iş kazasından sonra devraldığı ve 17.04.2013 tarihinde de dava dışı Aslantürk Madenciliğe devrettiği, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan soruşturma sonucu düzenlenen 21.03.2011 tarihli raporda davalı ... ... Şirketinin %85 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da devrin kaza sonrası yapılması nedeniyle davalı ... Madencilik ... Şirketinin kusurunun bulunmadığının belirtildiği gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir. Direnme kararı süresi içinde davacı ve davalı ... ... Şirketi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.12.2022 tarihli ve 2022/(21)10-1070 Esas, 2022/1646 Karar sayılı kararı ile; "Şu hâlde yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı ... ... Şirketine yapılan tebligatların 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. ve 13. maddeleri ile bu hükümlere paralel düzenlemeler öngören Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun biçimde yapılmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama aşamasında taraf teşkilinin usulüne uygun olarak sağlandığından söz edilemeyeceği ve ön sorun bulunduğu, direnme kararının bu usulî hatadan dolayı sair yönler incelenmeksizin bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle sair temyiz itirazları incelenmeksizin kararın usulden bozulmasına Mahkemenin 22.03.2023 tarihli ve 2023/21 Esas, 2023/157 Karar sayılı kararı ile dava belirsiz alacak davası olarak açıldığından dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin durduğu, davalı ... ile davacının çalıştığı şirketler arasında geçerli rödovans sözleşmesinin bulunduğu, kusur raporuna göre davalı ...’nın iş kazasının meydana gelmesinde doğrudan ya da Maden Kanunu’ndan doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden kaynaklanan kusurunun olmadığının tespit edildiği, nitekim işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkin açılan çok sayıda davada rödovans sözleşmesinin geçerli olduğu hâllerde ...’nın asıl işveren sıfatının bulunmadığı ve sorumluluğunun olmadığı kabul edilerek karar verildiği, açıklanan sebeplerle ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerektiği, devir tarihine göre mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 179. maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 202. ve 428. maddelerindeki hükümler dikkate alındığında bir malvarlığı veya bir işletme aktif ve pasifleri ile birlikte devralındığında devir tarihindeki mevcut bütün hak ve borçlarıyla birlikte devralan işverene geçeceğinin öngörüldüğü, devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar açısından ise devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu olduklarının düzenlendiği, somut olayda davaya konu kazanın 12.09.2010 tarihinde ... ... Şirketine ait ocakta meydana geldiği, bu yerin kaza sonrasında ... Madencilik ... Şirketine devredildiği, dava tarihi itibariyle 2 yıllık süre dolmadığından devreden ve devralan şirketlerin birlikte sorumluluğunun devam ettiği anlaşıldığından davalılar ... ... Şirketi ile ... Madencilik ... Şirketi yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne karar verilmiştir. Kararın süresi içinde davacı ve davalı ... ... Şirketi vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.02.2025 tarih, 2024/(21)10-513 Esas, 2025/2 Karar sayılı kararıyla “Mahkemece direnme kararı verilmediği gibi önceki kararda bahsedilmeyen yeni hususlar kapsamında kararın gerekçesi de değiştirilerek farklı bir hüküm kurulduğu, bu itibarla ortada Hukuk Genel Kurulu'nun görev alanına giren bir karar bulunmadığından bu karara yönelik davacı ve davalı ... ... Şirketi vekillerinin temyiz itirazlarının Özel Dairece incelenmesi gerektiği," gerekçeleri