Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/1116 E., 2025/10453 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/1116 E., 2025/10453 K. (23.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1116
Karar No
2025/10453
Karar Tarihi
23.06.2025
Konu
Tazminat, İş Kazası

10. Hukuk Dairesi 2025/1116 E. , 2025/10453 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/100 E., 2024/336 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/473 E., 2024/107 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı iş yerinde internet/fiber hat döşeme, kazma, bağlama, alt yapıdan hat alıp dikey binalara oradan da dairelere hat çekilip bağlanması işinde çalıştığını, 28.01.2017 tarihinde yüksekten düşerek iş kazası geçirdiğini, kaza neticesinde müvekkilinin sağ ayağının kaval kemiğinin parçalandığını, aynı zamanda belinde de hasar kaldığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 100,00 TL maddi tazminatın ve 75.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; olayın iş kazası olduğunun kesin olarak ortaya konulmadığını, müvekkili şirketin yürürlükteki mevzuat ve görülen işin niteliği icabı alınması gerekli tedbirleri aldığını, tüm çalışanlara işin doğurduğu tehlikelere ilişkin gerekli eğitimler verdiğini, uyarılar yaptığını, gerekli kişisel koruyucu ekipmanı teslim ettiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kazanın, 28.01.2017 tarihinde öğleden sonra, ... Apartmanı ... ... adresinde ...........Rehberlik İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim ve Mühendislik İnş. Otomotiv San. ve Tic. Ltd. Şti. çalışanı kazalı ...’in binanın merdiveninden herhangi bir çalışma yapmaksızın inerken düşmesi, korkuluklara çarpması sonucu yaralanması şeklinde meydana geldiği, söz konusu kaza neticesinde davacının %14 meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının ATK 2.Üst Kurulu tarafından tanzim edilen rapor ile sabit olduğu, ancak makine mühendisleri ve A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 12.08.2023 tarihli kök rapor ile 01.12.2023 tarihli ek raporda kazanın meydana gelmesinde davacının %100 kusurlu olduğunun tespit edildiği, söz konusu raporların açık, anlaşılır ve denetime elverişli olduğundan hükme esas alınabilecek nitelikte olduğuna kanaat getirilmekle meydana gelen zararın davacının kusuru nedeniyle gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, olayın raporda tespit edilen şekilde gerçekleştiğini doğrulayacak herhangi bir beyan olmadığını, kaza mahallinde keşif yapılarak iş kazasının nasıl gerçekleştiğine dair davacının ve kaza sırasında müvekkille çalışan işçi ...'un beyanının alınması gerektiğini, kaza gününe ilişkin kaza mahallinin ne durumda olduğunun tespit edilmesi gerektiğini, kazanın olduğu gün ve öncesindeki günlerde havanın karlı ve sıcaklığın da sıfırın altında olduğu, işverence kaydırmaz ayakkabı verilmesi gerektiğini, müvekkile verilmesi zorunlu eğitimlerin de verilmediği, işverenin kontrol ve denetim yükümlülüklerini ihlal ettiği, müvekkilinin gerçekleşen kazada herhangi bir kusuru olmadığını, yeni bir kusur raporu alınarak itirazların incelenmesi gerektiğini beyan etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; aleyhe müktesep hak olmaması yönünden ve iş göremezlik oranına ilişkin Adli Tıp Kurumu raporunda usulüne uygun bir inceleme yapılmamış olması yönünden kararı temyiz ettiğini, komplikasyonsuz olarak iyileştiği tespit edilen bir arazın sonrasında kötüleştiğinin kabul edilemeyeceğini, hareket kaybı tespitine esas olarak kabul edilen hiçbir rapor ve muayene verisinin maluliyet tespitine esas alınmasını kabul etmediğini, davacı yanın alınan kusur raporlarıyla tam kusurlu olduğu açıklığa kavuşmasına karşın, adli yardım talebinin kabulüne ilişkin kararın kaldırılmamasının hatalı olduğunu belirterek temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 2. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. 3. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 nci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 ncu maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 4. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 5. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. 6. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. 7. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. 8. Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 28.1.2017 tarihli iş kazasının davalı ... Ltd. Şti. işçisi olarak apartmanlara internet hattı döşeme işinde çalışan davacının dikey kanalet montaj işlemi bittikten sonra, hasar görmüş olan bölümlerin alçı ile kapatılma işleminden önce merdivenden düşmesi sonucu meydana geldiği, SGK tarafından komisyon kararı ile olayın iş kazası olduğunun kabul edildiği, davacının sürekli iş göremezlik oranının %10 altında olduğu gerekçesiyle denetim raporu düzenlenmediği, Kurumun tedavi masraflarının işverenden tahsili istemiyle Eskişehir 3.İş Mahkemesi 2020/57 Esas sayılı dosyasında görülen rücuen tazminat davasında kazanın meydana geldiği apartmanda keşif yapıldığı, Mahkemece "..kazanın meydana geldiği apartmanın merdivenlerinin binanın imal edildiği zamana göre uygun olduğu, merdivenlerin her iki tarafında korkulukların bulunduğu, sigortalı tarafından binada dikey kanalet montajı yapıldığı ve bu işlem sırasında yüksekte çalışmayı gerektirecek bir durumun olmadığı, ara merdiven sahanlığında kanalet montaj işinin yapılmadığı, merdivenlerde ıslaklığın olabileceği bir durumun olmadığı ve kanalet döşeme işlemi esnasında merdivenlerde ve zeminde kaymayı sağlayacak herhangi bir husus tespit edilemediği, davalının gerekli eğitimleri vermediği dosya kapsamından anlaşılmakta ise de eğitimlerin verilmemesi konusundaki eksikliğin kazaya direk bir etkisi bulunmadığı gibi kaza ile verilmediği iddia edilen kaymaz tabanlı iş ayakkabısı arasında bir illiyet bağı tespit edilemediği" gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın kanun yolu incelemesinden geçmeden kesinleştiği anlaşılmaktadır. Eldeki dosyada tanık olarak beyanı alınan ve kaza sırasında olayın meydana geldiği apartmanda davacı ile birlikte çalışan ... tarafından kaza tarihinde binada merdiven boşluğundan dairelere boş kanal çektiklerini, davacının birinci yada ikinci katta olduğunu ve kendisine arabadan çatlaklara yama yapmak üzere alçı getirmesini söylediğini, malzemeyi almak için araca indiğini, bu sırada kazanın meydana geldiğini ,kendisi malzemeyi götürdükten sonra davacının yama yapacağını beyan etmiştir. Mahkemece hükme esas alınan12.8.2023 tarihli kusur raporunda ve itiraz üzerine alınan 01.12.2023 tarihli ek raporlarda bilirkişi heyeti tarafından , kazalının işin gereği olan herhangi bir çalışma içinde bulunmaksızın apartman sakinlerinin kullandığı apartman merdivenlerinden inerken düşmesi şeklinde gerçekleşen kazanın oluşumunda işverenlik etkisi olduğuna dair herhangi bir tespit yapılmadığından işverene atfı kabil kusurunun olmadığı, davacının yaşı ve iş tecrübesi itibariyle apartman merdiveninden inerken düşme tehlikesine karşı dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak şahsi güvenliğini tehlikeye atması, merdivene takılma vb. oluşabilecek tehlikeleri göz ardı etmesi sebebiyle kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu, kazalının merdiven basamaklarındaki ıslaklık ya da kaymaya etken başka bir durumdan dolayı düştüğüne, yani kaymaz tabanlı ayakkabı giyilmesini gerektirecek zemin şartlarının varlığına yönelik somut bir maddi vakıa tespiti yapılmadığı, kazalının sadece binanın merdivenlerinden aşağıya inmekte olduğu göz önüne alındığında kazalıya koruyucu malzemenin verilmemiş olmasının kazaya etkisi bulunmadığı, merdivenden emniyetli inebilmek için iş güvenliği eğitimine ihtiyaç bulunmadığından kazalıya iş güvenliği eğitiminin verilmemiş olmasının da dava konusu kazada etkisi bulunmadığı kanaati bildirilmiştir. 9. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş; davacının, işverence verilen dikey kanalet montajı işinin yerine getirilmesi amacıyla apartmanda bulunduğu sırada kaza geçirdiği sabit olmakla birlikte, davaya konu zararlandırıcı sigorta olayının nasıl gerçekleştiği konusunda yeterli delilin dosya kapsamında bulunmadığı, dinlenen tanıkların tam olarak görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı anlaşılmakla; olayın gerçekleşme şeklinin tespiti açısından davaya konu olayla ilgili iş göremezlik oranının artmasına bağlı olarak SGK nezdinde düzenlenmiş iş kazası tahkikat evrakının bulunup bulunmadığı da tekrar araştırılarak, olayın gerçekleşme şekli tam olarak tespit edildikten sonra, davacı sigortalı ve davalı işverenin alması gereken önlemlerin neler olduğu, hangi önlemlerin alınıp hangilerinin alınmadığı noktasında somut tespitlere dayalı yukarıda açıklanan ilkelere uygun şekilde kusur oran ve aidiyetini belirler mahiyette kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın iş kazasının gerçekleştiği alanda uzman A sınıf iş güvenliği uzmanı bilirkişilerden oluşturulacak heyete tevdi edilerek sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir. 10. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 11. O halde, davacı ve davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz eden taraf vekillerinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle ; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 96cd3f99e19d4aed f735029223ffec99

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı