10. Hukuk Dairesi 2024/6995 E. , 2025/10456 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/334 E., 2024/619 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 15. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/116 E., 2023/320 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların oğlu ...'ın davalılara ait işyerinde 25.10.2017 tarihinde meydana gelen iş kazasında vefat ettiğini belirterek 1.000,00 TL maddi tazminatın ve her bir davacı yönünden 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında maddi tazminata ilişkin dava değerini davacı ... yönünden 379.681,56 TL, ... yönünden 560.796,53 TL olarak arttırmıştır.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... Organize Sanayi Müdürlüğünün, ... Petrol ile imzaladığı 21.02.2017 tarihli yapım sözleşmesi ile abone trafolarının köşk tipi trafo merkezlerine dönüştürülmesi işini ... Petrol'e verdiği, ... Petrolün de sökülen direkleri kaldırma ve nakletme işi ile ilgili olarak ... ... vinç firması ile sözleşme yaptığı, 25.10.2017 günü saat 17:00 sıralarında .. Gıda isimli işyerine direk söküm işi için gelen ... ... vinç firmasının çalışanları vinç operatörü ... ... ve yağ teknikeri ...'ın mobil vinci kurduğu, ...'ın elektrik direğine tırmandığı, akabinde elektriğe çarpılarak 11 metreden yere düştüğü, ... Organize Sanayi Müdürlüğü'nün asıl işveren, ... firmasının alt işveren olduğu, ... ile ... ... Vinç arasında 28.02.2017 başlangıç tarihli kiralama formunun mevcut olduğu, gerek kiralama formu ve gerekse uygulamada çalışma yöntemi dikkate alınarak bu firmalar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulmuş olduğu, gerek yapım sözleşmesi ve gerekse uygulamadaki faaliyetleri incelendiğinde ... Organize Sanayi Müdürlüğü'nün kusurunun %20 olduğu, ... Petrol Şirketi'nin %50 kusurlu olduğu, ... ... şirketinin %20 kusurlu olduğu,... ...'ın ise %10 kusurlu olduğu, davalıların alacak kalemlerinden müşterek ve müteselsil sorumluluklarının bulunduğu gerekçesiyle, "1-379.681,56 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 25.10.2017 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 2-560.796,53 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 25.10.2017 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 3-200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25.10.2017 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, 4-200.000,00 TL Manevi tazminatın kaza tarihi olan 25.10.2017 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... Petrol Ürn. İnş. Müt. Taah. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti vekili temyiz dilekçesinde, davacıların murisinin diğer davalı şirket ... ... Haf. İnş. Taş. Tic. ve Taah. San. Ltd. Şti. çalışanı olup hiçbir dönem müvekkili firmada çalışmadığını, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, açılmamış sayılmasına karar verilen dosyada alınan kusur raporuna dayanılarak karar verilemeyeceğini, olaya ilişkin Ceza Dosyası Mahkeme kararı beklenmeden ve eksik hususlara ilişkin itirazları dikkate alınmadan düzenlenen kusur raporunun iş bu davada hesap raporuna esas alındığını, kusuru bulunmadığını, kazanın davacının kusuru ile meydana geldiğini, destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilmesinin şartlarının oluşmadığını, bakiye ömür tespitinde TRH 2010 yaşam tablosunun kullanılmasının hatalı olduğunu, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. ... ... Hafriyat ..Ltd. Şti. vekili, kusur raporunda müteveffaya atfedilen kusur oranının düşük olduğunu, kendisine elektrik direğine çıkmasına dair hiçbir emir ve talimat verilmemesine, böyle bir görevi olmamasına ve direğin söküm işini yapacak olan ... Petrol Ltd. Şti. görevlisinin gelmesini beklemesi gerekmesine rağmen beklemeksizin elektrik direğine çıktığını, müteveffanın ölümüne kendi ihmali davranışının sebep olduğunu, rücu dosyasında ve diğer kusur raporlarında davacıya daha yüksek kusur verildiğini, trafo değişikliğine ilişkin diğer davalılarca dosyaya sunulan protokol gereğince, işin yapımı esnasında elektriğin kesilmesi, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin alınması gereken tedbirler ve sair hususlardaki tüm sorumluluğun ihale makamı olan ... Organize Sanayi Bölgesi, yüklenici ... Petrol ile o andaki işveren/iş sahibi ... Gıda isimli firmaya ait olduğunu, müvekkili şirketin direk söküm işi ile ilgili hiçbir şekilde görevli olmayıp, yalnızca direğin sökümü ... Petrol Ltd. Şti. isimli işyeri tarafından yapıldıktan sonra, söz konusu direği vinç ile taşımakla görevli olduğunu, dolayısıyla kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre yapılan hesaplama doğrultusunda hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, destek pay ve sürelerinin usul ve yasaya uygun belirlenmediğini, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. ... ... Organize San.Bölge Müdürlüğü vekili, davacı ile davalı arasında hizmet akdi olmadığını, davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davacıların murisinin diğer davalı şirket ... ... Haf. İnş. Taş. Tic. ve Taah. San. Ltd. Şti. çalışanı olup hiçbir dönem müvekkili kurumda çalışmadığını, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, açılmamış sayılmasına karar verilen dosyada alınan kusur raporu dikkate alınarak yapılan bilirkişi hesaplamasına itiraz ettiklerini, kazanın gerçekleşmesinde müteveffanın tam kusurlu olduğunu, müvekkil ile davalı arasında imzalanan sözleşme gereği asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını, soyut varsayımlar ile kusur atfedilmesinin kabul edilemeyeceğini, ... Petrol Ür. Şirketi ile imzalanan sözleşmenin anahtar teslim bir sözleşme olup kazanın meydana gelmesinde kusur ve sorumluluğunun söz konusu olmadığını, TRH 2010 yaşam tablosu kullanılması ve artırım ve iskonto yüzdelerinin ve müteveffanın ücretinin asgari ücretin 1,06 katı tutarında olduğuna dair tespitlerin hatalı olduğunu, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, zamanaşımı ve faiz yönünden itirazı bulunduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Geniş anlamıyla sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak açıklanmıştır. Hukuki anlamda sorumluluk ise taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi yükümlülüğünü içerir. 2. İşçi ve işverenin hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sıkı iş ilişkisi, işçi yönünden işverene içten bağlılık (sadakat borcu), işveren yönünden işçiyi korumak ve gözetmek borcu şeklinde ortaya çıkar. Gerçekten işçi, işverenin işi ve işyeri ile ilgili çıkarlarını korumak, çıkarlarına zarar verebilecek davranışlardan kaçınmak, buna karşı işveren de işçinin kişiliğine saygı göstermek, işçiyi korumak, işyeri tehlikelerinden zarar görmemesi için iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak, işçinin özlük hakları ve diğer maddi çıkarlarının gerektirdiği uygun bildirimlerde ve davranışlarda bulunmak, işçinin çıkarına aykırı davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür. 3.Sanayi ve teknolojideki gelişmeler, yeni işletmelerin açılması, fabrikaların kurulması iş yerlerindeki makineleşmenin artmasına yol açmış, bu durum iş kazaları ile meslek hastalıklarında artışlara neden olmuştur. Bu gelişme, işyerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin daha etkili şekilde alınması gereğini ortaya çıkarmıştır. 4. İşveren, gözetme borcu gereği, çalıştırdığı işçileri, işyerinde meydana gelen tehlikelerden korumak, onların yaşam, bedensel ve ruhsal sağlık bütünlüklerini korumak için işyerinde teknik ve tıbbi önlemler dahil olmak üzere bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı tüm önlemleri almak zorundadır. 5. Anayasanın 17. maddesinde; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” “Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.” hükmü getirilerek yaşama hakkı güvence altına alınmış, bu yasal güvencenin yaşama geçirilmesinde İş ve Sosyal Güvenlik Mevzuatında da işçilerin korunması, işin düzenlenmesi, iş güvenliği, sosyal düzen ve adaletin sağlanması düşüncesi ile koruyucu bir takım hükümler getirilmiştir. 6. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332. maddesinde; “İş sahibi, aktin özel halleri ve işin mahiyeti noktasından hakkaniyet dairesinde kendisinden istenilebileceği derecede çalışmak dolayısıyla maruz kaldığı tehlikelere karşı icabeden tedbirleri ittihaza ve münasip ve sıhhi çalışma mahalleri ile, işçi birlikte ikamet etmekte ise sıhhi yatacak bir yer tedarikine mecburdur.” “İş sahibinin yukarıdaki fıkra hükmüne aykırı hareketi neticesinde işçinin ölmesi halinde onun yardımından mahrum kalanların bu yüzden uğradıkları zararlara karşı isteyebilecekleri tazminat dahi akde aykırı hareketten doğan tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabi olur.” aynı Kanun 98/2. maddesinde "Haksız fiillerden mütevellit mesuliyete müteallik hükümler, kıyasen akde muhalif hareketlerede tatbik olunur." hükmüne yer verilmiştir. 7. Bu maddeye göre, işverenin, işçinin yaşam, sağlık ve bedensel bütünlüğünü korumak için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü öngörülmektedir. Burada işverenin özellikle iş kazalarına karşı gerekli önlemleri alma yükümlülüğü söz konusudur. Buna göre işveren, hizmet ilişkisinin ve yapılan işin niteliği göz önünde tutulduğunda, hakkaniyet gereği kendisinden beklenen; deneyimlerin zorunlu kıldığı, teknik açıdan uygulanabilir ve işyerinin özelliklerine uygun olan önlemleri almakla yükümlüdür. Aynı maddelere paralel olarak, 4857 sayılı İş Kanunu’nun "İşverenlerin ve İşçilerin Yükümlülükleri" kenar başlıklı 77. maddesinin 1. fıkrasında da benzer bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu fıkraya göre; "İşverenler iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler." düzenlemesi yer almıştır. 8. Bundan başka işveren, mevzuatta öngörülmemiş olsa dahi bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak zorundadır. Bilim, teknik ve örgütlenme düşüncesi yönünden alınabilme olanağı bulunan, yapılacak gider ve emek ne olursa olsun bilimin, tekniğin ve örgütlenme düşüncesinin en yeni verileri göz önünde tutulduğunda işçi sakatlanmayacak, hastalanmayacak ve ölmeyecek ya da bu kötü sonuçlar daha da azalacaksa her önlem işverenin koruma önlemi alma borcu içine girer. 9. Bu önlemler konusunda işveren işyerini yeni açması nedeniyle tecrübesizliğini, bilimsel ve teknik gelişmeler yönünden bilgisizliğini, ekonomik durumunun zayıflığını, benzer iş yerlerinde bu iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını savunarak sorumluluktan kurtulamaz. Gerçekten, çalışma hayatında süregelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı işverenin önlem alma borcunu etkilemez. İşverenlerce, iş güvenliği açısından yaşamsal önem taşıyan araç ve gereçlerin işçiler tarafından kullanılması sağlandığında, kaza olasılığının tamamen ortadan kalkabileceği de tartışmasız bir gerçektir. 10.Mevzuatta yer alan teknik iş kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Öte yandan objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştüremez. Çünkü bazı istisnalar dışında işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Diğer yandan işvereni, zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluktan kurtaracak olan durum, eylem ile meydana gelen zarar arasındaki uygun illiyet rabıtasının kesilmesidir. Kusursuz sorumlulukta olduğu gibi kusur sorumluluğunda da illiyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin ve üçüncü kişinin ağır kusuru nedenleriyle kesilebilir. Uygun illiyet bağının kesildiğinin ispatı halinde, işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. (HGK, 20.03.2013 tarih, 2012/21-1121 Esas, 2013/386 Karar) 11. Somut olayda, davalı ... ... Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü ile davalı ... Petrol.. Ltd. Şti. arasında organize sanayi bölgesi içindeki direk tipi aboneliklerin dönüştürülmesi işine ilişkin sözleşme imzalandığı, boşa düşen trafo direklerinin sökülmesi amacıyla ... Ltd. Şti. ile ... ... Ltd. Şti. arasında vinç kiralanmasına ilişkin sözleşme bulunduğu, ... ... Ltd. Şti. işyeri sigortalısı olarak çalışan davacıların murisinin elektrik direğini sökmek üzere vincin bomunu direğe bağlamak üzere direğe çıktığı sırada direkte elektrik bulunması nedeniyle elektrik çarpması sonucu vefat ettiği anlaşılmıştır. 12. İşbu dava dosyasında kusur raporu alınmadığı, taraflar arasında daha önce görülen ve açılmamış sayılmasına karar verilen ... 15. İş Mahkemesinin 2021/17 Esas sayılı dosyasında alınan kusur raporları hükme esas alınarak karar verildiği, ... 15. İş Mahkemesinin 2021/17 Esas sayılı dosyasında verilen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın kesinleştiği görülmektedir. 13.Açılmamış sayılmasına karar verilen ... 15. İş Mahkemesinin 2021/17 Esas sayılı dosyasında alınan kusur raporlarının eldeki dosyada davalı yönünden bağlayıcı olduğunu kabul etmenin mümkün olmamasına göre anılan kusur raporlarına itibarla hüküm tesisi hatalı olmuştur. 14.O halde Mahkemece yapılacak iş, hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle - verilen kararların kesinleşip kesinleşmediği gözetilerek, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınacak rapor ile tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, oluşacak kusur durumuna göre taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek sonucuna göre karar vermekten ibarettir. 15. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 16. O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bozma sebebine göre bu aşamada sair temyiz itirazları incelenmeksizin, davalılar vekillerinin istinaf itirazlarının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 8bf3463cea53df1a 48e17b41bb60bb9f