10. Hukuk Dairesi 2023/1868 E. , 2025/2314 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2195 E., 2022/1918 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 16. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/91 E., 2022/124 K. Taraflar arasındaki hizmet, prime esas kazanç ve Basın İş Kanunu kapsamında çalışma tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalılar yanında 01.08.2004 - 05.05.2015 tarihleri arasında Basın İş Kanuna tabi olarak önceleri program yapımcısı ve sunucusu görevi ile, sonraki dönemlerde ise haber spikeri olarak çalıştığı, ancak davacının 01.08.2004 - 18.11.2013 tarihleri arasında çalışmalarının ...'ya bildirilmediği ve primlerinin ödenmediği iddiasıyla davacının 2004 yılında aylık net 1.200,00 TL ücret ile başladığı, 2005 yılında aylık net 1.300,00 TL, 2006 yılı aylık net 1.500,00 TL, 2007 yılı aylık net 1.700,00 TL, 2008 yılı aylık net 1.800,00 TL 2009 yılı aylık net 1.900,00 TL, 2010 yılı aylık net 2.000,00 TL, 2011 yılı aylık net 2.100,00 TL, 2012 yılı aylık net 2.200,00 TL, 2013 yılı aylık net 2.250,00 TL ücretle çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; aşamalarda davanın yerinde olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşamı itirazında bulundukları, davacı ile davalılar arasında hiçbir şekilde ne 5953 sayılı Basın İş Kanunu'na ne de 4857 sayılı İş Kanun'a tabi hizmet ilişkisi olmadığı, davacının 01.08.2004 - 18.11.2013 tarihleri arasında 9 yılı aşkın bir süre sigortasız çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının başlangıçta Kanal .... televizyonunda Hayat ve Sağlık programının yapımcı ve sunucusu olarak hazırladığı programı haftanın belli gününde ve gün içinde 50 dakika olmak üzere sözleşmelerde belirtildiği şekilde program başına bedel karşılığında programın tüm haklarını ... Ajansına devrettiği, davacıya ödenen bedele ilişkin gider pusularının davacı tarafında imzalandığı ve gelir vergisi kapsamında % 20 gelir vergisi tevkifatlarının yapılarak kalan miktarın davacıya ödendiği, 2007 yılı için net 250,00 TL, 2008 yılı için net 40,00 TL, 2009 ve 2010 yılı için 11 Haziran tarihine kadar net 450,00 TL olduğu, yapımcı olan davacı ile yapılan sözleşmenin Kanal ... ve Kanal .... İstanbul'da yayınlanan Kadına Dair isimli 13+13 haftalık proğrama ait olduğu, davacıyla aralarındaki ilişkinin hizmet sözleşmesi kapsamında olmayıp, FSEK kapsamında hazırlanan “...” ve “...” adlı programların belli bir mesai, işyeri şartı ve düzenli ücret kapsamında olmaksızın ...’e devredilmesinden ibaret olduğu, çalışmalarını işyerinde sürdürmediği, dilediği zaman gelip gitmek şeklinde hareket ettiği, davacı ile davalılardan..... arasında yapılan 18.11.2013 tarihli ve 19.11.2013 başlangıç tarihli sözleşmede davacının Basın İş Kanununa tabi olmayan çalışması karşılığında net ücreti 2.000,00 TL olarak belirlendiği, bu sözleşmenin öncesinde davacının hizmet akdine tabi hiçbir ilişkisi ve faaliyeti olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararla; davacı vekili tarafından davacının her iki şirkette çalıştığı, her iki şirketten ücretlerini aldığı, şirketler arasında organik bağ olduğunun bildirildiği, şirketlere ilişkin ticaret sicil kayıtlarının getirtildiği, bordroların temin edildiği, komşu araştırması yapıldığı, bordro ve komşu tanıklarının dinlendikleri, yapılan değerlendirmede davacının işinin haber programcılığı, sunuculuk ve spikerlik gibi Basım İş Kanunun kapsamında iş olması, bu işi yapanların ... ajansından sigortalanmaları, tanık beyanlarına göre teknik personelin ... yayıncılıktan sigortasının gösterilmesi, davacının hesabına yapılan ödemelerin ... ajansı tarafından yapılması, imzalanan 2012 tarihli sözleşmenin ... Ajansı ile davacı arasında imzalanması ve 2004 Kasım tarihinde ... yayıncılık için yapılan yerel denetimde davacının ismi olmaması ama tanık beyanlarına göre bu tarihte aynı binada çalışıyor olması karşısında davacının dava konusu dönemde işverenin ... Ajansı olduğunun kabulü gerektiği, davacının işe başlangıcının tanık beyanlarına göre 01.08.2004 olabileceği, davacının .... sicil sayılı davalılardan.... Ajansı Basın Yayın Rek. Tic. A.Ş. işyerinde 01.08.2004 - 18.11.2013 arasında aylık 30 gün üzerinden Basın İş Kanunun kapsamında çalıştığı kabul edildiği, prime esas kazanç tespiti talebi yönünden aynı sektörde çalışan firmanın yapımcılara ödediği emsal ücret, 2012/9 ve sonrası yönünden yazılı sözleşmeyi esas alarak belirleme yapan yasal yeterli gerekçeyi içerir denetime elverişli bilirkişi ek raporuna itibar edildiği, bu kabullere göre davalı ... şirketi hakkındaki davanın pasif husumet yönünden reddine, davalı .... şirketi yönünden kısmen kabul ve ispat edilemeyen fazlaya ilişkin talep yönünden kısmen reddine karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile, davalı ... şirketi yönünden davanın pasif husumeti ilişkin olarak reddine, davalı .... Şirketi yönünden davanın kısmen kabulü ile davacının ... sicil sayılı davalı işyerinde 01.08.2004 - 18.11.2013 tarihleri arasında aylık 30 gün üzerinden 01.08.2004 - 31.12.2004 döneminde 1.046,76 TL., 01.01.2005 - 31.12.2005 döneminde 1.214,24 TL., 01.01.2006 - 31.12.2006 döneminde 1.339,85 TL., 01.01.2007 - 31.12.2007 döneminde 1.535,24 TL. 01.01.2008 - 31.12.2008 döneminde 1.744,59 TL., 01.01.2009 - 31.12.2009 döneminde 1.919,05 TL., 01.01.2010 - 31.12.2010 döneminde 2.095,26 TL., 01.01.2011 - 31.12.2011 döneminde 2.304,79 TL., 01.01.2012 - 31.08.2012 döneminde 2.535,27 TL., 01.09.2012 - 31.12.2012 döneminde 2.793,69 TL., 01.01.2013 - 18.11.2013 döneminde 2.797,55 TL., brüt ... ile sürekli ve kesintisiz olarak Basın iş Kanunu kapsamında çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalılar vekili çekildiğinden lehlerine vekalet ücreti takdir edilmesinin yerinde olmadığı, davalı ... şirketi yönünden husumet nedeniyle red kararının yerinde olmadığı, davanın tümünün ispat edildiği ve kabulüne karar verilmesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; sigortalıların bildirim yükümlülüğünün işverene ait olduğu, davanın ispat edilemediği, eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 01.08.2004 - 18.11.2013 dönemindeki hizmet süresinin tespiti ile 01.08.2004 - 05.05.2015 tarihleri arasında davalı işveren yanındaki çalışmaların basın iş kolunda geçtiğinin, bu süreye göre itibari hizmet süresinin ve prime esas kazancın tespitine ilişkindir. 1.Hizmet Tespiti İstemi: 1.1.Davacının davalı işveren nezdinde 01.08.2004 - 18.11.2013 tarihleri arasındaki hizmet akdine tabi olarak tam ve kesintisiz çalıştığının tespitine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararı yerindedir. 2.Sigorta Prime Esas Kazanç Tespiti İstemi: 2.1. Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un "Prime esas kazançlar" başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79. maddenin 10. fıkrası ve 5510 sayılı Kanun'un 86. maddenin 9 uncu fıkralarına dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80. maddelerine göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun; 288. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289. maddesinde, 288. madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292. maddesinde de senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 ve 202. maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur. 2.2.Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 gün ve 2010/10 - 480 E., 2010/523 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 E., 2010/524 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 E., 2010/525 K., 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 E., 2011/649 K., 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 E., 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir. 2.3.Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ile ortaya çıkan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda, sigorta primine esas kazanç tutarı konusunda öngörülen yönteme uygun inceleme ve araştırma yapılmaksızın karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacının prime esas kazancının tespitine ilişkin olarak yazılı delil arandığı, şayet yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belge ya da belgeler bulunması halinde tanıkla da ispatın mümkün olabileceği gözetilerek yukarıda açıklanan ispat kuralları çerçevesinde yeterli araştırma yapılarak varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekirken; davacıya 2007, 2008 ve 2009 yıllarında yapılan ödemelere ilişkin bir kısım makbuzların tüm dönemlere teşmili suretiyle ve kıyasla hüküm kurulması isabetsizdir. 3.İtibari Hizmet Tespiti: 3.3.İtibari hizmet süresi, ağır ve yıpratıcı işlerde çalışanlara, erken emeklilik imkânı sağlamak amacıyla kanun koyucu tarafından öngörülmüştür. Fiilen çalışılmamış olmasına rağmen, sigortalılık süresine eklenir. 506 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesi, özellikle Basın İş Kanunu kapsamındaki gazeteciler için her tam yıl çalışmaya karşılık 90 gün itibari hizmet süresi eklenmesini düzenler. Bu hak, yalnızca kanunda belirtilen meslekler, işyerleri ve çalışma koşulları sağlandığında uygulanabilir. İtibari hizmetten yararlanmak için gazetecinin basın kartına sahip olması ve fikir-sanat işi kapsamında çalışması gerekir. Basın İş Kanunu, gazetecilik mesleğini; yazar, muhabir, editör, kameraman gibi doğrudan basın faaliyeti yürütenlerle sınırlar. Teknik ve idari personel kapsam dışıdır. Radyo ve televizyon kuruluşlarında haberle ilgili birimlerde çalışanlar da, doğrudan haber üretimine katkı sağladıkları ölçüde kapsam dahilindedir. Uplink görevlisi, şoför, sekreter gibi dolaylı görevler kapsam dışıdır. 3.4.Öte yandan; 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun'u bakımından; itibari hizmet kavramı yerine fiili hizmet süresi zammı kavramı kullanılmış ve 5510 sayılı Kanun'un 40. maddesinde fiili hizmet süresi zammından kimlerin hangi şartlarla faydalanabileceği hususu düzenlenmiş olup, basın ve gazetecilik mesleğinde olanlar ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunda haber hizmetinde çalışanlar bakımından, 19.01.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6385 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile eklenen düzenleme ile, basın ve gazetecilik mesleğinde Basın Kartı Yönetmeliğine göre basın kartı sahibi olmak suretiyle fiilen çalışanların ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunda Basın Kartı Yönetmeliğine göre basın kartı sahibi olmak suretiyle; Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunda haber hizmetinde fiilen çalışanların bu çalışma sürelerinin fiili hizmet süresi zammının hesabında gözetileceği hüküm altına alınmış, 6385 sayılı Kanun'un 21. maddesinde de bu düzenlemenin 2008 yılı Ekim ayı başından itibaren geçerli olacağı belirtilmiştir. 3.5. Ne var ki, 5510 sayılı Kanun'a, 6385 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile eklenen 16. alt bendinde yer alan, "basın ve gazetecilik mesleğinde olan kişilerden,-"Basın Kartı Yönetmeliğine göre basın kartı sahibi olmak suretiyle- fiilen çalışanların- itibari hizmetten faydalandırılması gerektiğine ilişkin kanun maddesine karşı somut norm denetimi yolu ile Anayasaya aykırılık iddiası ileri sürülmüş ve Anayasa Mahkemesinin 25.12.2019 gün ve 2019/62 Esas, 2019/98 Karar sayılı kararı ile 16 numaralı bendin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline dair karar verilmiş olup, karar 14.02.2020 tarih ve 31039 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. 3.6.Diğer taraftan, 7256 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile benzer mahiyette bir bent 13.11.2020 tarihi itibari ile yürürlüğe girmiş olup, bent hükümleri; Kapsamdaki işler/işyeri Kapsamdaki sigortalılar Eklenecek Gün sayısı "16) Basın ve 14 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine göre basın 90 gazetecilik kartı sahibi olmak suretiyle fiilen çalışanlar. Mesleğinde" şeklinde iken,; bu bent üzerinde bir değişiklik de, 13.10.2022 tarihli ve 7418 sayılı Basın Kanun'u ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun'un 24. maddesiyle bu sırada yer alan “14 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine” ibaresi “09.06.2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu'na” şeklinde değiştirilmiştir. 3.7. Sonuç olarak maddenin son hali; Kapsamdaki işler/işyeri Kapsamdaki sigortalılar Eklenecek Gün sayısı "16) Basın ve 09.06.2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu'na 90 Gazetecilik Mesleğinde göre basın kartı sahibi olmak suretiyle fiilen çalışanlar. şeklini almıştır. 3.8. Görüldüğü üzere Basın Kanunu kapsamında geçen çalışmalar nedeniyle itibari hizmet süresinin tespiti / fiili hizmet süresi zammından faydalandırılması amacıyla açılan davalarda; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7. maddesi hükmünde yer alan "Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun'un geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler"hükmü ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, mahkemece, öncelikle talep konusu dönem ve bu döneme göre davacı hakkında uygulanması gereken yasal mevzuat ve şartları ayrı ayrı tespit edilmeli ve 01.10.2008 tarihi öncesindeki dönem bakımından 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesinde yer alan itibari hizmetin, 01.10.2008 tarihi ve sonrası dönem bakımından ise, 5510 sayılı Kanun'un 40. maddesi hükümleri kapsamında hak kazanılan fiili hizmet süresi zammının şartları irdelenerek, yasal çerçevede bir karar verilmelidir. 3.9.Yapılacak irdelemede, davalı iş yerinin kapsam ve kapasitesi ile gerçekleşen çalışmanın niteliği irdelenmeli, bu bakımdan davalı iş yeri hakkında, öncelikle kanun kapsama alınıp alınmadığı hususu ile itibari hizmet kapsamında olup olmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumunca veya İş Müfettişlerince denetim yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, iş yerinde itibari hizmete tabi olarak bildirim yapılan kişilerin varlığı ile birlikte, davacının nerede, iş yerinde hangi bölümde, ne surette çalıştığı ve şayet var ise ek 5. maddenin ikinci bendinde yer alan "Basım ve gazetecilik iş yerlerinden" maruziyet koşulunun gerçekleşmesi gerektiği dikkate alınarak, maruziyetin ne şekilde gerçekleştiği hususu gerek bordrolu tanıkların alınacak beyanları ile ve gerekse de iş yeri uygulamaları ve özlük dosyası ile yapılacak keşifte gözlemler tutanağa yansıtılmak suretiyle dikkatlice belirlenmeli, davacının çalışması tüm bilgi ve belgeler ile bordrolu tanıklar dinlenildikten sonra net olarak belirlenmeli, çalışmanın 5953 sayılı Kanun kapsamına girip girmediği hususunda ise, davacının yaptığı işin fikir ve sanat işi niteliğinde olup olmadığının tespitinde iletişim fakültelerinde görevli bilirkişi yada bilirkişi heyetinden rapor alınarak, dinlenilen bordrolu tanıklar ile davacı hakkında iş yerinde tutulan tüm belgeler ve kayıtlar dikkatle incelendikten sonra, sonucuna göre bir karar verilmeli, ulusal veya yerel televizyon veya radyolarda geçtiği iddia edilen çalışmalar bakımından da haberle ilgili birimlerinde ve haber program kayıtlarına ilişkin cd çözümleri ile birlikte RTÜK kayıtlarının istenmesinden sonra yapılan işin fikir ve sanat işi niteliğinde olup olmadığı tespit edilmeli ve 30.09.2008 tarihinden önceki çalışmalar yönünden 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "...Fiilen çalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılan gün sayısı x 0.25) formülü uygulanır." hükmü ile Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 16.05.2000 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 18.02.2000 gün ve 1997/1 Esas - 2000/1 Karar sayılı kararında, itibari hizmet süresinin, salt sigortalılık süresine eklenmesi gerekeceği, ayrıca bu sürenin fiili prim ödeme gün sayısına eklenmesinin söz konusu olamayacağına ilişkin kararı dikkate alınmalı ve 01.10.2008 tarihi ve sonrası geçen çalışma dönemleri bakımından fiili hizmet süresi zammından faydalanabilmek için 40. maddede aranan " basın kartı sahibi olmak suretiyle" ibaresi ile getirilmiş olan basın kartının varlığına ilişkin koşul da araştırılmalı ve oluşacak sonuca göre infaza elverişli şekilde bir karar verilmelidir. 3.10. Eldeki dava bakımından ise, davacının talebinin hem 506 sayılı Kanun hem de 5510 sayılı Kanun kapsamında kaldığı görülmekle birlikte, öncelikle davacının basın kartı bulunup bulunmadığı araştırılmalı ve davalı iş yerleri hakkında ayrı ayrı itibari hizmete tabi olup olmadığı hususunda davalı Kurumca veya iş Müfettişlerince denetim yapılıp yapılmadığı hususu ile birlikte, davacının haber bölümünde çalışıp çalışmadığı hususunda yapılan araştırma ve inceleme yetersiz olup, davacının iş yerinin hangi bölümünde ne suretle çalışmalarının gerçekleştiğinin dinlenecek bordrolu tanık beyanları ile beraber tüm delillerin toplanmasından sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. 3.11.Kabule göre de, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinin (2) nci fıkrasında "hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir", hükmü öngörülmüş olup, mahkemece, kabule konu olunan 30.09.2008 tarihinden önceki çalışmalar yönünden davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesi olduğu anılan maddenin 3. fıkrasının "... Fiilen çalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılan gün sayısı x 0.25) formülü uygulanır." hükmü gereği, hüküm kurulması gerekmekte olduğu, yine Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.2000 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 18.02.2000 gün ve 1997/1 Esas - 2000/1 Karar sayılı kararında, anılan Kanun'un Ek 5. maddesinde öngörülen itibari hizmet süresinin, salt sigortalılık süresine eklenmesi gerekeceği, ayrıca bu sürenin fiili prim ödeme gün sayısına eklenmesinin söz konusu olamayacağına ilişkin kararı dikkate alınmaksızın, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 27a0db2d58f3a186 a49ef38e94fd52f9