10. Hukuk Dairesi 2024/3012 E. , 2025/4928 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı ... ve ... Tic. A.Ş. şirketi yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ve davalı gerçek kişiler tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, tüm davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... ve ... Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 05.04.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... ve ... Tic. A.Ş. adına Av. ...geldi. Diğer taraflar adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemiz’e gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili özetle; eş için 315.627,80 TL maddi, 30.000,00 TL manevi, çocuk ... için 42.255,84 TL maddi, 25.000,00 TL manevi, çocuk ... için 47.227,84 TL maddi, 25.000,00 TL manevi, anne için 104.575,62 TL maddi, 30.000,00 TL manevi, baba için 21.603,73 TL maddi, 30.000,00 TL manevi, kardeşler için 15.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı şirket vekili özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle trafik iş kazasının meydana gelişinde kaza yapan aracı kullanan ... işveren ...’in %100 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle; davalı ... şirketi yönünden adı geçen davalının asıl işveren konumunda bulunmadığından bahisle husumet nedeniyle davanın reddine, diğer davalılar yönünden eş lehine 240.592,80 TL maddi tazminat ödenmesine, diğer maddi tazminat istemlerinin kabulüne, eşe, anne ve babaya 25.000,00’er TL, çocuklara 20.000,00’er TL, kardeşlere 10.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı gerçek kişiler tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, tüm davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı ... şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin asıl işveren olmadığını, müvekkili şirket ile yetkili servis sözleşmesi ... Ticaret firmasının ... ...’e değil, adı geçenin kardeşi ...’e ait olduğunu, nitekim ... ...’ın SGK bildirimlerinin de ... tarafından yapıldığını, ancak kazadan sonra bu bildirimlerin iptali yoluna gidildiğinin anlaşıldığını, diğer davalı firmanın müvekkili şirket dışında başka firmalara da yetkili servis hizmeti sağladığını, bu nedenle işçilerin yalnızca müvekkili şirkete ait işlerde çalıştırıldığının söylenemeyeceğini, bu durumda müvekkili şirket ile ilgili firmanın alt işverenlik ilişkisi içinde değerlendirilemeyeceğini, İstanbul Anadolu 3. İş Mahkemesi’nin 2011/101 E. sayılı dosyasında alınan kusur raporunda da müvekkilinin asıl işveren olmadığı yönünde görüş bildirildiğini, teknik servis sözleşmesinin taraflar arasında alt işverenlik ilişkisi oluşturmadığını, zira müteveffanın SGK kaydının hiçbir zaman müvekkili şirket nezdinde bulunmadığını, diğer davalı firmanın yalnızca müvekkili şirkete değil birçok firmaya da (....) aynı hizmeti sağladığını, müteveffanın müvekkili şirketin işyerlerinde değil, diğer davalı firmada çalıştığını, bu nedenlerle asıl-alt işveren ilişkisinin varlığına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin asıl işveren sıfatı bulunmadığından zamanaşımı itirazının geçerli olduğunu, kaza günü müvekkili şirket tarafından satışı yapılan klimaların servis hizmetlerinden dönüş esnasında kazanın meydana geldiği iddiasının dosyaya sunulan belgelerle ispatlanamadığını, zira Van ilinde başka firmalara ait ürünlerin de servis ve montaj işlemlerinin yapılmasının mümkün ve muhtemel olduğunu, ayrıca dava dilekçesinde her ne kadar teknik servis hizmeti verilmesi amacıyla müvekkili şirketin talimatı ile yola çıkıldığı belirtilmişse de, böyle bir talimatın bulunmadığını, dosyaya ibraz edilen delillerden bu hususun ispatlanamadığını, kaza yapan aracın da müvekkili şirkete ait olmadığını, bu nedenlerle kazanın iş kazası olarak nitelendirilemeyeceğini ve müvekkili şirketin bu kazadan sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, öte yandan müteveffanın hayatta olan beş kardeşinin daha bulunduğu gözetildiğinde, anne ve babasına maddi destek verdiği ve ölümüyle onların destekten yoksun kaldığı yönündeki iddianın somut olaya ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu hususun ispatlanamadığını, bu nedenle bu yönden davacılar lehine hükmedilen tazminatın da yerinde olmadığını, aynı şekilde müteveffanın mirasçıları olan eş ve çocuklarına SGK ve trafik sigortasından yapılan yardımlar ve ödemeler dikkate alındığında, bu kişiler lehine hükmedilen maddi tazminatın da haksız ve dayanaksız olduğunu, ayrıca müteveffanın ücretine ilişkin iddia, beyan ve taleplerin taraflarınca kabul edilmediğini, hükmedilen manevi tazminatın ise fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacılar murisinin kaza tarihi olan 2010 yılında 33 yaşında olup ... işveren ...’in yanında servis elemanı olarak çalıştığı, ... işveren ...'in olay tarihinde sevk ve idaresindeki araçla klima bakım, montajı için Van iline gittiği, dönüş yolunda aracın yine işveren ...'in sevk ve idaresinde olduğu, davacılar murisinin bu aracın içerisinde yolcu olarak bulunduğun, yolun karla ve buzla kapalı olması ve havanın kar yağışlı ve tipi halinde olması nedeniyle aracının direksiyon hakimiyetini aniden kaybederek karşı şeride geçerek karşı şeritten Bitlis istikametinden Van istikametine seyir halinde olan ...'un sevk ve idaresindeki çekici ve yarı römorkun sol yan kısmına kendi aracının ön ve sağ yan kısımı ile çarpıması şeklinde meydana gelen kazada hem davacılar murisinin hem de işveren gerçek kişi ...'in vefat ettiği, ... isimli diğer işçinin yaralandığı, davacı tarafın ... işveren ...’in davalı ... bünyesinde bulunan İklimsa markasının bölge bayiliğini yaptığını iddia ettiği ve ... servis fişlerinin servis kısmında işveren ...’in imzası var ise de dosya kapsamında yer alan ...’ya servis hizmeti verilmesine dair sözleşmenin işveren ...’in kardeşi dava dışı ... ile davalı ... arasında imzalandığı, sözleşmeyi kendisi imzalayan ...'in Kurum tahkikatında müfettişe verdiği ifadesinde ... il sağlık müdürlüğü arkasında Vestel ve başka markaların servis hizmetini yürüttüğünü, İklimsa bayisinin abisi ... olduğunu, vergi kayıtlarının ayrı olduğunu, abisi ve kendisinin vergi kayıtları ayrı olduğu gibi bağımsız ayrı işyerlerini işlettiklerini beyan ettiği, kazadan sonra dava dışı ...'in muris ve kazada yaralanan ... isimli diğer işçinin kendi işçisi olarak bildirimini yaptığı ve daha sonra Kuruma başvurarak kendisinin şehir dışında olduğu, muhasebeciye yanlış aktarılınca yanlışlık olduğu, Kurum kayıtlarının düzeltilmesini talep ettiği, Kurum'un da dava dışı kazalı işçi Kerem’in işverenini diğer ... ... olarak düzelttiği anlaşılmaktadır. 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan Kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İş Kanunu'nun 2. maddesinin 7. fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanun'dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. 4857 sayılı Kanun'un 2/7. maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kurtulmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler. Öte yandan asıl işveren ile alt işveren arasında yapılan sözleşme ile iş kazası veya meslek hastalığına bağlı maddi ve manevi tazminat sorumluluğunun alt işverene ait olduğunun kararlaştırılması; bu sözleşmenin tarafı olmayan işçi veya mirasçıları bağlamaz. Somut olayda, davalı ...’ya servis hizmeti verilmesine dair sözleşmenin işveren ...’in kardeşi dava dışı ... ile davalı ... arasında imzalandığı dikkate alındığında davalı ... şirketinin asıl işveren olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı belirgindir. Adı geçen davalıya atfedilen bir kusur da bulunmadığına göre Bölge Adliye Mahkemesince adı geçen davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Davalı ... ve ... Tic. A.Ş. avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL. duruşma avukatlık parasının davacılara yükletilmesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.