10. Hukuk Dairesi 2024/6592 E. , 2025/4934 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki sürekli iş göremezlik oranının tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı istinaf istemi kabul edilerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı iş verenlikteki çalışmasından dolayı meslek hastalığı oluştuğu, davalı iş verenlikte 2002-2006 tarihleri arasında "Ürün Kontrol bölümünde "Lastik Paletleme İşçisi" olarak çalıştığı, davacı tarafından söz konusu lastik paletleme işinin günde 1000 adet lastiği sürekli kaldırıp paletlere koyma ve tekrar alma şeklinde gerçekleştiği, ayrıca davacının bu iş yanında birde yemek ve çay molalarında lastik temizleme v e hurda lastiklerin kesimi işi de yaptığı, davacının 2006-2013 yılları arasında "Lastik Kontrol" işçisi olarak çalıştığı, bu bölümde sürekli ayakta kalarak lastikleri kontrol ettiği, lastik paletleme bölümünde yaptığı ağır işler sebebiyle meydana gelen bel rahatsızlığı ile sürekli ayakta kalarak çalışmasının birleşmesi sonucu 2011 yılında belinden ameliyat olduğu, ameliyat dönüşü işe başladığında, durumunu belirtmesine ve ağır işte çalıştırılamaz raporunun olmasına rağmen davalı işverenlik, 5 ay boyunca sürekli ve tekrar hareket gerektiren ağır işi yaptırmaya devam ettirdiği, davacının 2013 yılından iş akdinin sona erdiği 04.05.2019 tarihine kadar davalı işverenlikte "Kalıp Temizleme İşçisi" olarak çalıştığı, davacının kalıp temizleme işçisi olarak elinde yaklaşık 1 kg ağırlığındaki matkapla kolları sürekli yukarıda tutarak delik temizleme işi yaptığı, davacının kalıp temizlemede 50 kg ağırlığında kalıbı dikerek ve yanak denilen malzemeyi de elle çevirerek çalışmak zorunda kaldığı, tenisçi dirseği hastalığı tekrarlayan zorlanmalara bağlı olarak bu bölgedeki kas-kemik bileşkesinde ortaya çıkan küçük yırtıklar ve dejenerasyon sonucu oluştuğu, davalı Kurumun davacının meslek hastalığına yakalanmış olduğunu kabul ettiği ancak hastane raporlarıyla çelişecek şekilde meslekte kazanma kayıp oranının %0 olduğu sonucuna ulaştıkları iddiasıyla meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi zararlara ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla %0 olarak belirlenen davacının meslekte kazanma gücü kayıp oranına ilişkin Kurum işleminin iptali ile meslek hastalığı nedeniyle davacıda oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum tarafından yapılan işlemlerin usul ve kanuna uygun olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iş yerinde çalışmasından kaynaklanan herhangi bir meslek hastalığı bulunmadığı, davacının sağlık sorunlarının mesleki olmayıp davalı iş yerinde çalışmasından kaynaklanmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davacının, davalı işyerinde çalışmasından kaynaklı olarak aldırılan Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulunun 26.01.2023 tarih ve 353 sayılı raporu atıfla davacının davasının kısmen kabulüne, davalı Kurumun davacının meslekte kazanma gücü kayıp oranına dair kurum işleminin kısmen iptaline, davacının Bilateral omuz impingement sendromu meslek hastalığı nedeniyle E cetveline (yaşına) göre %21.0 (yüzdeyirmibirnoktasıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile, davalı kurumun davacının meslekte kazanma gücü kayıp oranına dair işleminin bilateral omuz impingement sendromu meslek hastalığı yönünden kısmen iptaline, davacı ...'ın, Adli Tıp 2. Üst Kurulunun 26.01.2023 tarih ve 2023/353 Karar sayılı raporunda kararında belirtildiği şekilde, bilateral omuz impingement sendromu meslek hastalığı nedeniyle E cetveline (yaşına) göre %21.0 (yüzdeyirmibirnoktasıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının tespitine, davacı ...'ın meslek hastalığının ve maluliyetinin başlangıç tarihinin Adli Tıp 2. Üst Kurulunun 26.01.2023 tarih ve 2023/353 Karar sayılı raporunda belirlendiği üzere 29.05.2019 tarihi olduğunun tespitine, karar verilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; diğer hastalıklar yönünden mesleki ve meslekte kazanma gücü kayıp oranın %0 olarak tespiti ile servikal ve opere lomber diskopati hastalıkları yönünden de "işle ilgili hastalık" tespiti yapılmasının kısmi kabul nedeni olarak görülmesi ve neticede aleyhe vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu esastan reddedilmiş olmasına rağmen davacı lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan güncel AAÜT'ne göre 17.900,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 3.Davalı işveren vekili temyiz dilekçesinde özetle; raporlara karşı somut itirazlarının raporlarda karşılanmadığı, güncel ... alınmadığı, işten ayrılma sonrası oluşan hastalıklardan sorumlu olmadıkları, Asli Tıp Kurullarının davacıyı muayene etmediği, illiyet bağı araştırması yapılmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sürekli iş göremezlik oranının tespitine ilişkindir. 1.Bir Mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. 2.Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (Mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst Mahkeme de bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (.../ ..., .../ ..., ; ... Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Anayasanın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 3.Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. 4.Yukarıda vurgulanan hususlar, Hukuk Genel Kurulunun 19.04.2006 gün ve E:2006/4-142, K:229; 05.12.2007 gün ve E:2007/3-981, K:936; 23.01.2008 gün ve E:2008/14-29, K:4; 19.03.2008 gün ve E:2008/15-278, K:254; 18.06.2008 gün ve E:2008/3-462, K:432; 21.10.2009 gün ve E:2009/9-397, K:453; 24.02.2010 gün ve E:2010/1-86, K:108; 28.04.2010 gün ve E:2010/11-195, K:238; 22.06.2011 gün ve E:2011/11-344, K:436; 08.02.2012 gün 2011/10-726 E, 2012/57 K; 28.09.2012 gün 2012/3-444 E, 2012/638 K; 16.03.2012 gün 2012/2-97 E, 2012/203 K sayılı kararlarında da, benimsenmiştir. Yine 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği kanun koyucunun amacına uygun olduğu gibi kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır. 5.Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasanın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nun 297. maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. 6.Öte yandan, Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. 7.Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi kanun ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama gerek yargı erki ile yargıcın, gerek Mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. 8.Eldeki davada, Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde "davalıların istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerektiği... Davacının istinaf istemi incelendiğinde... hükmün hatalı olduğu" belirtildiği halde hüküm fıkrasında "davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulüne" karar verildiği anlaşılmakta olup yazılı şekilde karar tesisi hükmün gerekçesinin karar ile uyumlu olmasına ilişkin emredici kuralı ihlal etmektedir. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9a29795ce3ddcfa6 785d8a56a46675c1