ile dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, bozma ilamı doğrultusunda dosyaya sunulan cevap ve bilirkişi raporlarına itiraz dilekçesindeki savunma ve itirazlar dikkate alınmaksızın, gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmadan ve deliller toplanmadan hüküm kurulduğunu, 25.01.2023 tarihli ara karar gereğince taraflarına tebliğ edilen dava dilekçesi ve bilirkişi raporlarına karşı 15.02.2023 tarihinde sundukları dilekçeyle ileri sürülen beyan ve itirazlara yönelik herhangi bir işlem yapılmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ve savunma hakkını ihlal ettiğini, zamanaşımı defi ileri sürdüklerini, müvekkili şirket ile diğer davalılar arasında alt-üst işveren ilişkisi ya da iş yeri devri bulunmadığından davanın husumet yönünden reddedilmesi gerektiğini, davacının maluliyetine yol açan kazanın müvekkili şirketteki çalışma sırasında meydana gelmediğini, müvekkili şirketin kusurunun ve illiyet bağının davacı tarafından ispatlanmadığını, davacının başka bir şirkette veya çalışma dışı dönemde geçirdiği kazaların da etkili olabileceğini, bu nedenle hangi kazaları geçirdiği ve bu kazalara bağlı olarak bir maluliyetin oluşup oluşmadığının sağlık kuruluşlarından araştırılması gerektiğini, denetime elverişsiz şekilde hazırlanmış kusur ve hesap bilirkişi raporlarına itiraz ettiklerini, ayrıca maluliyet oranının tespitine ilişkin rapora da itirazda bulunmalarına rağmen bu konuda yeni bir inceleme yapılmadığını ve kesinleşmemiş maluliyet oranı esas alınarak karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, davacının davalı ... Madencilik Şti.ne yönelik maddi tazminat talebinin kabulü ile davacının iş kazasına bağlı oluşan % 15 maluliyeti nedeniyle 73.496,07 TL maddi zararı tespit edilmiş ise de taleple bağlı kalınarak 1 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 12.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Madencilikten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, davacının davalı ... Madencilik ve ...'ya yönelik davasının reddine karar verilmiştir. Davacının, işletme hakkı ... Gn Müd.’ne ait olup, işletilmesi 24.12.2004 tarihli ... sözleşmesi ile 10 yıl süreyle davalı ... Şirketine bırakılan ve 30.05.2012 tarihli devir sözleşmesi ile de belirtilen ... sözleşmesinin bütün hak ve vecibeleri ile davalı ... Madencilik Şirketine devredilen maden sahası içerisinde davalı ... Şirketi işçisi olarak çalışmaktayken maden ocağında meydana gelen iş kazasında davalı ... Gn. Müd.nün ve ... Madencilik Şirketinin kusurları bulunmasa bile tazminattan sorumlu olup olmayacakları noktasında toplanmaktadır. Gerçekten ... sözleşmesine ilişkin Maden Kanunu’nda özel bir düzenleme bulunmamakla birlikte Maden Kanunu'nun 28. maddesi gerekçesinde “diğer taraftan bu süre zarfında madenci kendisine maddi destek arayabileceği gibi, işletme iznini bir başkasına kiralayabilecek ve Kanun karşısında teknik ve mali yönden tek sorumlunun ruhsat sahibi olacağı esası getirtilmektedir “ denilmek suretiyle dolaylı da olsa ... sözleşmesine işaret edilmekle davanın mevzuatımızdaki dayanağının Maden Yasası olduğunun kabulü gerekir. ... sözleşmesi maden ruhsatının devri anlamına gelmediğinden devir sözleşmesinin ... Genel Müdürlüğünde yetkili memur huzurunda yapılması zorunluluğu yoktur. Maden ruhsat sahibi (madenci) ile rödövansla sahayı işletecek olan (rödövansçı) ... sözleşmesini isterlerse adi yazılı şekilde, isterlerse noter de düzenleme şekilde yapabilirlerse de Maden Yönetmeliğinin 32. maddesine göre üçüncü kişi ve kuruluşların ..., kira, taşeron ve benzeri sözleşmelere dayanarak ruhsat sahasında madencilik faaliyetinde bulunabilmeleri, ... Genel Müdürlüğünün iznine