Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/12833 E., 2025/4948 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/12833 E., 2025/4948 K. (25.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12833
Karar No
2025/4948
Karar Tarihi
25.03.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/12833 E. , 2025/4948 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmek ve de davalı ... şirketi vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 25.06.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... İnş. Nak... Sist. San. ve Tic. Ltd. Şti. adına Avukat ... ile davacı adına Avukat ... ve davalı ... adına Avukat ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığı, davalıların iş kazasının meydana gelişinde kusurlu olduklarından bahisle 1.258.870,37 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davacının iş kazası nedeniyle %48,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davacının %25, alt işveren davalı ... şirketinin %60, asıl işveren davalı Belediyenin %15 oranında kusurlu olduklarından bahisle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 30.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının müvekkili belediyenin kadrosunda çalışmadığını, bu nedenle müvekkili belediyenin davanın tarafı olmadığını, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dosyada alınan bilirkişi raporlarında müvekkili idareye yöneltilen kusur oranının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu hususta yapılan itiraz dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu, müvekkiline verilen kusur oranının fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının müvekkili şirkette çalışmaya başlamadan önce, 2010 yılında kendi iş yerinde iş kazası geçirdiğini, bu durumun müvekkili şirkette işe başlamadan önce işyeri hekimi tarafından yapılan muayene ile tespit edilerek rapor altına alındığını, meydana gelen kazanın davacının kendi kusurundan kaynaklandığını, müvekkilinin kusursuz olduğunu, müvekkiline %60 oranında kusur verilmesinin hukuka aykırı ve fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı şirket vekilinin temyiz dilekçesinde davacının 2010 yılında başka bir iş kazası geçirdiğini, bu nedenle sol ayağında güç kaybı olduğunu, bu hususun 2014 tarihli işe giriş sağlık raporunda iş yeri hekimi tartafından rapora yazıldığını, Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edilen oranın eski kazaya ilişkin olduğunu iddia ettiği, davacının işe giriş / periyodik muayene formunu ibraz ettiği, İlk Derece Mahkemesince davalı şirketin bu yöndeki sürekli iş göremezlik oranı itirazının ilk kez ıslaha beyan dilekçesi ile ileri sürüldüğü, daha önce ileri sürülmediği, davacı lehine bu yönden usuli kazanılmış hak oluştuğu gerekçeleri ilekabul edilmediği, davalı tarafın aşamalarda süresinde ileri sürdüğü genel olarak ileri sürdüğü sürekli iş göremezlik oranı itirazları bulunduğu, temyiz incelemesine konu eldeki dosyada Kurum tarafından davacının sürekli iş göremezlik oranı %0 olarak tespit edildiği için sürekli iş göremezlik geliri de bağlanmadığı ve hesap raporunda ilk peşin sermaye değeri tenzilatı yapılmadığı, Bölge Adliye Mahkemesi karar başlığında davalı ... şirketinin iki kez gösterildiği anlaşılmaktadır. 5510 sayılı Kanun'un 18. maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19. maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 95. maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır. Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir. Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu oluşturmaktadır. Kanun'un 55. maddesinde, “ Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir. Adalet Komisyonu'nun 55. maddesinin gerekçesinde; “sosyal güvenlik ödemelerinin, denkleştirme (indirim) işlevi görebilmesi, onun sorumluluğu doğuran olaya sebebiyet verenlere rücu edilebilmesine bağlıdır. Bu kural gereği, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri; teknik arıza, tam kaçınılmazlık hallerindeki ödemeler, bu tazminatlardan indirilemez. Bağlanan gelirlerin, işçinin kusuru ve kaçınılmazlık gibi nedenlerle rücu edilemeyen kısmı da indirilemez. Bir kısmı rücu edilemeyen miktar dahi denkleştirilemeyeceği gibi, zarar görenin kusuruna (müterafik kusura) yansıyan sosyal güvenlik ödemeleri, tahsis tarihinden sonra meydana gelen sosyal güvenlik ödemelerindeki artışlar, kısmi kaçınılmazlık ve teknik arıza halindeki ödemeler ve benzerleri rücu edilemediğinden bu miktarlar dahi denkleştirilemez.” düzenlemesi mevcuttur. Öte yandan, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanun'un 2. maddesinde; “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır” düzenlemesi yer almıştır. Dairemizin ve giderek Yargıtayın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanun'un 55. maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır. Ayrıca 6100 sayılı HMK’nın 297/1-b maddesine göre hüküm tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini içermelidir. Somut olayda davacının 2010 yılı (dahil) - 07.03.2017 tarihleri arasındaki temin edilebilen tıbbi rapor ve belgelerinin celp edilerek dosyaya eklenmesi, Kurum'dan davacının temyiz incelemesine konu 07.03.2017 tarihli iş kazasından önce 5510 sayılı Kanunun 4-a ve/veya 4-b maddesi kapsamında sigortalı olarak çalışmaktayken geçirmiş olduğu başka bir iş kazası olup olmadığının sorulması, sürekli iş göremezlik oranı tespit kararlarının celp edilerek dosyaya eklenmesi, davacının daha önce başka bir kaza geçirdiğinin anlaşılması halinde Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu'ndan önceki kaza nedeniyle oluşan sürekli iş göremezlik oranı ile yargılamaya konu iş kazasında tespit edilen sürekli iş göremezlik oranının birbirlerine etkisi ve oranının tespiti konusunda rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı vekilinin sürekli iş göremezlik oranına itirazının hatalı gerekçe ile kabul edilmemesi yerinde görülmemiştir. Kabul ve uygulamaya göre de öncelikle Kurum'dan 07.03.2017 tarihli iş kazası nedeniyle davacının sürekli iş göremezlik oranının %48,20 olarak tespit edilmiş olması halinde, bağlanacak gelirin ilk peşin sermaye değerinin ne miktarda olacağının sorulması, Kurum'un cevap verememesi durumunda, % 48,20 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden bağlanacak sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değerinin ne miktarda olacağının bilirkişiye hesaplattırılması ve bulunan ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilecek kısmının 05.09.2023 tarihli bilirkişi hesap raporunda belirlenen maddi zarar tutarından tenzil edilerek sonuca gidilmesi gerekirken bu yönde bir tenzilat yapılmaksızın karar verilmesi yerinde değildir. Yine kabul ve uygulamaya göre Bölge Adliye Mahkemesince karar başlığında davalı ... şirketinin iki kez gösterilmiş olması isabetsizdir. Mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda davacının sürekli iş göremezlik oranını tespit etmek, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değişmemesi gerektiğini göz önünde bulundurmak, yine maddi zarar tutarı belirlenirken hesaplamaya esas teşkil eden sürekli iş göremezlik oranı üzerinden hesaplanan ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilecek kısmının maddi zarar tutarından tenzil edilmesi gerektiğini dikkate almak, usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Davalılar avukatları yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3c8a4c0f3af10bb0 0e6b8a86123d97ec

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı