10. Hukuk Dairesi 2024/3992 E. , 2025/933 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2846 E., 2022/2703 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/163 Esas, 2022/139 Karar Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... San. A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ...’ın istinaf başvurusunun esastan reddine, davacıların ve davalı ... San. A.Ş.‘nin istinaf istemlerinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... San. A.Ş.‘ vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 21.11.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... San. A.Ş. adına Av. ... ile davacılar adına Av. ... geldiler. Diğer davalılar adlarına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili özetle; asıl dava dosyasının dava dilekçesinde eş için 5.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, çocuklar için 2.500,00’er TL maddi, 50.000,00’er TL manevi, anne ve baba için 25.000,00’er TL manevi, kardeşler için 15.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ettikten sonra sadece davalı gerçek kişiler ... ve ... yönünden eşin maddi tazminat istemini 165.491,98 TL’ye, çocuk ...’un maddi tazminat istemini 8.762,00 TL’ye, çocuk ...’nin maddi tazminat istemini 34.934,77 TL’ye arttırmışlardır. Davacılar eş ve çocuklar vekili birleşen dava dosyasında eş için 77.555,75 TL maddi, çocuk ... için 5.070,84 TL maddi, çocuk ... için 16.239,41 TL maddi tazminatın davalı gerçek kişilerden tahsilini talep etmişlerdir.
II. CEVAP Davalılar özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... şirketinin asıl işveren, davalı ...'nün alt işveren olduğu kabulünden hareketle tüm davalılar sorumlu olacak şekilde eş lehine 223.046,83 TL maddi, 35.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 13.832,84 TL maddi, 25.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 51.174,18 TL maddi, 25.000,00 TL manevi, anne ve baba lehine 15.000,00’er TL manevi, kardeşler lehine 5.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli bu karına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı ...’ın istinaf başvurusunun esastan reddine, “Eş ve çocuklar" lehine hüküm altına alınan manevi tazminat tutarlarının az olduğu, davalı ... şirketinin istinaf istemi açısından ise adı geçen şirket yönünden eş ve çocukların maddi tazminat istemlerinin ıslah edilmediği, birleşen davada da davalı şirketin taraf olmadığı, buna karşılık eş ve çocukların hüküm altına alınan tüm maddi tazminat tutarlarından davalı ... şirketinin de müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının yerinde olmadığından bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ... şirketinin eş ve çocukların maddi tazminatlarından sorumluluğunu eş yönünden 5bin TL, çocuklar yönünden ise 2.500,00’er TL ile sınırlı olacak şekilde, eş lehine 223.046,83 TL maddi, 65.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 13.832,84 TL maddi, 35.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 51.174,18 TL maddi 35.000,00 TL manevi, anne ve baba lehine 15.000,00’er TL manevi, kardeşler lehine 5.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkil şirket ile davalı ... arasında alt işverenlik ilişkisi olduğu kabul edilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, zira müvekkil şirket ile bu kişi arasında herhangi bir hukuki ya da ticari ilişki bulunmadığını, dosyada bu yönde hüküm kurmaya elverişli bir delil de yer almadığını, Mustafakemalpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin talimat dosyasında yer alan keşif raporu ile dosyada mevcut fotoğraflarda görüldüğü üzere, kazaya karışan araç üzerinde “Hastavuk” ibareli yem tankı bulunduğunu, bu durumun davalı ...'nin yalnızca müvekkil şirkete değil, birçok farklı firmaya taşıma hizmeti sunduğunu ve işçilerini yalnızca müvekkil şirkete özgü olarak çalıştırmadığını ortaya koyduğunu, bu nedenle alt işverenlik ilişkisinin unsurlarından olan işçilerin yalnızca bir işverene ait işte çalıştırılması şartının gerçekleşmediğini, ayrıca taşıma işinin süreklilik arz etmediğini, spot ve arızi bir iş niteliğinde olduğunu, bu hizmetin de doğrudan müvekkil şirket tarafından değil, taşıma kooperatifi aracılığıyla üstlenildiğini, bu nedenlerle alt işverenlik ilişkisinin kabulünün mümkün olmadığını, her ne kadar manevi tazminat yönünden verilen karar kesin nitelikte ise de müvekkil şirketin maddi veya manevi herhangi bir tazminat alacağından sorumlu tutulamayacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Davalı ... vekilinin tüm davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlerle, davacı çocukların maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacılar vekilinin asıl dava dosyasının dava dilekçesinde eş için 5.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, çocuklar için 2.500,00’er TL maddi, 50.000,00’er TL manevi, anne ve baba için 25.000,00’er TL manevi, kardeşler için 15.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ettikten sonra sadece davalı gerçek kişiler ... ve ... yönünden eşin maddi tazminat istemini 165.491,98 TL’ye, çocuk ...’un maddi tazminat istemini 8.762,00 TL’ye, çocuk ...’nin maddi tazminat istemini 34.934,77 TL’ye arttırdığı, davacılar eş ve çocuklar vekilinin birleşen dava dosyasında eş için 77.555,75 TL maddi, çocuk ... için 5.070,84 TL maddi, çocuk ... için 16.239,41 TL maddi tazminatın davalı gerçek kişilerden tahsilini talep ettiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 09.12.2022 tarihli kararı ile davalı ...’ın istinaf başvurusunun esastan reddine, “Eş ve çocuklar" lehine hüküm altına alınan manevi tazminat tutarlarının az olduğu, davalı ... şirketinin istinaf istemi açısından ise adı geçen şirket yönünden eş ve çocukların maddi tazminat istemlerinin ıslah edilmediği, birleşen davada da davalı şirketin taraf olmadığı, buna karşılık eş ve çocukların hüküm altına alınan tüm maddi tazminat tutarlarından davalı ... şirketinin de müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının yerinde olmadığından bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ... şirketinin eş ve çocukların maddi tazminatlarından sorumluluğunu eş yönünden 5bin TL, çocuklar yönünden ise 2.500,00’er TL ile sınırlı olacak şekilde, eş lehine 223.046,83 TL maddi, 65.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 13.832,84 TL maddi, 35.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 51.174,18 TL maddi 35.000,00 TL manevi, anne ve baba lehine 15.000,00’er TL manevi, kardeşler lehine 5.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği gözetildiğinde, tüm davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlerle, davacı çocukların maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlerin Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı ... vekilinin bu kısımlara yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. 2. Davalı ... vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından İlk Derece Mahkemesince alınan 13.11.2017 tarihli ilk hesap raporunda eşin maddi zararının 165.491,98 TL, çocuk ...’un maddi zararının 8.762,00 TL, çocuk ...’nin maddi zararının 34.934,77 TL olarak hesaplandığı, davacılar vekilince bu hesap raporuna itiraz edilmeyip 14.11.2017 havale tarihli dilekçe ile dava dilekçesinde talep edilen maddi tazminat tutarlarının hesaplanan bu tutarlara arttırıldığı, takip eden 30.11.2017 tarihli celsede ise davacılar vekilinin ıslah dilekçemizi tekrar ediyoruz, delillerimiz toplanmıştır talebimiz gibi karar verilsin şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir Kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda davacılar vekilinin 13.11.2017 tarihli ilk hesap raporuna itiraz etmemiş olması nedeniyle davalılar lehine oluşan UKH aşılarak yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün yalnızca davalı şirket tarafından temyiz edildiği ve davacı çocukların maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlerin temyiz kesinlik sınırının altında kaldığı da gözetilmek suretiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370.i maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Davalı ... vekilinin, tüm davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlerle, davacı çocukların maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan REDDİNE, 2. Bölge Adliye Mahkemesi kararı hüküm fıkrasının B-a, bendinin ilk paragrafının tamamen silinerek yerlerine geçmek üzere; "a)Davacı eş ... yönünden davalı ... şirketinin maddi tazminat sorumluluğu 5.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla, 223,046,83 TL maddi tazminat ile takdiren 65.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, usuli kazanılmış hak gereğince davacı eşin davalı ... şirketinden talep edebileceği 160.491,98 TL tutarındaki bakiye maddi tazminat alacağına ilişkin hakkının saklı tutulmasına," ibarelerinin yazılması, suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3bfe5bbfe4fb3107 da5e468a234da257 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 10. Hukuk Dairesi 2024/3992 E. , 2025/933 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2846 E., 2022/2703 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/163 Esas, 2022/139 Karar Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... San. A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ...’ın istinaf başvurusunun esastan reddine, davacıların ve davalı ... San. A.Ş.‘nin istinaf istemlerinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... San. A.Ş.‘ vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 21.11.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... San. A.Ş. adına Av. ... ile davacılar adına Av. ... geldiler. Diğer davalılar adlarına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili özetle; asıl dava dosyasının dava dilekçesinde eş için 5.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, çocuklar için 2.500,00’er TL maddi, 50.000,00’er TL manevi, anne ve baba için 25.000,00’er TL manevi, kardeşler için 15.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ettikten sonra sadece davalı gerçek kişiler ... ve ... yönünden eşin maddi tazminat istemini 165.491,98 TL’ye, çocuk ...’un maddi tazminat istemini 8.762,00 TL’ye, çocuk ...’nin maddi tazminat istemini 34.934,77 TL’ye arttırmışlardır. Davacılar eş ve çocuklar vekili birleşen dava dosyasında eş için 77.555,75 TL maddi, çocuk ... için 5.070,84 TL maddi, çocuk ... için 16.239,41 TL maddi tazminatın davalı gerçek kişilerden tahsilini talep etmişlerdir.
II. CEVAP Davalılar özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... şirketinin asıl işveren, davalı ...'nün alt işveren olduğu kabulünden hareketle tüm davalılar sorumlu olacak şekilde eş lehine 223.046,83 TL maddi, 35.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 13.832,84 TL maddi, 25.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 51.174,18 TL maddi, 25.000,00 TL manevi, anne ve baba lehine 15.000,00’er TL manevi, kardeşler lehine 5.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli bu karına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı ...’ın istinaf başvurusunun esastan reddine, “Eş ve çocuklar" lehine hüküm altına alınan manevi tazminat tutarlarının az olduğu, davalı ... şirketinin istinaf istemi açısından ise adı geçen şirket yönünden eş ve çocukların maddi tazminat istemlerinin ıslah edilmediği, birleşen davada da davalı şirketin taraf olmadığı, buna karşılık eş ve çocukların hüküm altına alınan tüm maddi tazminat tutarlarından davalı ... şirketinin de müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının yerinde olmadığından bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ... şirketinin eş ve çocukların maddi tazminatlarından sorumluluğunu eş yönünden 5bin TL, çocuklar yönünden ise 2.500,00’er TL ile sınırlı olacak şekilde, eş lehine 223.046,83 TL maddi, 65.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 13.832,84 TL maddi, 35.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 51.174,18 TL maddi 35.000,00 TL manevi, anne ve baba lehine 15.000,00’er TL manevi, kardeşler lehine 5.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkil şirket ile davalı ... arasında alt işverenlik ilişkisi olduğu kabul edilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, zira müvekkil şirket ile bu kişi arasında herhangi bir hukuki ya da ticari ilişki bulunmadığını, dosyada bu yönde hüküm kurmaya elverişli bir delil de yer almadığını, Mustafakemalpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin talimat dosyasında yer alan keşif raporu ile dosyada mevcut fotoğraflarda görüldüğü üzere, kazaya karışan araç üzerinde “Hastavuk” ibareli yem tankı bulunduğunu, bu durumun davalı ...'nin yalnızca müvekkil şirkete değil, birçok farklı firmaya taşıma hizmeti sunduğunu ve işçilerini yalnızca müvekkil şirkete özgü olarak çalıştırmadığını ortaya koyduğunu, bu nedenle alt işverenlik ilişkisinin unsurlarından olan işçilerin yalnızca bir işverene ait işte çalıştırılması şartının gerçekleşmediğini, ayrıca taşıma işinin süreklilik arz etmediğini, spot ve arızi bir iş niteliğinde olduğunu, bu hizmetin de doğrudan müvekkil şirket tarafından değil, taşıma kooperatifi aracılığıyla üstlenildiğini, bu nedenlerle alt işverenlik ilişkisinin kabulünün mümkün olmadığını, her ne kadar manevi tazminat yönünden verilen karar kesin nitelikte ise de müvekkil şirketin maddi veya manevi herhangi bir tazminat alacağından sorumlu tutulamayacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Davalı ... vekilinin tüm davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlerle, davacı çocukların maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacılar vekilinin asıl dava dosyasının dava dilekçesinde eş için 5.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, çocuklar için 2.500,00’er TL maddi, 50.000,00’er TL manevi, anne ve baba için 25.000,00’er TL manevi, kardeşler için 15.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ettikten sonra sadece davalı gerçek kişiler ... ve ... yönünden eşin maddi tazminat istemini 165.491,98 TL’ye, çocuk ...’un maddi tazminat istemini 8.762,00 TL’ye, çocuk ...’nin maddi tazminat istemini 34.934,77 TL’ye arttırdığı, davacılar eş ve çocuklar vekilinin birleşen dava dosyasında eş için 77.555,75 TL maddi, çocuk ... için 5.070,84 TL maddi, çocuk ... için 16.239,41 TL maddi tazminatın davalı gerçek kişilerden tahsilini talep ettiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 09.12.2022 tarihli kararı ile davalı ...’ın istinaf başvurusunun esastan reddine, “Eş ve çocuklar" lehine hüküm altına alınan manevi tazminat tutarlarının az olduğu, davalı ... şirketinin istinaf istemi açısından ise adı geçen şirket yönünden eş ve çocukların maddi tazminat istemlerinin ıslah edilmediği, birleşen davada da davalı şirketin taraf olmadığı, buna karşılık eş ve çocukların hüküm altına alınan tüm maddi tazminat tutarlarından davalı ... şirketinin de müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının yerinde olmadığından bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ... şirketinin eş ve çocukların maddi tazminatlarından sorumluluğunu eş yönünden 5bin TL, çocuklar yönünden ise 2.500,00’er TL ile sınırlı olacak şekilde, eş lehine 223.046,83 TL maddi, 65.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 13.832,84 TL maddi, 35.000,00 TL manevi, çocuk ... lehine 51.174,18 TL maddi 35.000,00 TL manevi, anne ve baba lehine 15.000,00’er TL manevi, kardeşler lehine 5.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği gözetildiğinde, tüm davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlerle, davacı çocukların maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlerin Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı ... vekilinin bu kısımlara yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. 2. Davalı ... vekilinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından İlk Derece Mahkemesince alınan 13.11.2017 tarihli ilk hesap raporunda eşin maddi zararının 165.491,98 TL, çocuk ...’un maddi zararının 8.762,00 TL, çocuk ...’nin maddi zararının 34.934,77 TL olarak hesaplandığı, davacılar vekilince bu hesap raporuna itiraz edilmeyip 14.11.2017 havale tarihli dilekçe ile dava dilekçesinde talep edilen maddi tazminat tutarlarının hesaplanan bu tutarlara arttırıldığı, takip eden 30.11.2017 tarihli celsede ise davacılar vekilinin ıslah dilekçemizi tekrar ediyoruz, delillerimiz toplanmıştır talebimiz gibi karar verilsin şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir Kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda davacılar vekilinin 13.11.2017 tarihli ilk hesap raporuna itiraz etmemiş olması nedeniyle davalılar lehine oluşan UKH aşılarak yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün yalnızca davalı şirket tarafından temyiz edildiği ve davacı çocukların maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlerin temyiz kesinlik sınırının altında kaldığı da gözetilmek suretiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370.i maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Davalı ... vekilinin, tüm davacıların manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlerle, davacı çocukların maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının ayrı ayrı miktardan REDDİNE, 2. Bölge Adliye Mahkemesi kararı hüküm fıkrasının B-a, bendinin ilk paragrafının tamamen silinerek yerlerine geçmek üzere; "a)Davacı eş ... yönünden davalı ... şirketinin maddi tazminat sorumluluğu 5.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla, 223,046,83 TL maddi tazminat ile takdiren 65.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, usuli kazanılmış hak gereğince davacı eşin davalı ... şirketinden talep edebileceği 160.491,98 TL tutarındaki bakiye maddi tazminat alacağına ilişkin hakkının saklı tutulmasına," ibarelerinin yazılması, suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3bfe5bbfe4fb3107 da5e468a234da257 ... ...