bağlıdır. Ruhsat sahibi ... sözleşmesini yapıldığı tarihten itibaren bir ay içinde ... Genel Müdürlüğüne bildirmek ve uygun görüş olmak zorundadır. Beyanda bulunma yetkisi ve zorunluluğu ruhsat sahibine aittir. Ruhsat sahibinin bir başvurusu olmadan, salt rödövansçının başvurusuna dayanılarak işlem yapılamaz. ... sözleşmesinde ruhsat sahibi madenci, rödövansçının sahada maden işletmesi için gerekli bütün ortamı sağlamak zorundadır. Maden sahasında ruhsat sahibine ait olup da ... sözleşmesine dahil demirbaş eşya, iş makineleri, ulaşım araçları ve işletme tesisatı varsa bunların bir listesinin çıkarılarak listede yer alan alet ve makinelerin tamamı rödövansçıya teslim edilir. Maden ve diğer mevzuat uyarınca ruhsata bağlı bütün yükümlülükler ruhsat sahibine aittir. 10.06.2010 tarihinde 5995 sayılı Kanun'un 10. maddesi değiştirilmeden önceki Maden Kanunu'nun 17.,24. ve 29. maddelerinde öngörülen yükümlülükler ruhsat sahibi tarafından yerine getirilir. Bu yükümlülüklerin ihmali maden ruhsatının iptali sonucunu doğurur. ... maden sahasının iyi bir şekilde işletme borcu vardır. Maden rezervini daha sonraki kullanımlar için ulaşılamayacak şekilde tahrip eden rödovansçı ruhsat sahibine karşı sorumlu olur. Maden Kanunu'nun 31. maddesi gereğince işletme ruhsat sahibinin maden işletme faaliyetinde bulunabilmesi ve cevher istihracı yapabilmesi için fenni nezaretçi görevlendirme zorunluluğu vardır. Maden işletmesi rödovans yoluyla yapılıyor olsa dahi fenni nezaretçi atama yükümlülüğü ruhsat sahibine aittir. (Maden ve ... Hukuku, Doç. Dr. ...) Öte yandan 3213 sayılı Maden Kanunu ve Maden Kanunu'nun uygulanmasına dair 22.08.1985 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmeliğin 21.maddesinde fenni nezaretçinin olmadığı sahalarda işletme ve cevher istihracı yapılamayacağı, fenni nezaretçinin görev yaptığı, maden ruhsatı sahasındaki faaliyetler ile alakalı eksiklik ve aksaklıkları rapor edeceği, bir örneğini de madenciye göndereceği bildirilmekle sahada yapılan her türlü cevher istihracı faaliyetinin denetim ve kontrol yükümlülüğünün rödövansçı davalı .... Tic. Ltd. Şti. ile birlikte ruhsat sahibi .... Genel Müdürlüğü'ne ait olduğunun kabulü gerekir. Somut olayda ... sözleşmenin tetkikinden ruhsat sahibi ... Gn. Müd.’ne, rödövansçı şirket tarafından yapılacak işletme projesinin ...'ya sunulacağı, projenin yeterli bulunmaması halinde istenen şartlara uygun olarak projenin verilen sürede düzeltilmemesi halinde ...'nın sözleşmeyi tek taraflı feshedebileceği, işletme projesinin ...'nın isteği üzerine revize edilebileceği, üretilen kömür ve mevcut kömür artıklarının ... Gn. Müd.’nün göstereceği kantarda tartılacağı ve sevk fişi düzenleneceği, ... işletme ruhsat sahibinin yapacağı yazılı istek ve uyarılara riayet edeceği, sahadaki çalışmaların ... veya yetkili kılınacak Müessese Müd. tarafından işletme projesine uygun yapılıp yapılmadığının kontrol edileceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir. Bu tespitler karşısında davalılar ... Gn. Müd. ile davalı .... Tic. Ltd. Şti. arasındaki ilişkinin 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince alt işveren-üst işveren ilişkisi olarak değerlendirilmek gerektiği açıktır. Hal böyle olunca alt işveren işçisi olan kazalının sürekli iş görmezliğe uğradığı olay nedeniyle üst işveren ... Gn. Müd.’nün sorumluluklarının Kanundan kaynaklandığı, hizmet akdinden sonra olmak üzere 24.06.2010 tarihinde 5995 sayılı Kanun ile yürürlüğe giren 3213 sayılı Maden Kanunu'nun ek 7. maddesinin geriye yürütülemeyeceği gözardı edilerek davalı ... Gn. Müd.'nün kusurunun bulunmadığı ve asıl-alt işverenlik ilişkisinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.