Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Ocak 2025 › 2024/1254 E., 2025/940 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/1254 E., 2025/940 K. (21.01.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1254
Karar No
2025/940
Karar Tarihi
21.01.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/1254 E. , 2025/940 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/236 E., 2023/569 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen ölümün meslek hastalığından kaynaklandığı iddiasına dayalı maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının murisi ...'nin davalı iş yerinde çalışırken meslek hastalığına yakalandığını ve bunun sonucunda 28.12.2011 tarihinde vefat ettiğini, ölüm ile meslek hastalığı malüliyeti arasında illiyet bağı bulunduğunu, davacının murisinin meslek hastalığı sonucu ölümü sebebiyle maddi ve manevi zarara uğradığını, ölümü nedeniyle büyük üzüntü duyduğunu belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 1,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; olayda müvekkilinin kusuru olmadığını, davacının murisinin ölümünün başka iş yerlerindeki kötü çalışma koşullarından doğmuş olduğunu, müteveffanın başka yer çalışmalarının da bulunduğunu, ölümün meslek hastalığı sonucu meydana gelmediğini belirterek; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.11.2019 tarihli kararı ile birbiri ile uyumlu SSGM, YSK, Adli Tıp 1. İhtisas Dairesi raporları ve tüm dosya kapsamına göre müteveffanın ölüm nedeninin metastatik akciğer kanseri ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana geldiği, mevcut meslek hastalığında yıllara bağlı olarak ilerleme olmadığı, kişinin ölümü ile meslek hastalığı arasında illiyet bağı kurulamadığı, SSGM ve YSK raporlarında da açıkca murisin ölüm sebebinin meslek hastalığı sonucu olmadığına karar verildiği, bu haliyle davacının iddiasını ispatlayamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 01.12.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 01.12.2021 tarihli bu kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 24.01.2023 tarih, 2022/698 Esas, 2023/617 Karar sayılı kararı ile “…Somut olayda her ne kadar ilk derece mahkemesi karar gerekçesinde kişinin ölümü ile meslek hastalığı arasında illiyet bağı kurulamadığı belirtilmiş ise de hükme dayanak kılınan Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesinin 26.08.2019 tarihli raporunda kişinin ölümünün akciğer kanserinden kaynaklandığı belirtilmekle birlikte akciğer kanseri ile meslek hastalığı arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmekle bu husus tereddüte yer bırakmaksızın belirlenmeden yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, müteveffanın vefatından önce tutulmuş olduğu pnömokonyoz meslek hastalığı ile vefatına neden olan akciğer kanseri arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı noktasında öncelikle Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesinden, raporlar arasında çelişki bulunması halinde ise Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurulundan rapor almak ve çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir…” gerekçeleri ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesinden yeniden rapor alınmış ve temyiz incelemesine konu 17.10.2023 tarihli kararla “…İddia, savunma, celbedilen kayıtlar, birbiri ile uyumlu SSGM, YSK, Adli Tıp yetkili İhtisas Dairesi raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı murisinin ölüm olayının metastatik akciğer kanseri ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana geldiği, mevcut meslek hastalığında yıllara bağlı olarak ilerleme olmadığı, kişinin ölümü ile meslek hastalığı arasında illiyet bağı kurulamadığı, SSGM, YSK ve ATK raporlarında da açıkça murisin ölüm sebebinin meslek hastalığı sonucu olmadığına karar verildiği anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ..” gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamına rağmen bozma gerekçelerini karşılayan nitelikte yeni bir rapor alınmadan, eksik inceleme ve tahkikatla, tüm itirazlara karşın usul ve yasaya aykırı şekilde Adli Tıp Raporu esas alınarak davanın reddine karar verildiğini, raporu düzenleyen kurulda bu konuda uzman olmayan kişilerin yer aldığını, tek göğüs hastalıkları uzmanının meslek hastalıkları ya da kanser alanında yetkinliği bulunmadığını, diğer kurul üyelerinin ise inceleme konusu hastalıklarla ilgili herhangi bir yeterliliğe sahip olmadığını, oysa yer altı maden işletmelerindeki çalışma şartlarının kansere ve ölüme sebebiyet verdiğinin tıbben kabul edildiğini, buna rağmen kurulda onkoloji veya meslek hastalıkları konusunda uzman hekimlerin yer almamasının kabul edilemez olduğunu, Adli Tıp Kurumu Raporunun bozma gerekçelerini karşılamadığı yönündeki itirazın Mahkemece ara kararla kabul edilmesine rağmen sürpriz şekilde davanın reddine karar verilmesinin usule aykırılık teşkil ettiğini, müvekkillerin murisinin tedavi geçmişinde akciğer dışında herhangi bir şikayet ve tedavi süreci bulunmadığını, ölümüne neden olan akciğer kanserinin oluşumunda yer altı çalışma koşullarının etkisine ilişkin çeşitli bilimsel makalelerin dosyaya sunulduğunu, ancak hükme esas alınan raporda bu hususların değerlendirilmediğini, raporda meslek hastalığının ve çalışma koşullarının ölüme etkisi olup olmadığına ilişkin herhangi bir kanaate yer verilmediğini, raporu düzenleyen kurulda konuyla ilgili uzman bulunmadığını, göğüs hastalıkları uzmanının da yer altı meslek hastalıkları ya da kanser konusunda uzmanlığı olmadığını, tüm bu nedenlerle raporun eksik ve yetersiz olduğunu ve bu yöndeki itirazlarının dikkate alınmadan karar verilmesinin gerekçesiz kaldığını, bu durumun müvekkillerin adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkını ihlal ettiğini, Anayasa Mahkemesinin 11.09.2014 tarihli kararında da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasının zorunlu olmadığını, bu nedenle ölümün sebebinin ve meslek hastalığının etkisinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenebilmesi için meslek hastalıkları konusunda profesör düzeyinde uzman bilirkişilerden oluşan bir kuruldan rapor alınması yönündeki taleplerinin istinaf aşamasında da gerekçe belirtilmeden reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan raporda yer alan değerlendirmelerin aksine, yer altı maden işletmelerindeki çalışma koşullarının kansere yol açtığının bilimsel olarak kabul edildiğini, müvekkillerin murisinin öyküsünde yalnızca akciğer hastalıklarına dair bulgular bulunduğunu, bu durumda meslek hastalığının kansere ve ölüme etkisinin incelenmesinin zorunlu olmasına rağmen bu yönün tamamen göz ardı edilmesinin raporu tıbbi açıdan yetersiz kıldığını, raporu düzenleyen heyette meslek hastalıkları konusunda uzman hiçbir kişinin bulunmadığını, müteveffanın 20 yılı aşkın süreyle yer altı maden işçisi olarak çalıştığını ve ölümünden önceki tüm tedavi sürecinin akciğer hastalıklarına bağlı olduğunu, ölüm sebebinin meslek hastalığı dışında başka bir sebebe dayandığına dair dosyada hiçbir somut veri veya belge bulunmadığını, hastalığın ilerleyici niteliği göz önünde bulundurulduğunda ölümün meslek hastalığına bağlı olarak meydana geldiğinin kabul edilmesi gerektiğini, sigortalıda tespit edilen KOAH ve pnömoninin mesleki koşullara bağlı olduğunu, bu hastalıklarla mesleki maruziyet arasında doğrudan ilişki bulunduğunu, kurulda yer alan tek göğüs hastalıkları uzmanının uzmanlık alanının tüberkülozla sınırlı olduğunu, meslek hastalıkları ve pnömokonyoz konusunda uzmanlığının bulunmadığını, diğer kurul üyelerinin de dava konusuyla ilgili herhangi bir uzmanlıklarının olmadığını, bu yönüyle düzenlenen raporun tıbbi ve hukuki açıdan yetersiz olduğunu ve emsal içtihatlara göre bu tür eksikliklerin müvekkiller aleyhine yorumlanmaması gerektiğini, ölümün mesleki nedenlerden kaynaklandığının kabul edilmesi gerekirken Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dosya kapsamından, bozma kararından sonra alınan adli tıp raporunda kişide pnömokonyoz meslek hastalığının bulunduğu ancak yıllar içinde progresyon (ilerleme) göstermediği, kişinin ölümünün; metastatik akciğer kanseri ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin ölümünün meslek hastalığına bağlı meydana gelmediği yönünde görüş bildirildiği, Mahkemenin temyiz incelemesine konu raporunda bu son raporu da hükmüne dayanak kılmak suretiyle davanın reddine karar verdiği anlaşılmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.03.2002 tarih ve 1/119-135 sayılı ilamında da belirtildiği üzere; bozma kararına uyulması ile Mahkemenin bozma kararı doğrultusunda işlem yapma yükümlüğü doğar. Bu ilke usul kanununun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeni ile ilgilidir. Yargıtayın bozma kararına uymuş olan Mahkemenin, bozma gereğince değerlendirme yaparak yeni hükmü tesis etme zorunluluğu vardır. Somut olayda, Dairemizin yukarıda açıklanan bozma kararında ölümün meslek hastalığından kaynaklı olup olmadığının değil, “müteveffanın vefatından önce tutulmuş olduğu pnömokonyoz meslek hastalığı ile vefatına neden olan akciğer kanseri arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı noktasında,” rapor alınması gerektiğinin belirtildiği, ancak bozma ilamından sonra alınan raporda bu hususu karşılayacak irdelemelerin yapılmadığı anlaşıldığına göre Mahkemece bozma gereği yerinde getirilmeksizin yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, müteveffanın vefatından önce tutulmuş olduğu pnömokonyoz meslek hastalığı ile vefatına neden olan akciğer kanseri arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı noktasında öncelikle Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Dairesinden, raporlar arasında çelişki bulunması halinde ise Adli Tıp Kurumu Üçüncü Üst Kurulundan rapor almak ve çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 404e2e592a18563d 9302832a814d0a6d

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Ocak 2025 kararlarının tamamı