Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/13382 E., 2025/8572 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/13382 E., 2025/8572 K. (21.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/13382
Karar No
2025/8572
Karar Tarihi
21.05.2025
Konu
Tazminat

10. Hukuk Dairesi 2024/13382 E. , 2025/8572 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3085 E., 2021/3554 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/66 E., 2021/376 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ile davalılar ... Temizlik Turizm Taş İnş Pet Ürünleri ve Hizmetleri Taah. San. Dış Tic. Ltd. Şti. ile Beltur Tur. Taşımacılık Otom. Gıda Ürünleri Tem. Hizm. İletişim San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin asıl işveren ... Kent Estetiği Dairesi Başkanlığı Bakım Onarım Şube Müdürlüğünde alt işveren olarak faaliyet gösteren diğer davalılar ... Tur. Ltd. Şti.- Pak Tem. Ltd. Şti. ortak girişiminin işçisi olarak, alçı ve boya ustası olarak çalışmakta iken 02.01.2015 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu yaralanarak ve kalıcı maluliyetinin oluştuğunu, davacının geçirmiş olduğu iş kazasının, Kent Estetiği Dairesi Başkanlığı Bakım Onarım Şube Müdürlüğü yetkilisi .....in talimatıyla resmi bir görevlendirme olmadan, davalı ... Şirketine ait ... / .. Mahallesinde bulunan bahçe evi inşaatında çalıştırılması sırasında gerçekleştiğini, iş kazasının tamamen davalı işverenin kusuru ile meydana geldiğini beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 1.000 TL maddi, 70.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir 2.Davacı vekili 22.03.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat tutarını 361.640,65 TL'ye arttırmıştır.

II. CEVAP Davalılar .... Tur. Ltd. Şti.- Pak Tem. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketler ile Ankara Büyükşehir Belediyesi Kent Estetiği Dairesi Başkanlığı Bakım Onarım Şube Müdürlüğü arasındaki hizmet alım sözleşmesinin işçi teminine yönelik ve muvazaalı olması nedeni müvekkili şirketler yönünden davanın reddi gerektiğini, ayrıca uyuşmazlık konusu iş kazasının asıl işveren yetkilisinin talimatı ile diğer davalı .... Ltd. Şti.'ne ait inşaatta çalıştığı sırada gerçekleştiğini, bu nedenle müvekkili şirketlere kazanın oluşumunda kusur izafe edilmesinin mümkün olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Davalı Demirhanlar Ltd. Şti. cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve husumet itirazında bulunduklarını, davacının kaza tarihinde müvekkili şirketin işçisi olmadığını, kazanın meydana gelmesinde asli kusurun davacıya ait olduğunu, bu nedenlerle de davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili ise zamanaşımı ve husumet itirazında bulunduklarını bildirmiş ve uyuşmazlık konusu iş kazasının davacının kusuru ile meydana geldiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...İlk Derece Mahkemesi "...Davacının asıl işveren olan davalı ... ve alt işveren olan .... Tur. Ltd. Şti. - Pak Tem. Ltd. Şti. Adi ortaklığına bağlı olarak, diğer davalı şirkete ait inşaatta çalışmakta iken iş kazası geçirdiği ve kusur raporuna göre meydana gelen iş kazasının oluşumunda %100 oranında davalı işverinin, kusurlu olduğu, kaza nedeni ile davacının %24 oranında maluliyetin oluştuğu ve aktüerya uzmanı tarafından düzenlenen hesap raporuna göre davacının 91.985.68 TL maddi zararının tespit edildiği, itibar olunan rapor doğrultusunda maddi tazminat talebi ile manevi tazminat talebinin kısmen kabulü gerektiği ..." gerekçesiyle, Davanın kısmen kabulüne, 1.361.640,65 TL maddi tazminat alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bu alacağa kaza tarihi olan 02.01.2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 2.40.000,00 TL manevi tazminat alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bu alacağa kaza tarihi olan 02.01.2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılardan ...... Ltd.Şti ile .... Ltd.Şti. vekili ile .... Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Davacı vekili temyizinde, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında müvekkilinin bakiye ömür tespitinde PMF-1931 yaşam tablosu kullanılmasının hatalı olduğunu, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları gereğince bakiye ömür belirlenirken TRH 2010 tablosunun kullanılması gerektiğini ve manevi tazminat miktarının İlk Derece Mahkemesi tarafından düşük belirlendiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... ve davalılar .... Turizm Ltd. Şti. ve Pak Temizlik Turizm Ltd. Şti. vekilleri temyiz dilekçelerinde kusur ve maluliyet oranları ile husumet itirazlarını tekrarla ve manevi tazminat miktarının fahiş belirlendiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanakları, 510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi hükümleridir. 1. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde: "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise, iş yerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nın 150/7. maddesi gereğince “Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır.” Davanın açılmamış sayılması kararı nihai bir karardır, temyizi kabil niteliktedir. Yargıtay HGK'nın 07.02.2001, 20-100/108 sayılı kararında da belirtildiği gibi HMK'nın 150. maddesine göre davacının açılmamış sayılacağı kararı yasanın emredici nitelikte hükmü gereği olup başkaca bir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden yürürlük kazanır. Derdestlik yönünden kararının temyiz edilmeyerek veya temyiz aşamasından geçerek kesinleşmesini aramaya gerek yoktur. Burada davaların takipsiz bırakılmasını önlemek amacı güdülmüştür. Bu itibarla, davanın taraflarca takip edilmemesi sebebiyle dosyanın işlemden kaldırılması tarihinden itibaren 3 ay içinde dava yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına ilişkin oluşan tüm yasal hüküm ve sonuçlar başkaca bir işleme bağlı olmadan doğrudan doğruya yürürlük kazanır. Derdestlik, dosyanın işlemden kaldırılması tarihinden 3 aylık süre ile sınırlı olmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Ancak bu hükümler davanın açılmamış sayılmasını gerektiren şartların salt doğumu ile kendiliğinden ortadan kalkar ve derdest olmaktan çıkar. Zamanaşımını kesme etkisi dahi sona erer. (Hukuk Genel Kurulu'nun 18.09.1996 tarih E:1996/19-461 - K:1996/607 sayılı kararı) Başka bir anlatımla, davanın açılmamış sayılması, bu konuda herhangi bir davanın bulunmadığı anlamına gelir. Bu sebeple daha önce açılan fakat HMK'nın 150/6.maddesi hükmü uyarınca açılmamış sayılan dava dolayısıyla daha önce ortaya çıkmış bulunan sonuçlar açılacak olan ikinci dava bakımından kesinlikle dikkate alınmaz. Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır. (HMK'nın 150/7). Bu sebeple açılmamış sayılan davada verilen dava dilekçesindeki talep miktarı sonradan açılacak davalar bakımından önleyici veya sonuç doğurucu etki meydana getirmez. Maddi hukuk bakımından açılmamış sayılan davanın mevcut kabul edilmemesi gerekir. Somut olayda, davacı tarafından davalılardan .... Ltd. Şti. aleyhine açılan ve aonrasında takip edilmeyerek davanın açılmamış sayılmasına ilişkin karar verilen Ankara 21. İş Mahkemesinin E.2016/356 K.2019/557 sayılı dosya üzerinden alınan kusur raporunun ilk dava ortadan kalktığından, başka bir ifadeyle maddi hukuk bakımından dava mevcut kabul edilmeyeceğinden, yeni bir dava olarak açılmış bulunan eldeki davada yeni bir kusur raporu alınmadan,bu kusur raporunun esas alınarak hüküm kurulmuş olması isabetsizdir. Mahkemece yapılacak iş; rücu dosyası olup olmadığı da araştırılarak bu dosya üzerinden alınan kusur raporu da dosya kapsamına alınarak SGK müfettiş raporu, rücu dosyasındaki kusur oranları da değerlendirilerek olması halinde aradaki çelişkiyi giderecek şekilde A sınıfı İş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetinden tarafların kusur durumları irdelenmek suretiyle bir kusur raporu alınmalıdır. O halde, davacı ile davalılar .... Temizlik Turizm Taş İnş Pet Ürünleri ve Hizmetleri Taah. San. Dış Tic. Ltd. Şti. ile .... Tur. Taşımacılık Otom. Gıda Ürünleri Tem. Hizm. İletişim San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. ve .... Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve maddi tazminat hükmü ile ilgili istinaf itirazının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen sair hususlar incelenmeksizin karar bozulmalıdır .

VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle, 1.Davacı ile davalılar .... Temizlik Turizm Taş İnş Pet Ürünleri ve Hizmetleri Taah. San. Dış Tic. Ltd. Şti. ile .... Tur. Taşımacılık Otom. Gıda Ürünleri Tem. Hizm. İletişim San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. ve ..... Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekillerinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazları nedeniyle, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA, 4. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 807c817768fd0b14 8e237c780badc5e2

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı