Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2025/16 E., 2025/4939 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/16 E., 2025/4939 K. (25.03.2025) – Miras

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/16
Karar No
2025/4939
Karar Tarihi
25.03.2025
Konu
Miras

10. Hukuk Dairesi 2025/16 E. , 2025/4939 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... sigorta sicil numarası ile 01.02.1996 tarihleri ile 16.11.2000 tarihleri arasında (07.01.2000 - 15.01.2000 arası sadece 15 gün hariç olmak üzere) kümes bakıcısı sıfatı ile davalıların murisi ... ... ...'ye ait davalı ...'nin de ortak olduğu ... iş yeri sicil no.lu ... Sanayi ve ... A.Ş'de, devamında ise bu iş yerinin tasfiyesi sonrası muris ... ... ... tarafından ... iş yeri sicil numarası ile devam ettirilen iş yerinde çalıştığı, davacının bu çalışmaları esnasında işverenler tarafından tam olarak sigortalarının yapıldığı ve sigorta primlerinin tam ödendiğini bildiği, davacının emeklilik işlemleri ile ilgili olarak Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat ettiğinde emeklilik süresinin dolmadığını, sigorta girişinin muris ... ... ... tarafından 14.10.2000 tarihinde başlatıldığını öğrendiği, bu durumun davacının maddi kayba uğramasına neden olduğu gibi emeklilik işlemlerinin de gecikmesine sebep olduğu, davacının 01.02.1996 - 07.01.2000 ile 16.01.2000 - 16.11.2000 günleri arası çalışmışlığının tespiti ve eksik sigorta günlerinin tespiti ile davalılarca ilgili primlerin ödettirilmesi için dava açılması zorunluluğu doğduğu iddiasıyla davacının ... sigorta sicil numarası ile 01.02.1996 - 07.01.2000 ile 16.01.2000 - 16.11.2000 günleri arası davalıların murisi ... ... ...'ye ait ... iş yeri sicil numaralı iş yerinde ve öncesinde tasfiye edilen davalı ...'nin de ortak olduğu yine murise ait ... işyeri sicil no.lu ... Sanayi ve ... A.Ş'de tam ve kesintisiz olarak çalışmışlığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekilinin 12.09.2023 tarihli açıklama dilekçesinde, davacının, 14.10.2000 - 16.11.2000 tarihleri arasındaki dönemde davalıların murisi ... ... ...'ye ait iş yerinde çalıştığını beyan etmiştir. II.CEVAP 1.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmemekle birlikte iddia olunan gibi bir çalışmanın sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı ya da ne zaman bu niteliğe kavuştuğu yönü üzerinde de durulması gerektiği, davacının çalıştığını iddia ettiği tarihin başlangıç tarihi dikkate alındığında hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesi gerektiği, nitekim davacının Kurum kayıtlarında yapılan incelemesinde davalıya ait iş yerinde 2000/03 döneminde bildirilen 34 gün çalışması olduğunun tespit edildiği, çalıştığı iddia edilen hizmete ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediğinin ya da çalışıldığının Kurumca tespit edilip edilmediğinin araştırılarak, daha sonra hizmetinin geçtiği iddia edilen yıllarda iş yerinin gerçekten var olup olmadığı, 506 sayılı Kanun kapsamında, kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı, çalışma konusu işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediğinin tek tek incelenmesi ve bu göre hüküm tesis edilmesi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesindeki iddialarına karşılık olarak davacıya ait SGK uzun vade hizmet dökümünün incelenmesinde beyanlarının gerçek dışı olduğu, mevcut kayıtlara göre davacı tarafın ilk olarak 07.01.2000 tarihinde ... sicil no.lu ....'e ait (murise ait iş yeri ile bağlantısı olmayan) iş yerinde sigortalı olarak çalışmaya başladığı, davacı tarafın o iş yerinden ayrıldıktan sonra 14.10.2000 - 16.11.2000 tarihleri arasında sadece bir ay ... sicil no.lu murise ait iş yerinde çalıştığı ve o dönemde de sigortasının yapıldığı, ayrıca davacı tarafın murise ait iş yerinde 22.08.2009 - 22.07.2011 tarihleri arasında da sigortalı olarak çalıştığı ve çalıştığı tüm dönemlerde sigortasının eksiksiz olarak Kuruma bildirildiği, dosyadaki davacıya ait hizmet dökümü incelendiğinde de durumun böyle olduğunun tespit edileceği, davacının dava dilekçesinde belirttiği tarihlerde başka bir iş yerinde işe giriş kaydı bulunduğu, atılan asılsız iddiaları kabul etmemekle ve kabul manasına da gelmemesi kaydı ile davacının dosyaya o tarihlerde çalıştığına dair hak düşürücü süreyi kesecek, geçerli bir delil de sunamadığı, davacı yanın talebinin zamanaşımına uğradığının sabit olduğu, dolayısıyla davacının bütün taleplerinin gerek 506 sayılı Kanunu'nun 79. maddesi gerekse de 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesi gereği zamanaşımına uğradığı, 01.04.1981 doğumlu davacının çalışmaya başladığını iddia ettiği tarihte henüz on beş yaşında olduğu, şirket politikası gereği murisin hiçbir zaman on sekiz yaş altı işçi çalıştırmadığı, davacı tarafın EYT kapsamına girebilmek için gerçek dışı beyanlarda bulunduğu, muris şirket sahibinin iş yerini işlettiği dönem boyunca hiçbir zaman on sekiz yaş altı işçi çalıştırmadığı, gerek işin gereği gerekse de şirket politikası olarak zaten bu durumun mümkün olmadığı, hal böyleyken davacı tarafın dava dilekçesinde henüz on beş yaşındayken murise ait iş yerinde işe başladığını iddia ettiği, davacının dava dilekçesinde belirttiği tarihlerde murise ait iş yerinde çalışmadığı, davacı tarafın bu mesnetsiz iddialarını kabul etmedikleri, davacı tarafın 23 yıldır şahsi hizmet dökümüne bakmamasının hayatın olağan akışına ters olduğu, davacının işbu mesnetsiz davasının haksız kazanç elde etme çabasından başka bir şey olmadığı, davanın reddedilmesi gerektiği, atılan asılsız iddiaları kabul etmemekle ve kabul manasına da gelmemesi kaydı ile davacı tarafın dava dilekçesinde dört yıla yakın bir dönem murise ait iş yerinde sigortasız çalıştırıldığını iddia etse de böyle bir yanlışlığı yıllarca fark etmemiş olmasının hayatın olağan akışına ters olduğu, davacının çalışma hayatı boyunca bir çok iş yerinde çalışmış olup SGK dökümünü şimdiye kadar incelememiş olmasının imkansız olduğu, tek hedefi EYT kapsamına girebilmek olan davacının tamamen gerçek dışı iddialar ortaya atarak haksız fayda elde etme amacıyla açtığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; dava dilekçesinde, davanın, ... Sanayi ve ... Şirketine izafe edildiğine ilişkin herhangi bir ibare yer almadığı, davanın sadece, işveren ... ... mirasçılarına izafe edildiği, bu durumda 29.11.2013 tarihi itibariyle ... sicil kaydı terkin edilen ve dava tarihi itibariyle tüzel kişiliği bulunmayan ... Sanayi ve ... Şirketinin davada taraf olmadığı değerlendirildiği ve 01.02.1996 -14.10.2000 tarihleri arasındaki dönem için usulüne uygun açılmış bir dava olmadığından davacı tarafa şirketin ihyası için süre verilmediği ve belirtilen döneme ilişkin hizmet süresi bakımından herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, 12.09.2023 tarihli açıklama dilekçesinde, davacının, 14.10.2000 - 16.11.2000 tarihleri arasındaki dönemde davalıların murisi ... ... ...'ye ait işyerinde çalışmasına rağmen bildirimlerinin yapılmadığı iddia edilmiş ise de dosya arasında bulunan unvanlı hizmet cetveline göre davacının, davalıların murisine ait ... sicil numaralı işyerinde 14.10.2000 - 16.11.2000 tarihleri arasındaki dönem için 34 gün hizmet bildirimi yapıldığı, dolayısıyla talep konusu dönemde işverence davacının sigorta bildirimlerinin tam olarak yapılması nedeniyle belirtilen döneme ilişkin tespit davası açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın HMK 114/1-h ve HMK 115/2 maddeleri uyarınca hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... Sanayi ve ... Şirketi terkin edildiğinden davalı olarak gösteremedikleri, 01.02.1996 - 07.01.2000 ve 16.01.2000 - 16.11.2000 arasındaki çalışmaları yönünden davalarının ve taleplerinin bulunduğu, dava açmakta hukuki yararlarının bulunduğu, vekalet ücreti takdirinin yerinde olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 1.506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanun'un 2. maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6. maddesi gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 2. Öte yandan; dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, ... hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, ... hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. 3.Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, Mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. 4. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu ... hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu ... hakka ilişkindir (..., ... Usul Hukuku, 7. baskı, ... 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, ... hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (..., ... Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. ... 2000, s.288).Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ... sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise tüzel kişilik ... sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Şu halde yapılması gereken iş; anılan Hukuk Genel Kurulu kararı çerçevesinde, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin ihyası için tasfiye memurluğu ile ... Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmeli, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucu beklenmeli, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar verilmelidir. 5.Somut olayda, davacının talebine göre hizmet tespitine konu çalışmaların dava dışı ... Sanayi ve ... Şirketi adına kayıtlı iş yerinde geçtiği ileri sürülmektedir. Davacı, söz konusu şirketin terkin edildiğini belirterek doğrudan şirkete husumet yöneltmemiş, yerine şirket yöneticilerini hasım göstermek suretiyle dava açmıştır. Ancak hizmet tespit davalarında verilecek hüküm, işveren açısından prim borcu ve fer'ileri de dahil olmak üzere 506 sayılı Kanun kaynaklı birçok mali ve hukuki sorumluluk doğuracağından, öncelikle ... Sanayi ve ... A.Ş.’nin ilgili dönemde işveren sıfatına sahip olup olmadığı usulüne uygun şekilde belirlenmelidir. İşverenin doğrudan hak alanını ilgilendiren bu tür davalarda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124. maddesi uyarınca, ilgili şirkete uygun biçimde husumet yöneltilerek davaya dâhil edilmesi zorunludur. 6.Söz konusu şirkete husumet yöneltildikten sonra şirketin bağlı bulunduğu ... Sicil Müdürlüğünden terkin kaydının mevcut olup olmadığı usulünce araştırılmalı; terkinin varlığı halinde, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, davacıya şirketin ihyası için dava açmak üzere süre verilmelidir. Bu ihya davasının sonucu doğrultusunda, ihya edilen şirket yönünden taraf teşkili sağlanarak yargılama yürütülmelidir. Mahkemece, başka bir davaya ilişkin verilmiş bir ihya kararının bu dosyada bağlayıcı olmayacağı da dikkate alınmadan, eksik taraf teşkiliyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bu durum kararın bozulmasını gerektirmektedir. 7.Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 7be5a6d21b1d11de c21c858fd990bf30 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 10. Hukuk Dairesi 2025/16 E. , 2025/4939 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... sigorta sicil numarası ile 01.02.1996 tarihleri ile 16.11.2000 tarihleri arasında (07.01.2000 - 15.01.2000 arası sadece 15 gün hariç olmak üzere) kümes bakıcısı sıfatı ile davalıların murisi ... ... ...'ye ait davalı ...'nin de ortak olduğu ... iş yeri sicil no.lu ... Sanayi ve ... A.Ş'de, devamında ise bu iş yerinin tasfiyesi sonrası muris ... ... ... tarafından ... iş yeri sicil numarası ile devam ettirilen iş yerinde çalıştığı, davacının bu çalışmaları esnasında işverenler tarafından tam olarak sigortalarının yapıldığı ve sigorta primlerinin tam ödendiğini bildiği, davacının emeklilik işlemleri ile ilgili olarak Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat ettiğinde emeklilik süresinin dolmadığını, sigorta girişinin muris ... ... ... tarafından 14.10.2000 tarihinde başlatıldığını öğrendiği, bu durumun davacının maddi kayba uğramasına neden olduğu gibi emeklilik işlemlerinin de gecikmesine sebep olduğu, davacının 01.02.1996 - 07.01.2000 ile 16.01.2000 - 16.11.2000 günleri arası çalışmışlığının tespiti ve eksik sigorta günlerinin tespiti ile davalılarca ilgili primlerin ödettirilmesi için dava açılması zorunluluğu doğduğu iddiasıyla davacının ... sigorta sicil numarası ile 01.02.1996 - 07.01.2000 ile 16.01.2000 - 16.11.2000 günleri arası davalıların murisi ... ... ...'ye ait ... iş yeri sicil numaralı iş yerinde ve öncesinde tasfiye edilen davalı ...'nin de ortak olduğu yine murise ait ... işyeri sicil no.lu ... Sanayi ve ... A.Ş'de tam ve kesintisiz olarak çalışmışlığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekilinin 12.09.2023 tarihli açıklama dilekçesinde, davacının, 14.10.2000 - 16.11.2000 tarihleri arasındaki dönemde davalıların murisi ... ... ...'ye ait iş yerinde çalıştığını beyan etmiştir. II.CEVAP 1.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmemekle birlikte iddia olunan gibi bir çalışmanın sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı ya da ne zaman bu niteliğe kavuştuğu yönü üzerinde de durulması gerektiği, davacının çalıştığını iddia ettiği tarihin başlangıç tarihi dikkate alındığında hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesi gerektiği, nitekim davacının Kurum kayıtlarında yapılan incelemesinde davalıya ait iş yerinde 2000/03 döneminde bildirilen 34 gün çalışması olduğunun tespit edildiği, çalıştığı iddia edilen hizmete ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediğinin ya da çalışıldığının Kurumca tespit edilip edilmediğinin araştırılarak, daha sonra hizmetinin geçtiği iddia edilen yıllarda iş yerinin gerçekten var olup olmadığı, 506 sayılı Kanun kapsamında, kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı, çalışma konusu işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediğinin tek tek incelenmesi ve bu göre hüküm tesis edilmesi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesindeki iddialarına karşılık olarak davacıya ait SGK uzun vade hizmet dökümünün incelenmesinde beyanlarının gerçek dışı olduğu, mevcut kayıtlara göre davacı tarafın ilk olarak 07.01.2000 tarihinde ... sicil no.lu ....'e ait (murise ait iş yeri ile bağlantısı olmayan) iş yerinde sigortalı olarak çalışmaya başladığı, davacı tarafın o iş yerinden ayrıldıktan sonra 14.10.2000 - 16.11.2000 tarihleri arasında sadece bir ay ... sicil no.lu murise ait iş yerinde çalıştığı ve o dönemde de sigortasının yapıldığı, ayrıca davacı tarafın murise ait iş yerinde 22.08.2009 - 22.07.2011 tarihleri arasında da sigortalı olarak çalıştığı ve çalıştığı tüm dönemlerde sigortasının eksiksiz olarak Kuruma bildirildiği, dosyadaki davacıya ait hizmet dökümü incelendiğinde de durumun böyle olduğunun tespit edileceği, davacının dava dilekçesinde belirttiği tarihlerde başka bir iş yerinde işe giriş kaydı bulunduğu, atılan asılsız iddiaları kabul etmemekle ve kabul manasına da gelmemesi kaydı ile davacının dosyaya o tarihlerde çalıştığına dair hak düşürücü süreyi kesecek, geçerli bir delil de sunamadığı, davacı yanın talebinin zamanaşımına uğradığının sabit olduğu, dolayısıyla davacının bütün taleplerinin gerek 506 sayılı Kanunu'nun 79. maddesi gerekse de 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesi gereği zamanaşımına uğradığı, 01.04.1981 doğumlu davacının çalışmaya başladığını iddia ettiği tarihte henüz on beş yaşında olduğu, şirket politikası gereği murisin hiçbir zaman on sekiz yaş altı işçi çalıştırmadığı, davacı tarafın EYT kapsamına girebilmek için gerçek dışı beyanlarda bulunduğu, muris şirket sahibinin iş yerini işlettiği dönem boyunca hiçbir zaman on sekiz yaş altı işçi çalıştırmadığı, gerek işin gereği gerekse de şirket politikası olarak zaten bu durumun mümkün olmadığı, hal böyleyken davacı tarafın dava dilekçesinde henüz on beş yaşındayken murise ait iş yerinde işe başladığını iddia ettiği, davacının dava dilekçesinde belirttiği tarihlerde murise ait iş yerinde çalışmadığı, davacı tarafın bu mesnetsiz iddialarını kabul etmedikleri, davacı tarafın 23 yıldır şahsi hizmet dökümüne bakmamasının hayatın olağan akışına ters olduğu, davacının işbu mesnetsiz davasının haksız kazanç elde etme çabasından başka bir şey olmadığı, davanın reddedilmesi gerektiği, atılan asılsız iddiaları kabul etmemekle ve kabul manasına da gelmemesi kaydı ile davacı tarafın dava dilekçesinde dört yıla yakın bir dönem murise ait iş yerinde sigortasız çalıştırıldığını iddia etse de böyle bir yanlışlığı yıllarca fark etmemiş olmasının hayatın olağan akışına ters olduğu, davacının çalışma hayatı boyunca bir çok iş yerinde çalışmış olup SGK dökümünü şimdiye kadar incelememiş olmasının imkansız olduğu, tek hedefi EYT kapsamına girebilmek olan davacının tamamen gerçek dışı iddialar ortaya atarak haksız fayda elde etme amacıyla açtığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; dava dilekçesinde, davanın, ... Sanayi ve ... Şirketine izafe edildiğine ilişkin herhangi bir ibare yer almadığı, davanın sadece, işveren ... ... mirasçılarına izafe edildiği, bu durumda 29.11.2013 tarihi itibariyle ... sicil kaydı terkin edilen ve dava tarihi itibariyle tüzel kişiliği bulunmayan ... Sanayi ve ... Şirketinin davada taraf olmadığı değerlendirildiği ve 01.02.1996 -14.10.2000 tarihleri arasındaki dönem için usulüne uygun açılmış bir dava olmadığından davacı tarafa şirketin ihyası için süre verilmediği ve belirtilen döneme ilişkin hizmet süresi bakımından herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, 12.09.2023 tarihli açıklama dilekçesinde, davacının, 14.10.2000 - 16.11.2000 tarihleri arasındaki dönemde davalıların murisi ... ... ...'ye ait işyerinde çalışmasına rağmen bildirimlerinin yapılmadığı iddia edilmiş ise de dosya arasında bulunan unvanlı hizmet cetveline göre davacının, davalıların murisine ait ... sicil numaralı işyerinde 14.10.2000 - 16.11.2000 tarihleri arasındaki dönem için 34 gün hizmet bildirimi yapıldığı, dolayısıyla talep konusu dönemde işverence davacının sigorta bildirimlerinin tam olarak yapılması nedeniyle belirtilen döneme ilişkin tespit davası açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın HMK 114/1-h ve HMK 115/2 maddeleri uyarınca hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... Sanayi ve ... Şirketi terkin edildiğinden davalı olarak gösteremedikleri, 01.02.1996 - 07.01.2000 ve 16.01.2000 - 16.11.2000 arasındaki çalışmaları yönünden davalarının ve taleplerinin bulunduğu, dava açmakta hukuki yararlarının bulunduğu, vekalet ücreti takdirinin yerinde olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 1.506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanun'un 2. maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6. maddesi gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. 2. Öte yandan; dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, ... hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, ... hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. 3.Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, Mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. 4. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu ... hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu ... hakka ilişkindir (..., ... Usul Hukuku, 7. baskı, ... 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, ... hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (..., ... Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. ... 2000, s.288).Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ... sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise tüzel kişilik ... sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Şu halde yapılması gereken iş; anılan Hukuk Genel Kurulu kararı çerçevesinde, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin ihyası için tasfiye memurluğu ile ... Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmeli, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucu beklenmeli, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar verilmelidir. 5.Somut olayda, davacının talebine göre hizmet tespitine konu çalışmaların dava dışı ... Sanayi ve ... Şirketi adına kayıtlı iş yerinde geçtiği ileri sürülmektedir. Davacı, söz konusu şirketin terkin edildiğini belirterek doğrudan şirkete husumet yöneltmemiş, yerine şirket yöneticilerini hasım göstermek suretiyle dava açmıştır. Ancak hizmet tespit davalarında verilecek hüküm, işveren açısından prim borcu ve fer'ileri de dahil olmak üzere 506 sayılı Kanun kaynaklı birçok mali ve hukuki sorumluluk doğuracağından, öncelikle ... Sanayi ve ... A.Ş.’nin ilgili dönemde işveren sıfatına sahip olup olmadığı usulüne uygun şekilde belirlenmelidir. İşverenin doğrudan hak alanını ilgilendiren bu tür davalarda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124. maddesi uyarınca, ilgili şirkete uygun biçimde husumet yöneltilerek davaya dâhil edilmesi zorunludur. 6.Söz konusu şirkete husumet yöneltildikten sonra şirketin bağlı bulunduğu ... Sicil Müdürlüğünden terkin kaydının mevcut olup olmadığı usulünce araştırılmalı; terkinin varlığı halinde, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, davacıya şirketin ihyası için dava açmak üzere süre verilmelidir. Bu ihya davasının sonucu doğrultusunda, ihya edilen şirket yönünden taraf teşkili sağlanarak yargılama yürütülmelidir. Mahkemece, başka bir davaya ilişkin verilmiş bir ihya kararının bu dosyada bağlayıcı olmayacağı da dikkate alınmadan, eksik taraf teşkiliyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bu durum kararın bozulmasını gerektirmektedir. 7.Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 7be5a6d21b1d11de c21c858fd990bf30 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı