Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/3954 E., 2025/4951 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/3954 E., 2025/4951 K. (25.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3954
Karar No
2025/4951
Karar Tarihi
25.03.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/3954 E. , 2025/4951 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı gerçek kişiler yönünden davanın reddine, davalı şirket yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 19.12.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacılar adına Av. ... ile davalılar adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili özetle; meydana gelen iş kazası nedeniyle müvekkillerinden ...'ın sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığı, kazanın davalıların kusurlarından kaynaklandığından bahisle davacı kazalı için 6.879,23 TL geçici iş göremezlikten, 909.793,93 TL sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat, 10.526,35 TL bakıcı gideri, 231.552,00 müstakbel protez gideri olmak üzere toplam 1.158.751,51 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminat, eş ve çocuklar için 50.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kazalı yönünden bakıcı giderinden kaynaklanan maddi tazminat isteminin reddine, bunun dışındaki maddi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı kazalı lehine 85.000,00 TL, eş lehine 40.000,00 TL, çocuklar lehine 35.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacılar vekili özetle, kusur oran ve aidiyetinin hatalı belirlendiğini, davalı gerçek kişiler yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı kazalının bakıcı giderinden kaynaklanan maddi tazminat isteminin reddine verilmesinin yerinde olmadığını, hüküm altına alınan manevi tazminat tutarlarının az olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

VI. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi, yakınlarının ise manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (..., Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, ... 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (..., Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, ... 2000, s.288). Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Dosya kapsamından hüküm altına alınan tazminatlardan sorumlu tutulan davalı şirketin İlk Derece Mahkemesi kararından önce 28.04.2022 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda davalı şirketin karar tarihinden önce ticaret sicilinden terkin edildiği gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş; davacı tarafa davalı şirketi iş bu dava nedeniyle ihya etmesi ve şirkete tasfiye memuru atanması için önel vermek, ihya davası açıldığı takdirde bu davanın sonucunu beklemek, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Davacılar avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı