10. Hukuk Dairesi 2025/3184 E. , 2025/9329 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3078 E., 2024/3027 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/17 E., 2021/514 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine dair karar verilmiştir. Kararın, davacı, davalı ve dahili davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı, davalı ve dahili davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili özetle; ... eşinin 01.01.1973-30.11.1985 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında Kurumca kabul edilen 647 gün sigortalı hizmeti bulunduğu, sigortasını gösteren işverenlerin hizmetini eksik bildirdiğini belirterek 01.01.1973-23.01.1973 tarihleri arasında Kurumca 19 gün olarak bildirilen sürenin 22 gün, 18.07.1975-30.10.1975 tarihleri arasında Kurumca 100 gün olarak bildirilen sürenin 102 gün, 01.05.1976-30.11.1976 tarihleri arasında Kurumca 190 gün olarak bildirilen sürenin 210 gün, 01.04.1979-20.10.1979 tarihleri arasında Kurumca 65 gün olarak bildirilen sürenin 200 gün olarak tespitine, murisin Suudi Arabistan'da 10.02.1983-30.12.1983 tarihleri arasında 320 gün çalışmasının da tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı SGK Başkanlığı vekili, eylemli ve gerçek çalışmanın ispat edilmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacının murisi eşi ...'in 01.04.1979 - 20.10.1979 tarihleri arasında... sicil numaralı ...Mühendislik unvanlı iş yerindeki çalışmalarından dolayı davalı ... ve dahili davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile davacının murisi eşi ...'in 1979 yılında... sicil numaralı ...Mühendislik ... iş yerinde toplam 105 günlük çalışmasının bulunduğunun, 1979/3. dönemde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından dikkate alınmayan 40 günlük çalışmasının dikkate alınması gerektiğinin tespitine, fazla isteklerin reddine, davacının, dahili davalı ... ve ... aleyhine açtığı hizmet tespiti davasının ve davacının murisi eşi ...'in Suudi Arabistan'daki çalışmalarının tespiti için açtığı hizmet tespiti davasının atiye bırakılması nedeniyle bu talepler yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacının murisi eşi ...'in 01.01.1973 -23.01.1973 tarihleri arasında 119824.34 sicil numaralı .... unvanlı iş yerinde 22 gün çalıştığına ilişkin bordro tanığı bulunmadığından talep edilen 22 gün için hizmet tespiti yapılamayacağına, davacının murisi eşi ...'in 18.07.1975-30.10.1975 tarihleri arasında 7157.03.01 sicil numaralı ... ... unvanlı iş yerinde 102 gün çalıştığına ilişkin talebi yönünden; davacının murisi eşi ... adına 7157.03.01 sicil numaralı ... ... unvanlı iş yerinde 2 gün eksik bildirim yapıldığına dair bordro tanığı bulunmadığından talep edilen 2 gün için hizmet tespiti yapılamayacağına dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı, davalı ve dahili davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, tanık anlatımlarının dikkate alınmadığını, dava konusu uyuşmazlık hakkında görgü ve bilgisi olmayan bordro tanıklarının beyanları esas alındığını belirterek, kararın kaldırılması gerektiğini beyan etmektedir. Davalı SGK vekili temyiz dilekçesinde; Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece eksik inceleme ile afaki tanık beyanlarına dayalı hüküm kurulduğunu, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini beyan etmektedir. Dahili davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacının iddiasını ispatlayamadığını, davalı müvekkiline atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını belirterek, davanın reddi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 79. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtayın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa iş yerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde iş yerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları ya da komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.1999 gün 1999/21-510-527, 30.06.1999 gün 1999/21-549-555- 03.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Taraf ehliyeti” başlığını taşıyan 50. maddesinde, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın, davada taraf ehliyetine de sahip olduğu belirtilmiştir. Buna göre taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneği olup, medeni (maddi) hukuktaki medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyetinin medeni usul hukukunda büründüğü şekildir. Medeni hukuktaki haklara ve borçlara sahip olma ehliyeti hak ehliyetini oluşturmakta, gerçek ve tüzel kişiler bakımından geçerli olmaktadır. Hak ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 28. maddesinde ise kişiliğin, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlayıp ölümle sona erdiği ve çocuğun hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde ettiği hüküm altına alınmış olup, gerçek kişilerin kişiliği ve bununla medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyeti ölümle sona erdiğinden, ölmüş kişinin taraf ehliyeti bulunmamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde, taraf ve dava ehliyetine sahip olunması, dava şartı olarak düzenlenmiş ise de; anılan Kanun'un tarafta iradi değişikliği düzenleyen 124/3. maddesinde, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edileceği belirtilmiştir. Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında, inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; davacının dava dilekçesinde, talep ettiği dönemler itibariyle davada hasım olarak gösterileceği belirtilen iş yerlerindeki çalışmalarının da tespitini talep ettiğini belirtmesine rağmen; Mahkemece, bu iş verenler nezdinde çalışmaya dair araştırma yapıldığı ve talebin sübut bulmadığı gerekçesi ile dava dışı iş verenler hakkında davaya katılımları sağlanmaksızın karar verilmesi hatalıdır. Bu kapsamda, davacının talep konusu dönemde bildirimlerinin yapıldığı iş verenler davaya dahil edilmek suretiyle dahil edilen iş verenlerin göstereceği deliller toplanılmalı, ayrı ayrı işverenlerin dönem bordroları talep dönemleri itibari ile celp edilmeli, bordrolardan seçilecek tanıkların kendi çalışma dönemleri de gösterilmek suretiyle, davacının çalışması konusunda beyanlarına başvurularak; davacının hizmetleri tereddütsüz ortaya konularak elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.